Bilecik'te Ciğerlerimiz Yanıyor!
Gölpazarı ve Osmaneli ilçelerimizde devam eden yangın felaketinde hava söndürme araçlarının bir an önce bölgemize sevk edilmesini bekliyoruz.
Depremde zemine bağlı riski sokak sokak, ev ev görebileceğiniz, kendi evinizin durumunu kontrol edebileceğiniz çalışma ekte ve evet, emeği geçenlerden birisi de Gezi Davası ile tutsak edilen Tayfun Kahraman.
https://t.co/x6bRPaMACe
Depremden sonra İstanbullular sokaklara döküldü ama bir afet durumunda toplanma alanı olabilecek yeterli sayıda yer artık yok. Bir belgesel için o dönem Şehir Plancıları Odası’nda olan Tayfun Kahraman ile konuşmuştuk. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman şu anda tutuklu…
Depremin merkez üssü Silivri’deki cezaevinde tam beş şehir plancısı hapis durumda yatıyor. Beşi de İstanbul’u depreme hazırlama konusunda yetkin pozisyonda iken tutuklu.
Avukatımın gelmesiyle birlikte, yaşanan depreme dair duygularımı şimdi ifade edebiliyorum.
En büyük üzüntüm, hayatını İstanbul’u afet odaklı planlamaya adayan, bunun mücadelesini veren yöneticiler ve şehir plancılar olarak bu zor günde sizlerle olamamaktır.
İlk tespitlerde herhangi olumsuz vaka olmaması sevindirdi. Tüm İBB ekiplerimiz teyakkuz halinde, tüm devlet kurumlarıyla koordineli şekilde görev başındalar.
İstanbul depremi ile ilgili mücadele, kurumlarımızın tamamının üstünde büyük bir beka mücadelesidir. Deprem meselesi seçim kazanmaktan, koltuk hırsından çok daha büyük bir meseledir. Bu nedenle acilen birliğe, beraberliğe, dayanışmaya ve ortak akla ihtiyacımız vardır.
Depremle mücadele konusunda merkezi hükümetle birlikte çalışabilmek adına muhtelif önerilerimiz oldu.
Bu vesileyle tekrar hatırlatmak isterim ki; kentsel dönüşümden altyapı ve üst yapı güçlendirmelerine, yeşil alanlardan ulaşıma, doğanın korunmasından kentsel gelişim prensiplerine, finansmandan bütün kurumlarla iş birliğine, İstanbul ve yakın bölgesini kapsayan geniş çaplı bir çalışma zorunluluktur.
Ulusal ve uluslararası seferberlik duygusuyla, İstanbul Deprem Konseyi önerimiz mutlaka harekete geçirilmelidir.
Kanal İstanbul ve benzeri ihanet projelerinden İstanbul’u uzak tutarak devletimiz ve milletimiz için beka problemi olan İstanbul Depremine ve sonuçlarına hızlıca hazırlanmalıyız.
Milletimize geçmiş olsun.
Bu ülkede “fakir çocuk” annesi çöp toplamaya gidince yanarak öldü, “ayrıcalıklı çocuk” yangın tedbirsiz otelde öldü, “Türk çocuk” önünüze katıp çatışmaya götürdüğünüz için öldü, “Kürt çocuk” zırhlı araç çarptığı için öldü, “işçi çocuk” okulu bırakıp fabrikada kolunu kaptırıp öldü, “Suriyeli mülteci çocuk” kaçak çalıştığı yerde asansöre sıkışıp öldü, “üniversiteli çocuk” sokakta dövdürdüğünüz için öldü, “tarikata verdiğiniz çocuk” üstüne kapı kitlendiği için yanarak, dayanamayıp intihar ederek öldü, “mezun çocuk” iş bulamadığından öldü, “aşiret çocuğu” koca köy organize olup öldürdüğü için öldü, “mendil satan çocuk” tecavüz edilip öldü, “yeni doğmuş çocuk” hastane çetelerinin elinde, “kaykay yapan çocuk”, “harçlığını çıkarmak için çalışan çocuk” sokak güvenliği olmadığı için, “sitede oturan çocuk” kolonu kesilmiş bina yüzünden “sporcu çocuk” inşaatı denetlenmemiş otel yüzünden öldü. Siz hangi çocuğu koruyup kollayabiliyorsunuz da ne yüzle çocuk istiyorsunuz?
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Mesleğimizin tarihsel birikimine, Odamıza ve örgütlü gücümüze yaslanarak, gururla sesleniyoruz; biz buradayız!
Meslektaşlarımızı kirletemezsiniz, mesleğimizi ve Odamızı teslim alamazsınız!
Bu memleket bizim.
Biz kazanacağız, mutlaka kazanacağız!
#ŞehirPlancılarınaÖzgürlük
Sevgili dostlar, gözaltına alınmadan hemen önce sizlerle paylaşmak üzere bir video hazırlamıştık. Paylaşmak kısmet olmadı. Bugün sizlerle paylaşmak istedim.
İBB Miras olarak şehrin hafızasında özel bir yeri olan İstanbul’un en eski Mevlevihanelerinden Fatih Mevlevihanesi (Âbid Çelebi Tekkesi) Haziresi’nde restorasyon çalışmalarını başlatmıştık.
Mevlana neslinden Sultan Bayezid dönemi şeyhlerinden olan Âbid Çelebi’nin kurduğu tekkenin haziresinde yine tekke şeyhlerinden Hacı Mustafa Sıdkı Efendi ile Şeyh Hüseyin Hamdi Efendi’nin mezar taşları yer alıyor.
Eminim ki arkadaşlarımız bu restorasyonu hakkıyla tamamlayacak ve 15. yüzyıldan günümüze ulaşan bu tarihi alanı siz değerli İstanbulluların ziyaretine açacaktır.
Sağlığım için iyi dileklerini, dualarını eksik etmeyen tüm güzel dostlarıma gönülden teşekkür ederim.
İyi pazarlar dilerim…
Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, 24-27 Mart tarihlerinde Strazburg’da gerçekleşti. Oturumun gündeminde, Türkiye’de seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması vardı. Gençlik Delegesi Enes Hocaoğulları söz aldı: “Türkiye’de gençler artık yeter diyor!”
Mahir Polat şuan yoğun bakımda. Hiçbir ciddi somut delil olmadan yalnızca gizli tanığın soyut ifadesi üzerine kent uzlaşısı iddiasıyla tutuklandı. Oysa "kent uzlaşısı"nda rol aldığına dair hiçbir delil dosyada gösterilmedi. Bu da yetmedi; suçlama konusu kent uzlaşısıyla bir bağlantısı kurulmadan, kim oldukları açıklanmayan kişilerle geçmişte görüşmesi suçmuş gibi gösterildi. Amaç Mahir Polat'ı terörle bağlantılı gösterip kriminalize etmek ve cezaevine atmaktı.
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat'ın bir konuşması sosyal medyada gündem oldu:
"İstanbul'da para harcamadan girebileceğiniz çatısı olan bir kamusal mekan yok. Bir insan evinden çıkınca para harcamadan üstü kapalı bir mekana gidemez mi?
Paranız yoksa, bu şehirde hakkınız olduğu hissini nereden alacaksınız? Bizim bu ayıbı ortadan kaldırmamız lazım."
Şehir Planlama KAMU YARARINA yapılan bir meslektir. Sorumluluk gerektirir. Sermaye ile iş birliği içindekiler ile halkı, çevreyi, refahı öncelemeyenler için ise bir tehdit ya da bir engeldir. Engelleri aşan, tehdit olan şehir planlama halkın, geleceğin, çevrenin yanındadır.