nedense “fetö okuluna gitsem belki new york’ta olurdum… veya bakan falan olurdum” lafına alınan gücenen hiçbir eski bakan falan yok… o konuda bir hoşgörü patlaması yaşanıyor
Deniz’in şovu 90 dakikada bitmedi. Hicvettiği devlet/toplum refleksi, gösteri biter bitmez canlı performansına başladı. Yani bir açıdan gösteri hala sürüyor.
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
ya n'olacaktı? her gün en az bir kadının öldürüldüğü, katillerin "iyi hal" indirimleriyle ödüllendirildiği bir ülkede şiddet sadece evde mi kalacaktı? elbette okullara, hastanelere, her yere sıçrayacaktı. hiçbiri diğerinden bağımsız değil; hepsi aynı çürümenin eseri.
İyi niyetle yapılan öneriler yaşadıklarımız için çözüm üretemez. İki gündür yaşanan şiddet bir sistemdir, zamanla oluşur. Bu çocuklar bir anda şiddet üretmediler.
Onlar, içinde yaşadıkları sistemin ve zamanın birikimini taşıyorlar. Meselemiz güvenlikçi bir bakış açısı ile bu şiddeti yalnızca durdurmak değil. Şiddeti mümkün kılan çevreleri, bu şiddetin ekolojisini görmek zorundayız. Tüm gelişimsel çevre katmanlarını birlikte düşündüğümüzde, şu gerçek daha net görünüyor;
Mikrosistemde çocuklar, gençler duygularını taşıyamıyorlar. En yakın ilişkilerde, ailede, okulda, arkadaş çevresinde çocukların öfkesini, utancını, dışlanmışlık hissini tutabilecek, anlamlandırabilecek bir ilişki alanı kurulamıyor.
Mezosistemde; aile, okul ve psikososyal destek mekanizmaları birbirinden kopuk, Yapısal sorunlar devasa, yoksulluk eşitsizlik ve kutuplaşma dili.
Ekzososistemde dijital dünya filtrelenmiyor. Gençler, şiddeti estetize eden, öfkeyi besleyen ve görünürlük ile şiddet arasında bağ kuran içeriklere maruz kalıyorlar.
Makrosistemde değerler benimsenmiyor. Dindarlık, tek başına ahlaki bir gelişim zemini kurmaz. Bunu görmemenin bedelini daha çok ödeyeceğiz gibi görünüyor. Şiddetin dili normalleşirken, kutuplaşma artarken, çocuklara sunulan değerler sorgulanmıyor.
Kronosistemde ise, tüm bunlar zaman içinde birikiyor.
Ve bu birikim, bir noktada yıkıcı davranış olarak dışarı çıkıyor. Bu ekolojiyi dikkate almadan güvenlikçi yaklaşımlar durumu değiştirmez. Ayrıca ülkeyi senelerdir yönetme sorumluluğunu taşıyanların da bir nebze olsa düşünmeleri gerekiyor. Bütün bunlar neden mümkün oldu?..
“Söylenecek söz yok” yok mu? Milli Eğitim Bakan yardımcısı olarak söyleyecek bir şeyiniz yoksa o zaman istifa etmeniz gerekmez mi? Söyleyecek sözü, yapacak işi olan otursun o makama.
Yazmayayım, ne nedir belli, işime gücüme bakayım diyorum ama gönlüm razı gelmiyor.
Komplo teorileri ne yazık ki gerçeği bulandırıyor, gerçek ve yaygın, her gün burnumuzun dibinde olan kötülük ile mücadeleyi zorlaştırıyor.
Olayların arkasında şeytan, ritüel, ayin komplo falan aramanıza gerek yok.
Dünyanın başarılı, zengin, ayrıcalıklı, nüfuzlu kesiminden bir sürü insanın kendi çıkarları ve keyifleri uğruna binlerce çocuğu ve kadını istismar etmiş olmaları, ya da bu yapılırken önemsememiş olmaları yeterince kötü. Bu yeterince kötü.
Epstein’ın 2006-2007’de çocuklara ve kadınlara cinsel saldırıdan hüküm giymiş ve hapse girmiş çıkmış biri olduğunu bildikleri halde (bu ilk soruşturmada 34 çocuğun saldırıya uğradığına dair somut bilgi var) bu adamla işe, güce, ahbaplığa devam etmiş “saygın, elit, güçlü” insanların olması yeterince kötü değil mi?
Epstein 90 lı yıllardan beri binlerce çocuğu, kadını istismar etmiş ve bunu bilen ve durdurabilecek güçte yüzlerce, binlerce insan varmış ve hiçbiri durdurmamış. Aksine çıkar ve güç ilişkileri içinde durumu idare etmiş, göz yummuş, yeri gelmiş onlar da istismar etmiş.
Epstein para ve iş konuşmak, birilerini zengin etmek, birilerine karşı bilgi toplamak, biri adına casusluk yapmak, birilerini birilerine bağlamak, insider info, manipülasyon vb. gibi en klasik iş ve derin devlet dünyası aracılık işlerini yaparken insanları etkilemek için partiler, davetler, bağışlar, etkinlikler, şovlar, lüks, ihtişam gibi en klasik pazarlama araçlarını kullanmış ve bütün bu sistemin yapıştırıcısı olarak da çocuk ve kadın istismarını kullanmış. Akıllı, nüfuzlu, güçlü, makam mevki sahibi insanlar da buna iştirak etmiş.
Bu yeterince kötü. Komplo teorisiz yeterince kötü.
Gerçek yeterince basit ve kötü. Bazı insanlar kötüdür, bazıları kötülüğe meyillidir, güç ve kendi arzu doyumları uğruna başkalarını önemsemezler, grup dinamikleri bunu kolaylaştırır, yanlış kolayca normalleşir, kanıksanır, sistemde fren olmak zorundadır. O fren de sensin, benim.
‘Depremde kaybolan çocuklar nerede’ diye bir cümle kurduğumuza inanamıyorum! Yansın bu dünya!
Çocukların ve savunmasız bireylerin zarar gördüğü hiçbir yapı
“itibar” ya da “siyasi hassasiyet” gerekçesiyle korunmamalı.
Gerçek adalet,
ancak açık dosyalar ve bağımsız soruşturmalarla mümkün olabilir.
Türkiye dahil olmak üzere
tüm ülkeler sorularını sorsun, hesap istesin. Çocuklarımızı, kadınlarımızı sömürenlerin burnundan getirilsin !
Bir çocuğun hayatı,
her türlü konunun üstündedir.
Şeffaflık istiyoruz.
Bağımsız soruşturma istiyoruz.
Bu görüntülerde Trump’ın 14 yaşında kızların model olarak seçildiği bir yarışmada jüri üyeliği yaptığını görüyoruz.
Sık yapılan bir hata var: reşit olmayan her çocuğa yönelik cinsel arzuyu tek bir başlık altında “pedofili” diye adlandırmak.
Bu yaklaşım meseleyi yalnızca “sapıklık” kategorisine sıkıştırıyor ve Epstein gibi cinsel saldırı suçlarını, ya da bu görüntülerdeki modellik, güzellik kraliçeliği vb. sistematik, örgütlü çocuk ve kadın istismarı yapılarını anlamamızı ve bunlarla etkili mücadeleyi bulanıklaştırıyor.
Asıl ayrım şudur:
- pedofili 0 - 11 yaş
- hebefili 11 - 14 yaş
- ephebofili 14 - 17 yaş
Bu ayrım neden önemli?
Pedofili, ergenlik belirtisi göstermeyen, cinsel özne olmayan bir çocuğa yönelik yönelimi tanımlar. Yani ortada herhangi bir cinsellik sinyali veren bir özne yoktur, çocuk bedeni çocuk görünümündedir.
11–14 yaş aralığı ise biyolojik olarak ergenlik sürecinin başladığı, bedende bazı ikincil cinsiyet özelliklerinin (örneğin meme, kalça gelişimi, kıllanma, regl, ses kalınlaşması) ortaya çıkabildiği bir dönemdir. 14–17 yaş aralığında ise birey dışarıdan bakıldığında yetişkin gibi görünebilir.
📌Bu biyolojik özelliklerin hiçbiri çocuğu cinsel özne yapmaz. Hiçbiri yetişkinin sorumluluğunu azaltmaz. Hiçbiri suçu hafifletmez. Bunların tamamı suçtur. Net suçtur. Amasız suçtur.
Hatta kişisel görüşüm olarak, nörogelişim ve güç asimetrisi nedeni ile 18–23 yaş aralığının da “geç ergen / genç yetişkin” olarak ayrıca ele alınması ve bu gruba yönelik cinsel saldırı ve istismar biçimlerinin daha özel tanımlarla tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Ancak asıl vurgulamak istediğim nokta şu:
“Gençlik” merakı bireysel bir sapkınlıktan çok, patriyarkal bir arzu örgütlenmesidir. Erkek egemen sistem, dişiyi mümkün olduğu kadar genç, daha kolay tahakküm edilebilir, daha uzun süre “kullanılabilir” ve doğurgan olarak kurgular. Bu, tek tek erkeklere yönelik bir itham değil bu arada, arzunun kültürel ve yapısal olarak nasıl üretildiğine dair bir tespit yapıyorum.
Bu yüzden Epstein, Trump gibi vakaları sadece “ahlaksız birkaç sapkın” diye ele alamayız. Sorun, kültürün iliklerine kadar işlemiş olan “genç dişi” arzusu ve kadın cinsiyetine yönelik düşmanlıktır.
Gücü eline geçiren bazı erkekler, hiyerarşinin en tepesinden istediklerini yapma hakkını kendilerinde görürler, bunun cinsel tezahürü ise çoğu zaman toplumun en kırılgan kesimi olan kız çocuklarına yönelen saldırılardır.
Bu yapı görülmeden, adlandırılmadan ve sorgulanmadan bu tür saldırılar tekrarlar.
Nitekim ne alaka sadece şaka deseniz de, gündelik dildeki “38 yaş ne çıtırı, 38 yaş ölmüş artık” gibi sözde şakalar da bu zihniyetin uzantısıdır.
📌 Eğer çocuklara yönelik cinsel saldırı ya da güç asimetrisi içinde işlenen suçlara gerçekten samimi bir şekilde dertleniyorsanız, başta kadınlara, ama herkese yönelik yaşçı ayrımcılıkları da ciddiye almak zorundasınız. Bu ikisi birbirinden bağımsız değildir.
Bir de modellik ve güzellik yarışmaları masum estetik etkinlikler değildir, bedeni metalaştıran ve özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde hak ihlali ve saldırı üreten kültürün uzantılarıdır. Neden güzellik yarışmalarında evlenmemiş genç kadınlar “yarışır” mesela. Estetik ambalajlı modern cariye pazarları özetle 🤷🏼♀️
Bugün chp'nin yanında durmak sizi partili yapmaz; manifest kızlarını savunmak sizi grubun fanı yapmaz, gözaltılara karşı gelmek sizi devlet düşmanı yapmaz; bunlar sizi gören göz, konuşan dil, susmayan vicdan yapar. Hak, hukuk, adalet istemek suç değildir.
Hutbe; dini söylemi kullanarak kadınların mülkiyet ve eşit yurttaşlık haklarını tehdit ediyor.
Yargıtayın “cinsel ilişkiyi reddetmenin elem ve öfke yarattığı” gerekçesiyle verilen indirimli cezayı onama kararı ise; hukuku kullanarak kadınların bedensel özerklik ve yaşam hakkını değersizleştiriyor. Oysa bunlar ayrı kurumlar; ancak bu iki farklı düzlemdeki söylem ve karar birleştiğinde, ortaya çıkan şey kurumsallaşmış psikolojik şiddet oluyor. Kadınlara verilen mesaj net; “haklarınız tartışmaya açık, şiddet karşısında güvenceniz yok.” Mesajı aldık, sizin de almanız gereken çok mesaj var; ama nato kafa nato mermer. Hadi bakalım...