Sevgi, emek ve hassasiyet ister. Gönlü olanın gayreti de olur. Umursamadığı, bir özveri de bulunmaktan imtina ettiği kişiyi sevdiğini söylemenin manası yoktur. Sevgi, bir icraatla onaylanmak ister aksi bir kalbi oyalamaktan başka bir şey değildir. Söyledikleriyle yaptıkları arasında uçurum olan kişi, uzak durulmayı fazlasıyla hak eder.
İnsanlar konuşarak anlaşırlar ancak muhatabın idraki sözlerinizi anlamaya müsait değilse, gönlü yanlış anlamaya meyilliyse böyle durumlarda anlatmaya çalışmaktansa susmak daha iyidir.
"Sana kızmıyorum. Sen bu kadarsın. Bilmeliydim." diyor Cemil Meriç. Uzun yıllar ümitli çırpınıştan sonra yakınındaki insanın 'bu kadar' olduğunu anlamanın ne kadar hüzünlü bir eşik olduğunu söyler. Bazı topraklar çoraktır ama insan tüm sulamalarına rağmen çiçek açmayacağı gerçeğini çok geç farkeder. Emeklerin zayi oluşu kalpte ince bir sızı bıraksa da kabulleniş insanın boşa çektiği yükü sırtından indirir.
Eş, dost ya da tanıdık biriyle yolları ayırmanın da bir adabı vardır. Kırıp dökmeden, haklı çıkma uğruna kendini heder etmeden, nispet yapmadan güzelce çekip gitmek sadece olgunlaşmış bir kalbin harcıdır. Çünkü artık orda kalmanın bir yolu yoktur, vadesi dolmuştur, ıslahı mümkün değildir. Israrla kalmanın getireceği vahim sonuçları öngörmek de velvele koparmadan çekip gitmek de bir meziyettir.
Olur olmaz kişilere derdini dökersen, döktüklerini toplamak yine sana düşebilir. Anlamayan hali, ilgisiz tavırları yorgun olan gönlünü daha da incitebilir..
Bu çağda insanın en büyük ihtiyaçlarından biri samimi bir simaya denk gelmesidir. Nezaketini koruyan, samimi yaklaşan, vefalı, bir hatada yüz çevirmeyen insanlar bu zamanın en güzel nimetlerindendir.
Dengi olmayan birini hayatına alıp huzurlu olanı görmedim. Bir taraf, ulaşamadığı seviyenin hıncını çıkarır; diğer taraf ise sürekli anlaşılmamaya mahkum kalır. Denklik, statü ya da parayla değil, vizyon, karakter ve dünya görüşüyle ölçülür.
"Geçeceğini biliyordum, iyileşeceğimi de.
Güleceğimi, merhametimi hiç kaybetmeyeceğimi,
duvar gibi dimdik duracağımı da…
Ama heyecanımı ve güvenimi kaybedeceğimi hiç düşünmemiştim." https://t.co/bhQ7SQd5XH
Evlilik öyle “âşık oldum, evleneyim” meselesi değildir. “İyi bir insan” deyip çocuk sahibi olmak için de yeterli bir kriter değildir. Çünkü evlilikte asıl mesele sevgi değil, uyumdur.
İki insanın hayata bakışı, tartışma biçimi, sorumluluk anlayışı, para ile ilişkisi, aileye yaklaşımı… Bunlar birbirine uymuyorsa sevgi bir süre sonra yetmez. İnsan en çok da sevdiği ama uyum sağlayamadığı biriyle yorulur.
Evlilikte sorun çoğu zaman kötü bir insanla olmak değildir. Yanlış uyumla olmaktır. Çünkü sevgi,aşk heyecan yaratır ama bir hayatı birlikte taşıyabilmek için karakterlerin de birbirine değmesi gerekir.
Sana saygı göstermeyi,
Değer vermeyi,
Sabır göstermeyi,
Arada nazını çekmeyi,
Sana öfkelenmemeyi
Lütuf olarak görene;
izin de
değer de
Fırsat da verme.
Hiç kimse senin en doğal ihtiyacın,sana lütuf olarak sunamaz.
Onların sana verebileceği bir şey olmayacağı için, olması gerekeni bile sana ödül gibi sunarlar.
Kendini bu tip insanlardan uzak tut.
Çünkü onlarla yaşamak, bir bardak süt için inek beslemek gibidir..
Hep kaybeden sen olursun..
Serhat Yabancı
Hissettiginiz şeyi defalarca söylemek zorunda kalıyorsanız ve hiçbir şey değişmiyorsa, varlığınıza kayıtsız kalanlara da görünmeye çabalamayın. İsteyen çok iyi görüyor.
Çoğu ilişkide kırılma noktası hayatınızdaki kişiye en çok ihtiyaç duyduğunuz zamanda yanınızda olmadığında yaşanır. Güvenli bir ilişki için eşler gerektiğinde birbirleri için dünyalarını durdurmasını bilmeli…
Bir kadın; ‘Ben prensesleri hep çizgi film karakteri zannederdim. Ama meğer prenses olmak ‘kadın’ gibi hissettirilmekmiş. İlgilenilmek, el üstünde tutulmak, gözünden sakınılmakmış.’ dedi. Çok anlamlı… Bir ilişki prenses gibi hissettirmiyorsa o masalın sonu hüzünlü biter.
@maksut_konyar Şu mübarek Kadir gecesinde eşimin 7 aylık maaşını 7 sene oldu hala ödemedin seni Allah'a havale ediyoruz. Hakkımızı helal etmiyoruz. @RTErdogan@yilmaztunc@ahaber