insan insana değil yüklediği beklentilere ve olabilecekken elinden alınanlara darılıyomuş. tuttum derken düşürülenlere gözü dalıyomuş yani aldım derken avcunun boş kaldığı o şeylere
iyileşmek nedir bilmiyorum. artık kanamayan bir yara mı. yeterince dinlendikten sonra koşabilmek mi. vakitlice uyuyabilmek mi. geriye hiç bakmamak mı. çerçevedeki fotoğrafın gözlerinin içine artık bakabilmek mi. kendinle barışmak mı dünyayla barışmak mı.
Muhtemelen sevdiğim hiç sen olmamıştın. Ben; hayatta neleri arıyorsam, onları senin üzerine giydirip sevmiştim. Üzerine olmadı diye de seni suçlayamıyorum şimdi.
Tanıştığımızdan beri bana hiç kıymet verdiğini görmediğim bir insan var. Onun için gösterdiğim çaba buradan Fizan’a yol olurdu. Ama gel gelelim ki; ne Fizan ne o, hiçbir zaman verimli bir toprak olmadı. Ektiğimi biçemedim..meyve vermedi.
Siz beni yapmış olduğum iyiliklerime kadar küstürdünüz. Ben de bazı şeyler güzel kalsın isterdim ama onu bile bırakmadınız. Bu saatten sonra herkes bende seviliyor oluşunu bile sorgulasın.
Ruhumu paramparça etse de bazı üzüntüler, bende beslediği bir yerler de var elbette. Mesela kalbim ve düşüncelerim bana verimli işler yapma fırsatı veriyor. Tabiri caizse; topal köpek gibi koşmaktan vazgeçmiyorum.