Alya’nın gidişinin altının çokta dolu olmadığını bende düşünüyorum. Ama şöyle de bakmak lazım. Mardin’e ayak bastığı günden beri önce oğlu olmak üzere birçok şeyle sınandı. Hiç tanımadığı bir dünyada hep savaştı, güçlü durmaya çalıştı, durdu da. Hiç düşünmeden ölüme gitmekse Alya o yolu her gün yürüdü. Cihan yaşasın diye oğlunu geride bırakıp ameliyat masasına yattı. Cihan ölümle burun buruna geldiğinde gitmek yerine, yine oğlunu geride bırakarak sensiz yaşayamam demedi “yaşamam” dedi onunla ölüme yürümeyi seçti. Söz konusu biri için ölmek, yara almaksa Alya bunu defalarca yaptı.
Meryem iki kurşunun önüne atladı diye mi fedakar oldu? Yıllar önce gitmeseydi o zaman, kalsaydı. Hemde onu tehdit eden hiçbir unsur yokken babasına karşı gelip aşkını seçseydi, boyun eğmeseydi, savaşsaydı.
Alya hep savaştı. Tek bir tanıdık yüz olmayan bir şehirde var olmaya çalıştı. Kendinden vazgeçti defalarca. Şimdi ki gidiş Cihan’dan vazgeçti olarak mı adlandırılıyor? Her ne kadar altı boş gibi görünse de (hala daha ucuz buluyorum bende), Alya babasız büyümüş, annesiz kalmış, kendi çocuğu elinden alınmasın diye büyük savaşlar vermişken ona Cihan’da aynı sınavlardan geçecek tehditi sunulurken sizce yaptığı şey basit bir terk etme ve korkaklık mı? Alya’nın canı için istemeden kendi bebeğine kıydı Cihan. Alya için hiç gözünü kırpmadan Boran’a da kıyardı. Alya bunları görmüyor muydu? Şimdi ona; Cihan’ın bir oğlu var ve biz o çocuğu ona vermeyiz deniyor. Onu Boran gibi aşağılık bir adamın yetiştireceği söyleniyor. Kendi nasıl Deniz’i o kirli ellere bırakmak istemediyse, tüm savaşını bunun için verdiyse şimdi Cihan’dan bunu nasıl esirgeyecekti? Alya Cihan için Cihan’dan vazgeçti. Kurşunlara atlayıp güya ölüme yürümek kolay. Ölür gidersin. Kendini yaşarken öldürmek kolay mı? Alya o ölüme zamanında çok yürüdü. Şimdi de kendini yaşarken öldürdü.