1932 ASTSUBAY KILIÇLARI – NEDEN VARDI, NEDEN KALDIRILDI?**
1️⃣
1932 yılında Yavuz Kruvazörü’nde görev yapan astsubayların fotoğraflarına baktığımızda hepsinin belinde tören kılıcı olduğunu görüyoruz.
Bu bir tesadüf değil; o dönem Türk Silahlı Kuvvetleri’nde astsubay statüsünün sembolik ağırlığını gösteriyordu.
2️⃣
Astsubaylar o yıllarda “Gedikli Zabit Vekili / Küçük Zabit” statüsündeydi.
Yani komuta zincirinin aktif bir parçasıydılar.
Kılıç taşıma hakkı da bu statünün doğal sonucuydu.
3️⃣
Tören kılıcı, askeri kültürde komuta, temsil, onur ve görev yetkisini simgeler.
Astsubayların kılıç taşıyor olması, o yıllarda sahip oldukları sorumluluğun büyüklüğünü gösteriyordu.
4️⃣
Peki bugün astsubayların kılıç taşıması niçin yasak?
Bu sorunun cevabı ne bugünle ilgilidir ne de mesleki yetersizlikle…
Cevap tamamen bürokratik ve siyasi kararlarda yatıyor.
5️⃣
İlk kırılma 1940’lı yıllarda yaşandı.
Astsubay statüsü "subayın tören statüsüne yaklaşmamalı" mantığıyla törensel haklardan yavaş yavaş uzaklaştırıldı.
6️⃣
Asıl büyük değişiklik ise Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girmesiyle başladı.
NATO doktrininde tören kılıcı yalnızca subaylara aittir.
Astsubay sınıfının sembolik güçleri azaltıldı.
7️⃣
Bu doktrin, TSK’da “kılıç sadece subay silahıdır” düşüncesini yaygınlaştırdı.
Astsubay kılıcı, NATO standardı uğruna törensel yaşamdan kaldırıldı.
8️⃣
1950–1960 arasında çıkarılan yeni “Kıyafet Yönetmelikleri” açık şekilde şunu emretti:
➡ “Subay dışındaki hiçbir sınıf kılıç taşıyamaz.”
Ve böylece astsubayların 100 yıllık tören kültürü bir gecede silindi.
9️⃣
Bunun nedeni astsubayların değersiz görülmesi değil;
TSK’nın kendi içinde statü mühendisliği yaparak astsubay–subay arasındaki ayrımı keskinleştirmek istemesiydi.
🔟
1960’tan sonra ise anlayış şuna dönüştü:
“Astsubay icracıdır; subay temsil eder.”
Bu yaklaşım astsubayların tören haklarını tamamen ortadan kaldırdı.
1️⃣1️⃣
Oysa Atatürk döneminde astsubaylar törenlerde, protokollerde, denizcilik geleneklerinde kılıçla temsil edilen onurlu bir sınıftı.
1️⃣2️⃣
Kılıç, sadece bir metal parçası değil;
➡ görevin ağırlığı
➡ verilen yetkinin sembolü
➡ temsil makamının işaretiydi.
1️⃣3️⃣
Bugün kılıcın yasaklanması astsubayların göreviyle değil, tamamen bürokratik tercihlerle ilgilidir.
Hiçbir askeri gerekçe yoktur.
1️⃣4️⃣
Astsubayın kılıç taşıması, subayın yetkisini azaltmaz.
Tıpkı 1932’de olduğu gibi, iki sınıf da görevini yapar; tören kılıcı yalnızca bir saygınlık göstergesidir.
1️⃣5️⃣
Bugün görev yapan astsubayların çoğu bu tarihsel gerçeği bile bilmiyor.
Çünkü bu konu yıllarca özellikle gizli bir statü ayrımı ile unutturuldu.
1️⃣6️⃣
Astsubayların tören kılıcı taşıması, mesleğin onurunu ve tarihsel kimliğini hatırlatan sembolik bir haktır.
Bu hak geri verilmelidir.
1️⃣7️⃣
1932’de Yavuz Kruvazörü’ndeki astsubaylar kılıç taşıyabiliyordu.
2024’te neden yasak?
Tarih ilerlerken haklarımız geriye mi gider?
1️⃣8️⃣
Bu mesele sadece bir “kılıç” meselesi değildir.
Bu, astsubayların itibar meselesidir.
Mesleğin köklerine ve geleneklerine saygı meselesidir.
1️⃣9️⃣
Astsubayların tören sembollerinin geri verilmesi, TSK’nın moral yapısını güçlendirir.
Subay–astsubay ayrımını değil, birlik duygusunu artırır.
2️⃣0️⃣
Son söz:
Kılıç, astsubayın onurudur.
Onur yasaklanmaz.
1932’de taşınan bu sembol, 2024’te de taşınmalıdır.
#UnutulanAstsubaylar
Astsubaylar; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında gerekli teknik, taktik, stratejik, ikmal, bakım, onarım, eğitim, öğretim, güvenlik, asayiş, adli, sevk, idari ve komuta görevlerini icra eden, makam ve memuriyet itibarıyla emretme yetkisine sahip olmalarına rağmen; modern orduların belkemiğini oluştursalar dahi Türkiye’de hâlâ idari ve statü bakımından hak ettikleri konuma tam olarak ulaşamamıştır.
#UnutulanAstsubaylar...#BüyükAstsubayPlatformu
Kaybedilmiş Medeni Haklarımızı İstiyoruz. Yüce Türk Milletine Sesleniyoruz...
Astsubaylar TSK nin En Stratejik gücü ve Lojistik Yöneticisidir.
@TBMMGenelKurulu@TBMMresmi@Akparti@herkesicinCHP@iyiparti@MHP_Bilgi@devapartisi@SaadetPartisi@GelecekPartiTR@_DemokratParti@RTErdogan@eczozgurozel@dbdevletbahceli@DpGultekinUysal@mahmutarikansp@alibabacan@_cevdetyilmaz@tcsavunma@csgbakanligi@HMBakanligi@tcailesosyal@TSKGnkur@mansuryavas06@isikhanvedat@AliYerlikaya@fuatoktay@dfikrisaglar@enginaltaychp@CHPMuratBakan@BY@cahitKoca20@Hurriyet@gazetesozcu@nowhaber@Haberturk@sabah@milliyet@stargazete
@Gazete_Yenicag
@milligazetecom@KarsiGazete@AstsubayBurada@fatihportakal@acunilicali
Sayın ÖZDİL'in Konuşması...
Türkiye’yi, adında adalet olan bir parti yönetiyor 23 yıldır; ama Türkiye’de hukuk adına tirajı komik örnekler yaşanmaya devam ediyor.
Bakın bununa ilgili çarpıcı bir örnek var. Emekli Astsubaylarım… Emekli Astsubaylarım… Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, bugün hem kuruluş yıl dönümleri hem de Astsubaylar Günü vesilesiyle—evet, bugün Astsubaylar Günü—saat 11’de Anıtkabir’de buluşacaklar. İki yıldır mitinglerle, çalıştaylarla ve basın duyurularıyla haykırdıkları şikâyetlerini, taleplerini bu defa Atatürk’ün huzurunda bir kez daha dile getirecekler Emekli Astsubaylar.
Ne istiyor Emekli Astsubaylar ? Aslına bakarsanız maaşlarına zam istemiyorlar; maaşlarında adalet istiyorlar. Bakın, zam farklı bir şeydir; adalet ve hakkaniyet farklıdır. Çünkü gerçekten çok ağır haksızlığa uğruyorlar. Mesela Emekli Albaylar, en alt düzeydeki muvazzaf Subay olan Teğmenlerin maaşından daha fazla emekli maaşı alıyor. Doğrusu da bu zaten. Ama Emekli Kıdemli Başçavuşlar, şu an görev yapan en alt düzey Astsubay Çavuşun ancak yarısı kadar maaş alıyor. Hatta tezkere bırakan Uzman Çavuşların maaşı bile Emekli Astsubayların maaşını geçmiş durumda.
Bakın, yanlış anlaşılmasın; özellikle altını çiziyorlar, dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Emekli Astsubaylar “Emekli Subaylar niye bu kadar maaş alıyor?” demiyorlar. “Uzman Çavuşlar niye bu kadar maaş alıyor?” da demiyorlar; böyle bir itirazları yok. Tam tersine, “Daha fazlasını hak ediyorlar; daha fazlasını alsınlar” diyorlar. Hiyerarşik yapının bozulmasını istemiyorlar; “Subaylarla aynı statüde olalım” falan demiyorlar—kesinlikle böyle bir talepleri yok. Ama duygusal isyanları şu: “Emekli Astsubaylara niye haksızlık yapılıyor kardeşim?” Bunu soruyorlar; devlete ve topluma bunu duyurmaya çalışıyorlar. Mitingleri bu yüzden yapıyorlar; çalıştayları bu yüzden yapıyorlar; basın duyurularını bu yüzden yapıyorlar. İşte bugün Anıtkabir’e de bunun için gidiyorlar.
Emekli Albayların maaşı kabaca görevdeki Teğmen maaşı kadar; hatta Üsteğmen maaşına yakın. Emekli Kıdemli Başçavuşlar da aynı oransal talepte bulunuyor: “Görevdeki Astsubay Çavuş kadar maaş almak istiyorlar; hepsi bu.” Subaylarımız, Teğmenlikten Albaylığa kadar çeşitli vesilelerle altı defa görev ve makam tazminatı alabiliyorlar. Çok güzel; helal-i hoş olsun, kimsenin itirazı yok. O tazminatlar kazanılmış hak olduğu için emekli olduklarında maaşlarına da yansıyor. Ama Astsubaylara görevdeyken bile tazminat verilmiyor ya dolayısı ile emekli maaşlarına yansıtılmıyor. Bu adalet mi?
Bakınız, altını özellikle çiziyorlar: “Subaylar almasın” demiyorlar; tam tersine “Daha fazlasını alsınlar.” Ama “Astsubaylara niye haksızlık yapılıyor?” diye soruyorlar. Hazin bir kıyaslama: Farz edelim, bir şehrin Valisi güvenlik konusunda toplantı yapıyor; İlçe Jandarma Komutanlarının tamamı toplantıya katılıyor. Subay olan İlçe Jandarma Komutanları bu toplantıya katıldığı için tazminat alıyor; Astsubay olan komutanlar alamıyor. Halbuki makam, yetki, sorumluluk aynı. Makam da yetki de sorumluluk da aynıyken Subaylara tazminat verilip Astsubaylara verilmemesi nedir?
Eğitim statüsü açısından bir başka trajikomik kıyaslama: Türkiye’nin hâli… NATO standartlarının çok üzerinde eğitim alan—Türk Hava Kuvvetleri’nde 30 yıl görev yapmış—F-16 savaş uçaklarının bakım teknisyeni Astsubaylar düşünün. NATO standartlarının çok üzerinde eğitimleri var ama sahip oldukları belgeler sivil havacılık kurumlarında geçerli kabul edilmiyor. Buna mukabil, herhangi bir üniversitede dört yıllık fakülte okuyan herkes sivil havacılıkta uçak bakım teknisyeni olabiliyor. Böyle saçmalık olur mu? diyorsunuz değil mi duyar gibiyim. Astsubaylar, işte böyle saçmalıkların daniskasını yaşıyor. “30 yıl F-16 bakım teknisyeni olmaz” diyorlar; “dört yıl okuyorsun, senden şahane olur” diyorlar. Nedir ya? Astsubaylar olmasa savaş uçakları uçamaz, tanklar yürümez, donanma yüzemez; radarda anca “babayı” görürsün; mühimmatı hazır vaziyette tutamazsın. Türk ordusunun omurgasıdır Astsubaylar. Ama sivil hayatta kaportacı muamelesi bile göremiyorlar; olur mu böyle şey?
Yıllardır bu özlük haklarının teslim edileceğine dair sözler veriliyor; artık bu sözlerin tutulmasını istiyorlar. Şu an Millî Savunma Bakanı olan Yaşar Güler, Genelkurmay İkinci Başkanı iken bu meseleyle ilgili röportaj vermiş ve “Emekli Astsubayların tazminat taleplerini haklı buluyoruz ama bunun muhatabı biz değiliz” demişti; yani hükümeti adres göstermişti. Haklıydı; bu işin muhatabı hükümet. Bu açıklamayı yaptığı sırada Hulusi Akar Genelkurmay Başkanıydı. E şimdi, Yaşar Güler adres gösterdiği hükümette Millî Savunma Bakanı değil mi kardeşim? Bu işin muhatabı kendisi değil mi? Bu işin kendisinden önceki muhatabı Hulusi Akar değil miydi? Niye hiç seslerini çıkarmıyorlar? “Bu işin muhatabı hükümet” diyordun; işte hükümetsin.
Bakın, şu an Dışişleri Bakanı olan Hakan Fidan… Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’na atandığı dönemde—Sözcü Gazetesi’ndeydim o zaman da—bir yazı yazdım. Hakan Fidan’ın özgeçmişinden bahsederken “Başçavuş” dedim. “Abi, vay sen misin bunu diyen!” Yandaş medya ve iktidar trolleri tarafından anında linç kampanyası başladı. Öyle böyle değil; fotokopi gibi aynı merkezden çıktığı bariz olan hakaret cümlelerini servis ettiler. “Astsubay düşmanı” olduğumu söylediler. Hakan Fidan’a “Başçavuş” diyerek Astsubaylara hakaret ettiğimi iddia ettiler. Yandaş televizyonlarda saatlerce benim aleyhimde program yaptılar; ekranda hedef tahtasına montajlanmış fotoğraflarımı yayınladılar. “Astsubaylara küfür etti” dediler; “vatan haini” olduğumu söylediler; vatandaşlıktan atılmam gerektiğini bile söylediler. Ev adresimi, evimin giriş-çıkış görüntülerini, drone görüntülerini; otomobilimi ve plakasını yayınladılar. Beni, alışkın oldukları “dengesi bozuk” tiplere benzetip korkacağımı sanarak mermi fotoğrafları yolladılar. Benim bu konularda doğuştan biraz “arıza” olduğumu bilmiyorlar tabii; “tırsarım belki” diye e-posta adresime tabanca fotoğrafları gönderdiler.
Bu çirkin kampanyayla Astsubay derneklerini maalesef harekete geçirdiler; bazı şehit ailelerini de aleyhimde konuşturdular. Çünkü gidip diyorlar ki: “Yılmaz Özdil, Astsubaylara küfür etti; ne diyorsunuz?” “Oğlum, bu büyük terbiyesizlik” dersin… Adamın çocuğu mesela Astsubay; şehit olmuş. Ona mikrofon uzatıyorlar: “Yılmaz Özdil, Astsubaylara küfür etti; vatan haini dedi.” Şehit ailesi de “Bu Yılmaz Özdil şerefsiz herhalde” diyor. Bu kadar korkunç işler yaptılar.
Emekli Astsubaylar kışkırtıldı; hakkımda Türkiye’nin dört bir yanında savcılıklara suç duyurularında bulunuldu. İstanbul’dan Adana’ya, Erzurum’dan Trabzon’a, Bursa’dan Malatya’ya; hatta benim İzmir’imden ve askerliğimi yaptığım Isparta’dan… Sağanak gibi suç duyuruları yaptılar; hapis cezaları istediler. Türkiye’yi sevmek gerçekten zordur; meslek hayatım boyunca memleketi sevmenin bedelini ödemek zorunda kaldım. Bu da öyle bir şey. “Hamama giren terler” misali; alışığız. Bütün bu suç duyuruları İstanbul’da tek merkezde toplandı. Neticede savcılıktan çağırdılar; “hay hay” deyip derhal gittim. Savcı beyin karşısına oturdum, çay ikram etti; sağ olsun. Önündeki kalın dosyaya baktı: “MİT Müsteşarına ‘Başçavuş’ demişsiniz.” “Evet efendim.” “Niye ‘Başçavuş’ dediniz?” diye sordu. “Efendim, kendisi Emekli Başçavuş” dedim. “Amiral mi diyim?” Savcı bey gülmekten çayını üstüne döktü. Neredeyse Cumhuriyet Savcısını çayla boğarak öldürmekten suç alacaktım. Elbette takipsizlik kararı verildi.
Şimdi bakıyoruz: Emekli Astsubay Hakan Fidan—tıpkı Yaşar Güler gibi—hükûmette yer almasına, “sarayın bakanı” olmasına rağmen, Emekli Astsubayların haklı talepleri konusunda niye ağzını açıp tek kelime etmedi? İktidar güdümündeki Astsubay kampanyasını yürüten; hakkımdaki karalama kampanyasını yürüten; yalanlarla, iftiralarla köpürtmeye çalışan “tetikçi medya”ya bakıyoruz: Emekli Astsubayların uğradığı bu ağır maddi haksızlık hakkında tek satır yazmıyorlar, tek kelime etmiyorlar. Emekli Astsubaylar miting yapıyor, çalıştay yapıyor; işte bugün olduğu gibi Anıtkabir’e topluca ziyarette bulunuyorlar. Sorunlarını dile getirip farkındalık yaratmaya, seslerini duyurmaya çalışıyorlar; “sayın haysiyetsiz medyamız” ise duymazdan, görmezden geliyor.
Şüphesiz emeklilerimizin hepsi darda; her meslekten Emeklinin maaşı bugün insan onurunun altında. Ama Emekli Astsubaylar eşitler arasında birinciliği hak ediyor. Çünkü Emekli Astsubay dediğimiz insanlar, bizler güvende olalım diye Türk Silahlı Kuvvetlerine ömürlerini veriyorlar. Bizim kahramanlarımız onlar. Özellikle terör bölgelerinde kelle koltukta görev yaptılar; devleti ve milleti koruyabilmek için hayatlarını ortaya koydular; Şehit olmayı, Gazi olmayı göze aldılar. Yurt içinde veya yurt dışında; eksi 40 derecede karda tipide, 50 derecede güneşte; şarapnel gibi yağan sağanak altında; kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarda; haritada yerini bile bilmediğimiz ücralarda vuruştular, çarpıştılar. Hem kendi hayatlarını hem ailelerini hiçe saydılar; yüksek riskli görevlerin bedelini aileleriyle birlikte ödediler. Çoğu kirada; kendilerine reva görülen bu emekli maaşıyla geçinmeleri mümkün değil. Terörle mücadelenin bir türevi gibi bugün ekonomik terörle mücadele ediyorlar; hayat pahalılığı içinde yaşam mücadelesi veriyorlar; yoksulluk sınırının altında yaşıyorlar. Mecburen ek işlerde çalışıyorlar; madalyalı kahramanlarımız Astsubaylar, AVM’lerde ve otellerde güvenlik görevlisi olarak çalışıyor.
Bakın, bu konuyu burada anlatabilmem için derneğin duyurularından beni düzenli haberdar eden—varlığıyla onur duyduğum—bir arkadaşım var: Mehmet Görmüş. Emekli Kıdemli Başçavuş. Ağrı’da, Tunceli’de, Van’da, Hakkâri’de, Kıbrıs’ta görev yaptı; özel harekât operasyonlarında defalarca çatışmaya girdi. Neticede 25 yıllık görev süresinin sonunda emekli oldu; çocukları için ek işlerde çalışmaya devam ediyor. Emekli olduktan sonra çocuklarının birbirinden şahane üniversitelerden mezun olmalarını sağladı; hâlâ çalışıyor. Çalışmak elbette ayıp değildir; namusuyla ekmek parası kazanılan her iş kutsaldır. Ama yahu, bu insanlar bizim kahramanlarımız; bu vatanın yurtsever evlatları. Bütün ömürleri tehlike içinde, namlunun ucunda geçti; emekli olduktan sonra bile gün yüzü göremiyorlar.
Ve bugün saat 11’de Anıtkabir’e gidiyorlar. İmkânı olan herkesi oraya davet ediyorlar. Bizzat gelemeyenler bile manen, ruhen; Türk halkının Aslanlı Yol’da onlarla birlikte yürümesini rica ediyorum. Anıtkabir’e birlikte gitmek istiyorlar; kalabalığın içinde yalnız olmadıklarını hissetmek istiyorlar. Eğer gerçekten milletsek, kuru kalabalık olmadığımızı göstermemiz gerek. Kuru kalabalık olmadığımızı göstermemiz gerek. Yahu, terörist başına bile “umut hakkı” tanınan bu ülkede; geleceğe dair umutla bakabilmeleri için—aileleri, çocukları için—bir ömür boyu fedakârlıklarına karşılık bir nebze olsun teşekkür edebilmek adına Emekli Astsubaylarımızın yanında olmamız gerek. Bugün saat 11, Anıtkabir’deyiz. Bizzat oraya giderek veya ruhen, manen, sosyal medyada destekleyerek Emekli Astsubaylarımızın yanında olmalıyız.
Abonelerim arasında çekiliş yapacağım. Mail adresimi not edin lütfen: [email protected]. Emekli Astsubaylarımızın bugünkü Anıtkabir’deki buluşmasına katılan ve katıldığına dair bana fotoğraf gönderen dört talihli izleyicime, sevgili arkadaşım Korcan Karar’ın 27 Ekim’de İzmir’de açacağı Anıtkabir konulu fotoğraf sergisinden birer olağanüstü fotoğraf hediye edeceğim. Korcan fotoğrafları sizin için imzalayacak; ben de çerçeveletip göndereceğim. Korcan’ın 27 Ekim’de İzmir’de açacağı bu sergi hakikaten muazzam—yani muazzam. Onu günü geldiğinde hem görsel olarak hem de bilgilerle detaylı anlatacağım. Korcan, Anıtkabir’de olağanüstü bir iş yaptı; onun sergisi… Dört talihli izleyicime işte Korcan’ın Anıtkabir sergisinden birer fotoğraf hediye edeceğim; Korcan imzalı.
Cümleten sağlıklı, huzurlu; namuslu ve yurtsever insanların daima dayanışma hâlinde olacağı bir hafta sonu dilerim.
#17EkimDünyaAstsubaylarGünü
@nevzatyuksel2@TuncbilekN@AstsubayBurada @karahoroz2 @_ozgedemir_ @zaferkirabal75@esra3570@Asbinisiyatif@Efe_Turk09@NECM75188306@ozkangucluer45@ZARGANA72@kozan_fati38955@CaferDemir1989@baksu7058@sabo1956@OsmanKosa@temadankara@Astsubay_1978 #gramaltın
TRT'yi EMEĞE SAYGIYA DAVET EDİYORUZ !
1 Mayıs Saat 17.00 da TRT HABER yayınında KKTC'de yapılan TEKNOFEST etkinliği içeriğinde yer alan TÜRK YILDIZLARI UÇUŞ EKİBİ tanıtımı sunumunda tüm pilotlara uzun uzun yer verilirken sol kanatta bekleyen, gösteri uçaklarının emniyetle uçması için ter döken Kahraman Uçk.Bkm.Astsubayları ve yer personeline söz hakkı verilmemiş, kamera görüntü alanına alınmamıştır.
Dron çekimlerinde sırtlarından ve kısa süreli çekim yapılmıştır.
1 MAYIS EMEK ve DAYANIŞMA BAYRAMI'nda bile Ordunun tüm yükünü çeken, ordunun bel kemiği EMEKÇİ'leri olan Kahraman Astsubaylarını yok sayan TRT Genel Müdürlüğü 'nü 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜNDE EMEĞE SAYGIYA DAVET EDİYORUZ.
TEMAD GENEL BAŞKANLIĞI
@trthaber@trt@TRTGENEL@aa_kurumsal@ankahabera@anadoluajansi@ihacomtr@Doganhaberajans@cumhacomtr@gazetesozcu@cnnturk@havakuvvetler@tsk_genelkurmay@tcsavunma
"Biz 1’iz" Hep birlikte güçlü bir aile olarak hareket etmenin ve ortak amaçlar doğrultusunda bir arada olmanın simgesidir.
Bizler, yıllarca milletimize hizmet etmiş, emekleriyle bu ülkenin güvenliğini sağlamış astsubaylar olarak, birbirimize kenetlenerek daha güçlü bir geleceğe doğru adım atmalıyız.
Birlik ve beraberlik, her zaman en güçlü silahımız olmuştur. Sorunlarımızı birlikte aşar, haklarımızı birlikte savunuruz. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği olarak, hak arama mücadelesinde yalnızca bireysel değil, örgütlü bir güç oluşturmanın bilincindeyiz. Bu mücadelenin, sadece emeklilik haklarımızı değil görevdeki meslektaşımızın da daha iyi yaşam koşulları ve toplumsal haklarımızı elde etme amacını taşıdığını unutmamalıyız.
Biz 1’iz, çünkü birlikte güçlüyüz. Her birimizin yaşadığı zorluklar, sadece kendi hikayemiz değil, hepimizin ortak hikayesidir. Bu yüzden birbirimize destek olmak, sesimizi duyurmak ve haklarımızı almak adına hep birlikte hareket etmek zorundayız. Güçlü bir sesin yankı bulması için, tek bir vücut gibi hareket etmek gereklidir.
Birlikte daha fazla mücadele edebilir, daha fazla yol kat edebiliriz. Haklarımız için tek temsilcimiz TEMAD çatısı altında birleşmeliyiz. Çünkü biz, emekli astsubaylar olarak ÇATI DERNEĞİMİZ TEMAD 'A ÜYE OLARAK GÜÇLERİMİZİ AMASIZ , FAKATSIZ BİRLEŞTİRMELİYİZ. Birlikten gelen güçle, hep birlikte, “Biz 1’iz” diyerek, hep bir adım daha ileriye gitmek için el birliğiyle mücadele edeceğiz.
Haydi sende bize katıl ve meslek derneğine olan vefa borcunu öde.
Üzerine düşeni yap ve TEMAD 'a üye ol.
MSÜ Rektörü Erhan AFYOCU, Ahmet Hakan'ın sunduğu tarafsız bölgede TSK'da Astsubayların önemine ve Rusya-Ukranya savaşında Rus ordusunun başarısızlığını ordusunda Astsubay olmamasına vurgu yapıyor. TSK'nın omurgası Astsubaylardır. Astsubayların hakları verilsin.
Emekli askerlerin kanayan yarası OYAK sorununa sahip çıkmalıyız. Her yıl yüzbinlerce liramız cebimizden alınıyor. OYAK önünde oturma eylemi başlatan
Murat BEŞOĞUL(86'lı https://t.co/gPZEQonSfb.Asb.) yalnız değildir
#oyakprotesto#oyaktazulümvar#oyakhakkımızıver
#akbank_musterine_sahip_çık maaş promosyonu alacaktım geçen aylarda hesabım eksi 4 bin tl diye 12 bin promosyonu vermedi önce bunu kapatın dedi ama gecenin üçünde kmh hesabimdan 50 bin ceklilyor ve eksi 50 bin tl iken hesabım @Akbank 202 tl kredi veriyor
#akbank_müşterine_sahip_çık
Hesabımdan gece 3 ile 5 arasında 50 bin tl kmh hesabından, 202 bin tlde kredi cekilip o saatte hiç tanımadığım bir hesaba gönderilmiş, @akbank bunu kabul etmiyor , gecenin o saati neden işleme müsade ediyorsun, suçum odemelerimi düzenli yapmakmi,