Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum
istediğimiz kadar kendimizi sanata, kitaba, spora, terapiye verip kendi kendimize iyi gelmeye çalışalım menfaat siyasetiyle yönetilen hastalıklı bir toplumda, insanı tüketip bitiren bir sistemde yaşadığımız müddetçe bu bireysel çabamızın hiçbir karşılığı yok
"Kırık Camlar Kuramı" - Askeri psikolog Zimbardo'nun 1969'daki deneyine dayandırılan kriminolojik kuram. Yeni bir arabayı belalı semte bıraktığında kimse dokunmaz, ancak camı kırık şekilde en nezih semte de bıraksan, diğer camlarını da indirirler... İlk kırığı, sakın küçümseme...
Bugünkü katliamı gerçekleştiren çocuk bir tetikçi, onu tetikleyen ise onun büyüten çevre, kolektif ve tabii ki yönetim. Ben tetikleyenlerin de yargılanacağı bir dünyayı hayal ediyorum.
Cumhuriyet tarihinde, hatta daha önceki devletler tarihinde bile örneğine rastlanmamış tipte kaos olayları; ayak takımının, çetelerin yönetime gelmesiyle oluşan, demokrasinin bittiği son evresi oklokraside oluşur.
Bu evreden sonrası tarihte faz geçişi; başka bir faz.
Marksist psikoloji gereklidir çünkü ruh sağlığını bireyin iç dünyasına indirgemez, sosyal gerçekliğe odaklanır ve diyalektik bağlantılar kurar. Yoksulluk, güvensizlik ve eşitsizlik gibi koşullar ruh sağlığı sorunlarının arka planı değil, doğrudan nedenidir. Eğer ruhsal sıkıntı yaygınsa, sorun bireylerde değil, onları bu koşullara mahkum eden sosyal düzendedir. Marksist psikoloji, insanlara insanlık dışı koşullara uyum sağlamayı öğretmek yerine, bu koşulların psikolojik bedelini görünür kılar.
Kaç kez var olmak canımı yakmıştır, o derece anlaşılmaz bir bulantıdır ki bu, hayattan tiksinmekten mi ileri gelir, yoksa kusacağımın habercisi midir, ayırt edemem!
Huzursuzluğun Kitabı
"Kimi delilerin en delice fikirlerini hem başkalarına hem kendilerine, ne biçim bir bilinçle, mantıksal açıdan nasıl bir tutarlılıkla kanıtladığını görünce, özbilincimin tamamen bilinçli olduğuna olan inancımı kesin olarak yitirdim."
"Ne hayattayız ne de ölüyüz, ama bir derin dondurucunun içinde buzlarımızın çözülmesini bekliyoruz."
"Ölen kuşu unutup, tüylerine övgüler yağdırıyorlar."
(Philip K. Dick-Valis)
Türkiye bir kötülükler sirki. Oyuncular öğrendikleri kötülükleri sergiliyor. Seyircilerin bir kısmı hikaye paylaşıyor, bir kısmı kötülükleri alkışlıyor, bir kısmı da donuk bakışlarla seyrediyor ve çoğu ölüyor.