Net bir şekilde reddettiğim halde ‘Canım sende kendine bakmıyorsun he’ gibi bir tepki ile karşılaştım 😄 125 kiloluk biri 80 kiloluk, düzenli beslenen ve spor yapan birine, şekerli içecek ve işlenmiş gıda yemedi diye bu cümleyi kurmaya cüret edebiliyor işte.
Uzun süredir beslenmeme dikkat ederim. Gazlı şekerli içecekleri en son belki de 15 sene evvel içmişimdir. Bugün işyerinde bir abim gazoz ve işlenmiş bisküvi çikolata karışımı bir şeyi yerken bana da yoğun baskıyla ikramda bulunmaya çalıştı.
Bundan 25 sene evvel 10 yaşında bir çocukken, 2024’te araçların uçacağını, veri sağlayan retinaların flan olacağını düşünürdüm. En fazla şu kafa yapısına ulaşacağımız aklımın ucundan geçmezdi. Büyük hayal kırıklığı.
Sayın Ömer Çelik'in Fransa'da olanlarla Türkiye'deki Suriyeli durumu arasında paralellik kuranlar için kullandığı "şuursuz ve kötü niyetli" kelimelerini bir defa en baştan kaldıralım.
Herkes kendi vatanının iyiliği için düşünüyor, konuşuyor, yazıyor. Bu konuda kimsenin bir başkasından daha fazla sıfatı yok. Kimsenin kimseye kelimelerle zorbalık etmeye kalkışmasına, kolay etiketlerle düşmanlaştırmasına, kendince niyet okumasına ihtiyaç yok.
"Oy için memleketi sattınız" diyenin konunun insani boyutuna hassasiyetsizliği neyse, "insani yardımla misafir etmenin ölçüsünü kaçırdık; torunlarımın vatansız kalacağından ve bugün atılan tohumların yarın onların zamanında ciddi sosyal patlamalarla yeşereceğinden endişeliyim" diyene şuursuz ve kötü niyetli diyenin kendi vatandaşının haklı endişelerine hassasiyetsizliği de aynı.
"Biz Fransa gibi sömürdük" diyen yok. "Bu patlamaları sadece tarihsel gerekçelerle oluyor zannetmeyin, toplum içinde topluma entegre edilememiş klikler kötüdür, er ya da geç kendi güçlerine dayanmaya kalkarlar, sistemli ve canlı biçimde bunun olmamasını ve Türkiye'nin dokusunu koruyabilmesini sağlamak için çalışmak, gerekli telaşı duymak gerekir" diyen var.
Topluma entegre olmayan kliklerin er ya da geç kendi gücüne dayanmaya kalkacağı gerçeğini bu iktidar döneminde en acı şekilde yaşadık. "Paralel devlet" ne kadar kötü sonuç verdiyse "paralel toplum" da o kadar kötü sonuç verir.
Bir toplum renklenerek ve kendi içine yeni unsurlar kabul ederek ama kendi kimliğini hiç kaybetmeden süreç içinde evrim geçirebilir. Bu, o toplumu güçlendirir. Ancak milyonlarca insanı plansız programsız bir toplumun içine salıp hem o topluma hem de yeni gelenlere "başınızın çaresine bakın" derseniz, misafir gelenler kuşaklar boyunca insani yardıma minnettar ve misafir havasında kalmazlar. Gün olur devlet her vatandaşına davrandığı gibi davrandığı noktada her vatandaşının tepki göstereceği bir yanlışa girdiğinde karşısında kendi vatandaşının temelde kendisine sadık tepkisini değil bambaşka bir aidiyet ve bambaşka bir toplum özelliği gösteren, gücünü de o temelde birbirinden alan, bir paralel toplumun, tepkisini bulur. O tepkiden toplumun ana temelini oluşturan unsurlar da nasibini alır. O zaman odaklanılan "biz geçmişte sizi sömürmemiştik ama, dedelerinize kapılarımızı açmıştık" konusu olmaz.
O yüzden, "şuursuz" ve "kötü niyetli" gibi kelimeleri bu tartışmada sandıktan çıkartmamak daha doğru olur. O kelimelerin yağmuru toprağa düşmeye başlarsa, insani kaygılar kadar siyasi tercihlerden de kaynaklanan hamlelerle bu riski hepimiz üzerinde doğuranların arazisine daha çok yağabilir.
1- Merhabalar,
Yıllardır hileyle nasıl seçim kazanıp ülkeye el koyduklarına dair tahminlerimi ve alınması gereken önlemleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Milliyetçiliği de, Vatanseverliği de, Dini de kimse tekelinde sanmasın. Geçen 20 küsür sene sanki başka bir yol yokmuş tek doğru kendi yolunuzmuş gibi görmeniz sizi rantiyesi peşinde veyahut zır cahil olarak görmemizi sağlıyor.
Bu ortada dolaşan @TheEconomist Erdoğan kazanacak diyor iddiasından sonra gittim makaleyi (raporu) okudum. O rapor tam öyle demiyor? Peki ne diyor tek tek yazalım memlekete faydamız olsun buyrun akışa👇
Maalesef gerek politik düzeyde gerekse halk olarak afları çok seviyoruz. Oysa bence aflar, konusu ne olursa olsun bir işi doğru düzgün yapanı cezalandıran, sorumluluklarını yerine getirmeyenleri ise ödüllendiren bir hukuksuzluk kaynağı.