Çetin Altan 99 yaşında....
Limonata ve rafadan yumurta
Çetin Altan
21 Temmuz 2012-Milliyet
Yaşamında hiç limonata içmemiş biri, limonatayı çok pahalı bir serinletici sanabilir. Oysa çok ucuz bir serinleticidir. Bir bardak suya bir çorba kaşığı toz şekeri döküp, iyice karıştırdıktan sonra, üstüne doğru dürüst sıkılıp çay süzgecinden geçirilmiş, yarım limon suyu eklersin... Ve hepsini karıştırırsın.
Bardak, görkemli ve uzunca bir bardaksa, yarım yerine bir limon sıkar, bir çorba kaşığı toz şekerini de, iki çorba kaşığı yaparsın...
Bir limonata, dişleri donduracak kadar mı soğuk olmalıdır?
Hayır, bardağın çevresine hafif bir buğu yalazlanması yapacak kadar soğuk olmalıdır.
Ayrıca bardağın içine kalıp buz atılmalı mıdır?
Hayır, gerekiyorsa bir tatlı kaşığı dövülmüş buz atılmalıdır.
Yarım tekerlek bir limon dilimi, bardağın kıyısına mı takılmalıdır, yoksa içine mi konmalıdır?
Bardağın kıyısına konduğu zaman, daha dekoratif olur; dileyen, limonun kokusunu daha keskin duymak isterse, bardağın kıyısına takılmış yarım dilimi bardağın içine atabilir.
İyi bir limonata yapmaya bu kadarı yeter mi?
Yetmez.
Çentilmiş limon kabuğuyla bir sap taze naneyi de, önce limonatanın içinde kısa bir süre tutup, sonra hepsini süzmek gerekir.
Böyle bir limonata ultra süper bir zenginlik sorunu mudur?
Hayır, sadece bir yaşam sevgisiyle, bir yaşam zevki sorunudur.
Bu, çok önemli midir?
Bir kez gelinip, bir kez geçilen dünyayı, en sade koşullar içinde dahi, ıskalamamanın göstergesi olduğu için, çok önemlidir.
Sabahları bir saat yürüdükten sonra, duş almak da öyledir.
* * *
Bir yumurtayı azıcık tuz, biber ve nohut büyüklüğünde tereyağı ile bir fincanda çırptıktan sonra, yumurta biçiminde ve yumurta büyüklüğünde, kapağı vidalı çelik bir kaba döküp, suda iki dakika kaynatmak da önemlidir.
Yiyebileceğiniz en enfes rafadan yumurta, ancak böyle pişirilebilir.
Yumurta biçiminde ve yumurta büyüklüğünde, kapağı vidalı çelik bir kabı nerede bulacağız?
Hiçbir yerde bulamazsınız. Neden? Çünkü o kabın üretilmesi, genel istem mekanizmasıyla ilgilidir. Kimse yaşam zevkini, enfes bir rafadan yumurtaya kadar bile inceltmemişse, öyle bir kap bulunmaz. Bu da ultra süper bir zenginlik sorunu değil, bir yaşam sevgisi sorunudur.
* * *
Doğru dürüst bir limonata ve tadı unutulmayacak bir rafadan yumurta... Bir de sabahları bir saat yürüyüşle, bir duş...
Bunları sen yapabiliyor musun?
Hayır.
Neden?
Çünkü bunları bir tek kişi yapamaz. Özenler ve incelikler, ortak bir yaşam kültüründen, kişilerin yaşamına kadar uzanmıyorsa; limonata yapmaya kalktığın zaman, önce evde limon bulamazsın. Limonu almak için dışarı çıktığın zaman da, zaten limonata içme isteğin küllenmiş olur. Dişini sıktın, limonu alıp geldin. Kör bıçak, limonu doğru dürüst kesmez. Buzdolabına su konulması unutulmuştur. Yahut dolap tam o sırada söndürülmüştür. Yahut limon sıkacağını komşu almıştır. Zaten nane de yoktur. Çay süzgeci yıkanmamıştır. Görkemli uzun bardak bir gün önce kırılmıştı. Ama limonata yerine, soğuk maden suyu vardır... Ve yeni icatlar çıkarmak da, insanı üzmekten başka hiçbir işe yaramaz...
Bardağı hafif buğulu, kıyısına yarım limon dilimi takılmış, içinde bir tatlı kaşığı çıngıltılı buz kırığı, azıcık limon kabuğuyla, taze nane kokan, limonatayı içemezsin. Yerine maden suyu içersin.
* * *
Dışarıda çırpıldıktan sonra, özel çelik kapta, tıpkı hiç kırılmamış yumurta gibi pişirilen rafadan yumurtayı ise asla yiyemezsin.
Sabah yürüyüşleri de ortakça benimsenen bir alışkanlık değildir.
Bazen yürürsün, bazen yürümezsin.
Hele, masası normal bir pingpong masasının dörtte bir büyüklüğünde olmasına karşın; raketleri özel yapıldığı için, topu ancak o küçük masa kadar fırlatan Japon pingpongunu kesin oynayamazsın. Çünkü ya biri raketi kırmış; ya masayı, bir başkası, ütü masası yapmıştır.
* * *
Yaşam sevgisi bir kültürdür. Tıpkı çiçek sevgisi, tıpkı müzik sevgisi, tıpkı yüzme sevgisi gibi...
Bu sevgi ya vardır, ya yoktur.
Böyle bir sevgi pekişmemişse; orada insanlar, ne yaratıcı bir yaşama, ne sağlıklı bir aşka, ne keyifli bir yücelmeye fazla kulaç atamazlar...
Kafası yarım kesik bir horoz gibi, çırpınır, bunalır, önüne geleni suçlar; ne istediğini, ne aradığını, daha doğrusu ne halt edeceğini bir türlü tam kestiremez ve kendilerini de, canım yaşamı da ziyan zebil ede ede, sönüp giderler
.
Yaşam sevgisi; enerjinin, yaşam zevkini kuşaklar boyu ortaklaşa yoğurmasından oluşur.
Enerji yoksa orada sadece kurnazlık vardır. Kurnazlık da, yaşam sevgisiyle yaşam zevkinin en amansız celladıdır.
New York’un efsane şarküterisi Katz's Deli’de bir sandviç denemenin bedeli: 1200 TL!
1888’den beri hizmet veren ve kapısında saatlerce kuyruk olan dünyaca ünlü restorandaki devasa pastrami sandviçlerini inceleyen sosyal medya fenomeni;
"Evet arkadaşlar, New York'ta Lower East Side'ın, dünyadaki en ikonik şarküterini yani Katz Deli'ye geldik bugün. Bunlar 1888'den beri burdalar ve bu kalabalık kuyruk şaka gibi. Size girişte verilen kırmızı biletleri unutmayın çünkü bunları unutursanız başınız derde girer, bunlar ödeme fişleriniz olacak.
Sandviç fiyatları yaklaşık $27-$28 bandında ama bu sandviç devasa büyüklüğünde bir sandviç. Size burda göstermeye çalıştığım o ikonik fotoğraflar... Burda gerçekten inanılmaz bir kalabalık var şu anda.
Gördüğünüz üzere etimiz doğranıyor. Bu et tütsülenmiş pastrami eti. Gerçekten inanılmaz görünüyor. Bu sos da o meşhur New York'un hardal sosu. Sosun tadı gerçekten muazzamdı. Burda ete acımıyorlar arkadaşlar, bol bol koyuyorlar gerçekten.
Arkadaşlar Katz Deli 1880'li yıllardan itibaren burada ve inanılmaz derecede ünlü, dünya çapında ünlü bir deli. Burası sadece böyle şarküteri anlamında değil, gerçek anlamda bir restoran. Şöyle söyleyebilirim, burada aslında et konusunda endişelenmenize gerek yok çünkü buranın sahibi bir Yahudi ve Yahudiler etin özen kesimine ve domuz eti kullanmamaya özen gösteriyorlar. Yani zaten farkındaysanız adam böyle sürekli kötü parçaları, eti atıyor. Yani gerçekten ete acımıyorlar, kat kat et koyuyor sandviçin içine. Zaten ben onu çektiğim için bana daha fazla kıyak yaptı.
Ayrıca burada şu anda bu sandviçin yanına 2 tane tuzlu, bir tane de tuzsuz olmak üzere 3 tane salatalık veriyorlar. Tuzsuz salatalara gerçekten ihtiyacınız var çünkü böyle hafif bir, nasıl desem, çok tuzlu değil de böyle mayhoş bir tadı var. O yüzden güzel oluyor. Ayrıca bunlar hazırlanırken tip verirseniz size et tattırmada daha fazla et veriyor. Yani ne kadar fazla tip verirseniz, bahşiş verirseniz, size o kadar fazla et vererek tattırıyor. Bahşiş vermeseniz de böyle küçük bir dilim tattırıyor muhakkak.
Mesela ben burada şu anda çıldırıyorum yerken. İnanılmaz yumuşak bir et. Görüyorsunuz herkes vızır vızır çalışıyor. Şu etin güzelliğine, şu sandviçin güzelliğine bakın. Et... Oradaki peynirin muazzamlığına bakın. Gerçekten dünyanın 8. harikası falan. Thank you so much!
Burada da abimiz benim için brisket etini getiriyor, yeni bir et. İnanılmaz güzel tütsülenmiş. Şimdi çap çap çap bölecek, üzerine koyacak. Aaa, burada tattırıyor bana yine çünkü güzel bahşiş bıraktık. Resmen bayılıyorum burada.
Evet arkadaşlar, şu iki devasa büyüklüğündeki o meşhur sandviçe bakın. Şu an burada, ha ha, ağzımı suya aka aka deneyeceğim. Trying... Awesome! İnanılmaz.
Sandviç gerçekten inanılmaz yumuşak ve ağızda dağılıyordu. Hayatımda yediğim en lezzetli sandviçlerden birisiydi. Yani buram buram et kokuyor her yer. İnanılmaz yumuşak, taze. Yani açıklayamayacağım düzeyde lezzetli bir etti. Şu an size etrafı göstermeye çalışıyorum ne kadar kalabalık olduğuna dair. İnanılmaz bir sıra var, her zaman kalabalık.
4 kişiye yetecek bu iki sandviç totalde $65.22 tuttu. Sizce bu fiyatı almaya değer miydi?"
İnsan şu görüntüleri arkasına alıp konuşmaktan imtina eder. @herkesicinCHP yıllardır Bodrum belediyelerini yönetiyorsunuz herkes için CHP derken sahiller sadece bazıları için CHP oluyor. Samimi değilsiniz.
Kıymetli Bodrumlular,
Son günlerde Kumbahçe sahilimizde gerçekleştirilen kıyı kullanım düzenlemesine ilişkin sosyal medyada çeşitli görüntüler ve yorumlar paylaşılmaktadır. Sürece dair kamuoyunda oluşan soru işaretlerine açıklık getirmek ve belediyemizin yaklaşımını şeffaf bir şekilde paylaşmak adına bu değerlendirmeyi yapma gereği doğmuştur.
Kıyılar; hiçbir kişi ya da işletmenin değil, hepimizin ortak yaşam alanıdır.
Denize erişim hakkı, hiçbir ayrıma uğramadan her vatandaşımızın eşit şekilde yararlanması gereken temel bir kamusal haktır. Bodrum’un eşsiz kıyıları da halkımızın özgürce nefes aldığı, denizle buluştuğu ortak değerlerimizdir.
Bodrum Belediyesi olarak görevimiz; kıyılarımızı korumak, kamu yararını gözetmek ve vatandaşlarımızın sahillere özgür, adil ve kesintisiz erişimini güvence altına almaktır.
Bodrum’umuzun kıyıları dün olduğu gibi bugün de halkındır, halkın olmaya devam edecektir.
Beşiktaş taraftarında Ersin'e özel bir takıntı yok genel bir takıntı var. Koftiden inancının faturasını birilerine yükleyecek ya, gördüğü en zayıfa saldıracak ya, ondan.
🇫🇷 France launches one-euro meals for all university students
French university canteens have begun offering one-euro meals to students regardless of income, in a measure designed to address financial hardship. The price, which covers a starter, main course and dessert, was previously only available to those with low incomes or receiving financial aid
#geneu_AFP
Dyson’ı Dyson yapan bir sebepte satış sonrası. Her hangi bir arıza, yedek parça ihtiyacı olduğunda ikiletmeden yenisini gönderiyorlar. Bu şekilde hizmet verebilen başka bir marka yok.
Arkadaşlar, 2015’ten beri Dyson kullanan biri olarak artık şunu net söylemem lazım: Dyson dikey süpürgelerin ilk inovasyonu üzerine bir gram bir şey koymuş değil. 10-15 sene önceki inovasyonunun ekmeğini yemeye devam ediyor. Mevuctta çok daha ucuza çok daha inovatif ve teknolojik olarak anlamlı süpürgeler mevcut. Geçmişte evet çok iyiydi; ama artık olayı yok. Makinenin temizlenebilmesi için hiçbir geliştirme yapılmadı mesela. Alet zamanla temizlenemez bir çöplüğe dönüşüyor.
Özetle, Dyson bitik. Süpürgeye ayırman gereken mühendisliği saç kurutma makinesine, vantilatöre ayırırsan böyle olur.
Burada bahsedilen iyileştirmelerin nasıl yapıldığını anlamak için Tesla üretim süreçlerinde kullanılan ve yıllardır Tesla mühendisleri tarafından eğitilen Teslaone’ı araştırmanızı tavsiye ederim. Bu sebepten rakiplerinden her zaman 1 adım önde olacak muhtemelen.
Tesla mükemmel bir otomobil değil, belki de hiçbir zaman olmayacak.
Fakat otomotiv endüstrisinin kaderini değiştirdiği kesin.
Sevin ya da sevmeyin, bilim, teknoloji ve mühendisliğe saygı duymak zorundayız.
15 yıl sonra bile yüz yıllık üreticiler, teknolojide Tesla’ya yetişmeye çalışıyor.
Bugün bir çok yeniliği Tesla sayesinde kullanıyoruz. Yazılım tanımlı, uzaktan güncellenebilen bir otomobille belki hâlâ tanışmamıştık.
Togg diye bir markamız bile olmayabilirdi.
Geleneksel üreticilerin 60 yılda yaptığı geliştirmeyi 14 yıla sığdıran bir markadan bahsediyoruz.
Tesla Model S’te parça sayısını 5.000’den 3.000’e düşüren,
2 dolarlık bir rulman değişimiyle araç başı 500 dolar tasarruf edebilecek vizyona sahip bir şirket.
İşin kolayına kaçıp, bataryayı büyütmek yerine, gelişmiş ısı pompası ve tek parça şasi gibi teknolojilerle verimliliği artırmayı tercih eden
Ve bir çok yeniliği araca uygulamak için, model yılı, makyaj veya yeni kasanın çıkmasını beklemeyen
Ben dahil, çoğu kişinin yapılamayacağını düşündüğü, FSD’yi geliştiren bir marka.
Tüm bunlar, otomobil üretim tecrübesi olmayan Tesla için imkansızı başarmaktı aslında.
Belki de tam bu yüzden başardı. Geleneksel üretim ezberlerine bağlı kalsa, fark yaratabilir miydi?
Sanmıyorum.
Ford CEO’su Farley’in “Bugüne kadar yaptığımız herşeyin yanlış olduğunu, Tesla’yı parçalarına ayırdığımızda anladık” sözünü
@JasonCammisa ‘nın @Hagerty ‘deki belgeseli çok iyi özetlemiş 👌
Being in your early 40s is weird, man. People around your age are in every stage of life. You have people who are grandparents. You have people who have newborns. You have people dating 25-year-olds. You have people celebrating their 20th wedding anniversary. Some of them look 60, and some of them look 30. All the bases are covered when you are in your early 40s.
Japonya'dan bir twitdaş japonca paylaşıyor ve biz Türkçe olarak görüyoruz.
Japonya'da günde 14 saat çalışıyorum ve 160000 yen , 45.000TL maaş alıyorum diyor.
Ya TL çok değerli , ya Türkiye Japonya'yı endüstiryel ve teknolojik gelişimde katlayıp geçti. Ya da ?
Aslıda iki reklamı da birleştiren ortak unsur kendimiz ile çok kararında bi şekilde mizah yapabiliyor oluşumuz. Bir çok marka ve reklam ajansı şuan buna cesaret edemiyor. En risksiz gördükleri birbirinin benzeri işleri ortaya koyuyorlar. @Turkcell 'i bu anlamda kutluyorum.