"İstikamet ise karakter ve emek ister; gözyaşı ve alın teri gerektirir. İstikametin ucu açıktır; yolu yürüyen de yolu açan da kendimizizdir. Bu sebeple her birimizin 'seyrisüluk'u kendine özgüdür." Prof.Dr. KEMAL SAYAR
"Modern zamanlara özgü olan asıl sorun, "istikamet" kavramının yerini "proje" kelimesinin almasındaki o kekremsi tattır. Çünkü proje; şablon bir yapıdır, maliyetlendirilip ölçülebilir bir hesap tablosudur. Hesap, planlama, hakla ilişkiler ve reklam faaliyetidir."
1⃣ İnsan yüzü sadece yemek yiyen, gören veya koku alan bir biyolojik organ değildir. İnsan yüzü bir başkasına duygu aktaran, ruhun dışarıya sızdığı bir aynadır. İnsan diğer canlılardan farklı olarak 'bakışıyla anlam inşâ eden' bir varlıktır.
4⃣ İki insanın birbirine bakması, basit bir görsel eylem değil, varoluşsal bir senkronizasyondur. "Mümin müminin aynasıdır" düsturunda olduğu gibi, insan bir başkasının varlığında kendini tanır ve tanımlar.
İnsan, en başından beri kendi iç mekânını dışarıdan gelen tatlar, sesler, dokunuşlar ve ilişkiler tarafından ele geçirilerek kuran bir varlıktır; mahremiyet, bu başarılı işgallerin ortak iç alanıdır. Bu, modern öznenin otonom, kapalı, kendine-yeter iç dünyası fikrini yıkar.
Mahremiyet, farklı iki iç âlemin birbirine açılarak hem birbirini içine aldığı hem de sınırlandırdığı kırılgan ortak alandır. Bu alan, öznenin yalnızca kendine kapanarak değil, başkasının varlığıyla yeniden şekillenen bir iç derinlik kazanmasıyla oluşur.
Sanal dünyada mesajlaşan ve kendisine sahte, ama gösterişli bir konum oluşturan insanlar birbirlerinin iç dünyasına nasıl girer, nasıl birlikte yaşar, nasıl ortak bir dünya kurar?
Önde gelen mekân filozoflarından Edward S. Casey, Mekâna Geri Dönüş’te, içinde yaşadığımız modern dünyanın nasıl bir mekân krizi içinde olduğunu ve bu krizin insanlığı nasıl etkilediğini felsefi bir pencereden inceliyor.
Kepler, Bruno'nun sonsuz evren doktrinine "bu düşünce, ne olduğunu bilmediğim gizli bir dehşet barındırıyor; gerçekten de kişi kendini, sınırı ve merkezi ve dolayısıyla tüm belirli yerleri reddedilen bu uçsuz bucaksızlıkta dolaşırken bulur" diyerek itiraz etti.
Not: Platon'un geometri bilme şartını sadece matematiksel bir beceri olarak değil, ideal forma, rasyonel düzene ve varoluşun mekânsal temellerine dair doğuştan gelen bir sezgiye (veya anıya) sahip olma durumu olarak yorumlar.