Uzun süredir hazırlıkları üzerinde çalıştığımız Hacettepe Üniversitesi Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği Bölümünü kurduk.
İlk bölüm başkanı olarak görev üstlendiğim bölümümüzde, yeni müfredatımızla ilk öğrencilerimizi bu yıl kabul edeceğiz.
Ulan bilgisayar mühendisliği dediğin şeyi sadece "kod yazmak", "tık tık ekrana bir şeyler basmak" sanan vizyonsuzlar yüzünden meslekten soğudu millet.
Ben bu bölüme girerken zaten oturup sabaha kadar amele gibi kod yazma sevdalısı değildim.... Kod yazmayı çokta sevmem...
İşin arkasındaki o saf mantığı, o matematiği, hendeseyi seviyordum. Hatta harbiden matematik bölümü seçecektim, hala da kafamın bir köşesinde o matematik aşkı duruyor, düşününce bile keyif alıyorum yani. Çünkü işin özü orası, o soyut yapıyı kurabilmek, o algoritmanın arkasındaki mantık evrenini inşa etmek.
Ama piyasaya bakıyorsun, herif iki tane framework öğrenmiş, "abi kod yazıyoruz yeaa" diye geziyor. Bilgisayar mühendisliği gibi devasa, entelektüel ve matematiksel bir derinliği getirip sadece "kod yazmaya" indirgemek cidden muazzam bir vizyonsuzluk. Hakaret gibi geliyor insana yeminle.
Mühendisliği klavyede harflere hızlı basmak sanan bu tipler yüzünden, işin asıl matematiğine, sistem mimarisine kafa yoran adamlar delirdi piyasada. Kod dediğin şey o kurduğun matematiksel dünyayı hayata geçirme aracı altı üstü ya, en son aşamadaki amelelik yani. Ama adamlara bunu anlatamıyorsun ki, vizyon o kadar işte. Vallahi sinir olmamak elde değil, tam komedi ortam.
Seni seven 1000 kişi varsa biri benim.
Seni seven 100 kişi varsa biri benim.
Seni seven 10 kişi varsa biri benim.
Seni seven hiç kimse kalmamışsa ben ölmüşüm demektir