TEK LİDER'iM ATATÜRK-Derinmavi'nin anneannesi-doğa ve hayvan dostu,sorgulayan,araştıran,yobaz sevmeyen.Laik ve Sosyal Devlet sevdalısı,Çanakkale Gazisi torunu..
Bir ülkede adaletin gerçek sınavı, en güçsüz olanı ne kadar koruyabildiğinde ortaya çıkar. Çocukları koruyamayan bir düzende hukuktan, vicdandan ve adaletten nasıl söz edelim?
6 yaşında istismara uğramış bir çocuğun hakkını korumak yerine faili koruyan, kollayan, kayıran kararlar üreten bir yargıya toplum neden güvensin?
Çocuklara yönelik istismar, kadınlara yönelik şiddet ve erkek egemen tahakküm birbirinden bağımsız değildir. Hepsi aynı zihniyetin, aynı düzenin ve aynı cezasızlık kültürünün ürünüdür.
Bugün iktidarın dilinden "aile" sözcüğü hiç düşmüyor. Ancak aileyi koruma iddiasıyla yürütülen siyasetin çocukları ve kadınları ne kadar koruduğuna bakıldığında büyük bir ikiyüzlülük ortaya çıkıyor. Çünkü çocukların güvenliğini esas almayan, kadınların eşitliğinden rahatsız olan, itaati erdem sayan bir anlayışın koruduğu şey aile değil; erkek egemen güç ilişkileridir.
Çocukların değil istismarcıların korunduğu, kadınların değil erkek egemen yapıların kollandığı, adaletin değil nüfuzu olanın kazandığı bu karanlık düzeniniz batsın!
İletişim Başkanlığı Ankara Bölge Müdürlüğü yetkilileri aradı, “Bu yargılamadan temiz kağıdı getirdiğinizde basın kartı alabilirsiniz” diyorlar. Bu nasıl bir hukuksuzluktur! Bu nasıl bir keyfi uygulamadır❗️
💥Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara'ya sahte diploma ve dil puanı ile akademisyen olan 400 kişiden bahsettiği için soruşturma açıldı:
🗣️"Bu insanları çıkartın, yapay zeka ile İngilizce sınavı yapın, dil puanları gerçekse ben özür dileyeceğim ve cezayı kabul edeceğim."
Carlo Ginzburg’u kaybettik…
Sanırım 26 sene önceydi, daha öğrenciydim. Kafamı allak bullak eden elime geçip okuduğumda beni büyük bir şaşkınlığa sürükleyen, ezberlerimi bozan bir kitapla karşılaştım: Peynir ve Kurtlar.
Tarih deyince aklımıza hep krallar, padişahlar ve büyük savaşlar gelirdi. Ama bu kitap bambaşka bir şey anlatıyordu: Günümüzden 430 yıl önce, 16. yüzyıl İtalya’sında, engizisyon mahkemesinin soğuk ve korkutucu duvarları arasında yargılanan sıradan bir değirmencinin, Menocchio’nun hikayesini.
Menocchio 2 kere tutuklanıp zindana atıldı, uzun yargılama süreçleri boyunca kendi anladigi şekli ile doğayı insana ve varlığa ilişkin görüşlerini anlattı. Ölümle burun buruna geldiği, o korkunç yargıçların karşısına çıktığında bile geri adım atmadı ve kendi gerçeğini savundu. Dedi ki; “Bana göre her şey bir kargaşaydı... ve o kütle tıpkı sütün kesilip peynire dönüşmesi gibi bir araya geldi…” Menocchio 1600’de yakılarak öldürüldü. Ondan geriye sadece bu mahkeme kayıtları kaldı.
Kendi köylü aklıyla evrene bambaşka, dokunulabilir bir açıklama getirmişti. Eğer mahkeme tutanakları sadece egemenlerin haklılığını kanıtlamak için okunup geçilseydi, Menocchio ve onun isyanı sonsuza dek unutulup gidecekti.
İşte o resmi engizisyon kayıtlarının arasına dalıp, belgeleri “tersten okuyarak” bu köylünün muazzam hikayesini çekip çıkaran kişi, dün 87 yaşında hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz İtalyan tarihçi Carlo Ginzburg’du. Tarihin içinde silinip gitmemesini sağlayan şey; o büyük devletlerin, kurumların, makro yapıların gürültüsü arasında kaybolan “küçük insanın” sesini duyurmaya adadığı hümanist ömrüydü.
Ginzburg bize ideolojik kalıpların dışına çıkıp insanı anlamayı öğretti.
Eğer bugüne kadar okumadıysanız, tarih ve hayata bakışınızı tamamen değiştirecek şu kitapları mutlaka okuyun:
* Peynir ve Kurtlar
* Tahta Gözler
* Gece Savaşları
* Efsaneler, Amblemler, İzler
* Güç İlişkileri
Bu eserleri dilimize kazandıran Metis, Pinhan ve Dost yayınevlerine ne kadar teşekkür etsek az kalır.
İnsan detayını, duyguyu ve hayatın ta kendisini tarihe geri veren bir büyük ustaya saygıyla.
#carloginzburg @Metiskitap@Dost_Yayinevi@pinhankitap
Tam 7 yıl önce Yeniçağ Gazetesi’nde “Rektöre haber verin, Ege Üniversitesi yağmalanıyor” başlığıyla yazmıştım.
ŞAKI isimli kitabımda da ayrıntılı şekilde konuyu anlatmıştım.
O gün dile getirdiğimiz iddialar ve ortaya koyduğumuz belgeler yeterince dikkate alınmadı.
Bugün ise Ege Üniversitesi’nde yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında 27 kişi tutuklandı. Operasyonda 16 şirkete ait 150 araç ve 49 taşınmaza el konuldu. Sayıştay raporlarına göre gerçekleştirilen alım işlemleri nedeniyle yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararı oluştuğu tespit edildi.
Gazetecilik bazen yıllar sonra haklı çıkar.
Aradan geçen 7 yılın ardından ortaya çıkan tablo, o gün yazdıklarımızın ve sorduğumuz soruların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
İşte o yazı: https://t.co/RFQraXQePP
Bu resim 1903 yılında Hint alt kıtasında çekilmiş. Bengalli bir kadın, sırtında sahip diye hitap ettiği İngiliz erkeğini sırtında taşıyor.
İngiliz, fesli fessiz köpeklerini, Mustafa Kemal Atatürk’e, Türk kadınını bu hale düşürmediği için saldırtıyor.
Bir dip dalga yaşanıyor, Türkiye'nin her yerine emekçiler sırtındaki yükleri boşaltmaya başladı. Son derece enteresan görüntüler, işçiler "Sendika istifa" diyerek sarı sendikacıları işyerinden kovalıyor...
Timur Soykan: “Bora Bey, 12 yaşında babasını kaybetmiş.
12 yaşında kaybettiği babasına ev aldığına dair bir gizli tanık ifadesi var.
Yani babasına 12 yaşındayken ev almış. Gizli tanık ifadesi böyle.”