Yeşilçam'dan dört film üzerinden kentleşen Türkiye'de kentlileşemeyen Türklerin hikayesini anlattım. Sonuç: ahlâk erozyonu ve kimlik kaybıdır.
Bugünkü yazım.
https://t.co/ggE0p60vn1
BU ÜLKEYİ BABANIZIN ÇİFTLİĞİ Mİ SANIYORSUNUZ
Bugün bir grup ülkücü faşist, Türkiye Komünist Gençliği üyesi bir arkadaşımıza İTÜ Arıkapı dışında pusu kurarak saldırdı, hemen arkasından bu grup bir başka arkadaşımıza da saldırı girişiminde bulundu ve bir kadın arkadaşımız arbede esnasında aldığı darbe sonucu hafif yaralandı.
Faşist çeteler bunun üzerine bugün kolay unutamayacakları bir ders aldılar.
Memleketi okyanus ötesine parsel parsel pazarlayacaksınız.
Bölgemizi ve ülkemizi ateş çemberinin içine atacak, kumar masasına süreceksiniz.
Halkımızı susturacak, sindirecek bir de seçme ve seçilme hakkına göz dikeceksiniz.
İmparatorluk özlemiyle Cumhuriyetin yıkıntıları üzerinde güya barış masalı anlatmaya kalkacaksınız.
Herkes susup sizi ayakta alkışlayacak, öyle mi?!
Türkiye Komünist Gençliği kendisine yönelik korkakça gerçekleştirilen bu saldırılara gereken cevabı vermiş, bu ülkeyi babasının çiftliği zannedenleri kampüsten kovalamıştır.
Biz buradayız.
Kampüslerimizi de bu memleketi de uğursuz çetelere bırakmayız.
Bunu aklınıza kazıyacaksınız!
ÜMMET, MÜRİT, KÖLE OLMAYACAK;
KAVGAMIZI KAZANACAĞIZ!
Türkiye’de yeni eğitim öğretim yılı açılırken, gençlik mücadelesinde de yeni bir döneme kapı aralıyoruz.
Öfkeliyiz ama umutluyuz…
Öğrenciler her geçen yıl daha zorlu koşullarda, geçim derdi, barınma ve beslenme, işsizlik gibi temel sorunların muhatabı oluyor. Eğitim bir hak olmaktan çıkarılıyor. Üniversitelerde tarikatlar ve holdingler cirit atıyor. Sosyal ve kültürel alanda, sportif alanlarda sürdürülebilir faaliyetler içine girebilmek, gelişim kat edebilmek gün geçtikçe daha zorlu hale geliyor. Ders kitaplarına erişim sorunu, kütüphaneler, gençlik merkezleri gibi sosyal tesislerin eksikliği de cabası…
Fakat memlekette güzel şeyler de oluyor.
O güzel şeylerin mimarları ise her zaman işte bu karanlığa direnen; iyi ve güzel olana, insanlığa yakışan bir düzene ulaşmak için çaba gösterenler oluyor.
Ülkemiz uçurumdan yuvarlanma riskiyle karşı karşıya.
Cumhuriyetin fikri bile bu topraklardan kazınıp atılmak isteniyor.
Örgütlenme hakkının her alanda budandığı, hak mücadelelerinin baltalandığı, basın özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı, yurttaşlık yerine tebaa kültürünün yerleştirilmek istendiği bir düzende yaşıyoruz. Bunun üzerine bir de 19 Mart'ta seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesi geldi.
Böyle halk egemenliği olur mu?
Tarikatlar ve holdingler düzeni ülkemizi felakete sürüklüyor. İmparatorluk hayalleri Lozan'ın sorgulandığı kardeşlik masallarına karışıyor. Masal diyoruz çünkü ABD ve İsrail'in bölge projeksiyonu ile uyumlu bir barışın gerçekliğine inanmıyoruz. masal diyoruz çünkü sünni İslama dayanan mezhepçi bir kardeşliğin aynı anda coğrafyamıza düşmanlık tohumları ekeceğini biliyoruz.
İşte bu gidişata üniversitelerden güçlü bir itiraz yankılandı. Geçen sene kampüslerimiz yurtsever, cumhuriyetçi, sosyalist gençlerin mücadelesiyle ayağa kalktı.
Mücadele edenler halk olur. Ayağa kalkanlar halk olur. Örgütlenenler halk olur…
Şimdi sergilediğimiz bu pratiği sürdürme zamanı!
İmparatorluk hayalleri kuranların ümmeti olmayacağız.
Tarikatlara mürit olmayacağız.
Holdinglerinize köle olmayacağız.
Ümitsizliğe yer yok,
Kavgamızı kazanacağız!
Yeni Osmanlıcı ittifakın karşısında yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın sosyalist Türkiye!
@sametic88 dayaniklilik denge guc cok zayif oyun karakterini karsisindaki saglam rakibe uygulayamaz , iyi bir pasor ama takim oyuncusu degil ben olsam almazdim sampiyonlar ligi seviyesinde bir takima