@Arisces01@smalltalks69@browtfgngon penetrasyonu öğrenmiş ama insan haklarından haberi yok, yarı cahil. Tüm yurttaşlara sesleniyorum, sokaklarda istediğiniz gibi sarılıp öpüşebilirsiniz :)
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Ateizm özgür düşünce ve felsefe biçimidir.
Akıl ve mantık dışında hiç bir otoriteyi kabul etmemek demektir.
Böyle gerizekalı tipler sadece dinsel öğretileri red etmekle ateist olduklarını sanıyorlar.
Devlet otoritesine iman etmiş, düzene biat etmiş ve geleneksel kodları esas alan biri en radikal bir dinciden daha gericidir aslında.
Sadece kıblesi farklıdır.
Bunun gibi medyatik tiplemelerin ateist felsefe ile uzaktan yakından alakası yoktur
ÖĞRETME ÇABASI BEYHUDE; “ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME EĞİTİMİ” ESAS..
Bir başkasına bir şey öğretme çabasının beyhude, hatta anlamsız olduğunu anlıyorum yaşım ilerledikçe. (Yüzlerce tıp doktoru, onlarca beyin cerrahı ve iki evlat yetiştirmiş bir dekan, cerrah, baba olarak yazıyorum)
Kendi hikayeme baktığımda da, ya ben değişmek, öğrenmek istediğimde öğretenleri buldum, ya da (vurgulamak istediğim yer burası) beni değiştirenler bunu bana öğretmeye kalkmadan yaşayarak gösterdiler
Yani bir şey öğrettiğimi sandıklarım zaten bu öğrendiklerini ben olmasam da öğreneceklerdi ya da onların öğrendiklerini ben, onların öğrenip öğrenmemelerinden bağımsız, zaten yaşamaktaydım
(Mesajın anlaşılmakta zorluk çekilecek noktasını baştan yazayım, anlamsız/beyhude gördüğüm öğrenme/öğretme süreci değil, ‘öğretme çabası’)
Öğreteceğiniz, başkalarında değişime yol açacak bir değeriniz varsa bunu “dille”, açıklama ile yapmaya çalışmak nafiledir; yaşayarak göstermek esas “eğitimdir”
Tabii unutmamak gerekir ki: Esas öğretmen yaşamın kendisidir. Ve yaşam, öğretmenliğini yaşantılarımız aracılığı ile yapar
#Penceremdenİstanbul
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Şanlıurfalı bir vatandaş, müziklerini beğenmediği kafeye müzik önerdi:
“Bob Marley çal, Madonna çal. Don’t cry for me, bir şarkısı daha vardı.
Frank Sinatra’nın ‘I did it my way’i bunların kafasına soktur. André Rieu…”
https://t.co/MEWesd9F7q
ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME!
“Oscar Trabzon’dan sahiplenildiği gün ölesiye dövüldü…
Videoyu çekenler, videodaki gülen yüzler, gülen sesler, çenesini sıvazlayarak dişini karıştıran yüzündeki şeytani gülümsemesiyle izleyenler…
Oscar’ın acı çığlıklarını beynimden silemiyorum, aklımda kalbimde izin vermiyor.
Korkudan tikleri başlamış, bedeni yara bere içinde ilk tedaviye alındı.
Rehabilitasyon merkezindeki 20 günlük karantina sürecinde yemek yemeyi reddetti, hasta olmuştu.
O şimdi MorPati Yaşam Bahçesi’nde sessiz, kimsesiz, çok incinmiş…
Yaralarını sarmaya çalışıyoruz ama bunca can içerisinde onun bir anne, baba ve kardeşe ihtiyacı var🙏🏻” @trahaykodernegi
POST-TRUTH’dan
POST-VIRTUE’ya
“Hakikat-Sonrası” dönemden “Erdem-Sonrası” döneme girdik..
Dünya artık çok başka bir yer!
Posttruth da bitti..
Doğru olarak anlatılanın gerçeklikle bağının koptuğu dönemi de bitirdik.
Artık ‘doğru’ diye anlatılanın erdemle de ilişkisi yok.
Yeni dönemin adı: “Postvirtue”
Yaşamla hemhal olup yaşam için varolanlarla, yaşamdaki her şeyi kendilerinin malı sananlar arasında gerçekleşecek esas “yaşam savaşı”.
Bu mücadeleyi yaşamı malı sananlar kazandıklarını sandıkça kaybedecekler. Çünkü onlar da, bilmeseler de, yaşamın parçaları ve yaşam tükenirse bu yaşamtüccarları da tükenecekler.
Çünkü yaşam en büyük, güzel, zeki ve güçlü kudret.
“Yaşamdaşlar” ile “Yaşamtüccarları” arasında oynanacak artık bu ömürlük oyun.
#Penceremdenİstanbul
@hikmettabiyeci Tam buna benzer şeyler yaşadım ve apartmandaki herkesle kavga ettim, ev sahibi olmama rağmen yalnız bir kadın olduğum için bana eskort muamelesi yaptılar :)) neyse ki ağızlarına sıçtım hepsinin, gerçekten gebersinler
@tsumut71 din niye zorunlu ders oluyor o zaten bir acayip. İbadet ediliyorsa bir yerde tabi ki ibadethane olmalı. soruyu sorma niyetiniz üzerine sohbet etmek isterdim! Kıyas kabul ediyor musunuz diye