Her şeyi görüp hiç bir şey yapamamanın ardında, biz de bir gün bir anda bir atın kamçılanmasına şahit olduğumuzda, çıldırıp yere yığılırken bulacağız kendimizi
Deniz’in yaptığını sıradan stand-up olarak görmüyorum. Bilinçli bir eylemdi. İfade özgürlüğünü kullanarak iktidar eleştirisi yaptı.. bu eleştiriyi milyonlar izlesin diye ücretsiz yayınladı. Tepkilere rağmen özellikle en riskli şakasının videosunu tekrar paylaştı ve gözaltına+
Türkiye'nin gündemi bu. Öğretmenler çok temel taleplerini kabul ettirebilmek için başkentte 8 gündür açlık grevinde.
Milli Eğitim Bakanı sıfatlı zat, öğretmen intiharına gülecek kadar öğretmeni hiçe sayan bir saray görevlisi.
Halkın öğretmenine sahip çıkması lazım.
“Toplantı, son anda iptal edildi.
Bakanlık gerekçe olarak “patronları masaya oturmaya ikna edemiyorum” dedi.
Şimdi öğretmenler diyor ki ey Milli Eğitim Bakanı, sen daha üç tane patronu bir masaya oturtamıyorsun, sen öğretmenini 20 bin TL, 25 bin TL’lik maaşlarla çalışmaktan kurtaramıyorun, ne diye o koltukta oturuyorsun?”
“Quando uma mulher é levada a se preocupar o tempo todo com sua aparência, ela tem menos tempo para questionar a ausência de suas liberdades.”
Marjane Satrapi
(1969-2026)
@lehcetulhakayik Bu konuda Schopenhauer'un güzel bir yazısı var. "Bir insanın okuduğu her şeyi aklında muhafaza etmesini beklemek yediği her şeyi midesinde tutmasına benzer. Oysa yediği şey onu bedenen beslediği gibi okuduğu şey zihnen besledi. Okudukların şu anda her ne isen o olmanı sağladı."
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
Photographer Shaaz Jung captured a rare and enchanting moment: An elephant, deep within the mist-shrouded forest, stood in quiet communion with a tiny bird perched on his tusk.
O kadar harika bir ifade ki. "Trafikte bizden hızlı giden herkes manyak, bizden yavaş giden herkes aptaldır."
O kadar yoruldum ki herkesin kendini referans alıp kendi mevzisine göre yargı dağıtmasından. Ben nasıl yaşıyorsam o hayat ahlakidir, ben neye inanıyorsam o mutlak doğrudur, ben nasıl yaşıyorsam o hayat idealdir, benim ahlaki sınırlarım herkesin ahlaki sınırları olmak zorundadır. Yoksa ya aptalsınız ya da manyak. Temel nokta ne ? BEN. Delice bir ben.
Bu çağda narsistik vebadan bahsediliyor, narsisizmin özü tam olarak bu. Gözleri kendi içine dönük insan. Oysa gözlerimiz çok değil ama biraz olsun dışarıyı da görelim diye yaratıldı. Kendi yaşadığı gibi yaşamayan herkesi narsist diye etiketlemek de narsistik bir tutum değil mi?
Tüm güzel sıfatlar bize, tüm marazlı ithamlar ötekine. Tüm yücelik bize, tüm sefillik ötekine. Benim yolumdan gitmen yetmiyor. Benim hızımla da gitmelisin. Öyle kırılgan egolarımız var ki, olur da yaşadığımız hayatın az da olsa dışına çıkıp acaba eksiklik hisseder miyim korkusuyla boyuna ötekinin yolunu, ötekinin hızını eleştiriyoruz. Oysa Sinan Canan hoca çok güzel diyor, günde bir saat kendinizin dışına çıkın. Disosiyatif bir tutumla değil hayır, ben ben olmaktan çıksaydım dahi halihazırdaki benliğimi aynı hoşgörü yahut aynı nefretle mi değerlendirirdim? Ben de bir başkasının hikayesinin aptalı, bir başkasının hikayesinin manyağıyım. Ama bu kendinden çıkış sadece kendimizi eleştirmek için değil kendimizi sevmek için de yapılabilir pekala. Daima yetersiz gördüğüm, eksik gördüğüm benliğim bir başkasının en büyük hayali de olabilir. Dışarıdan bakınca ne kadar sevilebilir biri olduğumu da idrak edebilirim. Bu twit kendime de tavsiye. Tüm önyargılarımı, sosyal, dini ve kültürel aidiyetlerimi, şu vakte dek yaptığım seçimlerimi, hatalarımı, başarılarımı, yani her şeyimi evimde bırakıp balkona çıksam ve kendi evime bir yabancı gibi balkondan baksam, kısa bir anlığına da olsa. Ellerimi gevşetsem. Dünyaya ve kendime merhametten gözlerim dolarak bakarım. Çünkü insan dünyadan ve kendinden tırnaklarını az da olsa çekerse hepimizin aynı yolun trajik yazgısı ile damgalandığını görür. Velhasıl,
8. Emir : arada bir balkona çık ve bir yabancı gibi oradan bak evine.
@SinanCanan
"Birinden duymuştum; ne zaman heyecanlansa ve kalbi küt küt atmaya başlasa, buna 'İçsel Alkış' diyormuş. Bedeni onu alkışlayıp destek oluyormuş. Bir insanın kendi gerçekliğini bu kadar zarif bir hikayeye dönüştürmesine bayıldım."
Evli , iki çocuk annesi .Muhafazakar bir ailede büyümüş .Kar yağdı bu sene , bayağı da tuttu nerdeyse dize kadar .Ayakkabıları var ama terlikle işe gidip gelmek istiyor,öyle de yapıyor.Neden dedim, zevkini çıkarıyorum dedi , böyle heves ediyorum.İçimden dedim ki ona,İyi ki varsın