İngiliz devlet arşivinden şu metinleri okuyalım. Altında açıklamasına devam.
▪️İtalyan konsolosu M. Miazzi, Yunanlıların altmış kadar kadın ve çocuğu katlettiği bir Türk köyünü ziyaret ettiğini bildirdi.
Çoğu öldürülmeden önce tecavüze uğramıştı.
Kadınların göğüsleri kesilmişti.
🔴 Cihat Yaycı :
‼️Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.
Yunanistan, Türk turistleri dostluk ve karşılıklılık anlayışıyla değil, ekonomik ihtiyaç nedeniyle kabul etmektedir. Bugün Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize sistemi tüm Yunanistan için geçerli değildir; yalnızca Türkiye’ye yakın ve ekonomileri büyük ölçüde Türk ziyaretçilere bağımlı hâle gelen belirli adalarla sınırlıdır. Üstelik bu uygulama geçici ve süreli bir istisnadır.
Buna karşılık Yunan vatandaşları Türkiye’nin tüm sınır kapılarından kimlik kartlarıyla giriş yapabilmekte, hatta birçok durumda süresi geçmiş kimlik kartlarıyla dahi kabul edilmektedir. Türk vatandaşları ise hâlâ vize uygulamalarına tabi tutulmaktadır. Bu durum karşılıklılık değil, açık bir eşitsizliktir.
Bugün Adalar Denizi’ndeki bazı adaların esnafı, restoranı, oteli ve ticareti büyük ölçüde Türk turistlerin harcamalarıyla ayakta durmaktadır. Ancak aynı Yunanistan; 19 Mayıs’ı, yani Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesini başlattığı günü sözde “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden, nesillerine Türkiye karşıtı tarih anlatıları aktaran, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarını yıllardır kısıtlayan ve Türkiye’ye yönelik maksimalist taleplerini hiçbir zaman tamamen terk etmeyen bir devlet politikası izlemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca turizm değildir. Harcanan her kuruşun ekonomik olduğu kadar siyasi ve stratejik sonuçları da vardır. Bugün bazı adaların ekonomileri Türk turist sayesinde ayakta dururken, aynı devletin uluslararası platformlarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine karşı faaliyetlerini sürdürmesi, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine politikalar izlemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.
Elbette herkes tatilini istediği yerde yapabilir. Ancak vatandaşlarımız harcadıkları her kuruşun ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlarını da düşünmelidir. Kendi ülkesinin turizmine, esnafına ve ekonomisine katkı vermek sadece bir tatil tercihi değil, aynı zamanda milli bilinç ve sorumluluk meselesidir.
Unutmayınız; bir milletin gücü yalnızca ordusundan değil, ekonomisine sahip çıkan vatandaşlarının tercihinden de gelir.
Bosna savaşı sırasında zengin yabancıların Saraybosna'ya gelip, eğlence için para karşılığında sivil öldürdükleri konusunda yeni detaylar ortaya çıkıyor.
Yetişkinler 80.000 mark, güzel kadınlar 95.000, hamileler 110.000 mark gibi paralar ödenmiş. Sanırım en pahalısı da çocuk
Un diplomate israélien se vante d'avoir transformé les villes européennes en ghettos criminels en favorisant via les réseaux sionistes l’immigration de masse.
Ils ne le cachent même plus.
🔴 Herkes İran'ın Amerika'nın hava durumu radarına saldırısı nedeniyle Orta Doğu'da yağmurun artmasından bahsederken, kimse İran'ın İsrail'deki Weizmann Enstitüsü'nü 12 günlük savaşta yok ettiğini bilmiyordu. Bu enstitü, Dünya için tehlikeli planlarla ilgiliydi. İran, 22 yıl önce açılan ve Dünya halklarının genetik sorgulamalarıyla, bölgedeki insanlara korona virüsünden daha tehlikeli hastalıklar bulaştırmayı hedefleyen bu büyük enstitüyü savaşta yerle bir etti.
By 300 BC, there was no longer a Hellenic civilization! The Turks had taken the Balkans from the Romans, Venetians, and Genoese!
Greece is a failed state, created in 1821 as a buffer zone and composed of an artificial nation. Cope harder...
İngiltere'de Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan bir kişi, saldırganı tek yumrukla etkisiz hale getirdi.
- Neden bana vurmak istiyorsun?
+Çünkü Müslümansın
Akıncı bir milleti tehdit ederek sindirebileceğini sananlar, tarihten hiçbir ders almamış demektir. Bu toprakların akıncı ataları, böylesi boş tehditlere karşı şu veciz sözle mukabele ederdi:
“İtin ölümü gelirse cami duvarına işer.”
Zira tarih boyunca korku salmaya çalışanlar gelip geçti; fakat inancına, haysiyetine ve istiklaline sahip çıkan milletler ayakta kaldı…
Londra'da Siyonist katliamların destekçisi Oscarlı İngiliz oyuncu Helen Mirren ve eşi, Filistin destekçisi bir adamın tepkisine uğradı.
"Ve işte karşınızda, kendini Siyonist olarak tanımlayan Helen Mirren.
Holokost nedeniyle İsrail'in sonsuza dek var olması gerektiğini ve Filistinlilerin evlerinin yıkılmasından çok mutlu olduğunu söyledi.
Kötü kalpli ihtiyar! Sen kötü bir Siyonist kaltaksın."
Gazzeli acılı bir anne:
“Buraya ilk geldiğimde dünyaya bir mesaj vermek istiyordum.”
“Ciğerlerim yırtılana kadar bağırdığımı bir yetkili belki duyar diye düşündüm.”
“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.”
🇵🇸🇱🇧 Sky News expuso uno de los métodos más brutales utilizados en Líbano: los llamados “triple-tap strikes”.
Consiste en lanzar tres ataques sucesivos al mismo lugar: el primero golpea el objetivo, el segundo a los rescatistas que llegan a ayudar, y el tercero a los equipos de emergencia.
Según el reportaje, esto ha sido usado de forma deliberada contra trabajadores de rescate y paramédicos desarmados.
Esto ocurre mientras Estados Unidos sigue proporcionando apoyo militar y financiero a Israel, lo que genera serias preguntas sobre la responsabilidad de Washington en estos ataques contra personal humanitario.
🔴Jeffrey Epstein ile Ghislaine Maxwell mağduru olan kadın Sarah Ransome:
◼️ Defalarca kez tecavüze uğradım. Bazen günde 3 kez... Ve o adadaki tek kız ben değildim; orası tecavüze uğrayan kızlarla doluydu.
Sadece 10 yaşındaydım..
A la misma vez que "Israel" destruyó la ciudad de Tiro esta mañana, bombardeó edificios residenciales en Beirut, asesinando a una madre libanesa y a su bebé de 3 meses.
Cómo es posible que los sionistas tengan tanto poder como para que estos crímenes se oculten en la prensa e incluso se convenza a la población mundial para que mire a otro lado... si esto lo hiciese otro pais enemigo de EEUU, sería un escándalo.
Die deutsche Regierung gerät massiv unter Beschuss, nachdem bekannt wurde, dass die Bankverbindung der pensionierten Mutter des regimekritischen Journalisten Hüseyin Dogru eingefroren wurde – ohne Anklage, ohne Gerichtsverfahren und offenbar ohne jede offizielle Benachrichtigung.
Kritiker sprechen inzwischen offen von politischer Repression und Einschüchterung durch die Behörden. Der Fall löst heftige Debatten über #Meinungsfreiheit und den Umgang mit unliebsamen Journalisten aus.
🇪🇸 İspanya
Benjamin Netanyahu: "İspanya, dünyanın en ahlaki ordusu olan İsrailli askerlere iftira attı. İspanya'ya Kiryat Gat'taki askeri koordinasyon merkezinden dışlanmasını emrettim. "
İspanyol yanıtı – Bakan Sira Rego:
"Seni iftira etmiyoruz; seni olduğun gibi tanımlıyoruz."
"Siz bir imha ve suç sistemisiniz ve hepiniz Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin önünde duracaksınız."