If you want to see how an autocracy handles a financial heist inside its own palace, look at Turkey right now.
The latest saga surrounding Erdogan's inner circle refuses to end, and it tells you everything about the total collapse of justice in this country.
A ruling party deputy was caught in a multi-billion lira stock market extraction. The palace panicked. Government media then released a story claiming she simply "refunded the money."
No documents. No bank receipts.
They expect 86 million citizens to ignore basic criminal law. Returning stolen funds does not erase the crime. The legal penalty is double the amount, reaching 4.4 billion liras.
But the question nobody dares answer: where did a political official find 163 million liras in cash to make the initial investment?
The double standard is staggering.
A university student posts a critical tweet and anti-terror police kick down their door at midnight. Ekrem Imamoglu wins an election and gets 2,300 years of fabricated charges. But when a regime insider loots billions, the state issues a polite press release and calls it resolved.
This is not a government managing an economy.
It is a money laundering operation with a national flag.
“Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olduğu kadar AKP genel başkanıdır ve her türlü eleştiriye de açık olmak zorundadır.
Utangaç diktatör gibi ifadeler de terapiye gittiğini söylemek de hakaret olarak kabul edilemez.
Bir şakadan rahatsız oluyorsanız o şakaya gülmezsiniz ya da o komedyenin gösterisine gitmezsiniz.
Bunun dışında sansür ve tutuklama bir şakanın yaptırımı olamaz, olmamalıdır.
Siyasetçiler her kamu figürü gibi eleştiriye gö��üs germek zorundadır.“
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Cem Küçük kirli medya düzeninde statü verilen, hiçbir düşünsel derinliği bulunmayan, çapsız ve seviyesiz onlarca isimden biri. Dilinden yalan ve iftira eksik olmadı. Gazeteci olmadığı açıktı ama hiçbir etik sınırı da yoktu. Yıllarca muhalifleri, gazetecileri suçlayıp konumunu sağlamlaştırdı. Yargılaması başlamamış insanlara itibar suikastları yaptı. Zaten bu haliyle bile yargılanması ve ekranlardan uzaklaştırılması gereken bir şahıstı. Fakat İhlas Yayın Grubu (TGRT Haber-Türkiye gazetesi) onu el üstünde tuttu. İktidara yakın bir medya aparatı olarak kendi konumunu farklı türden rant ağına dönüştürmüş olması da elbette sürpriz değil. Kim şaşırıyor buna? Kim “tahmin etmezdim” diyebilir? Bu uzaktan bakıldığında bile anlaşılabiliyordu. Esas önemli mesele, Küçük gibilerin uzun süreler faaliyet gösterebileceği bir düzenin inşa edilmiş olması. Medya bu düzenin bütünü değil, medyanın da içinde yer aldığı çürümüş bir sistem var ortada. Rasim Ozanlar, Cem Küçükler tek tek alınsa da bu yapı yerli yerinde durmaya ve yeni virüsler üretmeye devam edecek. Herkes birbirini bildiği için operasyon yiyene kimse sahip çıkmıyor. Kimse cezaevine gönderilenin arkasında durmuyor. Rezil, rezili bilir çünkü.
Şampiyon Filenin Sultanları 🇹🇷
Ay-yıldızlı formayı yüreğinde taşıyarak FIVB Voleybol Milletler Ligi Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum.
86 milyonun yüzünü güldürdünüz;
inancınızla, mücadelenizle gururumuz oldunuz.
İyi ki varsınız.
Gürsel Tekin şu an canlı yayında kendilerini aklamaya çalışıyor. Kameralara uzaklardan kimsenin anlamadığı "belge" diye iki-üç kağıt gösterdi. Merak ediyoruz fatura kesilmiş mi, neyin belgesini göstermeye çalıştı? BirGün, ilanlar dışında para almış mı? Aldıysa ne kadar almış? Uzaktan belge diye kağıt göstermekle bir şey söylemiş olmuyorsunuz.
Figüran haberimize suç duyurusunda bulunan Gürsel Tekin’in açıklamasını dikkatle dinledim. Haberimizi çürüten tek bir cümle söylemeyedi. Hatta “Şurada 70 kişi (sonradan 40’a düşürdü) fazla olsa ne olur eksik olsa ne olur” diyerek haberi direkt yalanlayabilecek herhangi bir bilgiye sahip olamadığını da açık etti. Siz yalanlayamadığınız bir haberle ilgili neye dayanarak “halkı yanıltıcı bilgiyi yaydılar” diye suç duyurusunda bulundunuz?
Ayrıca BirGün’e yönelik diğer hakaretleri de çaresizliğinin yansımasıdır ve suyu bulandırma çabasıdır. Bu hakaretlerle ilgili hukuki haklarımızı kullanacağız. Tekrar ediyoruz; hak etmedikleri koltuklarda oturanlar binbir emek ve özveriyle büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Avukat Ece Güner ben uluslararası kariyeri olan bir avukatım demişti...
Haluk Levent, Türkiye'nin en güvenilir adamıyım diyerek kendisinden borç para istemiş...
Ece Güner güvendim borç para verdim diyor...
Peki Ece hanım siz avukatsınız Türkiye'nin en güvenilir adamı sizden borç para isterken neden kendi İBAN numarasını vermiyor?
Güvenilir adam neden İBAN kullanmıyor?
Hadi diyelim asistanının İBAN numarasını verdi...
Siz milyon doları aşan parayı sadece asistanın hesabına da yollamamışsınız...
Bir çok farklı İBAN numarasına yollamışsınız...
Uluslararası kariyeri olan bir avukat bu güvensiz durumu nasıl anlamaz...
Borç verdiğiniz para 1000 yada 10 bin yada 100 bin yada 200 bin dolar değil...
1.5 Milyon dolardan fazla para borç vermişsiniz...
Bu borç meselesi gibi görünmüyor...
Güvenmiyoruz artık hiç birinize...
FREE EKREM. FREE DEMOCRACY.
Turkey's future is in Europe—but Europe is built on democracy, the rule of law, free elections, judicial independence, and political pluralism.
The continued imprisonment of opposition leader Ekrem İmamoğlu raises serious concerns about democratic standards and Turkey's European path.
If Turkey wants to move closer to the European Union, democratic reforms matter.
Release Ekrem İmamoğlu. Respect the rule of law. Restore democratic competition. Let the Turkish people choose their future freely.
A democratic Türkiye is a stronger Türkiye.
#FreeEkrem #EkremImamoglu #Turkey #Türkiye #Democracy #RuleOfLaw #HumanRights #EU #EuropeanUnion #Freedom #FreeElections #PoliticalPrisoners #Europe #NATO #GuntherFehlinger
Hundreds of people were swept up by Turkish authorities ahead of this week’s NATO summit in Ankara. The crackdown is illustrative of an intensifying authoritarian consolidation under President Recep Tayyip Erdoğan, who has been in power for more than two decades. Little of these actions, or of how Erdoğan has been able to maintain his position, was discussed as NATO leaders convened in the country’s capital. On Tuesday, Trump went as far as to say that, if the NATO summit had not been “held in Turkey, where my friend happens to be a very strong leader, a very strong person, it’s possible that I wouldn’t have attended.” Read more about how Trump and NATO are courting Erdoğan: https://t.co/U7soYU7XTn
Turkey’s democracy is under pressure.
@imamoglu_int is on trial because Erdoğan fears what he represents: a real democratic alternative.
This is not justice. It is politics dressed as law.
Europe must not look away. Rights, freedom and the rule of law are not optional.
Turkish citizens must be free to choose their future.
@sandrogozi
As NATO met in Turkey, Ekrem İmamoğlu, the imprisoned Mayor of Istanbul and Erdogan's leading
electoral opponent in presidential elections, was allotted roughly six to seven hours to answer 142 concocted charges carrying a combined sentencing demand of 2,352 years.
NATO Genel Sekreteri Rutte: "Demokrasi seçimden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda özgür medya demektir, bağımsız medya demektir. İstediğiniz tüm soruları sorabilmeniz, istediğiniz yazıları yazabilmeniz, istediğiniz araştırmaları yapabilmeniz demektir. Demokrasi aynı zamanda tabii ki insanların istedikleri gibi gösteri yapabilmeleridir
https://t.co/g970ncy2RK
If leaders in the West cared about human rights violations, they would call out Erdogan for unjustly jailing his opponents, devastating the opposition, and destroying Turkey’s democratic practices, writes columnist @stevenacook. https://t.co/KLDzS8eBmw