2 gün önce devre arkadaşım "VAN" da mayın patlaması sonucu şuan hastanede mücadele veriyor. Üsteğmen olmasına 1 ay kala Gazi oldu...
Ailesinin başta haberi olmadığı için haberi olana kadar bu bilgiyi paylaşmadım.
İnsanların ne kadar umrunda onu da bilmiyorum.
Ne bakanlığın resmi hesabı, ne de silahlı kuvvetlerin resmi hesabı bunu duyurma gereği bile duymadı...
Nedenini benden daha iyi biliyorsunuz zaten.
Anladığım kadarıyla artık ne sosyal medya ne de televizyon, yaralanan bir askerimize haberlerde, gündemde yer vermeyi birileri rahatsız olmasın, mevcut süreç "aman" etkilenmesin diye uygun bulmuyor.
Ama kardeşimin etkilenen uzuvları var sizin "aman"larınızdan.
Kim kimle kol kola girdi, kim mehtere ne tepki verdi, menüde neler vardı gündeminizden yer bulabilirseniz, bunu bari ben duyurayım dedim yoksa asla haberiniz olmayacak.
O mayını oraya yerleştirenlerle çözüm arayanlar, çözüm arayanların peşinden gidenler...
Ankarada mayın olmadığı için böyle dertleriniz yok tabi ama, oralarda birileri hala bu tehditle yaşıyor ve yüzleşiyor.
Evet, o çocuk sizleri korumak için oradaydı.
Dualarınızı kardeşimizden esirgemeyiniz, sizden dua istemek; en azından yapabildiğim bu.
Benim ananemin annesi 3 kız kardeşi ile birlikte Fransızlar tarafından tecavüze uğramasın diye erkek kardeşleri kör kuyuya indirmiş her gün bir parça ekmek atmış.
Yaşamayan bilmeyen neyden kurtulduğunu anlamaz.
Milli mücadele değil , Kurtuluş savaşıdır.
#KurtuluşSavaşı
Belçika Futbol Federasyonu: "Balogun'un cezasının ertelenme kararıyla ilgili bize bir gerekçe sunulmadı. Ayrıca başta hakem raporu olmak üzere talep ettiğimiz bilgiler bize ulaştırılmadı. Bu durum, FIFA talimatlarına kesinlikle uymuyor. Balogun'un esame listesinde olması durumunda tüm yasal haklarımız saklıdır."
UEFA, FIFA'nın Folarin Balogun'un kırmızı kart cezasını ertelemesi hakkında açıklama yayınladı:
"Dünkü karar kırmızı çizgiyi aştı. Futbol da diğer tüm sporlar gibi, adil, dürüst ve şeffaf rekabetin temelini oluşturan kurallara dayanır. Bazen kurallar yoruma açıktır. Ancak bu durumda öyle değil. Kırmızı kartın ardından gelen en az bir maçlık otomatik men cezası, isteğe bağlı bir seçenek değildir ve uygulanması için yetkili bir merciin kararına ihtiyaç duymaz.
Futbol dünyanın en sevilen sporudur. Dünyanın her yerinde aynı kurallarla oynandığı için güven verir. Hiçbir turnuva tamamen bağımsız değildir ve söz konusu turnuva Dünya Kupası ise, oyunun bütünü üzerinde olumlu veya olumsuz sonuçlar doğurma gücüne sahiptir.
Eşi benzeri görülmemiş, akıl almaz ve hiçbir şekilde haklı çıkarılamaz olan bu karar karşısında duyduğumuz şaşkınlığı ifade ediyoruz."
Bugünü unutma Türk evladı!
33 yıl önce bugün PKK, Erzincan’ın Başbağlar Köyü’nü basarak cami cemaatini kurşuna dizip köyü ateşe verdi.
29 kişi camiden çıkarılıp kurşuna dizildi.
1’i kadın 4 kişi ise yakılarak şehit edildi.
Köydeki evlerin büyük bölümü, köy okulu, köy camisi ve köy konağı ateşe verildi.
Aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun.
Terör örgütü PKK ve uzantıları kahrolsun.
Bu ülkeyi seviyorum ama artık bu ülkeyle ilgili herhangi bir gelişmeye öyle yoğun tepki veresim gelmiyor.
Efendim ifade özgürlüğü, efendim kayyum, efendim demokrasimiz eriyor; tamam, evet, haklısınız, hepsine karşı duralım.
"Peki 12 insanımızı yakan teröristin DEM mitinginde konuşması?" diyorum; "Ya abi o başka bir konu...", "Ya şimdi o biraz farklı mevzu...", "Ya işte kem küm..."
En fazla şunu söylüyorlar: "Onlara bu izni veren iktidar!" Evet kardeşim, doğru, bu tablonun sorumlusu iktidar zaten, o açık; peki senin desteklediğin parti/siyasi lider buna tepki verdi mi? İktidarı bunun üzerinden zorladı mı? DEM'i bunun için kınayıp bu partiyle ilişkisini kopardı falan da biz mi görmedik?
"Şimdi abi onu yapamaz...", "Yani falan seçmenin önemi...", "Filanca oy oranları..."
E o zaman bırakın öyle über demokrat rollerini, demek ki herkesin öncelikleri farklı ve kimsenin kendisinden farklı öncelikleri olan herhangi bir muhalif kesime ortak duruş borcu yok, önceliği olmayan antidemokratik gelişmeler konusunda tepki verme yükümlülüğü yok. Demek ki bu bu ülkede her kesimin demokrasi anlayışı farklı, herkesin demokratlığı kendine.
İlteriş Vakfı’nı biliyorsunuz. Hani şu “çocuklarına Öz Türkçe adlar koyan” ailelere verdiği çeyrek altınlarla adından sıkça söz ettiren Türkçü, Turancı vakıf.
İşte o vakfın genel başkanı Kaptan Mustafa Can, uzun yıllardır tarikatların, dergahların, istismarcıların güdümünde olan İstanbul Ticaret Odası’na başkan adayı oldu.
Tek amacı da bastırdıkları ajandaya bile Atatürk fotoğrafı koymayan, not defterini bile işlerine gelecek “hadislerle” süsleyip yandaşlarına bastıran bu tezgaha çomak sokmak, yeniden Türk’e hizmet için temizlemek.
Bunu ancak Türkçü, Atatürkçü bir iş insanı yapabilir. O da Mustafa Can olarak görünüyor.
Türkçüler olarak desteğimizi esirgemeyelim. Kendisine elimizden ne geliyorsa yardımcı olalım.
“CHP ilgilenmiyor. Ümit Özdağ olmasa kamuoyu da öğrenmeyecekti.”
Sabahattin Önkibar:
• Suriye ve sığınmacılar hala ülkemiz için bir beka sorunu.
• Önceki gün İçişleri Bakanı Çiftçi,“Türkiye’deki tüm Suriyelilere çalışma izni alma şartını kaldırdık. İsteyen, istediği yerde çalışabilir” açıklaması yaptı.
• Bu ifade milyonlarca Suriyeliye seçim öncesi verileceği iddia edilen vatandaşlığın işareti, ön adımı olarak değerlendirildi.
• Vatandaşlık ise malum, AKP’ye ilave olarak milyonun üzerinde oy anlamına geliyor.
• CHP’de bu konularla ilgilenen yok. Ümit Özdağ olmasa kamuoyu da bu bağlamda bir şey duymayacak, öğrenemeyecekti.
MHP Genel Merkezi MHP milletvekili İsmail Özdemir”n edepsiz bir X paylaşımını paylaşmış. Gereken cevabı Zafer Partisi Genel Merkezi vermiş. Ama bir husus eksik kalmış. İsmail Özdemir benim 15 Temmuz Henry Barkey ile birlikte olduğum utanmaz yalanını söylemiş.
Gelelim Barkey aslında kiminle birlikte sorusuna…Barkey ve Graham Fuller 1999’da bir kitap yazdılar. Kitabın adı Türkiye’nin Kürt Meselesi. Bu kitapta PKK ile müzakerelerin nasıl yürütüleceğini kaleme aldılar.
Bugün MHP’nin PKK’yla müzakerelerde yol haritasını işte bu kitap çiziyor. Müstafi tümamiral Cihat Yaycı, Fuller ve Barkey’in yol haritasını bütün anadoluyu gezerek de anlatıyor. Anladınız mı şimdi kim kim ile kolkolaymış. @zaferpartisi@zpgencresmi
Ümit Özdağ:
• Kayseri'de, İstanbul'dan sonra 'Atatürk'ün Kızları Buluşuyor' başlıklı bir toplantı düzenleme kararı aldık. Bunun için il başkanlığımız bir düğün salonuyla anlaştı, toplantımızı orada yapacaktık.
• Ama duyduk ki aynı gün, aynı saatte o düğün salonunun yanındaki salonu Ülkü Ocakları kiralamış.
• Bunun üzerine düğün salonunun yerini değiştirdik. Biz başka bir düğün salonu kiraladık. Onun da altındaki düğün salonunu kiraladılar.
• Bunun üzerine ben de İçişleri Bakanı'nı aradım.
• Dedim ki: 'Biz buradan gitmiyoruz Sayın Bakan. Biz buradan gitmiyoruz. Devletseniz gereğini yapın.'
• Fakat düğün salonunun sahibi baskı altına alınarak bu sefer adamcağız geri adım atmaya ve kirayı iptal etmeye zorlandı.
• Ve üçüncü bir salon kiraladık. Bugün orada bu toplantımızı gerçekleştireceğiz.
• Abdullah Öcalan ile kol kola girip PKK’lıları kardeş gören, onları kucaklayanların Zafer Partisi’ne düşmanlık etmelerini de çok normal görüyoruz.
• Allah onları affetsin diyoruz. Ama milletin affetmeyeceğinden eminiz.
Muazzam bir olay.
"2,5 gün kayboldum. Günde 200 defa içimden İstiklal Marşı'nı okuyordum, motive olmak için. Ülkem adına yaptım. Ölürdüm, geri dönmezdim."
Güney kutbuna tek başına gidip -40 derecede günlerce yürüyüp Türk bayrağı diken Ali Rıza Bilal...
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ:
“İstanbul'un sokaklarına terör örgütünün elebaşının fotoğrafları asılıyor. Buna karşı çıkmıyorlar.
Hakkında hâlâ hüküm verilmemiş ve yargılama süreci devam eden Ekrem İmamoğlu'nun fotoğrafını İstanbul'da asmak yasak; Abdullah Öcalan'ın fotoğrafını asmak ise yasak değil.
Bu ayıptır. Bu ayıptır.”
Mitingde parti bayraklarının kullanılmaması, sadece Türk bayraklarına yer verilmesi çok iyi düşünülmüş.
Müsavat Dervişoğlu’nun da konuşmasında ‘bütünleşik muhalefet’ vurgusunu göz önüne aldığımızda İYİ Parti yeni süreçte birleştirici rol oynayacak gibi görünüyor.
Kim bilir 2023 seçimlerinde kurucusundan aktörüne kadar itiraz ettiğimiz o masa, şimdi içimize sinecek bir versiyonla yeniden kurulur belki.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu:
- Buradan duyuruyorum.
- Herkes sussa da biz susmayacağız! Dünya sussa da ben susmayacağım! Biz her kim olursa olsun, hangi koltukta oturursa otursun doğruyu doğru, yanlışı da yanlış bildik.
- Gücün etrafında pervane olanlara inat, hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık. Saraylarda Yezid olmaktansa, Kerbela'da Hüseyin olmakla şerefleniriz. Zilletle yaşamaktansa gerekirse izzetle ölmeyi şeref addederiz."
İYİ Parti’nin açılıma karşı “Bayrak açma” mitinginde konuşan Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu:
Ne zaman milletin beklentisinin tersine bir iş yapmaya kalkışsalar buna devlet projesi diyorlar. ‘Devlet yapıyor, devlet istiyor’ diyorlar.
Bizim devletimiz vatandaşın geleceğini karartmaz.
Bizim devletimiz Türk’ün şerefi ve onuruyla oynamaz.
Bizim devletimiz eli kanlı bir katilin danışmanlığına asla ihtiyaç duymaz.
Bizim böyle bir devlet geleneğimiz yoktur.
Devlet aklı diyorlar, derin devlet diyorlar.
Derin devlet olmaz, devletin hukuku olur.
(Ankara / Tandoğan)