Adalar Belediye Başkanımız Ali Ercan Akpolat’ın ve yol arkadaşlarımızın haksız ve hukuksuz biçimde tutuklanmasıyla başlayan süreç, baskı ve tehdit iddialarının gölgesinde belediye yönetiminin AKP’ye geçmesiyle sonuçlandı.
Baskılar, tutuklamalar ve görevden uzaklaştırmalarla meclis aritmetiği değiştirildi; seçimin hemen öncesinde bir meclis üyesinin oy kullanma kısıtlılığının kaldırılmasıyla çoğunluk AKP lehine oluşturuldu. Böylece halkın oylarıyla kazanılamayan belediye yönetimi, siyasi ve hukuki süreçler üzerinden el değiştirdi.
İki küçük evladından ayrı tutulduğu cezaevinde dahi Adalar halkının iradesini savunan Fırat Durak, yerine yedek üyemizin oy kullanabilmesi için meclis üyeliğinden çekildi. Bu tutum, makamın değil halkın iradesinin esas olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sandıkta kazanılamayan bir yönetimi siyasi baskılar ve yargı süreçleri üzerinden elde etmek demokrasi değildir. Demokrasi; halkın iradesine, seçtiği temsilcilere ve sandığın sonucuna sahip çıkmaktır.
Adalar halkının iradesi, hiçbir siyasi hesabın üzerinde ve hiçbir makamdan daha değerlidir.
İstanbul’un taksi ihtiyacına çözüm sunmak için çalışmaya devam ediyoruz.
10’uncu taksi ihalemizi 13 Ekim’de gerçekleştireceğiz.
Taksi plakası sahibi olmak isteyen hemşehrilerimizi ihalemize bekliyoruz.
YENİ Parti'den fon skandalında Meclis hamlesi:
💬 "Ne kadar kısıtlansa da Meclis zemininde insanların mağduriyetlerini gündemde tutmaya gayret edeceğiz"
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu'ndan fon skandalı sorusuna yanıt: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bu kontrolsüzlüğe sebep oluyor
💬 "18.5 milyar dolar para çok büyük bir paradır"
💬 "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tam olarak bu kontrolsüzlüğün pınarı haline gelmiştir"
💬 "Bu işten para kazanan köpek balıklarının listesinin açıklanması lazım"
Şimdi de şöyle bir engel getiriyorlar; açılan yedek hesapları da ara ara askıya alıp tweet atmayı engelliyorlar, bir süre sonra bırakıyorlar!
Etkileşimi azaltmak için her taktik uygulanıyor!
Peki milletin zararlarını azaltmak için ne yapılıyor!
Özgür Özel: " "Mansur Yavaş gibi bir siyasetçinin, iktidar tarafından atanmış butlan yönetiminin kaprisleriyle terbiye edilmesi ve oranın siyasetine alet edilmesi söz konusu olamaz!"
Mansur Yavaş'ın istifasının ardından Özgür Özel'den ilk
açıklama
Özgür Özel: Kendisini kararından sonra tebrik telefonu için aradım. Memleket ve kendisi için hayırlı olsun. Bundan sonraki süreçte alacakları her türlü karara saygılıyız. Ben Yeni Parti
kurulurken, hiçbir belediye başkanını zorlamayacağımı onların görevlerinin özel olduğunu her kararlarına saygılı olduğumu ifade etmiştim. Bu tutumumuz sürdürüyoruz.
@mansuryavas06@eczozgurozel
#mansuryavaş
16:00 duruşma bitti.
verilen aranın ardından UYAP’ta teknik sorun yaşandı, duruşmaya devam edilemedi.
mahkeme heyeti, sistemdeki aksaklığın giderilememesi üzerine bugünkü oturumu sonlandırarak duruşmayı bitirdi.
bugün Mahir Polat, Feyza Kapki, Süleyman Atik savunma yapmak için bekleyen isimler arasındaydı.
bugün 7 kişi savunma yaptı, toplam 254 kişinin savunması tamamlandı. kaldı 71 kişi.
Herkese selam,
Sizlere cezaevini şirin gösterecek cümleler kurmayacağım. 13 gün önce özgürlüğüm elimden alındı. Haksız, hukuksuz hatta anlam veremediğim düşmanca muameleye maruz kaldım.
Çekmediğim bir görüntüden sorumlu tutuldum. üstelik o tarihte ‘’çekenler’’ için bile ‘’suç’’ değilken. Hukukun, h’sinin olmadığı, zaman aşımına uğrayan isnatlardan tahliyem kaçınılmazdı. Ancak yine düşmanca bir tavır takınıldı. İtiraz dilekçemizin verilmesinden "birkaç saat sonra" bu kez suç örgütü kurmaktan 2. kez tutuklandım.
Üç avukatım varken hakim barodan hiç tanımadığım bir avukatla beyanımı almak için ısrar etti. Katip bile "şimdi sizin avukatı nerden bulalım" diyecek kadar kayıtsızdı. Israrla direnince avukatım Hüseyin Ersöz’e haber verdiler. Cezaevinde ziyaretimden çıkan Buse Şahin yetişti Hakimlik sorgusuna.
Beni tanıyan bilir, haklıysam hakkımı sonuna kadar arar, asla geri adım atmam. Hem şahsım hem de mesleğimin namusu adına yaparım bunu. Ve haklıyım! Ben gazeteciyim, ne bir suçun faili ne de suç örgütü yöneticisiyim. Hayatım boyunca meslek ilkelerine halel getirmemek için çaba sarfettim. İmza attığım tüm haberlerin arkasındayım.
Biliyorum bugünler de biter, geçer gider. Neler geçmedi ki... Arkamda dağ gibi eşim, omuz omuza yürüdüğüm gazeteci büyüklerim ve dostlarım var. Bu hukuksuz uygulamalar elbet bir gün son bulacak. Hakkım bana namuslu, dürüst hukuk adamları tarafından iade edilecek. O güne kadar kalbimin sizlerle attığını bilin. Çünkü her gün sizin desteğinizi hissediyor ve bundan güç buluyorum.
Ve yine bilin ki korkmuyorum. 2011 senesinde Kaşif Kozinoğlu’nun avukatına mikrofon uzatırken, dönemin kudretli savcılarından korkmadığım gibi... Haklı olan neden korksun ki? Ben tarihte hep haklı olarak anılmak için kalem tuttum, bunu cezaevinde de sürdürüyorum.
Selahattin GÜNDAY
Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
C-10 Koğuşu
Biz ARENA ekibi olarak Emlakbank'ı hortumlayan Genel Müdür Engin Civan'ın İsviçre'deki gizli rüşvet hesabını ortaya çıkardığımızda, bugün fon hortumculuğu iddiasıyla tutuklanan Emre ve Kerem Alkin'nin babası Prof. Dr. Erdoğan Alkin de Civan'ın yönetim kurulu üyesiydi!
"SİSTEM DİYE BİR ŞEY
SÖZ KONUSU OLAMAZ"
Ekrem İmamoğlu "Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptınız ve mali alanda, Mali Hizmetler ve Emlak Daire sorumluluğu üstlendiniz. Bu çerçevede bu kadar önemli, yani tabiri caizse bir nevi milyarlarca dolarlık bir bütçenin, kasasının, kurumun size emanet edildiği bir ortamda bu görevi aldınız" dediği eski Genel Sekreter Yardımcısı Turgut Tuncay Özbilgin'e sordu:
Ekrem İmamoğlu: Bir sistem diye bir şey üretilmiş ve bu ifadelerle beraber de iddia makamının yaratıcı üslubuyla böyle bir şey literatüre geçmiş. Bu sistemi de biz ifadelerden sonra öğrendik. Yani sizin döneminizde bir suç örgütü veya bir sistem, hani sistemin bir parçası, sistemin bir uygulaması diye bir dil ya da bir üslup sizde yaşadık mı? Ya da benim dışımda yaşandı mı? Ya da benim sözüm ona talimatımla size birisi gelip sistemden ya da bir suç örgütünden bahsetti mi?
Turgut Tuncay Önbilgin: Başkanım, öyle bir şey söz konusu olmaz. Yani biz de böyle bir şeyi kabul etmeyiz.
Çıta ne kadar yukarıda mesela. CAATSA mı kalktı, F35’ler ile Kaan motorları geliyor mu, İsveç ile Finlandiya’nın Nato üyeliğine karşı sözü verilen F16’lar mı veriliyor?
İmamoğlu dün ‘makam aracı’ davasından hakim karşısındaydı. İmamoğlu kendi aracını kullanarak 30 milyon ‘kamu yararı’ sağlandığını belirtti.
Öte yandan İmamoğlu ‘kamu zararı’ denilen yakıt ve bakım masrafını belediyeye ödemiş.
İşte dekontları👇🏼
"YANLIŞLIK OLMUŞ"
İBB davası 6.hafta 22.gün
geçtiğimiz gün Fatih Mehmet Bozkurt, Ahmet Hamdi Çiçek, Mithat Sinan Bolak, Kamil Timur Delibaş, Utku Cihan hakkında, duruşmaya çağırılmasına rağmen gelmediği ve ulaşılamadığı belirtilerek yakalama kararı çıkarılmıştı. Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan geçtiğimiz hafta duruşmaya 2 kez katılmış, ancak süre yetmediğinden sıra gelip savunmasını yapamamıştı. Utku Cihan hakkında bu karar "yanlışlık olmuş" denilerek kaldırıldı.
o isimlerden Kamil Timur Delibaş bugün kürsüdeydi. savunmasına başlarken yakalama kararına dikkat çekip, "hiç aranmadım" dedi.
Delibaş: dün bana beş kere arandığıma dair bir tebligat geldi ama bu bana gelmedi ve bu beni bütün gece çok huzursuz etti.
Hakim: huzursuz olacak bir şey yok, ifade almaya yönelik.
Delibaş: tamam ama aranmadım ben. onun bir kere, hani bilgisini vereyim.
Hakim: kalemden ulaşılamayanlara bu şekilde biz karar çıkarttık.
"ÜÇ KURUŞLUK İHALE İÇİN RİSKE ATMAZDIM"
Delibaş: tarafımıza isnat edilen suçlamaları reddediyorum. 2020 yılında yapılan bu alt ihaleye vermiş olduğumuz teklifle muvazaalı teklif vermekle suçlanıyoruz efendim. biz, 2012 yılında da bir ihaleye teklif verdik yine İBB'nin ihalesine, metrobüsle alakalı, fakat alamadık. bize isnat edilen son derece mesnetsiz suçlamayla uzaktan da yakından da alakamız yok efendim. çok vaktinizi de almak istemiyorum, söyleyecek aslında çok bir şey de bulamıyorum ama MASAK raporlarına bakıldığında ben ve şirketimin dosya kapsamında anlatılan ihale olayıyla bir ilgisinin hiçbir şekilde olmadığı gözükmektedir. biz mevzuata aykırı bir ihaleye katılmadık, mevzuata aykırı bir iş yapmadık. her iş adamının yaptığı gibi kendi ürettiğimiz ürünü Türkiye'de üretmek, Türklere teslim edebilmek için biz ihaleye teklif verdik. ama ben bütün suçlamaları kabul etmiyorum, aksine çok gururuma dokunuyor.
biz 2006 yılından beri compliancela yaşıyoruz, uyum yasasıyla yaşıyoruz. bizim firmamızın kültüründe, bu Türkiye'de de çalışsaydık, yabancı firmaların olduğu zaman uyum yasası var. biz böyle bir ihaleye zaten %99 gelir olarak ihracatta, üç kuruşluk ihaleye efendim bunları riske atarak böyle bir şey yapmazdık. son olarak tüm suçlamaları kabul etmiyorum. ve adli kontrol... yurt dışında çalışmış olmam... bir de benim, çocuklarımla bunu paylaştığımda "baba söyleme" dedi ama söyleyeceğim bunu da size, kanser tedavisi görüyorum. oğlum "bunu söyleme" dedi ama ben söyleyeceğim. onun için yurt dışı yasağımın ve adli kontrollerin kaldırılmasını, beraatimi talep ediyorum.
Soruyorum;
Pusula Portföy patlamışken, Tera Portföy Emre Tezmen satın alacağız diye açıklama yapmadı mı?
Peki açıklama ile müdahale arasındaki zamanda millet, "Pusulayı kurtaracağına göre güçlü kurumdur" diye düşünmez mi? Para yatırmaz mı?
Tezmen son vurgunu böyle mi yaptı!