@altiustukitap'ta kitaplar üzerine yazar. @altiustutarih'te konuşur. Tarihle, savaş çalışmalarıyla, suç yazınıyla ve yayıncılıkla ilgilenir. Bir de köpeklerle.
Yalnızca bir okuma listesi olmadı, almayı ve almamayı seçtiğimiz kitaplarla, klasikler üzerine yaptığımız tartışmayla ve kitapların hem akademik açıdan, hem genel okur için taşıdığı değeri tartışmamızla en çok gurur duyduğum işlerimizden biri oldu.
https://t.co/8SuVzI9znr
Başsavcılığın 141 kişilik malvarlığı tedbir listesi sadece bir gün sonra birçok ismin "sehven" yazıldığı iddiasıyla bir anda 109’a düşürüldü. Ucu AKP’lilere dokununca yine "sehven" kalkanı devreye girdi.
AKP’lilere yapılamayanlar; dün kanalına çökülen gazeteci Bahadır Özgür’e yapılıyor. Özgür, soruşturmanın gizliliği ihlal bahanesiyle gözaltına alınıyor.
Birilerinin "artık taarruz zamanı" sözleriyle başlayan bu yeni dönemin kime karşı yürütüldüğü tüm çıplaklığıyla ortada.
Bu siyasi taarruz fon vurguncularına değil, o vurgunu ve arkasındaki siyasi korumayı deşifre eden gazetecilere karşı!
Gazeteci @bahadir_ozgr 'ün gözaltı gerekçesi "fon soruşturmasında gizliliği ihlal" olarak gösteriliyor.
İyi de Bahadır Özgür bu soygun ortaya çıkmadan önce anlatmaya başlayıp son haftalarda da ekranda belgeleriyle ortaya koyan kişilerden biri.
Neden gizlilik, nasıl bir ihlal?
İmamoğlu pes etmiyorsa, Sinem Dedetaş pes etmiyorsa, gider paşa paşa yatarım diyen Fatma Kaplan Hürriyet pes etmiyorsa bu çok değerlidir. Gazeteciler pes etmiyorsa Bahadırlar, Timurlar yazmaya devam ediyorsa bu çok değerlidir. Diz çökmeyeceğiz!
Kayyum atanan Halk TV'nin programcısı Bahadır Özgür gözaltına alınıyor. Bahadır Özgür, fon vurgunuyla ilgili en derin araştırmaları yapan gazetecilerden biriydi. Yıllardır bu konular üzerine yazıyor ve uyarılar yapıyordu. Kendisinin uzmanlığından yararlanılması gerekirken gözaltına alınıyor!
“ÇÖKMEK İSTEDİKLERİ BORÇSUZ İBB, KASADAKİ PARA…”
İmamoğlu savunmasına devam ediyor. “AK Parti’nin hedefinde sırada İBB var. Yeniden başkanvekili seçimi olacak ve AK Parti o seçimi de alacak” yorumlarına ve nedenine değindi:
“Yarım gün bile aksatmadan paramızı ödedik, her gün ‘çökecekler’ diye konuşuluyor ya İBB’ye, İBB’nin vergi borcu bile yok. İBB'nin şu anda tek bir kamu kurumuna borcu yok.
Bu zor günlerde bile böyle bir bütçe yönetiyoruz.
Çökmek istedikleri şey bu, kasadaki paraya, millete ait kurumlara… Başarıyı kıskanıyorlar.
Kredi veren bankaların hiçbiri şikayetçi değil, bir ihtar bile göndermediler.”
Birkaç gün önce Sinem Dedetaş’ı ziyaret ettim. Uzunca muhabbet ettik. Öncelikle gayet iyi.
Sohbetimizde ufak bir detay anlattı:
“Seçildikten sonra, deniz taksi tasarlamamız gereken bir çalışmamız oldu. Normalde böyle bir işte belediye dışarıdan bir ofisten destek alır. Düşündüm, kime verirsem vereyim ‘torpil yaptı, tanıdığı kişilere iş verdi’ diyeceklerdi. Sektörde hemen herkesi tanıyorum çünkü. TMMOB başkanlığı yapmışım zaten, muhakkak tanırım. Ben de oturdum kendim tasarladım. Onca işin arasında, sırf laf söz gelmesin diye deniz taksileri ben tasarladım.”
Öyle işte. Yolsuzluktan içeri attıkları insanlar böyle insanlar..
Bu ülkenin seçilmiş bir belediye başkanına, ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı
adayına casus deniyor.
Bunu yazanlar, bu sözün ağırlığını hiç düşündü mü?
As I stated in my defence, Being the state is one thing, being in power is another. Power is temporary, the state is permanent. Governments are voted in and voted out. The state, however, must treat every citizen equally, no matter who is in power.
When a party declares itself the state, the fundamental balance of the Republic collapses. Criticism of that party is treated as an attack on the state. Its rivals are immediately branded enemies of the state. Its interests are presented as the interests of the state.
But the Republic has already settled who the state belongs to! The state belongs to the nation!
https://t.co/D359mKHN19
Sn İmamoğlu bana hep iyi geliyor. Çok özlemişim.
Oradan çıkacak. Cumhurbaşkanı olacak.
"Ben dün şov yapmışım… Sizi şovenmenler sizi, sizi foncular sizi...
Ne savunması ya!!! Bu ülkenin insanlarına, adalete, demokrasiye ihanet etmiş insanlarsınız.. Çok netim ben!!!
İki elim yakalarında.. Bu dünyada adalet önünde, öbür dünyada mahşerde… Hayatım ne kadar varsa o kadar mücadele edeceğim… "
“SENİ BURADA GÖRMEK GÜZEL İÇERİDE DEĞİL”
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu ile duruşma salonuna girerken karşılaştı.
Kasapoğlu İBB soruşturması kapsamında 11 aylık tutukluluğunun ardından tahliye olmuştu.
Sally Rooney meselesi bir kitap yasaklama ya da yayıncısının kitapları yayımlamaktan vazgeçme meselesi değil. Yani Sally’nin kitapları Birleşik Krallık’ta yasaklanmadı ve toplatma gibi bir durum da söz konusu değil.
Sally’nin UK yayıncısı Faber & Faber, dün bir açıklama yaptı ve İngiltere’deki yasal koşullar nedeniyle Rooney’ye kitaplarının satışından elde edilen kazançları aktaramadığını belirterek eserlerinin Birleşik Krallık’ta tedariğini durduracağını duyurdu. Yani yayınevi Sally’e telifleri yasa gereği ödeyemiyor. Yazar elde ettiği telif gelirlerini Filistin’e bağışlayacağını duyurduğu için ve İngiltere’nin de bu bağış yapılan grubu terör örgütü olarak algıladığından böyle saçma sapan bir durum söz konusu.
Bunun yanında Faber&Faber yazarının arkasında duruyor ve Rooney’yi küresel ölçekte yayımlamaktan vazgeçmediğini açıkça söylüyor, diğer ülkelerde kitaplarını yayımlamayı ve satmayı sürdüreceğini belirtiyor. İngiltere’deki mevcut kitapçı stoklarının da hemen ortadan kalkması söz konusu değil, karar esas olarak yeni tedariğin durdurulmasıyla ilgili.
Türkiye’de, yazarı hapse girdi diye kitaplarını basmayan, satıştan kaldıran büyük yayınevlerinin korkakça tutumu karşısında Faber&Faber’in duruşu takdire şayan.
Sally’ye gelince; o, insanlığın yüz akı bir yazar.
Bu ülkenin seçilmiş bir belediye başkanına, ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı
adayına casus deniyor.
Bunu yazanlar, bu sözün ağırlığını hiç düşündü mü?
Ekrem Başkan duruşmada bu haberi ve başkaca haberleri gösterdi, “Kendi yaptığı ne varsa bana yüklüyor” dedi.
Bu haberdeki durum, İBB dosyasında “rüşvet almak” olarak değerlendiriliyor. Üstelik haberdeki gibi kaçak yapılar için de değil; kreş, yurt gibi kamu hizmetleri için alındığı iddia edilen bağışlar.
CANLI BLOG | Murat Ongun’la 2014’ten bu yana birlikte çalıştıklarını belirten Ekrem İmamoğlu, “Ona ve ailesine yapılan zulmü dile getirmek isterim” dedi. İmamoğlu, Fatih Keleş’le 2000’li yılların başından bu yana tanıştığını, çok başarılı işlere imza atan bir iş ve spor insanı olduğunu belirtti.
“BU DOSYANIN ÖZETİ HÜSEYİN GÜN’DÜR”
Ekrem İmamoğlu:
Hüseyin (GÜN) Bey dün yoktu, bugün burada. Beyefendiyle ben tanışmıyorum. Beyefendinin burada çektiği ızdıraba bakıyorum, uzaktan anlamaya çalışıyorum. Tanımıyoruz kardeşim birbirimizi! Rahmetli manevi annem dediği birisi, aldığı randevuyla gelmiş; bizimle beş dakika fotoğraf çekilmiş. Ve şu anda ne? Örgüt yöneticisi! Diğer tarafta casusluk suçlamasıyla muhatabız. Niye? Beyefendiyle fotoğraf çektirdik diye.
Bu iddianamenin en ağır, en çirkin cümlesi şu: “Seçim sonucunu ajanlar belirlemiştir” diyor. İşin analiz kısmını, şüpheli Hüseyin’in ortağı olan Aaron Barr isimli şahsın gerçekleştirdiği, bu şahsın da Amerika istihbarat servisinin dijital projeler koordinatörü olduğu, dolayısıyla İBB’ye ait e-posta içerikleri ve verilerin istihbarat servisleri tarafından ele geçirildiği…
Ya bu ülkenin seçilmiş belediye başkanına, cumhurbaşkanı adayına utanmadan, sefil bir biçimde “casus” diye yazan savcılar var ya! Bunu nasıl akıl edebilmişler, şaşıyorum. Casusluk davasına imza atan kişi de Adalet Bakan Yardımcısı. Şaka gibi, değil mi?
Fotoğraf insanı casus yapsaydı bu ülkenin yönetiminde casus olmayan kalmazdı. Şöyle bir FETÖ dönemine ve öncesine bakalım. Tekrar söylüyorum: Bu ülkede bir insanın fotoğrafla casus olduğunu ispatlayabiliyorsanız şu anda bu ülkeyi yönetenlerden casus olmayan kalmazdı! Benim fotoğrafım yok.
Devletin görev verdiği bir insan, kendisi diğer duruşmada belgesini koydu ortaya. Devlet adına toplantılar düzenlemiş, bugünün istihbarat başkanıyla toplantılarda bir arada olmuş. Bana ise vefat eden, manevi annem diye tarif ettiği hanımefendiyle geldiği ve beş dakikada fotoğraf çektirdiği için bir suçlama yöneltiliyor. Bir duruşmamız var, casusluk davası ve ben oradan da tutukluyum. Bir de buradaki davada örgütün yöneticisi!
Duruşmanın özeti Hüseyin Gün’dür. Bakın, duruşmanın özeti eşittir Hüseyin Gün. Tanımı, gerçekliği net olarak kendisidir. Başka hiçbir şeye bakmanıza gerek yok. Çünkü son kertede buraya “İstanbul Senin”i ekleyenler, “Büyük bir şey bulduk, bomba geldi, büyük iş” diyerek hazırladılar. Yani son bomba diye eklediler ve iddianameyi öyle çıkardılar.
Ben gerçekten bu bölümü yazan savcıları da çok merak ediyorum. Öyle bir gün çay içerken sorsam, “Bunu hangi akılla yazdınız, ne yediniz, ne içtiniz de bunu yazdınız?” diye sormak isterim.
ÖRGÜT ŞEMASI YUKARIYA UZADIKÇA CUMHURBAŞKANINA GİDER
2019-2025 ARASINDA 1590 KEZ DENETLENDİK
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin teşkilat şeması, örgüt. Üst yönetime kim varsa, yöneticilerin birbirileri ile konuşması örgüt ilişkisi denilmiş.
Suç örgütü denen yapı, Anayasa'da ve kanunlarda en ince ayrıntısına kadar tarif edilmiş bir kamu kurumu.
Bu yapıyı ben kurmadım; devlet kurdu.
Yukarıya doğru valiye bağlayabilirsiniz, daha yukarıya gibin cumhurbaşkanına kadar bağlayabilirsiniz bunu.
Ve bu yapı, Anayasa gereği merkezi idarenin vesayeti altındadır.
DDK denetler.
Sayıştay her yıl bütün hesapları inceler. Bu şaibeli bir kavram. Ekrem İmamoğlu dönemi ise bir ayrı denetler.
İçişleri Bakanlığı, valilik ve müfettişleriyle tam vesayet yetkisine sahiptir.
MASAK, BDDK, Ticaret Bakanlığı denetler.
İBB'nin en kilit yöneticileri, Genel Sekreter, İSKİ ve İETT
genel müdürleri, Çevre Bakanı'nın onayıyla atanır.
Peki bütün bu kurumların başına gelenleri kim atadı?
Cumhurbaşkanı ya da onun partisinin Meclis çoğunluğu.
Onların onayı geldi.
Bizim çoğunluğumuz ile 1 yıl bile görev yapamadık.
5 yıl AK Parti çoğunluğu vardı, denetleme onların
imzaları ile geçti.
Devlet 6 yıl boyunca suç örgütü liderinin yönettiğini görmemiş mi? Onlarda suçlu o zaman...
İlk genel sekreterimle ile atandığından 1 hafta önce, ikincisi ile 2 hafta önce tanıştım. 3. genel sekreterimiz ki atanacağı gün gözaltına alındım.
2014-2019 döneminde 147 kez denetlenen İBB 2019-2025 arasında 1590 kez denetlendi.
#ekremimamoğlu