Akademiyi Saray’a bağlayan kanun düzenlemesi geri çekilsin!
AKP milletvekilleri tarafından 2 Temmuz 2026’da TBMM’ye sunulan “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nde yer alan ve akademik özgürlüğü hedef alan, akademisyen olabilmeyi rejimin keyfi takdirine bırakan, fişlemeyi normalleştiren düzenlemeler geri çekilmelidir.
Saray rejimi, üniversite öğrenimleri yarıda kalmış milyonlarca öğrencinin beklediği “öğrenci affı”nı ve akademik alanda daha önce kendisinin yarattığı pek çok soruna dair sözde çözüm içeren bu kanun teklifinin içerisine yerleştirilen birçok madde ile akademik özgürlüğü ve akademisyenlerin özlük haklarını keyfi olarak ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Kanun teklifinin 10. maddesi ile vakıf üniversitelerinin faaliyetlerinin iktidar tarafından her an durdurulabilmesi hedeflenirken 11. maddesi ile Teknoloji Transfer Ofisleri’ne dair getirilmek istenen yeni düzenlemelerle üniversite-sermaye işbirliği, bilimsel bilginin ticarileştirilmesi ve kamu yararına değil sermaye yararına kullandırılması faaliyetlerinin genişletilmesi ön görülmektedir.
Teklifin 26. maddesi ile öğretim elemanı olmak ise Saray rejiminin keyfiyetine bağlanmak istenmektedir. Özellikle kanun teklifinin 26. Maddesi ile 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 3. maddesinde sayılan “Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar” ifadesine “yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları” ibaresinin de eklenmesi öngörülmektedir. Bilindiği gibi 2016’da Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen güvenlik soruşturması uygulaması Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve bu işlemin kanuna dayanılarak yapılması gerektiği belirtilmişti. Bunun üzerine AKP tarafından TBMM’ye getirilen kanun teklifi muhalefetin tüm itirazlarına rağmen Meclis’te 7 Nisan 2021 tarihinde yasalaşmış ve 7315 sayılı kanun yürürlüğe girmişti.
Kanunun 3. maddesinde “statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında” arşiv araştırmasının yapılacağı ve “Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler” ile kolluk birimlerinde çalışacaklara da güvenlik soruşturması yapılacağı hükmü yer almıştı. Daha sonra hakkında hem arşiv araştırması hem de güvenlik soruşturması yapılacaklara öğretmenler de eklenmişti.
Şimdi Saray rejimi öğretmenlerle birlikte üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarına da güvenlik soruşturması yapılmasını yasalaştırmak istemektedir. Öncelikle belirtmek gerekiyor ki güvenlik soruşturması denilen işlem hiçbir mahkeme kararına dayanmayan, tamamen bu işlemi yapan kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerinin kanaatlerine ve subjektif kriterlere dayanan bir işlemdir.
Kanunda belirtildiği haliyle “Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir” şeklindedir.
Görüldüğü üzere hiçbir nesnel, somut dayanak barındırmayan ve her türlü keyfiliğe açık muğlak ifadelerle herhangi bir yurttaşımız terörle veya yabancı devletlerle ilişkili ilan edilebilmektedir. Bunun için herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç duyulmamaktadır. Hukuki belirlilik ilkesi ortadan kaldırılmaktadır. Saray rejiminin kendisine muhalif herhangi bir yurttaşımızı bu keyfi işlemle fişlemesinin ve ilgili kamu kurumunda çalışma hakkını elinden almasının önünde bir engel yoktur.
Meclise sunulan kanun teklifi ile bu keyfi işlem üniversitelerde çalışacak olan öğretim elemanlarına da getirilmek istenmektedir. Zaten halihazırda öğretmenlere uygulanan ve yüz binlerce öğretmeni fişleyen bu keyfi uygulama ile eğitim-öğretim alanı ve bilimsel çalışmaların tamamı AKP ve saray rejimine sadakat üzerinden şekillendirmeyi hedeflemektedir. Üstelik güvenlik soruşturmasının memuriyete ilk atamada mı yoksa yeniden atamalarda da mı uygulanacağına dair açık bir ibare olmadığı için teklif yasalaşırsa halihazırda üniversitelerde çalışan öğretim elemanlarının tamamının keyfi bir kararla işten çıkarılmasının önünde de hiçbir engel olmayacaktır. 7315 sayılı kanunda yer alan “milli güvenlik” kavramı ile işaret edilenin bugün için AKP iktidarı ve saray rejiminin güvenliği olduğu tartışmasız bir gerçektir.
TBMM’ye sunulan söz konusu kanun teklifi ile mevcut düzenlemeye üniversiteler de dahil edilerek üniversitelerde akademisyen olmak isteyen yurttaşlarımız ile halihazırda üniversitelerde akademik kadrolarda görev yapan yurttaşlarımızın saray rejiminin hukuka aykırı subjektif suçlamalarıyla fişlenip akademinin dışına çıkarılması hedeflenmektedir. Saray rejimi her alanda kendisine tam biat eden, kendisiyle farklı düşünenleri ise sakıncalı ilan eden bir pervasızlıkla kamu kurumlarını Saray’ın kurumlarına çevirmekle kalmamakta üniversiteleri de tamamen Saray’a biat eden kurumlar haline getirmeyi hedeflemektedir.
“Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nde yer alan, üniversite özerkliğini tamamen ortadan kaldıran, bilimsel bilgiyi tamamen sermayenin emrine sunan, akademisyenlerin özlük haklarını ve akademik özgürlüğü ortadan kaldıran ve akademisyen olmayı AKP ve saray rejimine tam sadakat koşuluna bağlayan düzenlemeler kanun teklifinden çıkartılmalıdır. Zaten keyfiyet içeren ve Saray rejimine bağlılık yasası olarak bilinen 7315 sayılı Kanun ise tamamen iptal edilmelidir.
Partimiz, akademik özgürlüğün ve özerkliğin ve üniversite emekçilerinin çalışma haklarını gasbeden her türlü saldırının karşısında olmaya; sermaye ve Saray rejimi için değil toplum için bilim üreten özerk-demokratik üniversiteler mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
Çalışma arkadaşı arıyoruz! 👀
GoFor ekibinde Örgüt Destek Koordinatörü olarak görev almak üzere çalışma arkadaşı arıyoruz.
İlgilenen adayların ilanda belirtilen formatta hazırlanmış özgeçmişlerini 27.07.2026 saat 23.59’a kadar [email protected] adresine göndermeleri gerekmektedir.
📨 Başvuruyu gönderirken e-postanın konu bölümünde “10726-ODK” başlığı kullanılmalıdır.
🚀 Detaylı bilgi: https://t.co/c40jB8LYN0
Doğrudur. Deniz Göktaş’ın ilk adı bir komünist işçinin adıdır: İmran Aydın... Ve evet bu işçi örgütlüdür. 1991 yılının 2 Mart günü Ankara’da gözaltına alınmış, o gece işkencede öldürülmüş, sonra da “Yer gösterme sırasında kaçarken düştü öldü” diye bir palavra uydurulmuştur.
Bugün adları Engin olan onlarca genç ve çocuk da var. Çünkü polis, İmran'dan bir yıl sonra, 1992’de de Merter'de tekstil işçilerine bildiri dağıtan üniversite öğrencisi Engin Egeli'yi sırtından vurup öldürmüştür...
Onlar başka isimlerde, başka işlerde ve yordamlarda yeniden ortaya çıkarlar. Değişirler ve değiştirirler.
Yıldız Tar’a özgürlük!
GoFor üye örgütü Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci ve insan hakları savunucusu Yıldız Tar, 23 Haziran sabahı ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra bugün tutuklandı.
Ankara'da NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen operasyonlarda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş’in de gözaltına alındığı öğrenildi.
Onur Ayı’nda, aralarında üye örgütlerimizin de bulunduğu LGBTİ+, kadın ve insan hakları örgütlenmelerini de kapsayan çok sayıda X hesabına erişim engeli getirildi.
Gençlerin yüzde 70,7’si toplumsal barışın mümkün olduğuna inanıyor. Yüzde 52,2’si ise süreç hakkında kaygı veya şüphe duyuyor.
Gençlik Örgütleri Forumu ve Hafıza Merkezi olarak hazırladığımız “Gençlerin Gözünden Müzakere Süreci: Duygular, Deneyimler ve Beklentiler” raporu yayımlandı.
🕊️ Gençler: Barış mümkün, ama sürecin dışında bırakılıyoruz
📌 GoFor ve Hafıza Merkezi’nin raporuna göre gençlerin yüzde 70,7’si barışın mümkün olduğuna inanıyor. Ancak gençlerin yalnızca yüzde 35,8’i müzakere sürecine dahil edildiklerini düşünüyor.
https://t.co/FZqyp3OMEc
0551 354 82 83
İçişleri Bakanı @mustafaciftcitr cevap ver.
"Ankara Emniyetinden arıyoruz" diyerek gençlerin ailelerini taciz eden, korkutmaya çalışan, gözaltı ve tutuklamalarla tehdit eden, tam bir NATO gladyosu gibi hukuksuz, gayrimeşru işler yapan bu telefon numarası kime ait?
Siz kimsiniz!
Biz biliyoruz siz kimsiniz. Saraya da hatırlatıyoruz, gözdağı vermeye yeltendiğiniz gençler kim ve sözleri ne...
Ankara Emniyeti, yarın 1 Mayıs alanında Evrensel ve BirGün dağıtılmasına izin vermeyeceğini duyurmuş.
Bu işçi sınıfının hangi koşullarda toplanıp hangi gazeteleri okuyacağına dair bir polis dayatması.
Ve elbette, 1 Mayıs'ta gazete yasaklamak; bu anayasaya, bu kanunlara bile aykırı.
Genç LGBTİ+ Derneği hakkında yürütülen idari denetimler ve soruşturmaların ardından, Aralık 2025’te derneğin feshine karar verilmiş; devamında derneğimiz önceki dönem yönetim ve denetim kurulu üyelerinden 11 kişi hakkında ceza davası açılmıştır.
Boğaziçi Üniversitesi yönetiminin kulüplerine yönelik saldırısının özeti:
-2023'ün ortasında kulüplerin büyük kısmını Hamlin Hall binasından kovdular. Fi tarihinden beri bu binanın alt katı kulüplere aitti. Üst katları da yurttu. Kovma işini güvenlik zoruyla ve 'gözaltı tehdidiyle' yaptılar
-'Kovma gerekçesi' ise yurt ihtiyacıydı yani kulüp odalarını yurda çevirdiler. Bu sadece bir bahane çünkü kulüp odaları sadece 100 civarı yatak kazandırdı ama o sırada toplam kontenjanı 2500 olan 5 yurdu kapattılar. Kulüpleri de kampüsün merkezinden ücra bir köşeye sürdüler çünkü kulüplerden ve öğrenci hareketliliğinden nefret ediyorlar, önemli bir karşıt ses oluşturuyorlar. Bu iş şu anki kayyımla da başlamadı bu arada, örneğin Melih Bulu da 5 sene önce BÜLGBTİ+ kulübünü kapatmıştı.
-Bu sırada ve öncesinde onlarca öğrenci etkinliğini yasakladılar, sansürlediler. Onlarca kulübün faaliyetlerini askıya aldılar, yönetim kurullarını görevden aldılar, soruşturma açtılar. Mesela bir etkinlik yapılıyor, diyorlar ki 'milli ve manevi değerlerimize aykırı, o nedenle yasaklıyoruz', kimin değerine aykırı belli değil ama bu sırada yandaş bir kulübün pedofili savunucusu bir tarikatçıyı okula davet etmesini 'ifade özgürlüğü' olarak savunuyorlar.
-Geçtiğimiz günlerde dediler ki, daha önce taşıyamadığımız Müzik ve Güzel Sanatlar Kulübü odalarını da taşıyalım. Gerekçeyse binayı komple dersliğe çevireceklermiş. 'Yav yurt yok, o nedenle kulüpleri kovuyoruz' diye çıktıkları yolda 'yav hala yurt yok ama komple yurt olan binayı derslik yapıyoruz' mertebesine ulaştılar.
-Son taşıma işlemindeyse gece yarısı ansızın öğrenciler dahil okula giriş-çıkışları kapattılar, kapıları kilitlediler, okulun çevresine TOMA ve gözaltı aracı çağırdılar. Sonra da kulüp eşyalarını kırarak/dökerek taşıdılar, kapıların kilitlerini değiştirdiler.
-Öğrenciler bugün okul kampüsü içinde durumu protesto ediyor. Geçtiğimiz günlerde dışarıda olan polis şimdi kampüse indi. Bazı müdahale ve saldırılar var.
-Bu hareketlerine de meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar. 2,5 sene önce 'yurt yapıyoruz ondan' dediler, şimdi de 'yurdu kapattık ama ortak alan yapıyoruz' demeye başladılar. Neden plansız bir şekilde yurtları kapatıyorsun, neden kapasite olmamasına rağmen kafanıza göre bölüm açıyorsunuz, neden bir dediğiniz diğerini tutmuyor falan diye soran yok. Kolluk, yandaş basın ve iktidar arkasında olunca her şeyi yapabileceğini sanıyorlar, keyfim istedi yönetimi
🟡 Haber
Güzel Sanatlar Kulübü (GSK), sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımla Hamlin Hall’de yer alan GSK atölyesini cuma gününe kadar boşaltmaları için Öğrenci İşleri Dekanlığı (ÖİD) tarafından kendilerine süre verildiğini duyurdu. Dekanlık, atölyede yer alan malzemelerin Hisar Kampüs’e taşınması istedi. Bunu kayyumluğun kamusal alana yönelik bir saldırısı olarak niteleyen GSK, atölyeyi terk etmeyeceklerini açıkladı.
GSK ile birlikte Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü (BÜMK), Boğaziçi Üniversitesi Sualtı Sporları Kulübü (BÜSAS) ve Spor Kurulu (SK) gibi kulüplerin de odalarını boşaltmaları istendi.
Boğaziçi Üniversitesi, bir hafta uzaklaştırma alan öğrencilerin ders seçmesini engelliyor, dolayısıyla bir dönem kaybetmesine neden oluyor
Uzaklaştırma gerekçesiyse okula açılan kafeyi anayasal hakları çerçevesinde protesto etmeleri. Kafe dediğimiz de hani Espressolab'ın bir şubesini işleten firmanın açtığı kafe
Espressolab yalanladı alakamız yok diye, sonra kabul etti evet bu kafenin sahibi bir şubemizi işletiyor diye
Peki sonuçta ne oldu? Kafe kapandı, sahibi pılını pırtını toplayıp kaçtı. Espressolab bile arkasında durmadı firmanın hatta ihtarname falan çektiler.
Kimsenin arkasında duramadığı, sermayenin bile savunamadığı olaydan Boğaziçi yönetimi üstüne vazife çıkarıp öğrencileri cezalandırıyor
GoFor olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda İŞKUR tarafından 6 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuna tanıtılan Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programına ilişkin kapsamlı bir bilgi notu hazırladık.
🔵 Üç yıllık bir dönem için 445,1 milyar TL’lik kamu kaynağı ayrıldığı ve yaklaşık 3 milyon gencin istihdama dahil edilmesinin hedeflendiği GÜÇ Programı’nı, genç istihdamına yönelik mevcut politika yaklaşımını ve genç emeğinin nasıl konumlandırıldığını görünür kılacak biçimde ele aldık.
🟢 Bilgi notu kapsamında GÜÇ Programı’nı oluşturan Staj Desteği Programı, Geleceğim Meslekte Programı, NEET İşgücü Uyum Programı, İşe İlk Adım Programı ve İŞKUR Gençlik Programı ayrı ayrı ele alınıyor.
🟠 Bilgi notu, genç işsizliği ve güvencesizliğine ilişkin tartışmaların bireysel uyum ve hazırlık ekseninin ötesine geçerek, üretim yapısı, istihdamın niteliği ve emek rejimine ilişkin yapısal boyutlarla birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
🚀 Bilgi notu: https://t.co/qvQf0GPla3