@gazetesozcu@candundaradasi Okuyan,dusunen,bilen,dogruyu goren,ozgurce dusuncesini ifade edebilen toplum yokmu https://t.co/8tz1nwdw3l istiyorlar kor topal sagir bir miller mi.bu zulüm yeter artik benim yasamaya dair hic umudum yok.benim zekamla oynayanlardan usandim.iyi ki aydin insanlar hala var.
Uğur Mumcu : "her kim ki din sömürüsünü kullanır bir süre yararlı olur belki ama mutlaka seçim sandığında yenilgiye uğrar. Halk affetmiyor..."
Ruhu şad olsun.
#24Ocak1993
Katledilişinin 33. yılı...
O güne dair hiç aklımdan çıkmayan görüntü, babamın hıçkıra hıçkıra ağlamasıdır. Onu ağlarken ilk görüşümdü.
Bu ülke aydınları sevmez..
Sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.
Ruhu şad olsun 🙏❤️🍀🌺
#UğurMUMCU#24Ocak1993
Uğur Mumcu, bugünleri o günlerden görüp toplumu uyarmıştı.
Uğur Mumcu, bıkıp usanmadan laikliğin anlam ve önemi ile artan din istismarını ve irtica tehtidini olanca açıklığıyla anlatmıştı:
“Laiklik, Atatürk ilkelerinin temelini oluşturur. (...) Laikliğin toplumu büyük kargaşalardan ve kör bağnazlıklardan kurtaran bir dünya görüşü olduğunu yaşanan her olay ile yeniden öğreniyor ve Atatürk’ün büyüklüğünü her olayda yeniden anlıyoruz. (…) Yakın tarihimizde çok acı örnekleriyle gördük ki laiklik ilkesinden verilecek küçük, küçücük bir ödün, toplum için büyük ve onarılmaz yaralar açmaktadır.”
(Cumhuriyet, 31 Temmuz 1981)
“Laiklik, Atatürk ilkelerinin temelini oluşturur” diyen Uğur Mumcu, 1985’te “Yine Laiklik” başlıklı yazısında, “Laiklik ilkesi adım adım yok edilmektedir” diye yazmıştı (Cumhuriyet, 25 Eylül 1985)
Laikliği savunmak gerektiğini belirten Mumcu, “Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” diye de eklemişti. (Cumhuriyet 1 Mart 1987)
Mumcu, 1984’te “Böyle Başlar” başlıklı yazısında yine din sömürüsünden söz etmişti: “Din sömürüsünün sonu yoktur. Bu kapıyı bir kez açtınız mı, dince kutsal sayılan ne kadar kavram varsa siyaset sahnesinin malzemeleri olur. Bundan zarar görecek olan dinin kendisidir.” (Cumhuriyet, 16 Mart 1984)
Mumcu, 1986’da “İrtica Var mı?” başlıklı yazısında irticaya verilen tavizler sonunda gelinen noktaya dikkat çekmişti: “Bugün tiyatro basıldı, yarın yasal toplantılar basılır. Siyasal partilere karşı silahlı eylemler düzenlenebilir. Anarşi ve terör dediğimiz kargaşa da işte böyle başlar. (...) 163’üncü madde devletin temellerini din kurallarına göre değiştirmeyi suç sayıyor da ne oluyor? Nakşibendi tarikatı bir partide, Süleymancılar bir başka partide kümeleniyorlar. Seçimlerde tarikat şeyhlerinin sakalları sıvazlanıyor. Demirel gibi mason localarına kayıtları düşmüş siyasetçiler Said Nursi’ye övgüler yağdıran demeçler veriyorlar. Yasaklar var da Allah aşkına ne değişiyor, ne engelleniyor?” (Cumhuriyet, 17 Aralık 1986)
https://t.co/yB57MYtBCs
Kimse orasını şurasını sallamasın tamda böyle ..!!
Tek yanlış cümlesi yok. İmzamı attımmmmm. ✍️
Ülkenin geldiği nokta bu kadar iyi anlatılamazdı.
Helal olsun Barbaros Şansal 🙏❤️
@mayrukcouture
Bir konser, bir sürpriz… Özlediğimiz Türkiye’nin hâlâ nefes aldığını gördük! Kaybettiğimiz neşe hâlâ bu topraklarda… Çok yaşa #Tarkan#cemyılmaz@tarkan@CMYLMZ
ALIN SİZE BİR BAĞIMSIZ YARGI ÖRNEĞİ DAHA ! Valla billa dumanı üstünde çok yeni !
Soldaki hanımefendi Mardinli Marilyn Monroe' olarak tanınan 50 yaşındaki Melek Akarmut. Bir taksi şoförünün iş yerinin önünde uyuyan bir köpeği ezdiği görüntülerini paylaştığı için ‘Özel hayatın gizliliğini ihlal’ ettiği gerekçesiyle 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bugün Elazığ'a gidip cezaevine teslim oldu. Sağdaki hanfendi Kızılay eski Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Zehra Kınık. Otomobiliyle bir motorsiklete çarptı. 17 yaşındaki Batın’ı öldürdü. ASLİ KUSURLU bulunduğu halde ceza almadı. Hapse girmedi.
“Böyle karanlık günler görmedim.” demişti Tarık Akan.
10-15 yıl sonra olacakların da o günkü karanlığı aratacağını söyleyip uyarmıştı.
Ruhun şad olsun …