Tarih 29 Aralık 2025: 8 ayda yeşil doğa bina doldu, içme suyu rezervi iptal oldu
Şehir plancısı Ceyhan Cılğın Sazlıdere içme suyu havzasındaki değişimin uydu görüntülerini aktardı: “Sağda 8 aydır devam eden 26.285, solda 2 aydır süren 9.957 adet konut inşaatını görüyorsunuz.”
Silivri’de tutuklu bulunan Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın çocukluğunu, gençliğini, avukatlık yıllarını ve adalet mücadelesini anlatan belgeselin gösterimi yapıldı.
Bu belgeselin hazırlanmasında emeği geçen tüm emekçileri selamlıyorum. İstanbul Barosu adına teşekkür ediyorum.
Yıllar önce “Bu mücadele mutlaka belgelenmeli” diyerek yola çıkılmıştı. Bugün, Türkiye’nin anayasa dışı bir karanlığa sürüklendiği dönemde bu belgesel, yalnızca bir hayat hikâyesi değil; hukuk devletine tutulan bir aynadır.
Dilerim bu çalışma, 27 Ekim 2023’ten 16 Nisan 2025’e uzanan sürecin de hukukçu gözüyle belgeselleştirilmesine ilham olur ve karanlık hukuk tarihine ışık tutar.
En önemlisi; bu belgesel, Can Atalay’ın dediği gibi Demokratik Cumhuriyet mücadelesi veren emekçi yurttaşa ulaşır, umudu büyütür ve yeni mücadele halkaları örer.
.
CAN ATALAY belgesel gecesi.
Adalet ve demokrasi.
Dün akşam, yaklaşık 1000 kişi, Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde "hak, hukuk, adalet" sesi verdi. @barisatay da anlatıcı oldu.
Ortaya sahiden de tarihsel bir belgesel çıktı.
Teşekkürler @AYTAKaytac fikrin için.
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42
Bir hukukçu olarak çok tehlikeli bir gelişmeye dikkat çekme gereği duyuyorum:
Anayasa Mahkemesinin dün Resmî Gazete’de yayımlanan ve sessiz sedasız şekilde arada kaynayan kararı, anayasal düzen açısından kritik bir kırılmadır.
Mahkeme, “eylemli içtüzük değişikliği” konusundaki en ilerici içtihatlarından birinden vazgeçmiş bulunuyor.
Burada teknik ayrıntılarına girmek mümkün değil ama şunu herkes bilmelidir:
Dünkü kararla birlikte, Türk anayasa hukuku tarihinde emsali görülmemiş bir denetimsizlik alanına kapı aralanmıştır.
Bundan sonra TBMM'deki çoğunluk, adını “parlamento kararı” koyduğu işlemlerle — neredeyse her şeyi — yapabilir. Ve hiçbir mahkeme bu işlemlere dokunamaz.
OHÂL KHK'larını adeta anayasa hükmünde kararname kılan bu sorunlu yaklaşım, şimdi olağan zamana teşmil edilmiş bulunuyor.
İnanılmaz bir keyfîlik dönemindeyiz.
Hukuk camiasının umursamazlığı de en az kararın kendisi kadar ürkütücü.
Ekoloji hareketinin nefesi, ülkemizin biricik radyosunun karasal yayını bugün hukuksuzca kesilmişse de; "Açık Radyo kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine açık kalacaktır." #AçıkRadyoAçıkKalmalı Gotta keep those lovin' good vibrations a-happenin' with her @acikradyo
Açık Radyo’nun karasal yayın lisansı RTÜK tarafından resmi olarak iptal edildi.
Türkiye’de ve belki de dünyada en geniş çapta ses ve ifade biçimlerine muazzam bir alan açmış radyomuz tamamiyle bürokratik ve teknik bir gerekçeyle ifade özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Oysa milyonlarca dinleyicisinin kolaylıkla şahitlik edebileceği gibi Açık Radyo bunca yıldır yaratmış olduğu toplumsal etki sayesinde susturulamaz.
*****
En son Kamuoyu’na yapmış olduğumuz 10 Temmuz 2024 tarihli açıklamada, Ankara https://t.co/mDfsQ2egxB İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu “yürütmenin durdurulması” kararına karşı RTÜK tarafından yapılan itirazın reddolduğunu ve bu doğrultuda yayına devam edildiğini paylaşmıştık.
Ancak, Ankara 21’inci İdare Mahkemesi tarafından alınan 27.09.2024 tarihli yeni karar ile bu kez “yürütmenin durdurulması isteminin reddine” karar verildiği tarafımıza bildirilmiştir. Bu karara karşı yasal çerçevede itiraz edilmektedir.
Yürütmenin durdurulması isteminin reddine karşı yasal itiraz süreç devam ederken, maalesef, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 03.07.2024 tarih ve 2024/25 nolu toplantısında 16 nolu karar ile alınan; fakat daha evvel verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararı sebebiyle tarafımıza tebliğ edilmemiş bulunan “YAYIN LİSANSININ İPTALİ” kararı 11.10.2024 tarihinde yani bugün tebliğ edilmiştir
Dolayısıyla, 30 yıldır devam eden, 95.0 frekansından yaptığımız karasal yayınımız, tebliğ edilen karar doğrultusunda RTÜK tarafından kapatılacaktır.
Elbette, gerek yürütmenin durdurulması talebinin reddine dair karara ve gerekse yayın lisansının iptali kararına karşı yasal yollara müracaat edilecek ve hukuki mücadelemiz sürdürülcektir. Açık Radyo olarak, yukarıda belirttiğimiz yasal yollar çerçevesinde, karasal yayın hayatımıza ilişkin bu ayrılığın, geçici olacağını ve bir an önce sona ereceğini umuyoruz.
*****
Bundan tam bir ay sonra 30. yayın yılına girecek olan Açık Radyo, bugüne dek layık görüldüğü sayısız ödülün de gösterdiği gibi çevre ve iklim mücadelesinden halk sağlığına, toplumsal cinsiyet eşitliğinden çok-kültürlülüğe pek çok alanda sivil sesler için megafon işlevi görmüş; sadece radyo frekanslarıyla da sınırlı kalmayıp tasarımdan edebiyat ve sosyal bilimlere, sahne sanatlarından plastik sanatlara uzanmış bağımsız bir mecra olarak bundan sonra da görevini sürdürecektir.
Tüm dinleyicilerimizi, meslek örgütlerini ve uluslararası kamuoyunu, Türkiye'de basın ve yayın özgürlüğü adına telafisi mümkün olmayan bir kayba yol açan bu RTÜK kararına karşı, “kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo” adına bu sefer çok daha net ve gür bir biçimde ses çıkarmaya davet ediyoruz.
Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo!
#AçıkRadyoSusturulamaz
Yeşil Artvin Derneği ve Çevre ve Ekoloji Hareketi (ÇEHAV), Rize İdare Mahkemesi’nin Cerattepe için verilen ÇED olumlu raporunu iptal vesilesiyle yazdıkları mektuba yanıtımdır: “Yeniden birlikte eylediğimiz, özgür günler elbette gelecek, moralin, enerjin, direncin eksilmesin, sımsıkı kucaklıyoruz” diyen selamlarını aldım, kabul ettim.
Değerli arkadaşlar,
Sevgili meslektaşlar,
Rize İdare Mahkemesi’nin hak ihlali kararı doğrultusunda Cerattepe için verilmiş olan ÇED olumlu kararını iptal ettiğini öğrendiğimde çok mutlu oldum.
Artvinlilerin ve onların suyuna, toprağına, ormanına, şehrine sahip çıkma iradesinin örgütlü ifadesi Yeşil Artvin Derneği’nin çeyrek asrı aşan mücadelesinin somut bir kazanım elde etmesine mutlu oldum. Ancak Anayasa Mahkemesi Kararına uyulmuş olmasına da ayrıca çok sevindim; memleketin yaşadığı hukuksuzluk krizi koşullarında bu tür sevinçlerimizi coşkuyla yaşamalıyız.
Av. Bedrettin Kalın, televizyonlarda İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesi uyarınca şirketin Cerattepe’deki faaliyetinin durdurulması zorunluluğunu anlatırken nasıl coşkuluydu değil mi?
“Çok yaşa Bedrettin abi, nasıl yollara başvuracaklarını bilmezmiş gibi nasıl da coşkulu anlatıyorsun” derken yakaladım kendimi…
Oysa Av. Bedrettin Kalın ile dile gelen geleneğimizdir: Mücadelede kararlılık, hukukta ısrar…
“Çöken karanlık, istediğimiz katkıyı sunamadığımız zamanlarda bile ağaçlara, hayvanlara derelere ve birbirimize sahip çıkmanın güzelliğinden güç alıyoruz. Yorgunsak da devam ediyoruz, uzak düşsek de beraberiz ve içimiz buruksa da umutluyuz” demişsiniz.
Bu kadar zor koşullarda, kuşkusuz eksiğimizi gediğimizi de konuşalım ama suyuna, toprağına, ormanına, şehrine, emeğine ve geleceğine sahip çıkma iradenizin hiç sarsılmayışının kıymetini de cümle aleme duyuralım.
Umut iradenizdedir.
“… her özgürlük türküsünün bir dizesinde …” olmak şu hayatta işittiğim en güzel sözlerden biridir.
Aldım, öpüp başımın üstüne koydum.
Çoğul özgürlük türkülerimizin her bir dizesinde buluşacağımız günlere hasret ile…
Neşe ablanın şahsında tüm Artvinlilere sarılıyor, Bedrettin abi şahsında da Çevre ve Ekoloji Hareketi’nin avukatlığını sürdüren tüm meslektaşlarımı iki yanaklarından öpüyorum.
Baki ilk selam
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hayat Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi A-47, Ağustos 2024
@cehav@yesilartvinder
Artvin’in Arhavi ilçesinde Cengiz Holdingin yapmak istediği maden ocağı projesine karşı bilgilendirme toplantısında bir araya gelen bölge halkı mücadelede kararlı olduklarını vurguladı
https://t.co/IA6Q9FDgFL
@AYMBASKANLIGI : @CanAtalay1 ile ilgili kesin bir mahkumiyet kararı içermediği açık olan kararlara yer verilen Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin yazısının TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla milletvekilliğinin düşmesine yönelik işlem tesis edilerek fiili (de facto) bir durum oluşturuldu.
@AYMBASKANLIGI : @CanAtalay1 ile ilgili kesin bir mahkumiyet kararı içermediği açık olan kararlara yer verilen Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin yazısının TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla milletvekilliğinin düşmesine yönelik işlem tesis edilerek fiili (de facto) bir durum oluşturuldu.
Sevgili Can, Sana güzel bir haberimiz var. Rize İdare Mahkemesi, Cerattepe için verilmiş olan ÇED olumlu kararını iptal etti…Yeniden birlikte eylediğimiz, özgür günler gelecek, moralin, enerjin, direncin eksilmesin, sımsıkı kucaklıyoruz. @CanAtalay1 https://t.co/YYSheC7Gj3
Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararından sonra Rize İdare Mahkemesi Cerattepe CED kararını iptal etti.
Bu mücadelede Can Atalay oradaydi.
Vekilliği gaspedilen Can'a selam olsun.