Umarım cehennem vardır ve
Srebrenitsa'da 8 binden fazla Müslüman erkeğin -ki aralarında binlerce çocuk da var- ölüm emrini veren bu soykırımcı alçak katil, en dibinde kavrulur!
O toplu mezarları bir kez görmüş herkesin de benimle aynı şeyi dilediğinden eminim!
#MladicGebermiş
30 bin Avro sermaye.
Sıfır ciro.
Sıfır çalışan.
İki yıl sonra bilançoda 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul.
Ardından 8,5 milyon Avroluk bir ticari kompleks için satın alma sözleşmesi…
Sonra 180 milyon Avroluk bir AVM için görüşmeler…
Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca Avroluk yatırım trafiğini, şirketleri, gayrimenkulleri ve noter belgelerini inceledim.
30 bin Avrodan milyonlara uzanan Gökçek ailesinin Almanya dosyası bugün Cumhuriyet’te.
Deniz Göktaş içeri alınacağını bilerek 2 Temmuz'da yurtdışından döndü ve alındı.
Kendi geldi neden kaçsın? Delil YouTube videosu nasıl kararsın?
İddianame bile hazır değil. Bari tutuksuz yargılayın.
Deniz Göktaş işini yaptı. Salın.
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
Halkı yanıltıcı ve açıkça yalan beyan içeren bilginin yayılmasına neden olan bu videoyu acilen siliniz.
Ecevit'in deprem günü sabahı Adapazarı'nda olduğu gazete arşivleriyle ispatlanmış bir bilgi. Sabah yazmış, Evrensel yazmış... Kaynağı: https://t.co/JzQoFPDlC8
Kurtuluş Savaşı'nın tanığı olan asker ve köylülerle çekilen bu eşsiz yapım neden hiçbir dijital mecrada bulunmuyor? Kahraman atalarımızı milletten gizlemenin kime ne faydası var? Yayınlansın bu belgesel.
@trtarsiv
Dolly Parton casi chocó su automóvil la primera vez que escuchó a Whitney Houston cantar “I Will Always Love You”.
La canción había nacido casi 20 años antes, cuando Dolly decidió separarse profesionalmente de Porter Wagoner, el hombre que había impulsado su carrera.
Como él se negaba a dejarla marchar, ella escribió una despedida y se la cantó.
Porter terminó llorando.
Tiempo después, Elvis Presley quiso grabarla. Para Dolly era un sueño, hasta que su representante le exigió entregar la mitad de los derechos de autor. Aunque necesitaba el dinero, se negó.
Aquella decisión cambió su vida.
En 1992, Kevin Costner eligió la canción para “The Bodyguard” y Whitney Houston la convirtió en un fenómeno mundial. Dolly escuchó la versión por primera vez mientras conducía y tuvo que detenerse: estaba tan emocionada que temió sufrir un accidente.
“Tomó mi pequeña canción y la convirtió en algo enorme”, recordaría después.
La versión le generó cerca de 10 millones de dólares en regalías. Dolly invirtió parte de ese dinero en un complejo de oficinas situado en un barrio históricamente afroamericano de Nashville.
Lo llamó «la casa que Whitney construyó».
Dolly escribió la canción. Whitney la hizo volar. Y entre las dos crearon una despedida que el mundo nunca pudo olvidar.
Ahora las dos nos han dejado, pero juntas hicieron que una canción de despedida se volviera eterna.
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidine takla attıran bir gelişme daha.
Onun teorisine göre insan için ihtiyaç gidermede bir öncelik sıralaması var:
fizyolojik ihtiyaçlar → güvenlik → aidiyet → saygınlık → kendini gerçekleştirme.
Oysa çanak çömleksiz Neolitik toplumlarda yaklaşık 11 bin yıl önce insanlar, yalnızca barınmak ve beslenmekle meşgul olması beklenen bir dönemde, tepesinde bir çatı yokken, bir sonraki öğünde ne yiyeceğini bilmezken son derece zahmetli anıtsal yapılar inşa etmiş, taşları kilometrelerce taşımış, heykeller yapmış, dinî ritüeller gerçekleştirmiş.
Bu durum, “önce karnımızı doyuralım, sonra sanat yaparız” şeklindeki katı sıralamaya pek uymuyor. Kendini, duygularını sanatla ifade etmek, bir lüksten ziyade hayatta kalmaya yönelik temel bir ihtiyaca benziyor. Çünkü sağlıklı bir insanın en temel ihtiyacı “hayatta kalmak” değil, hayatta olmaya bir anlam vermek.
İnsan bazen güvende olmadan da sanat üretir. Bazen açken şiir söyler.
Bazen savaşın ortasında müzik yapar.
En fenası bugün insan, temel ihtiyaçlar ile üretilmiş ihtiyaçlarını ayırt etmekte zorlanırken, bedenin ihtiyaçlarının peşinde geçiriyor ömrünü. Çoğu temel ihtiyaç değil üretilmiş... Ruhunun ihtiyaçlarını düşünmeye enerjisi kalmıyor. Ruhların çoğu aç, sefil...
Leoparın üstünde seyahata gelirsek, benim geçmişe dönük hayalim☺️
@sonkezyenipar 17 ağustos öğle saatlerinde bülent ecevit skorsky helikopterle adapazarı’na varıyor.
hepsi belgeli.
bu mumcu antalya kaş'ta kaçak inşaat yapıyor, oradan bir kıyak bekliyor belli ki.
https://t.co/etCdphtnhV
Tanamen sallamış.
Ecevit, 17 Ağustos günü öğlen saatlerinde helikopterle deprem bölgesine gidiyor. Hatta orada TRT’ye röportaj veriyor, görüntüleri var.
Başbakan TV’den yardım istedi diyor, montajlı görüntü veriyorlar. O görüntünün kesilmemiş halinde “Deprem nedeniyle telefon hatları kesik, Ankara’ya telefonla direktif veremiyorum, buradan sesleniyorum” diyor.
2023 teknolojisiyle bile depremde telefonların çalışmadığını unutmamak lazım.
Götü rahat koltuktan maval okuyanlara kendi dedemden anlatayım düğünü. Rahmetli dedem Ahıska Türkü’dür. Büyük dedem Ahıskalıdır. Asırlardır Ahıska’da doğup büyüyüp ölmüşlerdir. 93 Harbi diye bilinen 1878 savaşında (pardon düğün) büyül dedem süvari olarak savaşmış, esir düşmüş, Ahıska işgal edilmiş, Büyük dedem esir tutulduğu kaleden kaçmış, kaçarken yaralanmış, yaralı halde köyüne gelmiş ve kızkardeşini de alarak yaya vaziyette Rus işgalcilerden Kars’ın Rus hakimiyetine girmeyen güneyine kaçmıştır. Çünkü o “düğünde” Rusya Kars’a kadar inmiş ve Osmanlı Kars’ı Rusya’ya terk etmiştir. Büyük dedem Kars’ta değirmen kurup işletirken çünkü geçim sağlaması lazım, bu sefer Rus destekli Taşnak çeteleri bölgeye musallat olmuş, Taşnaklarla çatışmaya girmiş, birini vurmuş, Osmanlı bu düğünde de bölgeyi fiilen Ruslara kaybedince Ağrı’ya geçmiştir.
Ama düğün bu tabii düğün biter mi, bitmiyor. Birinci Dünya harbi çıkınca bu kez Ağrı’daki köyün eli silah tutanları 14-15 yaşındaki dedem ve amcası ile Karapapak babaannemin dayısı cepheye gitmiş, dört sene yine Ruslara karşı savaşmış (düğün etmiş) amca şehit düşmüş, Osmanlı yine ağır yenilgiler almış, Rusların Ağrı’ya gireceği anlaşılınca dedemler terhis edilip “ailelerinizi alıp kaçın” denmiştir. Düğün lafını hiç duymadım ama Urus geliyor diye yaşanan Kaçkaç hadisesinde dedemler zaten ekeni biçeni kalmayan köydeki kadın, yaşlı ve çocukları da alıp boşaltıp yanlarına alabildikleriyle (bir öküz ve bir çuval un) Yozgat’a doğru yalınayak yollara düşmüş.
Rahmetli dedemin anlatımıyla yollarda yaban otu yiyerek hayatta kalmışlar. Öndeki kafilenin bakamadıkları için çeşme başında bıraktıkları bebeği de almışlar. Yozgat’ta çadırda derme çatma yerlerde yaşamış, 19 yaşındaki dedem hamallık yapmış. Aileye bakacak kimse olmadığı ve Dünya Savaşı gazisi olduğu içni Milli mücadelede silah altına alınmamış ama öküzü vermişler.
Allah Mustafa Kemal Atatürk’ten, Nuri Paşa’dan, Kazım Karabekir’den ve tüm İstiklal harbi kurmaylarından ve erlerden ve aziz halkımızdan razı olsun ki vatan ve Ağrı kurtulmuş. Düğün bitmiş. Dedemler geri dönebilmişler. Hayvan olmadığından yıllarca tarlaları kas gücüyle sürüp ekip biçmişler.
Dedem savaşçıydı, gözü pekti, altıpatlar ile gezerdi, fişekliğini omzuna asar hayvanları otlatmaya çıkarırdı. Ama savaşı hiç sevmezdi. Çok dindardı, medrese mezunuydu. Çok iyi Türkçe, Osmanlıca, Arapça ve Kırmançça konuşurdu. Atatürk hayranıydı. Her zaman hayırla yad ederdi. Ölene kadar da dua etmiştir.
O físico abstrai sua ciência da natureza, esquece-se desse detalhe importante e, quando a natureza age de acordo com as leis abstraídas, impressiona-se. A aranha não precisa “conhecer a geometria” da mesma forma que nenhum ser humano precisa calcular vetor e ângulo de um movimento retilíneo uniformemente variado para simplesmente dar um passo à frente.
Evet, yine fizik. Deneyim konusunun temel yasalarından biri. Birlikte kullanılan nöronlar birlikte ateşlenir.
Eve o yoldan giderken boza almaya alışırsanız, o yola girince canınız boza ister.
Lahmacun geldikçe limon sıkarsanız, bundan sonra lahmacun görünce masada limon arar hale gelirsiniz.
Her başarısız olduğunuda sigara yakarsanız, başarısız olduğunuzda canınız sigara ister.
Sinapslar birlikte olan olayları kolayca birbirine bağlar.
Deniz Göktaş tam 50 gündür, tümüyle mesnetsiz gerekçelerle tutuklu. Halen iddianamesi hazırlanmadı.
Deniz Göktaş’ın yaptığı gösteri ortada, söylediği sözler ortada. Bu tutukluluğu keyfi olmaktan çıkaran tek bir somut hukuki gerekçe ise yok!
50 gündür Deniz içeride.
Sözü, gücü, verdiği direnç ve umut dışarıda.
Deniz’i salın!
Economist, Acemoğlu'nun Nobel'ini, kurumlar teorisini yıllarca baş tacı etti. Nobel'i aldıran makalesi derginin yıllardır en çok alıntıladığı akademik çalışmalardan biri.
Acemoğlu'nun kapsayıcı kurumlar zenginleştirir tezi, serbest piyasa liberalizminin adeta omurgası oldu...
Adam aynı adam, teori aynı teori. Değişen ne?
Acemoğlu aynı kurumsal analizi yeni kitabında teknolojiye ve sermayeye uygulamaya başladı: Power and Progress'te teknolojinin yönünün nötr olmadığını, kimin elinde toplandığına göre kapsayıcı ya da sömürücü olabileceğini yazdı. YZ için "otomasyona değil, insanı tamamlamaya yönlendirilmeli" dedi... Verimlilik vaatlerinin şişirildiğini hesapladı. Yani teorisini kendi içinde gayet tutarlı bir biçimde sonuna kadar götürdü.
Özetle kurumlar iktidarı dizginlemeli diyorsak, bu çağın en büyük iktidarı haline gelen YZ sermayesini de dizginlemeliyiz dedi...
Ve tam bu noktada Economist'in radarına girdi :)
Acemoğlu teorisini, 3. dünya ülkelerine uygulayıp kurumlar, demokrasi vs. dediğinde keyiflenen Economist, aynı teoriyi Silikon Vadisi'ne uyguladığında ezip geçmeye çalışmaktan çekinmedi bile.
Manidar @DAcemogluMIT