asgari ücretliye, emekliye, atanamayan öğretmene üzülmeyi bırakın artık.
her ağacın kurdu özünden olur
yiğidin kemliği sözünden olur
el için ağlayan gözünden olur...
Yavuz Saltık, 2019’da Fatih’te siyanür içerek intihar eden dört kişilik aile detayına da değindi.
Kimsesizler mezarlığına koyulmak zorunda kalacak olan ve borçları nedeniyle intihar eden o aileyi Saltık, İmamoğlu’na anlatıyor. İmamoğlu’nun verdiği tepkiyi Saltık böyle anlattı:
Bir Sosyal Hizmetler Daire Başkanı iken hepiniz hatırlayacaksınızdır mutlaka. Pandemi dönemiydi çünkü ben de göreve yeni başlamıştım. Fatih'te 4 yetişkin kardeş siyanür içerek intihar etmişti Başkanım. Şimdi ben de Sosyal Hizmetler Daire Başkanıyım. Yani bir şey becereceğim diye beni oraya atamışlar.
Gitsen de bu yoksullara, ihtiyaç sahibi insanlara yardım edin. Şimdi böyle bir şey oldu ki belediyeye 1 kilometre yakınlıkta bir hanede yetişkin 4 insan intihar ediyor. Ben hemen olay yerine intikal ettim. Durum gerçekten çok acı bir durum. Yetişkin 4 kardeş yoksulluktan ve açlıktan intihar etti Sayın Başkanım. Hani o sen komşusu tokken aç yatan bizden değildir şeyi var ya hadis-i şerif. E biz şimdi ne yapacağız? Bundan da sorumlu kişi benim.
Ben mahallenin muhtarına gittim o zaman. Bir de mahallenin bakkalına gittim. Dedim ya "Yakışıyor mu?" dedim ya "Burada 4 yetişkin insan intihar ediyor ve duymuyor musunuz Sayın Muhtar?" Bakkalla daha da sert konuştum. Bakkal bana inanılmaz bir tonda "Yavuz Bey" dedi "öyle bilip bilmeden konuşmayın. Bu aile" dedi "öyle gururlu bir aileydi ki biz veresiye defterine istediklerini gelip yazdırabilecekken utancından evden dahi çıkmadılar. Biz de" dedi "birkaç esnaf arkadaş poşetlerle şey topladık" dedi "yardım, şeylerini topladı.
Zili çaldık açmadılar. Biz kapının önüne bıraktık" dedi "şeyleri poşetleri, yardım poşetlerini. 15 gün orada kaldılar almadılar" dedi gururlarından. Son 1 ay sadece yumurta yemişler o aile. Ben şimdi mahcubiyetle Ekrem Başkanımızı aradım, ben şimdi ve bu arada ailesinden 1 tane tanıdığı, akrabayı, taallukatından hiçbir kimse çıkmamış. Hiç kimse.
Ben sordum "Biz de göreve yeni başlamışım, belediyede prosedür nedir?" bilmiyorum. Dediler ki "Bunlar kimsesizler mezarlığına defnediliyor böyle olunca, kimsesi yok. Aileden bir efradından kimse yok."
Ben de Başkanımı aradım, dedim "Başkanım, bizim bir arkadaş grubumuz var bu Doğu Güneydoğu'ya, Balkanlar'a yardıma gittiğimiz arkadaş grubu. Onlarla biz konuştuk, bizim gönlümüz bu arkadaşların, bu 4 kişiyi, 4 kardeşin kimsesizler mezarlığına defnedilmesine razı değil bizim gönlümüz."
Ben cümlemi tamamlamadım, belki Başkan hatırlayacaktır, tamamlatmadı bana. "Biz sahip çıkıp gömmek istiyoruz." diyecektim.
Dedi ki "Biz kimin için varız?" dedi "Yavuz. Sen şimdi hemen olay yerine gidiyorsun, cenazeleri teslim alıyorsun ve sahibi İBB'dir. Biz o insanlar için varız." dedi.
Polis zoruyla girilen CHP Genel Merkezi'nde bozkurt işaretiyle poz veren emekli polisin, 7 TİP'li öğrencinin katili Haluk Kırcı ile arkadaş olduğu ortaya çıktı.
Tüm dünyadaki kitlesel göçü, Anti-Mesih (Deccal) Siyonistler finanse ediyor.
Kitlesel göçe karşı olanları "ırkçı" olarak etiketleyenler de onlar.
Şeytani propagandaya yenilmeyin.
"Irkçı" olarak etiketlenmek, vatanınızın işgal edilip kızlarınızın tecavüze uğramasından iyidir.
Kuvayimilliye’nin destanını yazan saygıdeğer büyük şairimiz, (Pablo Neruda’yla birlikte) dünyanın en önde gelen iki komünist şairinden biri olan Nazım Hikmet, 63 yıl önce bugün hayata gözlerini yumdu.
Komünist Şairimizin 1959’da yazdığı aşağıdaki şiirini bir dinlersek ya da okursak, aynen bu günleri çok açık ve net bir şekilde anlatmış olduğunu görürüz:
Şehitler, Kuvayimilliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvayimilliye şehitleri,
Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
Dumlupınar’dakiler de elbet
ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler;
Siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvayimilliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,
satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!
uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvayimilliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Vize imparatorluğunun karanlık yüzü
🔸“Vize sistemi artık aracının da aracısının oluştuğu bir rant düzenine dönüştü”
🔸“300 Euro verenlere turist vizesi dışında ülkeye giriş yolları öneriliyor”
🔸“Vize randevuları, premium hizmetler ve ek ücretlerle dev bir piyasa oluştu”
🎙️Gazeteci Canan Coşkun (@canancoskun), erişime engellenen “Vize İmparatorluğu” yazı dizisinin perde arkasını Radyo Sputnik canlı yayınında Gazeteci Mustafa Hoş'a (@mustafahos) anlattı.