2,5 senedir yüzlerce fotoğrafı ve belgeyi tek tek inceleyerek üzerinde uğraştığım proje yayımlandığına göre, biraz da sürecin dikenli yollarını anlatmak lazım. Bursa Hayalet Yapılar Haritası projesi 2022 yılında yola çıktı. O zamanlar adı Bursa Bellek Haritası'ydı. Kapısını
"Türk şiirinde ve Türk edebiyatında Ahmet Haşim gibi yer tutan bir adamı, bizden araplar istemeğe kalkarlarsa ne yapacağız? Bu sefer sıvanıp onun Türk olduğunu ispat etmek lazım gelecek. Bu da o eşsiz dostumuzun tecellilerinden biridir: Nerede kavga ,orada Haşim! öiünciye kadar!"
@kedikara@ugurdemircan_tw O zaman “birini buldurdular, arşive yolladılar”demeyeceksiniz. “Belki’lerle konuşacaksınız hiç başlamayalım. Böyle bir twit atacaksanız, her şeyi etraflıca düşüneceksiniz. Arkadaşınızın benim dosyadan sonra teklif etmediğinden emin misiniz?
@kedikara@ugurdemircan_tw İddianızı ispatlayın o zaman. Bu iş “öyle duydum, doğrusu budur” demekle olmuyor. Aklınızda bulunsun, ben hakaret etmem. Tekrar diyorum, iddianızı ispat edin, twiti sileyim.
@ugurdemircan_tw@kedikara Selim Nüzhet zaten üzerinde çalıştığım bir isim. Yayınevine önerdim, basıldı. Öyle "birine buldurup" yayımladılar gibi bir durum söz konusu bile değil. Benim yayınevi ile yazışmalarım duruyor. İftira atan kişinin belgesi -varsa tabi- nerede?
@kedikara@ugurdemircan_tw O kadarına değil, hiçbir şeye vakıf değilsiniz. Sözüm ona duyduğunuz bir yalanı utanmadan yazabiliyorsunuz. Kişi kendini kendini anca böyle rezil eder. “-mış, -mış”lamaktan öteye gidemeyen aciz bir twit.
Selim Nüzhet’in romanları biliniyordu…
Şimdi ise bilinen ilk ve tek hikâyesi ortaya çıktı.
“Ahmet Kâmil” müstearıyla yayımlanan "Habeşistan Hançeri"nin tam metni ve inceleme yazısı için bkz:
https://t.co/XrOg1k16a0
“Biraz dikkat, biraz sorgulama ve kaynaklarla mukayese etmek lazım gelirken ezberleri olduğu [gibi] tekrar etme hastalığı…” ne haklı bir sitem. Peyam-Sabah da yıllardır Peyam-ı Sabah şeklinde ezbere yazılır mesela.
Ali Kemal’in 1920 senesi yazıları hazır, diğer ciltlerden farklı olarak bu ciltteki değerlendirmeyi biraz kısa tuttum niyetim 1920-22 arasını müstakil bir kitap formatında çıkarmak. Yine benim için çok öğretici bir süreç oldu, yeni kişiler, yeni mevzular, ayrıntıda saklı olaylar, satır aralarında hafiften göz kırpan yeni yaklaşımlara ilham olabilecek veriler… Literatürün bir kısmını gözden geçirirken yaptığım okumalar sırasında mantık ve muhakeme hatası olarak gördüğüm bir husus oldu. Tabi başka meşguliyetler de olunca iki hafta boyunca kafamı meşgul etti, okumalara devam ettim. Tek satır yazamıyorum, yazdıklarımı da siliyorum, çünkü anlatılanlarda eksik var, bir önemli kaynak dışında çok üzerine gidilmemiş. Karineler ve dönemin dış politikaları bağlamında cereyan eden bir olayın anlatıldığından çok daha farklı cereyan ettiğine kâni oldum. Dün bütün gece bu konuya dair biraz daha derinleşince olaydaki kurgu hatalarını telafi edecek bilgiye vakıf oldum, anlayacağınız aydınlanma yaşadım diyebilirim. Bu hususa dair yapılmış lisansüstü çalışmalara ya da daha eski monografilere bakınca şaşkınlığım daha da arttı. Akademide doktora payesi bitpazarındaki meta gibi ucuza verilmemeli. Biraz dikkat, biraz sorgulama ve kaynaklarla mukayese etmek lazım gelirken ezberleri olduğu tekrar etme hastalığı ne yazık ki insanın karşısında apaçık duran manzarayı bile görmesine engel oluyor. Bu iş hocada başlar, hocada biter. Mürşidi kâmil olanın gayet yolu âsân imiş…
@Ceviribilim Kitabı İş Bankası için hazırlayan benim. Yöktez’den doktora tezimi açıp bakarsanız, bu cümleyi kurduğunuza pişman olursunuz. Ayrıca eseri ilk bulan ne demek? Hadi beni de geçiniz. Bizden de evvel Özyeğin tefrika projesinde zaten eserin yeri gösterilmişti.
“Kol saati kullanmayı sevmem. İnsanın bileğinde bir kelepçeyi andıran bu kol saatleri, ne can sıkıcı şeylerdir. Kol saatleri bence birer esirlik, kölelik işaretidir: Zaman diktatörünün bileklere taktığı kölelik işareti! Bir zincir!"
Bekir Sıtkı Kunt, "Saat" (1951).
Halil Nedim Aşuroğlu, yasal yetkisi olmadığı hâlde İstanbul'un önemli gazetelerinden Alemdar'ı niçin ve nasıl kapattı ve bunu neden yaptı? Bu mesele Türk basın tarihinde neden bir ilk olarak değerlendirildi? Bu sorulara yanıt aradığım makalem için Bkz:
https://t.co/8J8xzzLgmR
Enis Batur, Senail Özkan, Murat Yalçın ve Ömer Faruk'tan oluşan seçici kurulun ortak tercihiyle, 2025 yılının deneme kitapları içinde Denemeden Bilemezsin - Fragmanlar 2 kitabım Karar'ın "Yılın Denemesi" kitabı seçilmiş. Kendilerine teşekkür ederim.
Çok haklısın. Orçun, Türk deneme edebiyatının son dönemde uç vermiş en güzel ikilisini kaleme aldı. Her birinde 1001 madde. Üçüncü 1001’lik de gelecek. Yarına kazandırdığın en önemli kalem kim derlerse, şüphesiz adını vereceğim ilk isim de o. Kitaplara ön söz ve arka kapak yazılarını yazan Enis Batur, Hilmi Yavuz, Jale Parla, Selahattin Özpalabıyıklar gibi isimler de bunun etkili ve yetkili tanıklarıdır.
https://t.co/zwMQDbKUTZ
“…Gökalp genellikle Durkheim’ci olarak anılsa da bu makale, Gökalp’ın herhangi bir isme indirgenemeyeceğini savunmaktadır.”
*Bu bakışla yaklaştığımız Gökalp makalesi yayımlandı.
⬇️
https://t.co/uuz4Wfpiin
"Her sevdiğimiz romanın kahramanı
şahsiyetimizi kendi hüviyetine doğru biraz tadil
eder... Roman hayattan ve hayat romandan doğuyor, demek ki hakikat hayalin hem anası, hem de çocuğudur. Biz yalnız anamızın babamızın değil, mizaç ve seciye tarafımızla bu romanların da çocuğuyuz."