Bir nehire kapılan arkadaşını kurtarmak için ırmağa giren 8 yaşındaki küçük Çeçen çocuk(Hızır), arkadaşını kurtardı; ancak kendisi suların içinde kayboldu.
Bu olay, son derece duyarlı olan Çeçen halkını tek yürek hâline getirdi. 7'den 70'e herkes ayağa kalktı ve günlerce küçük kahramanı aradı.
İnguşlar, Osetler, Dağıstanlılar, Adıgeyler, Kabartaylar, Karaçaylar ve aklınıza gelen birçok Kafkas halkı arama çalışmalarına katıldı.
En sonunda, küçük kahramanın bedeni 10km ötede bir yığının altında bulundu.
Bazen, bazı siyasetçilerin başaramadığını küçük bir kahramanın cesaret örneği başarır; onlarca halkı bir araya getirir, birlik ve beraberlik ruhunu canlandırır.
Toplumsal bilinç ve ortak ruh, işte böyle zamanlarda oluşur.
Ganalı müslüman Fakir ve şehrin dışında yaşıyor. Birkaç yıl önce, bir Türk haber ajansına ait bir drone evinin yanına düştü. Türk gazeteciler onu aramaya geldiklerinde, adamı drone'u elinde tutarken buldular ve adam şakayla karışık onlara "Beni Hacca götürebilecek daha büyük bir drone'unuz var mı?" diye sordu.
Gazeteci haberi yayınladı ve Türk hükümeti adamı tüm masrafları karşılanarak Hacca göndermeye karar verdi. İşte o, Hac için hazır bir şekilde Mekke'de.
Bu hikâyenin özü şudur: Allah sizi Mekke'ye çağırdığında, yolculuğunuzu mümkün kılmak için her şeyi ve herkesi kullanacaktır.
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
Mersin’de eve dönen genç, dedesini, orta refüjdeki çiçekleri budarken gördü:
- Dede ne yapıyorsun burada?
+ Buradan dönüyorduk ya hep gözüme takılıyordu bu.
- Tamam söyleriz belediyeye bunu.
Almışlar çocuğu okulun bir köşesine götürmüşler. Bende öğretmenler odasının camından bakarken tesadüfen gördüm. Dört tane A-4 kağıdını bantlayıp toprağa sermişler. Üç kız yere oturmuş. İndim yanlarına. Korktular önce, beni görünce. Baktım beş dilim ekmek, biraz kaşar peyniri, iki meyva suyu. Hayırdır kızlar dedim. Yemek yiyiyoruz öğretmenim dediler. Afiyet olsun devam edin dedim.
Sonra gizlice köşeden onları izledim. İki kız yer gibi yapıyor, diğerine bırakıyordu hepsini. Saçını okşadı diğeri. Biri de espiri yapıp güldürüyordu hepsini. Zil çalınca, köşeyi geçerken birinin kolunu tuttum usulca. Anlat bakalım dedim. Meğer birinin babası iki-üç gün önce vefat edince bugün annesi bir şey koyamamış çantasına. Demek ki 3-4 lirada bulamamış ya da unutmuş. Ama arkadaşları onu unutmamış.
Allah ne verdi ise demişler. Hep beraber yemişler. Neden dedim sınıfta değil de köşede? ‘’ARKADAŞIMI UTANDIRMAK İSTEMEDİK ÖĞRETMENİM’’ deyince, içim acıdı ve dedim hadi sen git sınıfına bir an önce. Müdür beyden hem adresini hem izin aldım. Yerime bir arkadaşımı bıraktım. Arabama atladım, ilk gördüğüm markette soluğu aldım. Daha 8 yaşında bu çocuklar. Vallahi ağlıyorum size yazarken şu an. Utandım el kadar çocuklardan…
*Öğretmen: Murat Yüce*
“Türkiye'ye hayranım. Bizim için yapılan karşılama beni ağlattı.”
“İnşallah bir dahaki sefere Gazze’ye gideceğiz”
🗣️Küresel Sumud Filosu katılımcısı İngiliz aktivist Sarah Wilkinson (@swilkinsonbc) Türkiye’nin gönderdiği uçakla İstanbul’a geldi:
▪️Son üç günde başımıza gelenlerden öğrendim ki İsrailliler insan değil..
Elleri var, yüzleri var ama onlar bizden değiller. Onlar canavar.
Ben Abdulsamed Turan’ın eşi Merve.Eşim anlık olarak İsrail askerleri tarafından alıkonuldu.Paylaşım yapabilmem için hesabını bana emanet etmişti.İletişimimiz kesildi,kendisinden haber alamıyorum.Bu gönderiyi yayabilmem ve sesimizi daha çok çıkarabilmem için hepinizden yardım istiyorum. Sumud Filosu elinden geleni yaptı,şimdi sıra bizde.
#FreePalestine #GlobalSumudFilotilla