Gayet iyi biliyorlar, idris - i bitlisi ye laf söylerlerse Kürtçü dostları bunları Avrupa da barındırmaz,ekmek vermez.
Alevi katili Suriye yönetimine ses edemezler.Atatürk düşmanlığı yüzünden (sevmek zorunda değiller) gericilerle aynı noktaya bile savrulurlar.
Zavallılık...
KAMUOYUNA DUYURU...
🚩 İDRİSİ BİTLİSİ ARTIKLARINA VE DİLSİZ ŞEYTANLARA İNAT: ALEVİLİK PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!
Aylardır televizyon ekranlarından Alevileri açıkça hedef gösteren, nefret tohumları eken ve olası bir facianın zeminini hazırlayan tekfirci zihniyetin temsilcisi Altan Tan karşısında günlerdir sus pus olanlar, ancak gelen yoğun tepkiler üzerine köşeye sıkışınca cılız ve geçiştirme açıklamalar yapmaya cesaret edebilmiştir.
İdrisi Bitlisi soyundan gelen bu karanlık zihniyetin Alevileri doğrudan hedef alan katliam çağrısı niteliğindeki söylemleri ortadayken; meydanlarda dilinden "Kürt Alevisiyim" söylemini düşürmeyen ama bu alçak provokasyona günlerdir ardını dönen sözde sanatçılar nerededir? Söz konusu Erdal Erzincan'ın sıradan bir sözü olunca ayağa kalkıp ekranlarda şov yapanlar, sıra İdrisi Bitlisi artığı Altan Tan'ın kin tohumlarına gelince neden üç maymunu oynamaktadır?
Yoksa mantığınız şu mu: "Bu zihniyetin sahibi bizim kendi etnik kökenimizdir, kötüsü de bizim kötümüzdür" diyerek halkınızı ve inancınızı bu katliamcı zihniyete peşkeş mi çekiyorsunuz? Etnik aidiyetinizi inancınızın ve vicdanınızın önüne koyarak bu provokasyona ortak oluyor, dilsiz şeytanlığı seçiyorsunuz!
Suya sabuna dokunmayan cümlelerle halkın gözünü boyamaya çalışan bu riyakarlığı, Mikail Aslan gibi kimlik siyaseti yapıp sıra gerçek bir tehdide gelince sinenleri ve inancını pazarlık konusu yapan herkesi şiddetle reddediyoruz. Suskunluğunuzun suç ortaklığınızı örteceğini sanmayın; bu halk bu ikiyüzlülüğü asla unutmayacaktır!
Bu zihniyetin ve suskunluk sarmalının içinde ele almamızı istediğiniz başka bir isim veya odak noktası var mı?
Genç Aleviler Birliği-GAB @GAB_DER
@ferhatttunc@MikailAslan_MA
Hayatı boyunca bir şeyi savunmuş ve aynı şeyi savunan insanlarla bir arada bulunmuş biri artık gerçekliği objektif bir şekilde değerlendirme yetisini kaybediyor. Bütün enerjisini kendi görüşünü meşrulaştırmaya adıyor. Kendi yatırım yaptığı hisseyi öven borsacılar gibiler.
Bağımsız Maden-İş üyesi maden emekçilerinin alın terine, evladının rızkına göz dikenlere karşı işçilerimizin yanındayız.
Verilen sözler tutulana, tek bir işçimizin dahi hakkı kalmayana kadar bu mücadelede omuz omuzayız.
İşçinin işçiden başka dostu yoktur.
Tüm işçi sınıfını saygıyla selamlıyorum!
Bu tutuklama, iktidarın bütün işçi sınıfna, bütün hak arayanlara açık bir mesajıdır:
Biz tepeden tırnağa, işçilerin emeğine, ekmeğine ve memleketin kaynaklarına çöken patronların iktidarı, hak arayan işçilerin ve halkın düşmanıyız!
Herkes safını ona göre belirlesin.
Bizim safımız maden işçilerinin,
@bagimsizmadenis’in safıdır!
Gökay Çakır ve Başaran Aksu yalnız değildir!
Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu tutuklandı!
17 gündür Yıldızlar SSS Holding’in gasp ettiği ücret ve tazminatlarımız için direniyoruz. Üç bakanlığın garantörlüğünde verilen sözler tutulmadı. Müfettiş raporu alacaklarımızı tespit etti. Sebahattin Yıldız serbest gezerken Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu tutuklandı.
Bu tutuklamalar siyasi iktidarın talimatıyla yürütülen, Yıldızlar SSS Holding’in çıkarlarına hizmet eden, bir sınıf saldırısıdır. Madencinin hakkını savunmak, holdinglerin nasıl büyütüldüğünü anlatmak ve işçilerin ülkeyi yönetenlerle görüşmesini istemek suç değildir.
Yıllarca ruhsatlarla, tapularla ve özelleştirmelerle büyütülen holdingin işçiye borcu ortada. Devlet gücü holdinge karşı işlemezken madenciye gözaltı, soruşturma ve tutuklama olarak dönüyor. Kimin korunduğu da kimin susturulmak istendiği de ortada.
Biz mertçe dövüşürüz. Safımızı gizlemeyiz, sözümüzü eğip bükmeyiz. Madencinin alın terini patrona yedirmedik, yedirmeyeceğiz. Başkanlarımızı yalnız bırakmayacağız.
Mücadelemiz devam ediyor. Halkımızı madenciden taraf olmaya, sendikaları ve bütün işçi sınıfını dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Bu kavga hepimizin kavgasıdır.
Yoldaşlarımızı alacağız. Hakkımızı alacağız. Mutlaka biz kazanacağız.
#MadenciMutlakaKazanacak
Etik & fikri olarak müflis Apocular tehdide sarılıyor. En çok da elinden networkün olanaklarını alınca hiç olacak👇eşhas!
Ama hakikati savunmasız bırakmayacağız. Katledip susturduklarınızın da sesi olacağız. Hepinizi tarihin utanç sayfalarında hak ettiğiniz yere teslim edeceğiz!
Bir holdinge söz geçiremeyenler madenciye diş geçiremez!
Direnişimizi zaferle taçlandırmanın arifesindeyken Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun tutuklanmak istenmesi tesadüf değildir. Bu saldırı madencinin mücadelesinedir, işçi sınıfınadır.
Bu kavga hepimizin kavgasıdır. Halkımızı, sendikaları ve bütün işçi kardeşlerimizi yanımızda saf tutmaya, dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
Yoldaşlarımızı da alacağız, hakkımızı da alacağız! Mutlaka biz kazanacağız.
#MadenciMutlakaKazanacak
Kürtçüler -tıpkı Türkçü siyaset gibi- emperyalizmin güdümünde ve varlığını ona borçludur.Bu siyasetlerin özgürlükçü, eşitlikçi bir toplum hedefi yoktur.Türkçü değilseniz hain, Kürtçü değilseniz ajan olursunuz ama gün sonunda bunlar bir olur ve siz bu kez barış karşıtı olursunuz.
ROJAVA Devrimine ne oldu?
Bu başlığı, yıllarca Kürt siyasi hareketine takılıp hem kendi manipüle olan hem de bizi manipüle eden sol örgütlere yönelik sitem olarak yazdım...
SİZE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM!...
Mazlum Abdi ve İlham Ahmed , katil, kadın ve halk düşmanı bir kukla olan Colan'nin sarayına koştular.
Yıllarca yere göğe sığdırmadıkları SDG'nin feshedilldiğini ve katil bir IŞİD artığı cihatçı çetelerle tam bir entegrasyon sağlandığını duyurdular...
Ne aldılar karşılık olarak?
* Şam’da Kürtlere ilişkin bir idari yerleşke açılacak.
* Rojava ve Kürt halkına ilişkin mevcut sorunlar ve çözüm önerileri, bu idari yerleşke üzerinden yürütülecek.
* Mazlum Abdi ve İlham Ahmed de Kürt idari yapısının içerisinde temsilci olarak yer alacaklar.
* Ayrıca Kürt idari yerleşkesinin güvenliği, Kürt Asayiş Birimi tarafından sağlanacak.
bu kadar!...
Yıllarca yere göğe sığdıramadığınız ROJAVA devrimi HTŞ'ye teslim oldu...
Yere göğe sığdıramadığınız kadın devrimini, selefi cihatçı HTŞ'ye peşkeş çektiniz. Kadınları köle/cariye olarak kullanma projesi gereği kadınlara kız çocuklarına yönelik kaçırılma suçlarını aleni ve korkusuzca işleyen IŞİD artığı zihniyete YPJ'yi de teslim ettiniz.
Yere göğe sığdırmadığınız "Rojava bir kadın devrimidir" argumanınızı, HTŞ'nin YPJ heykelini yıktığı gün sessiz kalarak yerle bir ettiniz, teslimiyetçi ruhunuzu sergilediniz....
Ama aslında projeye uyumluydunuz da, kadın örgütlerini sahte bayrak altında manüpüle ettiniz değil mi?
Evet, her ikisi oldu....
Rojava devrimi diye diye solu da, kadın devrimi diye diye kadın örgütlerini de manipüle ettiniz...
AKP ve küresellerin izinde yürüyerek, IŞİD'e İŞİD demeyerek hepimizi manüpüle ettiğinizi ta 2014'te anlamıştım, anlatmaya çalıştım.
AKP IŞİD'e DEAŞ demeye başladığında, Kürt hareketi de IŞİD'e DAİŞ demeye başladı. Her iki taraf mutlak bir uzlaşıyla IŞİD'e IŞİD demekten imtina etti.. Her şey çok açık ortadaydı: 2014'te IŞİD Şengal'e saldırdığında önünü açan Peşmerge oldu, anlaşmayla soykırım gerçekleşti. Kobani'ye saldırdığında da IŞİD'in arkasında ABD vardı, aynı zamanda IŞİD'e karşı Kürtlerin yanında da ABD vardı. BU salt bir ABD oyunu değidi tek başına... IŞİD'e Kürtleri öldürten ile İŞİD'e karşı Kürtleri savaştıran aynıydı. ve her iki taraf da bunu biliyordu. Hepsi şimdi IŞİD uzaantısına biat ederek bu gerçeği ifşa etmiş oldular... Kral Çıplak yani!...
Geçmişe dönelim biraz...
Suriye'de dünyanın 8/10 desteklediğini alan cihatçıların kuşatması başladığında, Kürt hareketi küresel projeye göre kendi "mağdur/mazlum" gündemini bütün sol örgütlere dayattı, onlar da tıpış tıpış kabul ettiler...
Neydi Kürtlerin argumanı?
"Diktatör Esad rejimi Kürtlere kimlik dahi vermedi"!... öyleyse yıkılmalıydı...
Bu "Kürtlere kimlik dahi vermeyen Esad diktatörü" cümlesini ezber olarak o kadar duydum, o kadar okudum, o kadar krşılaştım ki!...
Ezber cümleydi ve Kürtlerin "kuyrukçu" SOL'a dikte ettirdiği o kadar barizdi ki, anlatamam....
Söyleşi, panel ve konferans etkinliklerimde Suriye gerçeğini anlatmaya çalıştıığım her defasında bu ezber cümleyle karşılaştım. Yahu Kürt siyaseti hepinizin beynine çip mi taktı da bu kadar saha gerçekliğinden uzak kalmanızı ve o ezberi tekrar etmenizi sağladı?
Salih Müslim kimliksiz miydi?
YOK!...
PYD Siyasi Parti mevzuatına göre kurulmuş ve kurucuları ile tüm üyeleri kimliksiz miydi?
YOK!...
Filistinli mülteciler ve dahi 12 Eylül Faşist darbesi mağduru Türkiye'li devrimciler kadar kimliksiz kalan Kimi Kürtlerin istisnai durumunu araştırmaktan aciz ezberciler türedi.. Kürtlerin dikte ettirdikleri ezbere tutunmayı "devrimcilik" sayan çok oldu...
Bütün argumanlarınız çöktü...
Ve kalkıp şunu diyemiyorsunuz; "HTŞ, Haseke'deki bütün Kürtçe levhaları indirdiğinde Kürtler niye bize ne diyeceğimiz konusunda bir arguman ezberlettirmediler, şimdi biz ne söyleyeceğiz?
Ne diyeceksiniz ki? Ezberle kalkan, iflas ve utançla oturur...
SDG kendini feshedip Cihatçı HTŞ yönetimine entegre oldu.
Peki IŞİD'e karşı dünyanın her yerinden gelen enternasyonal taburlar ve Türkiye'den IŞİD'e karşı SDG ile savaşmaya giden yüzlerce sosyalist, günün sonunda IŞİD'in başka bir versiyonu olan barbar bir yapının iktidarı için savaşmış ve ölmüş olmuyorlar mı?
Ne acı...
BU SİLİVRİ’DEN ADALET ÇIKMAZ!
Yargı üzerindeki siyasi baskı ilk sonucunu pazartesi günü verdi. Aylarca itibar suikastine uğrayan ve masumiyetlerine yürekten inandığım belediye başkanlarımıza cezalar verildi. Umarım üst mahkemeler bu yanlışı düzeltecek.
İBB davasında ise dün bir skandala tanık olduk. Davanın sözde “bel kemiği” itirafçısı, çarpraz sorguda tel tel döküldü.
Birbiriyle çelişen ifadeler iftiracıyı zora sokunca, mahkeme avukatların soru sormasını engelledi.
Gerekçe hakimin soruları beğenmemesiydi. Pek çok insanın 18 aydır tutuklu kalmasına neden olan kişiye “istenmeyen” soru sormak uygun bulunmadı.
Bu süregiden mizansene bir dava demek zordur.
Belli ki biz artık bir davayı değil, çoktan kararı verilmiş bir yargısız infazın son perdesini izliyoruz!
Madenci eşi Aynur Özdemir'in sesini herkes duymak zorunda.
"Sebahattin hayatımızı alt üst ettin, bizi borçtan borca soktun, şehir şehir süründürdün, kendini bilmezlerin maskarası ettin bizi. Çıkıp itibar diyorsun, senin itibarın kasandaki parandır."
Aynur Özdemir'in mücadelesi tüm işçi sınıfına örnektir. Kazanacağız, mutlaka ama mutlaka!
#MadenciMutlakaKazanacak
"Bu barış değil, Türk-Kürt vatandaşların kendi silahlıları tarafından esir alınmasıdır" demem, barış karşıtlığı değildir diye anlatmaya çalışmıştım.
(Ben entelektüel değilim, okumuş bile bol gelir)
@KBuyukyuksel 'den güncel tartışma üzerine önemli bir makale...
Genel Başkanımız Gökay Çakır Soma'da gözaltına alındı!
Ankara'da 16. gününü tamamlayan direnişimizde sendika yöneticimiz, sendika örgütlenme uzmanımız Başaran AKSU ve iki üyemizin direniş alanı olan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı önünden gözaltına alınmasından hemen sonra, Soma'da bulunan Genel Başkanımız Gökay ÇAKIR da "Ankara'dan gelen" bir talimat ile Sendika Genel Merkezinden gözaltına alınmıştır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçlaması ile gözaltına alınan Genel Başkanımız, sendikamızın sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek bu gece mevcutlu tutulacak ve yarın 14.00'da Ankara savcılığı tarafından Soma Adliyesi'nde ifadesi alınacaktır.
Ankara'dan Soma'ya talimat yollayarak, direnen işçilerin Genel Başkanını gözaltına aldıran, direnişi baskı ve gözaltılar ile bastırmaya çalışanların talimatı kimlerden aldığı bellidir. Holding'lerin talimatı ile yapılan bu işler bizi yıldıramaz, ancak mücadele azmimizi büyütür.
Bu ülkede sendikal haklar, özgürlük varmış gibi yapmaya gerek yok! Tüm kamuoyu, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve halkımız, gerçeklerin farkındadır. Direnmeye karşı takınılan bu saldırgan tavra teslim olmayacağız. Sendikalar başta olmak üzere tüm kurumları dayanışmaya davet ediyoruz.
Mücadeleci sendikacılık suç değildir, suç Holding'lerle el ele halkı soymaktır. Karşı duracağız!
"Babalarımızı, dedelerimizi soymuşlar. Bizi de soymuşlar, şimdi çoluk çocuğumuzu soymaya uğraşıyorlar. Biz bunun için mücadele ediyoruz."
"Biz bunlara isyan ediyoruz, bu düzeni kabul etmiyoruz."
#MadenciMutlakaKazanacak
Kamu ihaleleriyle şişen Limak Holding ve etrafında Akbelen ormanıyla ilgili bir gecede meclisten siparişle adrese teslim acele kamulaştırma kararı yasası
çıkartabilen Holdingçi Güçler!
Ülkenin büyük çoğunluğunu soyarak yaşayan azgın azınlık çok mutlu!
Altan Tan @AltanTan1958 diyor ki Maraş, Çorum, Sivas Alevi katliamları yetmez! Yeni Sivas Madımaklar olması lazım! İŞİD zihniyetli Altan Tan, senin yüreğin yeterse gel yak bizi ama senin yüreğin yetmez çünkü sen her devir güç kimdeyse ona yaltaklanan siyaset ve ticaret simsarısın sadece! Hadi başka kapıya, git öte yanda zırla!
Bizim “bizim itlerimiz bile haram yemez” demişti Pir Sultan Abdal!
Tüm illerdeki sendikalara ve temsilciliklerine, emek ve demokrasi kurum ve kuruluşlarına, partilere ve halkımıza madenciler olarak çağrımızdır.
Herkesi yarın bulundukları il ve ilçelerde madenciden yana taraf almaya, meydanlara çıkmaya çağırıyoruz.
Madenci 15 gündür Enerji Bakanlığı kapısında bekletiliyor. İşçilerin, emekçilerin aşağılandığı artık yeter! Bakanlıklar açıkça ve korkusuzca holdinglerin yana saf tutuyor, madencileri yalnız ve yılgın sanıyorlar. Bizler yalnız olmadığımızı, tüm Türkiye'nin bizimle olduğunu biliyoruz. Bu gerçekliği göstermenin, işçilerinin kimsesiz olmadığını kanıtlamanın vaktidir. Bu çağrı herkesedir.
#MadenciMutlakaKazanacak
Bizden çaldıkları her şeyi geri alacağız!
Başaran Aksu:
"Bu adamın tapulu malı Çankaya büyüklüğünde. İşçi arkadaşların kıdemi, ihbarı, fazla mesaisi, angaryası, tazminatı, emeklilik ücretlerinin ödenmemesi ya da geç ödenmesi, 6 yıl sonra, 8 yıl sonra ödenmesi üzerinden işçi haklarının gaspı üzerinden sermaye biriktirmiş.
Bunlar işçilerin emekleri üzerinden servet biriktirmişler, arsa biriktirmişler, ruhsat biriktirmişler."
Yarın madenci eşleri ve çocuklarımız Ankara’da bizimle olacak, ailelerimizle birlikte ilk kez yapacağımız eylemi de hayata geçireceğiz.
#MadenciMutlakaKazanacak
apo bu örneği, yavuz ve İdris-i bitlisi ortaklığı sonucunda onbinlerce Alevinin katliyle sonuçlandığını bilmeden veriyorsa cahildir. Yok, tarihi bilerek bu örneği veriyorsa daha vahim. Siz utanmıyor musunuz kendinizden, apoyu aklamak size mi düştü? Asıl bunu dert edin be adam!
Yavuz - İrdisi Bitlisi ittifakı meselesini yeniden parlatılıp sanki Abdullah Öcalan böyle bir birliktelik önermiş gibi yeniden sunulmaya başlandı.
Öcalan’ın tarihteki kimi yaşanmışlıklara ve kimi ittifaklara atıfta bulunarak durum tespiti yapması ile bunu geleceğe önermesi aynı şey değildir.
Öcalan’ın geleceğin birlikte yaşamına yönelik önermeleri;
“Demokratik Toplum, Demokratik Cumhuriyet, Sosyalizm, Ekolojik Yaşam, Kadın Özgürlüğü ve Eşitliği” üzerine kuruludur.
Geçmişin yaşanmışlıkları üzerinden yapılan tespitleri sanki “gelecekte de böyle yapalım” şeklinde değerlendirmek maksatlı siyasetten başka birşey değildir.
Özellikle Alevi kamuoyunu etkilemeye ve çerçeve yasayı destekleyen Alevi kurumlarını sıkıştırmaya yönelik bu tür hamlelerin kötü niyetli karşıtlık oluşturmaya yönelik kurgular olduğunu biliyoruz.
Bu konuya ilişkin kimi iddialar karşısında söylediklerim
👇
https://t.co/Rhq69tGV24