@hayalimdek82818@CvlnTR@HaberReport Geçmişi silmek adına interneti sıfırlamaları bana da çok mantıklı geliyor ama bir yandan da dijital para, dijital kimlik vs. ile her şeyi dijitale geçirmeye çalışıyorlar ikisi çelişmiyor mu? Çünkü internet çökerse insanların güveni azalır? Fikrinizi merak ettim
"Efendiler, milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar."
(M. Kemal (Atatürk)'ün Dumlupınar Anıtı temel atma töreni açış konuşmasından, 30 Ağustos 1924)
@kafabirmiiilyon Diğer seçenek de güçlü olan kadına "o zaten kadın sayılmaz, erkek gibi" etiketi yapıştırmaktır ("bu yüzden bekarsın" da bu kategoriye giriyor).
@nafiyeekoca@bpthaber Bu takım bir milli takım. Yani hangi ülkeyi temsil ediyor? Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye Cumhuriyeti ne üzerine kurulu? Atatürk. Bu ülkenin temel ilkeleri ve değerleri Atatürkçülük demek. Atatürk ve T.C. aynı şey. Bu ülkeyi temsil ettikleri sürece Atatürk'ün kızları onlar.
VALİ!
Ardahan Valimiz Mehmet Faruk Çiçekli, Karaman Valiliği döneminde mikroklima ortamında yetişen eşsiz Ekşikara üzümleri ile bazı köylerin nohut ve pekmez üreticilerinin bizimle irtibata geçmesini sağladı. Endüstriyel ölçekte büyük hacimlere ulaşamayan ama yüksek katma değer taşıyan bu yerel ürünlerin, kooperatifimiz aracılığıyla sürdürülebilir şekilde pazarlanması için destek verdi. O içimizden biri idi.
Bir köyün satacağı 2-3 ton kaliteli kuru üzüm, yaklaşık 1-1,5 milyon TL gelir anlamına geliyor. Büyük şirketler için küçük bir rakam olabilir; ama bir köy için çok kıymetli bir kalkınma fırsatıdır. Kırsalı sadece üretim alanı değil, yaşanabilir bir gelecek olarak gören mülki idare amirlerine ülkemizin ihtiyacı var.
Bu da bizim notumuz olsun.
Prof. Ekrem Akurgal: "Atatürk döneminde arkeoloji bir ideolojiydi."
Peki, "Cumhuriyet düşmanı" ne diyor?
"Atatürk ve Cumhuriyet bizi geçmişimizden kopardı!" diyor. Koca bir yalan!
Tam tersine, Cumhuriyet bizi hem kopuk olduğumuz geçmişimizle buluşturdu hem de üzerinde yaşamış olmamıza rağmen bağ kuramadığımız Anadolu'nun tüm geçmiş birikimiyle (tarihiyle, kültürüyle) bağ kurmamızı sağladı.
Atatürk bu amaçla Türk Tarih Kurumunu, Türk Dil Kurumunu, Ankara Dil ve Tarih-Cografya Fakültesini ve çeşitli müzeler kurdu. Yeni tarih kitapları yazdırdı. Türk Tarih Tezi ve Türk Dil Tezi'nin geliştirilmesine önayak oldu.Tarih kurultayları düzenletti. Arkeoloji kazılarına önem verdi ve kazılar yaptırdı. Türkleri aşağılayan Batı'nın ırkçı antropoljisine karşı çıktı. Türk Antropoloji Merkezinin kurulması ve Antropoloji Mecmuasının çıkarılması da bu kapsamda gerçekleştirilmişti. Her şeyden önce Atatürk ve Cumhuriyet ideolojisi, Türk ve Türkiye tarihine sahip çıktı. Hitit'ten Osmanlıya Anadolu'nun binlerce yıllık geçmiş birikimine sahip çıktı.
Osmanli tarihi de dâhil Türk ve Türkiye tarihini büyük oranda Cumhuriyet'in yetiştirdiği tarihçiler yazdı ve yazmaya devam ediyor.
"Cumhuriyet bizi geçmişimizden kopardı!" öyle mi?
Atatürk, 94 Yıl Önce, 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumunu kurdu.
"Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” (Mustafa Kemal (Atatürk), 2 Eylül 1930)
Atatürk, Türkiye’nin tüm geçmişini, Türk ulusunun tarihini araştırması için 15 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’ni (Türk Tarih Kurumu’nu) kurmuştu. Bu derneğin ilk kurultayını yaptığı 11 Temmuz 1932’de aydınları Çankaya Köşküne davet etti;“Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş dil cemiyeti kuralım. Adı "Türk Dili Tetkik Cemiyeti" olsun” dedi; derneğin tüzüğünü, kurucularını da belirledi. 12 Temmuz 1932'de "Türk Dili Tetkik Cemiyeti" adıyla Türk Dil Kurumu kuruldu.
Türk Dil Kurumu (TDK), yüzyıllarca Arapça ve Farsçanın baskısında kalıp zenginliğini ve öz güzelliğini kaybedip yok olmaya yüz tutmuş Türkçeyi kurtarıp canlandırmak için çalışmalara başladı. TDK, tarama, derleme ve türetme çalışmalarıyla bir taraftan unutulmaya yüz tutmuş yüzlerce Türkçe sözlüğü derleyip toplayıp yeniden dile kazandırırken, diğer taraftan türetme seferberliği ile çoğu bugün de kullanılan yüzlerce Türkçe sözcük türetilmesini sağladı. Gazetelerde "Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Klavuzu" yayımlandı ve yüzlerce sözcüğe Türkçe karşılıklar bulundu. Bu Türkçe sözcüklerin çoğunu bugün kullanıyoruz. (Ekteki gazeteye bakınız)
Bu dil çalışmalarına katılan Atatürk de 1937 yılında Arapça Farsça geometri terimlerini Türkçeleştirmek için bir geometri kitabı yazdı. Çok sayıda terimi Türkçeleştirdi. Bugün Atatürk'ün o kitabımda yer alan Türkçe terimlerin neredeyse tamamı kullanıyoruz. (Bkz.👇
https://t.co/uOk5O2L2eC
"Vatandaş Türkçe konuş" kampanyaları yapıldı, ülkedeki yabancı okullara Türkçe dersi kondu, müfredattan Arapça ve Farsça dersleri kaldırıldı, din dili Türkçeleştirildi. Türk Dil Tezi geliştirildi. Bu tezi ve Türk dilinin temel sorunlarını tartışmak, Türk dilini geliştirmek için Türk Dil Kurultayları düzenlendi.
Atatürk, Türk Tarih ve Dil Kurumlarını özellikle "dernek" olarak kurmuştu. Bilimin özerkliği için bunu yapmıştı. Yazdığı vasiyetnameyle bu kurumlara gelir bırakarak bu kurumların özerkliğini güvence altına almıştı. Ancak 12 Eylülcüler, 1983’te Atatürk'ün vasiyetini çiğneyerek Atatürk'ün özerk yapıda kurduğu bu kurumları devlet dairesi yaptılar; kurumlar 40 yıldır siyasetin güdümünde!
@TandoganHazar Tamamen "ne kadar saçma o kadar sanatsal" algısı yerleştirildi ve bu da kültürü tamamen yok etti. Mağara insanlarının bile duvarlarında anlamı olan resimler vardı. Ne kadar geriye gittiğimizin farkında değiliz.