Bugün meslektaşı olan kadın hakime silahla ateş eden Savcı Muhammet Çağatay Kılıçaslan, 2022-24 yılları arasında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİ BÜROSU’NDA görev yapıyordu..
#Jasmine dizisi, Türk toplumunun örf, adet ve ahlaki değerleriyle açıkça çelişen bir içerik sunuyor.
Hikâye; aile bağlarını sağlıksız, sapkın ve sorunlu ilişkiler üzerinden kuruyor. Üvey kardeş ilişkisi, sevgi ve fedakârlık gibi kavramları yozlaştıracak şekilde, ahlaki sınırları bulanıklaştıran bir anlatıyla sunuluyor.
Dizide çaresizlik meşrulaştırılıyor: “Hayatta kalmak için her yol mübah” anlayışı işleniyor. Yasadışı, etik dışı ve onur kırıcı davranışlar, dramatik bir gerekçeyle normalleştiriliyor. Bu yaklaşım, özellikle genç izleyicilere yanlış ve tehlikeli rol modeller sunuyor.
Türk kültüründe aile; koruyucu, birleştirici ve değer aktarıcı bir yapıdır. Jasmine ise aileyi, karanlık arzuların ve çıkar ilişkilerinin zemini gibi gösteriyor. Bu, toplumun temel taşı olan aile kavramını zayıflatır.
Ayrıca kadın karakter, güçlenen ve irade sahibi bir birey olarak değil; bedeni ve acıları üzerinden hikâye üretilen bir nesne gibi ele alınıyor. Bu durum “özgürlük” adı altında kadının istismarını romantize etmekten başka bir şey değil.
Sanat elbette özgürdür; ancak özgürlük, toplumsal değerleri aşındırma ve kötüyü normalleştirme hakkı değildir. Eleştiri değil yozlaştırma, sorgulama değil alıştırma yapılmaktadır.
Bu nedenle Jasmine, sadece “tartışmalı” değil; kültürel olarak uyumsuz, ahlaki olarak sorunlu ve toplumsal açıdan kötü bir örnektir.
32 yıl önce belki sadece dinlenip geçilen, infial bile yaratmayan bir ropörtajın şimdi olsa büyük kitlelerde kıyamet kopartacak olması feminist hareketin çok büyük kazanımı. Hala sorunumuz çok ama çok ciddi kazanımlar yaşandı. Hepsi kadınlar sayesinde
Açıklayayım.
Gervais in yaptığı bu espri, kendisi gerçek hayatta ırkçı ya da pedofili olmadığı aksine hayli politize aktivist biri olduğu için sahnede ofansif mizah olarak çalışabiliyor. Yılmaz ise kendinden yaşça daha genç kadınlarla birlikte olabilen 52 yaşında biri, dolayısı ile sahnede söylediği şey ofansif mizah değil gerçek fikri gibi duyuluyor. Bu yüzden komik olmuyor, bayağı ve cinsiyetçi duruyor, sahnede olabilme gücü ile oradan insanlara saldırıyor gibi hissediliyor.
İnsanlar bayağı, cinsiyetçi, saldırgan buldukları bir şeye gülüp geçmeme ve tepki gösterme hakkını kullanabilirler.
Asena Keskinci, çocuk yaşlardan itibaren setlerde yetişmiş; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi’nde oyunculuk eğitimi almış ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu, güçlü bir akademik altyapıya sahip profesyonel bir oyuncu. Bu noktaya kadar zaten tartışmasız bir emeğin ve disiplinli bir yolculuğun ürünü.
Bugün #Jasmine’de farklı, zor ve riskli bir karakteri tercih etmesi ise kariyeri açısından son derece doğal ve sağlıklı bir adım. Bir oyuncunun gelişimi, rol çeşitliliğiyle mümkündür; aynı yerde kalmak değil, farklı karakterlerle kendini sınamak mesleğin doğasında vardır. Bu tercihler, bir oyuncunun “başka bir şeye dönüşmesi” değil, aksine mesleki olarak büyümesidir.
Burada dikkat çekilmesi gereken asıl mesele, bu tür rol seçimlerinin özellikle kadın oyuncular söz konusu olduğunda hızla bir ahlak tartışmasına dönüşmesidir. Erkek çocuk oyuncuların yetişkinlikte oynadığı karanlık, şiddet içeren ya da problemli karakterler çoğu zaman “oyunculuk başarısı” olarak değerlendirilirken, kadın oyunculardan hâlâ belli bir masumiyet çizgisini korumaları beklenmektedir.
Bu yaklaşım, izleyici algısında ve sosyal medya linç kültüründe yerleşmiş cinsiyetçi bir bakışın yansımasıdır. Kadın oyuncuların bedenleri ve rolleri üzerinden denetlenmesi, sanatsal değil toplumsal tabularla ilgilidir. Oysa oyunculuk, iyi–kötü, masum–karanlık tüm insan hâllerini kapsayan bir anlatı alanıdır.
Asena Keskinci’nin yolunun açık olduğu çok net. Rol çeşitliliğiyle ilerlemesi, uzun vadede hem kendi kariyeri hem de sektör adına kıymetli. Tartışılması gereken şey bir oyuncunun “ne oynaması gerektiği” değil, bu tür tercihler karşısında izleyici reflekslerinin neden hala bu kadar tek yönlü olduğudur.
Bu diziyi ilk kez cezaevinde gördüm. Adam her bölüm 10 kişiyi falan öldürüyor. Burada da ihanet ederse kız arkadaşını öldüreceğini ima ediyor. Cezaevindeki tüm kriminal tipler kendisini bununla özleştiriyor çünkü suç işlemeyi 'cool' gösteriyor. Koğuşta diziyi ilk izlerken cezaevinde olma gerekçemi düşündüm: "Suç işlemeye tahrik". Aynen tivit attım diye insanları suç işlemeye tahrik ve teşvik eden benim.
Bakanlığın inceleme başlatmasına çok sevindim. Ve NE OLUR YAYINCILAR sırf rating için onlyfans tarzı içerik üreticilerini programlarına çağırıp, övgülere boğarak yayınlar yapmasınlar artık. Evet hiç kimseyi, ''ahlaksız'' ya da benzeri aşağılayıcı sıfatlarla yargılama kolaycılığına kaçmamalıyız. Yetişkin bireylerin seçimlerine ve kendi bedenleriyle ne yapacaklarına karışamayız. Ama bireylerin bu (gönüllü ya da mecburi) seçimleri, diğer genç kadınlara ''kolayca para kazanmak, kötü yaşam şartlarından ve baskılardan ''özgürleşmek'' şeklinde aktarılırken de susmamalıyız. Çünkü gerçekten objektifseniz o zaman o seçimlerin tutsak eden, hasta eden, istismar eden, tehlikeler içeren, hatta bu örnekte olmuş olabileceği gibi 18 yaş altı çocukların istismarına bile giden yönlerini de aynı anda aktarmanız gerekir. Ancak o zaman özendirici değiliz denilebilir. 18 yaş üstü bireyin özgür seçimine saygı duyalım derken, bu seçimi zorunlu hale getiren ya da inşaa eden sosyo ekonomik, kültürel sorunları yok saymak olmaz.
Kadınlara vay ahlaksız derken, kadınlardan hizmeti alan ve cinsel pazar sistemini kuran eril zorbalığın hiiiiç ahlaksız görülmemesi de kocaman bir iki yüzlülüktür.
@shaman_ayd@bdkfzk @Futbolmemesxd Hem okuduğunu anlamıyosun hem de full özgüven başkasını asıl senin yapamadığın şey yüzünden eleştiriyosun. Şimdi hanımefendinin yazdığını birkaç kere daha oku ve yorumunu sil 🙌🏻
Yaklaşık 30 yıldır avukatım ve 20 yıldır da hukuk hocasıyım. Türkiye'de avukatlık mesleğinin icrası yönünden bilmediğim, görmediğim, hiçbir şey, edinmediğim bir tecrübe yok.
Bütün görüp bildiklerimle ben kendi yolumda yürüdüysem ve yürüyorsam, yine tertemiz yürüyen pek çok başka meslektaşım gibi, bunu cehaletimden değil onurumu tercih etmem sebebiyle yapıyorum. Başka türlüsünü aklıma bile getirmeyeceğim için ısrarla ve inatla hukuka dayanarak yürüyorum.
Avukatlık yerine çantacılık yapan, hukukla değil irtibatla konuşan, müvekkil değil müşteri gören, hukuka bel bağlayan meslektaşına tepeden bakan, yanındaki genç hukukçulara hukuku ve avukatlık mesleğini değil hukuk sistemini dolanmayı öğreten, utanmaz avukatlar daima var oldu. Şimdi her zamankinden bile çok varlar. Açıktan para aldılar açıktan para verdiler, veriyorlar. Hiç olmamaları gereken yerlerde dolaştılar, dolaşıyorlar. Etki tacirliği yaptılar, yapıyorlar. Klikleştiler. Birbirlerini kolladılar, kolluyorlar. Temiz kalanı, hukuka yaslananı, kolay hedef zannettiler, zannediyorlar. Oysa dayanıklı olan biziz. Hakka, hakkaniyete, adalete odaklananlardır.
Gün olmasa, devran dönmese, umurumuzda bile olmaz bizim. Biz ısrarla, inatla, hukukun elini bırakmadan, kendi doğru bildiğimizi yaparız. Kendi yolunu böyle dosdoğru yürüyen tüm meslektaşlarıma selam olsun.
Bu tertemizlerin arasında elbette hakimlikten emekli ve savcılıktan emekli hukukçular da vardır. Onlara da selam olsun.
Her meyvenin çürüğü var. Onlar kendi kendilerine çürürken gittikçe daraltılan bir meyve kasasında onlara değmeden pırıl pırıl kalabilenlere, selam olsun.
ai videoları piyasayı ele geçirirken bu videonun GERÇEK olduğunu kimse unutmasın… gökten düşüp adamı bayıltan kediyi döven ayakkabılı köpek gerçekti. ve hep öyle kalacak
Biz bir savaş filan mı kaybettik? Halktan mı gizleniyor savaşı kaybettiğimiz? Bir mana vermeye çalışıyorum olan bitene, terörist başı bebek katilinin ismi Gazi Meclis'te sloganlarla anılıyor ya, biz millet olarak öldük mü ?
“Davalar basına kapalı olarak yapılır.”
Yanlış bilgi.
Anayasa m. 9 uyarınca yargı yetkisi Türk milleti adına kullanılır ve Türk milleti, adına verilen kararları görme hakkına sahiptir. Ceza Muhakemesi Kanunu M. 182 uyarınca aksine karar alınmadığı sürece davalar herkese açıktır.
“Telefon ya da video kamera gibi cihazların duruşma salonuna sokulması yasaktır.”
Yanlış bilgi.
CMK m. 183 uyarınca yasak olan duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılmasıdır. Bu görüntüler duruşma başlamadan çekildi.
“Bu çekimlerin yapılmasına göz yuman mahkeme heyeti …”
Yanlış bilgi.
Yargılama Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü ve mahkeme tek hakimden oluşuyor.
Tweette doğru olan tek şey üstte yazan adı ve soyadı. Onun dışında hepsi yanlış.