Koca koca adamların oturup bu reklam filmini soruşturmasını hayal etmeye çalışıyorum. Silah yok, kadına, çocuğa, hayvana şiddet yok. Hayvan sevgisi içerikli bir film. Ve evet, şarjlı süpürge ürünlerinin hedef kitlesi hayvan sahipleri.
Gerçekten delüzyonel bir durum içindeyiz.
Yer Aliağa, toplama ekibine denetimsiz şekilde verilen uyuşturucu iğne bir çocuğa isabet etti. Çocuk dört gündür hastanede @aliagabld1952 Bşk @serkanacarizmir Sağlık işleri müdürlüğü ile yaptığımız görüşmede belediye olarak personel Hk hiçbir girişimde bulunulmadığı hala görevde olduğu bilgisi iletildi.
@TC_icisleri@AliYerlikaya@NSB_EGM_NARKO@izmirvaliligi@drsuleymanelban@AliagaKaymakaml
Aliağa Belediyesi Veteriner İşleri’nde görevli personel, yanında veteriner hekim bulunmaksızın, bir köpeği yakalamak amacıyla uyuşturucu/narkotik içerikli bir ilacı iğne yoluyla kullanmıştır.Bu ağır ve kabul edilemez tedbirsizlik sonucunda kullanılan iğne, kamusal alanda bulunan, kendini savunamayacak yaştaki bir çocuğa isabet etmiştir.Çocuk bilinç kaybı yaşamış, acil şekilde hastaneye kaldırılmış ve narkotik etki nedeniyle dört gündür hastanede yatarak tedavi görmektedir.Bu olay basit bir ihmal değil, çok yönlü ve zincirleme bir kamu güvenliği ihlalidir.
❗TCK m. 89 kapsamında taksirle yaralama,
❗ TCK m. 22/3 uyarınca bilinçli taksir,
TCK m. 257 kapsamında görevi kötüye kullanma,
❗TCK m. 85 yönünden olası netice itibarıyla hayati tehlike yaratma,
❗Uyuşturucu ve narkotik maddelerin yetkisiz kullanımı ve bulundurulması,
❗Kamu görevlisinin gözetim ve denetim yükümlülüğünü ağır biçimde ihlali,
❗Çocuğun üstün yararının ve yaşam hakkının ihlali niteliğindedir.
Özellikle altı çizilmelidir ki
Narkotik ilaçların veteriner hekim gözetimi olmaksızın, kamusal alanda, sivillerin ve çocukların bulunduğu bir ortamda kullanılması açıkça hukuka aykırıdır ve öngörülebilir ağır sonuçlar doğurur.Bu nedenle olay “öngörülemez kaza” değil, öngörülebilir engellenebilir bir kamu görevi ihmalidir.
KURUMSAL SORUMLULUK
Bu olay yalnızca fiili gerçekleştiren personelin değil,Veteriner İşleri sorumlularının,İlgili birim amirlerinin,
Denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen idari makamların
zincirleme sorumluluğunu doğurmaktadır.Yetkisiz personele narkotik madde temini, muhafazası ve kullanımına göz yumulması ağır kamu zararıdır.
TALEPLER
Yukarıda arz edilen nedenlerle;
Olayda sorumluluğu bulunan tüm personel ve amirler hakkında derhal adli soruşturma başlatılmasını,
İlgili kişilerin görevden geçici olarak uzaklaştırılmasını,kullanılan narkotik ilacın temin, kayıt, muhafaza ve kullanım zincirinin tamamının incelenmesini,Belediyenin veteriner hizmetleri kapsamında yetki, eğitim ve denetim mekanizmalarının soruşturulmasını,çocuğun uğradığı zarar nedeniyle cezai ve idari sorumluluğun eksiksiz şekilde tesis edilmesini,soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülerek kamuoyunun bilgilendirilmesini
talep ederiz.
Hayvan Haklarını Koruma Fed
@Hayfed_Official
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
#uçurtmayıvurmasınlar ablam Dr. İpek Elif Atayman’ın tutukluluğunun 160ncı gününde Sydney Bondi Beach’te uçurtma uçuracağız. Belki Afyon’da avlusundan o da bir uçurtma görür o gün. Amaç aynı zamanda bağımsız medyaya destek olmak.
https://t.co/720RkNidCG
Bursa’da onlarca köyden yüzlerce çiftçi seferber olmuş, traktörleriyle sahada. Motokuryeler organize olmuş birer ikişer damacana taşıyor. Halk seferber, sırtına hayvanları yüklemiş kaçırıyor. Orman işçileri, itfaiyeciler, gönüllüler kelle koltukta çalışıyor.
Cumhurbaşkanlığının orduyu, her nev’i kamu kurumunu ve ekipmanını harekete geçirmek yetkisi var.
Özel/kamu her türlü araç ve envanteri yangınla mücadele etmek için seferber etme, bunları tek merkezden koordine etme yetkisi var.
Her sene sadece Diyanete ayırdıkları kadar bütçe ayırıp yılda misal 40-50 yangın söndürme uçağı alacak yetkisi var.
Uluslararası yardım çağrısı yapma yetkisi var.
Ama profilinde “ TC Cumhurbaşkanı Başdanışmanı” yazan biri sadece Allah’tan imdat diliyor.
Dün 16:38'de avukatsız bir şekilde, SEGBİS ile duruşmaya katılan annem Dr. İpek Elif Atayman’ın, 16:39'da tutukluluğunun devamına karar verilmiş.. Adalet bu kadar.
#İpekElifAtayman
İpek Elif Atayman'ı Afyonkarahisar'a elleri kelepçeli bir kafesin içinde sadece ekmek, meyve ve suyla 7 saat götürenler, 20+ kişilik koğuşta yerde yatıranlar, buna icazet verenler, tolere edenler, alkışlayanlar...Aynı ızdırabı bu dünyada beteriyle görün...
Buradan soruyorum:
5 yılı aşkın bir süredir, tüm bilirkişi raporları aleyhine olmasına rağmen, Kanal İstanbul Yenişehir projesine karşı ÇED ve imar planları hakkında açılan davalarda neden hala karar alınmıyor? Bu süreçte dönem dönem “kamu yararına aykırılık” gibi temel gerekçelerle “iptal” kararları alınmasına rağmen, çok küçük değişikliklerle imar planlarını yeniden yürürlüğe sokmak adli denetim sürecini atlatmak demek de��il midir?
Bu memleketin yetiştirmiş olduğu tüm hakkaniyetli, onurlu, objektif bilim insanları bu projenin geri dönülmez zararlarını ortaya koymuşken ve tüm bu raporlar mahkemelere iletilmişken; su havzalarımızda yangından mal kaçırırcasına başlatılan inşaatların bitirilmesi mi bekleniyor?
Adaleti geç değil tam zamanında, kendimiz için değil tüm yurttaşlarımız için, sadece bugün için değil geleceğimiz için; memleketin doğası, suyu, toprağı, ormanı için istiyoruz!
#YaKanalYaİstanbul
1) Hep söylediğimiz, bu yüzden aşı ve bilim karşıtlarının saldırdığı, hiç bir veriye dayanmadan “aşıya bağlı kalp hastalıkları arttı” diye bağırdığı olay bizim söylediğimiz gibiymiş: 46 milyon kişinin değerlendirildiği çalışmada “KALP HASTALIKLARININ AŞILILARDA AZALDIĞI BULUNMUŞ
Büyük hata yapıldı, psikopatlar tetiklendi. Cani ruhlu insanlara kötülük yapmak için cesaret verildi. Israrla söyledik, uyardık. Hatadan dönelim, sivil toplumu sahada görevlendirelim. Sosyal sorumluluk bilincini arttırıp, toplumu, çevreyi ve doğayı koruyalım.
Vücutta ve sırtta bulunan ısırık ve tırnak izleri, “ahır” gibi önemli bir ayrıntının üç hafta sonra ortaya çıkması, benzinciden alınan ıslak mendil, kayalıklarda bulunan kan izleri, arabadaki battaniye, DNA örnekleri, uyuşturucu kullanan abiden alınıp alınmadığı bilinmeyen testler, #YükselGüran’ın anlamsız ve tamamen gösterişe dayalı mantıktan uzak ifadeleri, otopsisi yapılmamış diğer ölen kardeşler, isimsiz ve sahipsiz mezarlar, daha önce öldürülen bir amca ve onun yerine suçu üstlenen başkaları, kameraların önünde kafalarına vurularak susturulan kadınlar, Narin henüz aranırken Boğaz turu yapan abiler, jandarma komutanının “Allah nasip ederse kısa bir zamanda Narin’imize ulaşacağız” açıklamasından sonra susması, ailenin sürekli olarak “devletim de devletim” açıklamaları, #ArifGüran’ın umursamaz ve yapmacık tavırları, ikide bir ortaya çıkan yalan beyanlar, sürekli değiştirilen hikayeler, #Ensarioğlu’nun mide bulandıran açıklamaları, devamlı devrede olan bir erkek korumacılığı, köyün içindeki lüks araçlar ve araba galerileri, aile eşrafının silahlarla verdiği pozlar, ortada açıkça duran çelişkili ifadeler, tarikat ve dernekler, değişik beyanlarla ifade veren #NevzatBahtiyar ve #RamazanAtasoy gibiler, köyü saran derin travmatik hava, bakanların soruşturma sürerken topluca aileyi ve Narin’in mezarını ziyarete gitmesi gibi çok önemli detaylar varken bile bu davanın bu kadar uzaması ve ailenin tüm Türkiye’yi adeta parmağında oynatmasının nedeni ya davayı çözmeye çalışan kişilerin liyakatsizliği ya da bizzat bu kişilerin ve daha da fazlasının bu pisliğin içinde olmasıdır!
Kimse kusura bakmasın ortada bilinçli olarak toprağa değil de suya gömülen masum bir kız çocuğunun cesedi var, bunu isteyerek yaptılar çünkü toprağa gömülmüş olsa çok daha fazla adli tıp verisi elde edilebilirdi! Bazı şeyleri burada dile getirmiyorsak, bilmediğimizden ya da anlamadığımızdan değil, soruşturmanın zarar görmemesindendir.. Bu gerçek er ya da geç ortaya çıkacak, isteseniz de istemeseniz de! Temennim, adaletin yerini bulması, suçluların hepsinin hak ettikleri cezayı fazlasıyla alması ve bundan sonra başka Narinlerin böylesine fütursuzca ve pervasızca katledilmemesi!
#NarinİçinAdalet