@drkaanyl doğru mu oldu, yanlış mı, tartışılır tereddüdü bile fazla. çünkü ortada tartışılacak bir doğru yok. insanı yalnızlığa, yaşlıları terk edilmişliğe, çocukları her türlü ailevi bağdan, vefadan ve köklerinden kopararak bireyciliğe mahkum eden bu süreç, açıkça toplumsal bir çöküştür.
kendini hayatın merkezinde sanma vehminden sıyrıldığında, geçip gidene küsmüyor insan. o boşlukta yanmayı bile bir sükûnetle karşılayabiliyor. bir şeye sahip olmak için değil, sadece oradan geçerken o zamansız güzelliğe lekesizce eşlik edebilmek için...
Hayat bize hiçbir şeyin sözünü vermiyor. Sevdiklerimizi kaybediyor, planlarımızın dağılışını seyrediyor, kendi faniliğimizle yüzleşiyoruz. İnsan bazen bu yüzden hayata içerliyor; sanki dünya ona bir şey borçluymuş gibi. Fakat bu kırgınlığın altında, hayatın başka türlü olmasını isteyen derin bir arzu var: Kaybetmemek, incinmemek, kalıcı olmak gibi.
Zamanla insan, hayatı kendi arzusuna uydurmak yerine onunla olduğu hâliyle bağ kurmayı öğreniyor. Razı olmak, rıza hali. Hayatı geçici, kırılgan ve yine de hayret verici olduğu için seviyoruz.
Minnet biraz da budur: Hiçbir şeyin kalıcı olmadığını bilirken, geçip gidene küsmek yerine ona bütün kalbimizle eşlik edebilmek.
@Cihancetinkya Sedat Anar'ın o gösterişsiz sazı gibi, İsmet Özel'in tavizsiz duruşu gibi ya da Yahya Efendi’nin boğaza bakan sessiz serinliği gibi... onların kıymetini bilmek, aslında kendi ruhumuzun beslendiği o son pınarları korumak demek.
@myzccc insanların tartışmaya, hırsa ve kavgaya ayarlandığı bir yerde "en iyisi Karacaoğlan okumak" demek, kavganın kendisini bile anlamsız kılan muazzam bir sığınak.
@ihsanfazlioglu bunca gürültünün, hırslı tartışmanın ve kimsenin kimseyi gerçekten duymadığı bu çağın temel meselesi de bu belki: zekâ ve birikim fazlalığı değil, "anlama ahlâkı" eksikliği.
@Cihancetinkya İsmet Özel başka bir şey. insanın konforunu bozan, uykusunu kaçıran, kelimeleri birer bıçak gibi bileyip insanın tam da kaçmaya çalıştığı hakikatin ortasına saplayan bir nirengi noktası.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 o ifade genel olarak açık kadınlara yapılmış bir teşhis değil. karşısındaki kadının inancını ve iradesini "hapis" diye küçümseyen o kişiye, kendi sığ özgürlük tanımının defosunu göstermek için tutulmuş bir ayna.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 mesela halloldu öyleyse. çünkü metin zaten 'görünen her kadın onay bağımlısıdır' gibi ucuz ve toptancı bir iddiada bulunmuyor. yazarın ima etmediği bir genellemeyi metne yamayıp onun üzerinden gölge boksu yaptığınızı kabul ettiğinize göre dediğiniz gibi konuşma burada bitebilir.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 “kadınlar kesin baskı altındadır” oryantalizmi ile “kendi kararlarıysa bana ne” çelişkisi arasında sıkışan birine ne desek kabalık gelir. üslup bekçiliğini bırakıp kendi mantık hatalarınızla yüzleşin.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 yazılan felsefi metni anlamak yerine "bize işkence gibi geliyor ama" sığlığına sığınmak, o ilk baştaki teşhisin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 zaten kendiniz de "bana öyle geldi, niyet okuyoruz" diyerek metni değil, kendi kurgunuzu eleştirdiğinizi itiraf etmişsiniz.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 metnin felsefesine, kurulan mantığa söyleyecek sözü olmayanlar genelde niyet okumaya başlar. kendi kafanızdaki hayali düşmanla savaşmaya devam edebilirsiniz, ama bu durum yazılan tespiti yanlış kılmıyor.
@armbaryiyengsp@halilbayir0 ortada hiç kimse "görünüyorsan fitnesin" dememişken, kendi kafanızdaki o hazır sloganı ve ezberi tartışmaya sokuşturmuşsunuz.