Şu vicdansız konuşmayı da unutmayalım.
Millet olma duygusunda uzak, kibirli sınıfsal tepeden bir bakış.
“Birlik beraberlik” kavramı ise adeta yok olmuş.
@utkusen Hans Zimmer konseri sanırım hayatımda izlediğim en güzel gösteriydi. Her soundtrack için o filmin atmosferi oluşturuluyor, izleyeni adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor. İnanılmaz yetenekli müzisyenler var, hepsini belli yerlerde öne çıkarıyor.
Türkiye’de kamu ya da özel farketmeksizin kurumlara gönül rahatlığıyla bağışlar yapılması bana çok tuhaf geliyor. Bunca skandalın, yolsuzluğun, adaletsizliklerin herkesin gözü önünde onlarca yıldır yaşandığı bu ülkede nasıl bu kadar naif kalınabilir ben hakkaten anlayamıyorum.
Arkadaşlar yazılan her şeyi okuyorum. O kişiye çok güvenmiştim; böyle hassas bir konuda bu kadar çetrefilli işlere girişilmesi gerçekten akıl almaz. Öyle lafı dolandırmaya gerek yok. Yaşananlar için çok üzgünüm, bu kadar kimseye güvenilmemeli, kendi payıma herkesten özür dilerim
Haluk Levent olayına dair gördüğüm en doğru yorum. Devletin bu işleri yıllarca görmemesi mümkün mü? Ama kızılaya güven azalmışken ahbapa ses etmemek devlet aklı olsa gerek. Bir nevi “istemem muhalif bağışlarını yan cebime koy”.
Haluk Levent sürecine dair en doğru analiz budur bence.
"AHBAP'ın evinden trilyonlar geçerken devletin bundan habersiz olması mümkün mü?"
Dücane Cündioğlu: "Burada ahbap çavus ilişkisi var. Çavusları yargılayamayız ama Ahbapları günah keçisi yapıp harcarlar."
Bu meselenin siyasi ayağı olmadan buralara kadar gelmesi imkansızdır. Her zaman olduğu gibi siyasi ayak yine hesap vermeyecek! Çünkü çavuşları yargılayamıyoruz.
Haluk kendi kendini bitirmekle kalmadı, ona inanan, güvenen ve destek olan herkesi paramparça etti. Binlerce ahbap gönüllüsü genç büyük bir yıkıma uğradı. Haluk yapılacak yargılamalar sonunda beraat de etse, aklansa da paklansa da artık toplum nezdinde Haluk bitmiştir.
Haluk'un geçmişini hep biliyorduk. Fakat depremde, selde, orman yangınlarında ahbap gönüllülerinin yardım çabalarına herkes şahitti ve pek çok insan buna tutunuyordu. Burada olan gönüllülere ve devlet kurumlarına güveni kalmadığı için bir iyilik hareketine tutunmaya çalışıp yardım edenlere oldu.
Bu olayın sosyal ve psikolojik sonucu ağır olacak. Devlet kurumlarına karşı güven sorunu yaşayan insanlar büyük bir yıkım yaşayacak. Otorite konumunda olanlar ve yandaşlar ise bunu ciddi şekilde kullanacak.
"Yok daha neler bu da olmaz artık" diyeceğimiz daha nice şeyler yaşamaya devam edeceğiz. Ne vakit ki ahbaplara çavuşluk edenlere de hesap sorabilir hale geliriz işte o zaman az da olsa bi umut var diyebiliriz...
@ducane #HalukLevent
80e kadar 2-0 öndesin, son 10 dakika penaltısız 3 gol yiyerek kaybediyorsun ve maç ayarlanmış oluyor. Sanki bir süperlig maç sonu açıklaması okudum. Sanırım bu komploculuk, yenilince çirkinleşme, düşman arama gibi huylar ortadoğuda hiç değişmiyor.
💥 Mısırlı Zico: "Bugün hakem rezaleti yaşandı. Dünya Kupası'nı ayarlamışlar. İstediklerine kazandırıyorlar.
Zalim bir hakem maçı Arjantin'e kazandırmak için her şeyi yaptı.
Bu kupada adalet yok. Hakemler onların yanında. Allah bize yeter."
Mısırlı futbolcu Mustafa Ziko, 3-2 biten Arjantin maçı sonrası gözyaşları içinde hakeme isyan etti:
“Adil değil, adil değil! Hakem adil davranmadı. Çok açık ve net bir haksızlık, adaletsizlik var. Bütün bir ülkenin emeğini çöpe atıyorlar. Maçın başından beri üzerimize oynuyor. Arjantin'e karşı 2-0 öndeyken bu şekilde elenmemiz olacak iş değil. Turnuva zaten Arjantin için ayarlanmış. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir."
-"Peki, dünya şampiyonuna karşı sergilediğiniz bu harika performansın ardından Mısır halkına ne söylemek istersin?"
“Onlardan özür diliyorum. Bugün onları mutlu etmeyi çok isterdik ama başaramadık. Ancak yemin ederim ki bu bizim elimizde olan bir şey değildi, tamamen hakemin suçuydu. Zaten turnuvanın baştan ayarlandığı çok belliydi."
-"Mısır halkı zaten sizinle gurur duyuyor ve çok mutlu”
“Arjantin’e Dünya Kupası şimdiden hayırlı uğurlu olsun, tebrikler! Daha fazlasına gerek yok zaten, bitti."
https://t.co/1t41ij96Yz
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@HaberReport 5. Haftaya girdim. Gerçekten mucize gibi bir ilaç, tamamen sağlıklı beslemeye başladım, aylardır devam eden reflü, mide yanması sıkıntılarım tamamen geçti. Celal hocadan bunları duymakta beni rahatlattı.
@Socceroos Changing your golie after 120 minutes, putting that 4th penalty pressure on 18 years old kid. Dumbest coach decisions in a knock out game. Fire him today