Çaresiz değiliz!
Dünya bu sınavları verdi ve yatırımcısını korudu. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve yargısı, bu formülle 511 bin vatandaşının hakkını söke söke alacak güçtedir!
ABD de Madoff vakasında, fona atanan tasfiye kayyumu "Geri Alma" kuralını işletti. Fon batmadan hemen önce fiktif kârları realize edip, erken çıkan imtiyazlılar ve yöneticilerin hesaplarındaki paralar mahkeme kararlarıyla alınarak mağdurlara iade edildi!
İSTENİRSE ÇÖZÜM BULUNUR!
@atikfatih1 Adamlar hala o kadar rahatki o kadar özgüvenlilerki ortalık yangın yerine dönmüş bugün bile 2 milyar gibi bir parayı yurtdışına transfer etmeye kalkışıyorlar pes arkadaş pes
Fon patronlarının tespit edilen yurtdışına kaçırılan para miktarı devede kulak… O söylenen rakamlar buz dağının görünen yüzü… Henüz görünmeyen yüzünde milyar dolarlardan bahsediliyor. Devlet onları getirtip gerçekten mağdur olanlara dağıtmalı…
Bir bankaya paranızı yatırdığınızda, bankanın bilançosunu tek tek incelemek zorunda değilsiniz.
Çünkü vatandaş, devletin kurduğu ve denetlediği sisteme güvenerek parasını emanet eder.
Peki sistemde ciddi bir sorun yaşandığında bütün yük neden vatandaşa kalıyor?
Bugün fon mağdurlarının sorduğu soru tam olarak bu:
Vatandaş görevini yaptı.
Parasını kayıt dışı bir yere koymadı.
Resmi ve denetlenen bir finansal sisteme güvendi.
Şimdi vatandaşın kaybettiği güveni yeniden tesis etmek, yaşanan mağduriyetleri gidermek ve sorumluluk zincirini şeffaf biçimde ortaya koymak gerekiyor.
#TLY #TP2 #THF #DOH #TeraFonMağdurları
Kredi kartı ödemeleri gelince bankaya diyeceksin ki
-Param fonda batınca iade talebinizi gerçekleştiremedim. Temerrüde düştüm. 6 aya kendimi tasfiye edeceğim iphone’umu satacağım o zaman öderim.
Niye abi finans kuruluşları yapabiliyor biz de yapabilmeliyiz :) bu da temerrüt?
Fon skandalında üç kademe:
1. Bu işi bizzat yapanlar
2. Bu yanlışı yapanlara göz yuman kurumlar, görev ihmali
3. Görev ihmalini yapanlara görevlerini yaptırmayanlar, siyaset kurumu
2. ve 3. üzerine gidilmediği sürece bu dosyalar kapanır.
Yükü de biz halk öderiz
Hepsi oradaydı
🔴 HEDEF SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ!
🔴 TUZAK ÇOK BÜYÜK! ACIMA SAYIN CUMHURBAŞKANIM,
VUR NEŞTERİ!
🔴 80’LERDE BANKERLER, 2000’LERDE BANKALAR, BUGÜN FONLAR!
🔴 SİYASİ AYAK ÇOK ÖNEMLİ!
Türkiye bu filmi daha önce iki kez gördü.
1980’lerde banker furyası yaşandı. Yüksek kazanç vaatleriyle vatandaşın parası toplandı,ardından büyük banker iflasları geldi.
Kastelli,Bako ve Yalçın gibi bankerler bunlardan bazıları.
Sonra 2000-2001 bankacılık krizini yaşadık. Bankalar sorunlu hâle geldi, çok sayıda banka TMSF sürecine girdi.
TMSF’nin kendi kayıtlarına göre 1994-2003 döneminde 25 banka çözümleme kapsamına alındı.
Merkez Bankası da 2001 krizinde bankaların yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle finansal sistemin ağır biçimde sarsıldığını belirtti
Şimdi ise karşımızda fonlar üzerinden ortaya çıkan büyük mağduriyetler var.
Yöntemler ve isimler değişiyor ama milletin sorması gereken soru değişmiyor:
Bu kadar para toplanırken kim denetledi? Kim göz yumdu? Kim kapıları açtı? Varsa kim korudu, kim kolladı?
Geçmiş bize şunu öğretti: Mesele yalnızca parayı toplayan birkaç kişinin üzerine bırakılırsa işin tamamı ortaya çıkmaz.
Bu nedenle çağrım çok nettir:
SADECE FON YÖNETİCİLERİNE BAKMAYIN. VARSA BÜROKRATİK VE SİYASİ BAĞLANTILARINI DA SONUNA KADAR ARAŞTIRIN.
FETÖ konusunda yıllarca “Siyasi ayağı nerede?” tartışması yaptık. Yarın aynı soruyu bu fonlar için sormayalım.
80’LERDE BANKERLERİ, 2000’LERDE BATAN BANKALARI YAŞADIK.
BUGÜN AYNI HATALARIN BAŞKA İSİMLER ALTINDA TEKRARLANMASINA İZİN VERMEYELİM.
KİME DOKUNURSA DOKUNSUN.
BU FONLARIN SİYASİ AYAĞINA DOKUNUN!
KİM OLURSA OLSUN, HANGİ MAKAMDA OLURSA OLSUN ORTAYA ÇIKARIN.
MİLLETİN PARASININ ARKASINDA KİM VARSA HESABINI VERSİN!
ŞİMDİ ŞU SORUYU SORMADAN EDEMİYORUZ:
Bütün bu piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılıkları olup biterken, bu usulsüzlükleri zamanında görüp müdahale etmekle görevli kamu yöneticileri neyle meşguldü?
Borsa İstanbul’un internet sitesine baktım ve son derece ürkütücü bir manzarayla karşılaştım.
Temel görevi makul fiyatın tescili ve ilanı olan Borsa İstanbul; yaklaşık bir buçuk yıl boyunca hisse senedi fiyatı onlarca, hatta yüz kattan fazla artan ve dolayısıyla borsa değeri âdeta uçan şirketlere, “Siz ne yaptınız? Yeni bir maden mi buldunuz? Yeni bir formül geliştirip dünyaya mı satıyorsunuz?” gibi son derece makul soruları sormamış; âdeta olup biteni kenardan izlemiştir.
Balon gibi şişirilmiş fiyatları tescil ederek manipülatif değer artışlarını mümkün kılmıştır.
Bu denli gerçek ötesi fiyat artışları karşısında şirketleri ilave değerleme yaptırmaya davet etseydi ve bu işlemler tamamlanıncaya kadar söz konusu hisseleri gözaltı pazarına alsaydı, bütün bunların ve bu dolandırıcılıkların gerçekleştirilmesi mümkün olmayacaktı.
Devlet adına bu hesapsız kitapsız işlemlerin gözetimini ve gerektiğinde denetimini yapması gerekenlerin Borsa İstanbul’un Yönetim Kurulunda yer aldığını görmek, hayretimizi ve kuşkularımızı daha da artırmaktadır.
Bütün bunlar olup biterken piyasa gelişmelerini Sayın Cumhurbaşkanımıza rapor etmesi gereken danışmanların da yine Borsa İstanbul yönetimlerinde bulunduğunu görmek, üzüntümüzü katlamaktadır.
Şimdi, görevlerini yerine getirmeyen bu yöneticilerin derhâl görevlerinden aflarını istemelerini ve Sayın Cumhurbaşkanımızın elini rahatlatmalarını bekliyoruz.
Sorumluluk bilinci, zamanında gereğini yapmaktır.
Takipçisi olacağız.
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@trxhaber@nurtugbaaktay@yeniakit@erkmacit@tolqahanerdoqan@medreyata@ErdemErkul@ulkucuhareketr@NiluferSabuncu@ilay_aksoy@EdaviyeN98764@Zekeriya_Say@15TemmuzCephesi@NejatOzonay
E sen bunları diyorsunda senin parti başkanın 3 maymunu oynuyor bir tane belediye başkanı için yeri gögü ünleten adam buadaki mağdurlar için ayaküstü açıklamalar yapıyor yani halk düşünüyomuş gibi yapıp siyasi menfaatlerinizi koruyorsunuz bu laflara siyaseten artık karnımız tok hiç samimi gelmiyorsunuz
Bir yerin finans merkezi olabilmesi için ilk koşul itibar ve güven tesis etmektir. Yüksek binalar yapmakla finans merkezi olunmaz, sadece trafik artar.
Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma, vatandaşlarımızın haklarının korunması, suçtan elde edilen kazancın ortaya çıkarılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi amacıyla çok yönlü olarak sürdürülmektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ (KTLEV) payına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bu sabah 25 şüpheli hakkında adli işlemler başlatılmış; 15 şüpheli gözaltına alınmış, firari 10 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar ise devam etmektedir.
Soruşturmanın mali boyutunda; Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ve Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul ile bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve malvarlığı hareketleri dondurulmuştur.
Bu kapsamda; soruşturma konusu malvarlıklarının kaçırılmasının, üçüncü kişilere devredilmesinin veya azaltılmasının önlenmesi amacıyla; Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve MASAK’a müzekkereler yazılmıştır.
Adı geçen fon şirketlerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri, imza yetkilileri ile bunların eşleri ve birinci derece kan hısımlarının malvarlığını azaltıcı nitelikteki işlemlerinin Cumhuriyet Başsavcılığının bilgisi ve görüşü dışında gerçekleştirilmemesi hususu ilgili tüm kurumlara bildirilmiştir.
Soruşturmalar tüm yönleriyle titizlikle devam etmektedir. Hukuken sorumluluğu tespit edilen her kim olursa olsun, hesabı yargı önünde sorulacak; mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması ve suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürülmesi için bütün adli ve mali imkânlar kullanılacaktır.
Günaydın arkadaşlar.
Mutlaka araştırmalı dün ben de detayı paylaştım. Bu mağduriyeti gidermek SPK ve Devlet için çok çok kolay eğer isterse.
1- Bu alımları geri çağıracak ve fonun kasasına koyduracak.Çünkü hepsi fon valığını boşaltmaya yönelik işlemler. #özatd#gungd vs... Topu topu 10-12 hissede film dönüyor .
2-Tera Portföyü devlete borçlandırıp fonlara fahiş fiyattan dayadığı kendi grup hisseleri (#tehol #tera )vs. kaçtan fona fahiş fiyattan dayadıysa özel emirle geri aldıracak .
3- Herkesin ana parasını verilmesine yönelik tasfiye ekibiyle bir çalışma yapacak .Yurt dışında örneği var.Daha önce yaşandı ve sorunsuz bir şekilde çözülüp herkese parası 1 sene içinde eksiksiz ödendi Lehman olayında.Mahkeme ve tasfiye yönetimini üstlenen PwC gibi kuruluşlar, bankanın Londra birimi dahil tüm operasyonlarında alacaklıların borçlarının yasal faizleriyle birlikte %100 oranında ödendiğini açıkladı veLehman Brothers krizinden etkilenen alacaklıların ve müşterilerin paraları yasal faizleriyle birlikte tamamen ödendi.
Lütfen Amerikayı ikinci kez keşfetmeye kalkılıp bu isanlaın haklaın gaspedecek faklı bir uygulamaya imza atmayın.
Bitti gitti bu kadar basit.
Çözüm çok çok basit. İrade lazım sadece.
Yeterki istesin paraların gittiği yerler çok net ve açık zaten ortada. @spkgovtr@HMBakanligi
Ağırlıklı olarak fon krizinin mali boyutu tartışıldığından toplumsal ve siyasal komplikasyonları üzerinde pek durulmuyor.
Doğrudan etkilenenlerin sayısı yaklaşık 500 bin civarında ama dolaylı etkilenenleri eklediğinizde bu sayı, kat be kat daha fazla.
Ayrıca bunların içinde fazlaca kamu çalışanı ve yöneticisi olduğu ifade ediliyor.
Tasfiye işlemleri deşifre olursa Türkiye birçok sürpriz ismi tartışmak durumunda kalabilir.
Asıl önemlisi, üreteceği muhtemel siyasi etkidir.
O sebeple.
Fon sorunu çözülürken yeni mağduriyetlere yol açılmamalıdır.
Zamana yayılmamalıdır.
Yeni kriz riskleri bertaraf edilmelidir.
İhmali olan kamu görevlileri hesap vermelidir.
Yeniden güven inşasında “kimsenin yanına kâr kalmadığı” duygusu hissettirilmelidir.
Ve adil olunmalıdır.
🔴SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ OYUNU GÖRDÜ, DÜĞMEYE BASTI HESAPLARI ALTÜST ETTİ!
Ben yaşananları sadece birkaç fonun, birkaç borsa oyuncusunun meselesi olarak görmüyorum. Bana göre burada daha büyük bir hesap vardı.
Sayın Cumhurbaşkanımız sonrası hesap yapanlar bu oyunun içindedir.
Sayın Cumhurbaşkanımıza direk operasyon planlıyorlardı ..
Şöyle bir analiz edelim:
Önce reklam yaptılar, algı oluşturdular, yüksek kazanç hayalleri sattılar. Çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın yıllarca dişinden tırnağından artırdığı küçücük tasarrufları sistemin içine çektiler.
Para büyüdükçe cesaretleri de büyüdü.
Sonra parayla nüfuz satın alabileceklerini, siyasetin çevresine yaklaşabileceklerini, Cumhurbaşkanımızın yakınındaki bazı insanlara ulaşarak kendilerine bir dokunulmazlık zırhı örebileceklerini düşündüler.
Hesapları basitti:
“Doğru insanlara ulaşır, bazılarına para kazandırır, güçlü isimlerle yan yana görünürsek bize kimse dokunamaz.”
Hatta Cumhurbaşkanımız sayesinde makam ve mevki sahibi olmuş bazı isimleri kendi gelecek hesaplarının parçası hâline getirebileceklerini düşündülerse, bunun da sonuna kadar araştırılması gerekir.
Fakat unuttukları bir şey vardı:
RECEP TAYYİP ERDOĞAN.
Benim gördüğüm şudur: Cumhurbaşkanımız bu oyunun devletin ve siyasetin etrafında örülmesine müsaade etmeyecek bir irade ortaya koydu.
Devletin kurumları harekete geçti, soruşturmalar başladı ve kurulan hesaplar bozulmaya başladı.
Şimdi mesele bunu sonuna kadar götürmektir.
Kim kime para kazandırdı?
Kim kimin kapısını çaldı?
Kim siyasi nüfuz satın almaya çalıştı?
Kim “Cumhurbaşkanına yakınım” diyerek kendisine kalkan oluşturdu?
Kim Cumhurbaşkanımız sayesinde bir yere gelip Cumhurbaşkanımız sonrasının hesabını yapmaya kalktı?
Savcılık bunların tamamının üzerine gitmeli, delili ortaya koymalı ve gerçek bağlantıları tek tek açığa çıkarmalıdır.
Çünkü Cumhurbaşkanımızın etrafında bulunmak kimseye suç işleme imtiyazı vermez.
Onun en yakınındaki kişinin yakını dahi olsanız, milletin alın terine el uzattıysanız hukuk önünde hesabını vermelisiniz.
Asıl temizlik de budur.
Kendi adamını korumak değil; kendi adını kullanarak korunmaya çalışanlara da dokunabilmektir.
Cumhurbaşkanımızın kararlılığının sınandığı yer tam burasıdır.
Dosyanın ucu kime giderse gitsin hukuk geri dönmemelidir.
Çünkü burada mesele birkaç zenginin kaybettiği para değildir.
Tarladaki çiftçinin parasıdır.
Fabrikadaki işçinin alın teridir.
Memurun yıllarca biriktirdiği üç kuruştur.
Çocuğuna ev almak isteyen annenin, babanın geleceğidir.
Kimse bu insanların parasını toplayıp yatlarda, katlarda, özel uçaklarda yaşayamaz; sonra da siyasetin gölgesine saklanarak kurtulacağını düşünemez.
Bu pilav daha çok su kaldırır.
Gerçek oyun kurucular kimse ortaya çıkarılmalı, para trafiği son kuruşuna kadar takip edilmeli ve siyasi bağlantı iddiası bulunan herkes hakkında deliller konuşmalıdır.
Ve herkes şunu bilmelidir:
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN ADINI KULLANARAK CUMHURBAŞKANIMIZI KUŞATAMAZSINIZ.
MİLLETİN PARASIYLA NÜFUZ SATIN ALAMAZSINIZ.
DEVLETİN İÇİNDE KENDİNİZE SIĞINAK KURAMAZSINIZ.
OYUNU KURDUĞUNUZU ZANNEDERKEN, DEVLET O OYUNU BOZAR.
MİLLETİN PARASI KİMSENİN OYUN PARASI DEĞİLDİR!
Kim nehesabı yaparsa yapsın, hangi siyasi oyunu kurarsa kursun,kim kendisini ne kadar güçlü ve dokunulmaz zannederse zannetsin,devletin sabrını acizlik, sessizliğini de habersizlik sanmasın.
Ve rahmetli babamın yıllar önce söylediği o sözü hiç unutmayın:
“DEVLET TAVŞANI ÖKÜZ ARABASIYLA YAKALAR.”
Bugün kaçtığını, kurtulduğunu, izini kaybettirdiğini düşünenler yarın bu sözün ne anlama geldiğini çok iyi anlayacaktır.
DEVLET ACELE ETMEZ,
AMA UNUTMAZ.
GÜNÜ GELİR, HESABI DA DEFTERİ DE ÖNÜNÜZE KOYAR.
Finansal piyasaların temel kuralı risk ve kazancın kardeş olmasıdır. Ancak risk, piyasanın doğal dalgalanmasıdır. Denetim eksikliği, kötü yönetim veya suistimal bir risk değil, sistem ihlalidir. Devletin resmi gözetim mekanizmalarına güvenerek tasarruflarını sisteme sokan vatandaşın mağduriyeti giderilmedikçe, Türkiye'de sermaye piyasalarına olan güvenin yeniden tesisi çok zor olacaktır. Mağdurların sesi duyulmalı, tasfiye süreci şeffaf yürütülmeli ve fatura yalnızca tasarruf sahibine kesilmemelidir.
Bu büyük fon tasfiye krizinden doğrudan ve dolaylı yaklaşık 550 bin yatırımcı etkilenmiştir ailelerini ve esnfsa çalışanlarını işin içine katarsa tam 2 milyon mağdur bulunmaktadır. Birikimlerini devletin resmi kurumu olan SPK denetimindeki legal portföy şirketlerine ve devletin resmi altyapısı olan TEFAS platformuna emanet etmiş bu yatırımcılar sadece yüksek riskli hisse senedi serbest fonları değil , hisse senedi yoğun fonlar ve mevduat muadili olarak görülen ve en risksiz kabul edilen Para Piyasası Fonları (PPF) bile bu kriz nedeniyle kilitlenmiştir. Çocuğunun tedavi parasını, ev birikimini ya da emeklilik ikramiyesini bu fonlarda tutan vatandaşların açgözlülükle suçlanması haksızlıktır.
Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat, SPK'ya piyasa bozucu eylemleri geriye dönük olarak inceleme, fonu zarara uğratan karşı ayakları (karşı tarafları) tespit etme ve bu varlıkları fon havuzuna geri kazandırma konusunda çok güçlü yasal yetkiler vermektedir.SPK'nın bu usulsüz işlemleri iptal etme ve parayı geri isteme süreci şu mekanizmalarla işler:
1. İşlemlerin İptali ve Geri Alınması (İptal Davaları)Portföy yöneticileri, fonun parasını usulsüz bir şekilde kendi ilişkili oldukları şirketlere veya anlaştıkları üçüncü kişilere (karşı ayağa) aktarmak için piyasa fiyatının çok üzerinde hisse alımı yapmış olabilir.
Tespiti: SPK uzmanları ve denetçileri, Takasbank ve MKK kayıtları üzerinden bu emirlerin hangi hesaplar arasında, hangi fiyatlarla eşleştiğini saniye saniye tespit eder. İptal ve İade: SPK veya fonun yeni yönetimi (tasfiye masası olarak atanan Ziraat/İş Bankası), Borçlar Kanunu'ndaki muvazaa yani danışıklı işlem veya İcra İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali hükümlerine dayanarak bu usulsüz işlemlerin iptali için mahkemeye başvurur. Mahkeme kararıyla, fondan haksız yere çıkarılan paranın fona iadesi istenir.
2. Şahsi Sorumluluk ve Mal Varlıklarına El Konulması Paranın karşı ayağa kaçırıldığı durumlarda SPK yalnızca şirket tüzel kişiliğine değil, bu organizasyonu kuran kişilerin şahsına gider SPK, savcılığa suç duyurusunda bulunarak usulsüz işleme taraf olan aracıların, portföy yöneticilerinin ve parayı kaçıran karşı taraftaki kişilerin şahsi banka hesaplarına, gayrimenkullerine ve hisse senetlerine mahkeme kanalıyla ihtiyati tedbir koydurur. Usulsüz işlemle fonu zarara uğratan kişilerin el konulan bu şahsi mal varlıkları paraya çevrilerek doğrudan fonun tasfiye havuzuna aktarılır ve mağdur yatırımcılara dağıtılır.
3. Karşı Ayak Yabancı Ülke veya Kripto İse Ne Olur?
Eğer para yurt içindeki başka bir hesaba veya şirkete aktarıldıysa devletin bunu yakalaması ve bloke etmesi oldukça hızlı olur. Ancak para yurt dışındaki paravan şirketlere (offshore) veya izi sürülemeyen kripto varlıklara aktarıldıysa, paranın fiziki olarak fona geri döndürülmesi süreci uluslararası hukuki süreçler ve adli yardımlaşmalar nedeniyle oldukça uzayabilir veya zorlaşabilir.Özetle; SPK ve tasfiye masası, fondan usulsüz işlemlerle para kaçıran karşı ayağı yasal olarak takip etmek, o işlemleri iptal ettirmek ve parayı geri istemekle yükümlüdür. Devlet bütçesinden para ödemese bile, bu hortumlanan paraları bulup fon havuzuna geri getirmek için tüm adli ve idari gücünü kullanır.
Yeterki o irade gösterilmek istensin. Gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Aynı yönetim çatısı altındaki fonların, birbirlerinin nakit krizini çözmek veya piyasada fiyatı düşen hisselerini desteklemek amacıyla danışıklı işlem yapması SPK tarafından en ağır şekilde cezalandırılan fiiller arasındadır.
Bu durumun hukuki karşılıkları ve suç unsurları şu şekildedir:
1. Güveni ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m. 155 & SPK m. 110)Portföy yönetim şirketi ve fon müdürleri, her bir fonun yatırımcısına karşı ayrı ayrı sadakat ve özen borcu ile yükümlüdür.
Zararın Değer Fona Yıkılması: TLY fonunun nakit ihtiyacını karşılamak için, THF ve DOH fonlarındaki yatırımcıların parasıyla TLY’nin satmak zorunda kaldığı hisseleri almak, THF ve DOH yatırımcılarının hakkını gasp etmektir. Bu yüzden bu işlemler kesinlikle iptal edilmeli ve sağlanan menfaat geri çağrılmalıdır.
Bu işlem, bir fonun zararını veya likidite krizini diğer fonların üzerine yıkmak anlamına gelir. Fon yöneticileri için 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası gerektiren "Örtülü Kazanç Aktarımı" ve "Güveni Kötüye Kullanma" suçlarını oluşturur.
2. İşlem Bazlı Manipülasyon ve Yapay Piyasa Oluşturma (SPK m. 107)Aynı şirkete bağlı fonların kendi aralarında (biri satarken diğerinin alması şeklinde) organize olması, piyasada yapay bir arz-talep ve fiyat oluşmasına yol açar.
Eğer bu hisseler normal piyasa koşullarında satılsaydı fiyatları hızla düşecekti. THF ve DOH devreye sokularak fiyatın düşmesi engellenmiş veya fiyat yapay olarak dengede tutulmuş olur. SPK mevzuatında buna "karşılıklı işlemlerle piyasa dolandırıcılığı" denir ve 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası yaptırımı vardır.
3. Çıkar Çatışması ve Fon Rehberi İhlali: SPK’nın Portföy Yönetim Şirketlerine İlişkin Esaslar Tebliği uyarınca; şirketlerin yönettikleri fonlar arasında çıkar çatışması yaratması kesinlikle yasaktır. Bir fonun menfaati, diğer fonun zararına olacak şekilde gözetilemez. Ayrıca fonların birbirleriyle doğrudan veya dolaylı olarak bu tarz kurtarma amaçlı virmanlar yapması, İzahname ve objektif yatırım ilkelerine tamamen aykırıdır.
Şahsi görüşüm bunların hepsinin yapıldığını düşünen taraftayım ve bu tam anlamıyla eğer böyleyse piyasa dolandırıcılığıdır.
Kuvvetle muhtemel SPK tam da bu gerekçelerle (fonların kendi aralarında ilişkili şirket hisselerini döndürmesi, likidite krizini gizlemek için diğer fonları kullanması) düğmeye basmıştır. Kurul, bu usulsüzlükleri tespit ettiği Tera Portföy dahil bazı şirketlerin fon yönetim yetkilerini iptal etmiş, fonları tasfiyeye götürmüş ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.