Köy enstitüsülerinin her biri ayrı bir destandı.
Emeği geçenlere, besteleyen ve dillendirenlere👏👏👏
Çifteler,Arifiye,Kızılçullu,
Gölköy,Kepirtepe,Pulur,
Hasanoğlan,Pamukpınar, Akçadağ,Aksu,Cılavuz, Beşikdüzü,Düziçi,Savaştepe Akpınar,Pazarören,Gönen, İvriz, Ortaklar, Dicle,Ernis
Aşağıda gördüğünüz "Lider", Cumhurbaşkanı seçildikten 6 yıl sonra dünya çapında tarihin gördüğü en büyük ekonomik kriz yaşandı.
Yani (1929) Büyük Buhran.
Kriz Amerika ve Avrupa'da başladı...
Milyonlarca insan işsiz ve evsiz kaldı.
Almanlar bile ısınmak için karşılıksız bastıkları paraları yakmak zorunda kalmıştı. Sanayi ülkeleri, tarım ülkelerine muhtaç olmuştu...
Mustafa Kemal Atatürk ne mi yaptı?
682 nolu (1925) kanunla (682 Her Nevi Fidan ve Tohumların Meccanen Tevzi ve Devlet Uhdesinde Bulunan Arazinin Fidanlık İhdası İçin Ziraat Vekaletine ve İdarei Hususiyelere Bilabedel Teffizi Hakkında Kanun) vatanın, bir zamanlar padişahların kişisel malı olan tüm ekilebilr arazilerini, öküzüyle beraber çiftçiye bedava dağıttı.
Osmanlı döneminde ekenden ekmeyenden, evlenenden bekar kalandan ya da hayvanını kaybedenden bile vergi alınırdı...
Atatürk tüm bu lüzumsuz vergileri kaldırdı..
Ekildi, biçildi.
Verimli üretim için çağdaş tarım okulları açtı.
Okuma bilmeyeni millet mektebine çağırdı.
Bir an evvel okuma öğrenilsin diye yeni alfabeyi getirdi..
Sonunda Avrupa'ya döndü ve "Malımı alanın, malını alırım." dedi.
(Kliring Sistemi: Kliring, ülkeler arasındaki iki yanlı ticaret anlaşmalarının temelde malla ödemeyi öngören bir türü. Kliringde anlaşmalı ülkeler arasında ithalat ve ihracat işlemleri döviz kullanılmadan mahsup ve takas yoluyla ve kliring kurumları aracılığıyla gerçekleştirilir...)
Sanayi ülkelerine yüksek fiyattan tarım ürünü sattı.
Kazandığı her kuruş parayla da bir başka fabrika açtı.
Bir yandan da sanayiye yatırım yaptı.
"Atatürk hiç borç almadı." derler. Bu bilgi tam olarak gerçeği yansıtmıyor.
Doğrusu ise, Atatürk'e kimse borç vermek istememiştir.
Nitekim bulduğu parayla fabrika açıyordu.
Mesela Rusya'dan alınan borç ile Karabük Demir Çeliği açmıştır...
Bu "Yüce Adam"ın ülkesi, tarihin gördüğü en sert küresel buhrandan yara almadan çıktı.
Hem de iktisatçısı yokken !...
Okuma yazma bilmeyen çiftçisiyle yaptı bunu.
Bu başarıyı incelemek için İngiltere'den maliyeciler gelmiştir...
Çobandan pilot, kağnıdan uçak çıkaran " Adam"dır
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK !...
Bizler ilkokulda yurttaşlık bilgisi,
lisede mantık, sosyoloji, felsefe okuyan nesiliz. İşte onun için Kim Milyoner Olmak İster programında 15 Bin Tl yi hiç joker kullanmadan %90 kazanabilen bir nesiliz.
Biz 3 yazılı,1 sözlü imtihan olan ve kopya çekerken öğrenen bir nesiliz.
Biz annesini babasını,huzurevinde terk etmeyen bir nesiliz.
Biz kendine öz güveni olan ama çevresine sevgi ve saygısı olmayan, sadece kendisine yaşayan egoist bir nesil değil; sevgiyi,saygıyı,fedakarlığı,dostluğu,vefa duygusunu , yerine göre başkalarının yaşamı için kendi yaşam tarzından fedakarlık yapan bir nesiliz.
Arkadaşımızın ailesini, kendi ailemiz kabul eden,namus anlayışını buna göre dizayn eden bir nesiliz.
Biz psikologlarla,pedagoglarla şekillendirilen değil; psikolojik sorunlarını aile ve mahalle ilişkileri içinde bedavaya çözen bir nesiliz.
Biz 40 yıllık 50 yıllık arkadaşlarını köşe bucak arayan ve onlarla birliktelikten zevk alan bir nesiliz...
Kabadayı denilen mahallenin bilekli delikanlısını,bizi soyan değil, bizi koruyan kollayan olarak bilen bir nesiliz.
Biz uzun eşeği, kuka oynamayı, saklambacı, beştaşı, seksek oynamayı, kovalamaca ve körebe oynamayı, uçurtmayı, futbolu, bakkala kese kağıdı yapmayı, yakan top oynamayı bilen bir nesiliz.
Akşam üstü olunca,ekmeğin üzerine yoğurt sürüp şeker serpip yiyen bir nesiliz.
Dışarıda yemek yemenin ayıp olduğu ve hatta ağız oynatmanın bile ayıplandığı,her lokmanın eşit paylaşıldığı, çay bardağındaki şeker karıştırılırken kaşığın çıkarttığı sesin ayıp olduğu " hoop deve kervanı mı geçiyor? " diye ikaz edilen bir nesiliz.
Ebeveynlerimizin öğretmenimize " eti senin kemiği benim "diye teslim ettiği ve öğretmenimizin de bu emaneti de gözünden sakınarak koruduğu, kulağımızı çeken öğretmenimizi evde şikayet edemediğimiz ve böyle bir durumda babamızdan azar işiteceğimizi bilen bir nesiliz.
Babamızın sözünün geçtiği ama annelerimize değer verdiği ailede fikir paylaşımının olduğu bir nesiliz.
Lise Mezunu Arkadaşlarımızın Bugünkü ÜNİVERSİTE Mezunlarının Yanında DOKTORA Yapmış bir İNSAN Kalitesinde Olduğu bir NESLİN Çocuklarıyız....
Siz bizim nesli küçümsemeyin.
Bence bizim nesle benzemeye çalışın.
İşte o zaman Türkiye kurtulur.
Alıntı
Burada gördüğünüz kadın bir dilenci değil.
Hayatı paramparça olmuş bir mülteci de değil.
Adı Tarja Halonen.
2000'den 2012'ye kadar Finlandiya'nın cumhurbaşkanıydı.
Görev süresi boyunca Finlandiya, eğitim, sağlık, sosyal eşitlik, altyapı ve yaşam kalitesi açısından sürekli olarak dünyanın en iyi ülkeleri arasında yer aldı. Beş milyondan fazla nüfusa sahip, aşırı kışları olan küçük bir ülke olmasına rağmen, birçok büyük gücün asla ulaşamadığı refah seviyelerine ulaştı.
Ve yine de, bu resimde Tarja Halonen, ikinci el kıyafetler içinde, evsiz bir insan görünümünde sokakta oturuyor.
Bu rastgele bir sahne değil.
Bu bir reklam kampanyası değil.
Bu siyasi bir tiyatro değil.
Bu kasıtlı bir eylem.
Bunu, başkalarının her gün hissettiklerini kendi bedeninde hissetmek için yaptı. Evsizlerin ve mültecilerin yaşadığı kırılganlığı, görünmezliği ve sosyal izolasyonu, en azından geçici olarak da olsa deneyimlemek için.
Ve başkalarının da bunu görmesi için.
Kendi sözleriyle:
“Ben de bir dilenci veya mülteci olabilirdim.
Ama kader beni başkan yaptı.
Bu yüzden bu şansa sahip olmayanlara derin bir empati duyuyorum.”
Bunu hayranlık kazanmak için yapmadı.
Unutmamak için yaptı.
Gücün ahlaki bir erdem olmadığını unutmamak için.
Ayrıcalığın bir erdem olmadığını unutmamak için.
Liderliğin başkalarının üstüne çıkmakla ilgili olmadığını, onlarla bağlantıda kalmakla ilgili olduğunu unutmamak için.
Bağırmayan, dayatmayan, aşağılamayan bir liderlik türü bu.
Gözlemleyen, dinleyen, yaklaşan bir liderlik.
Çünkü yönetmek yukarıdan emretmekle ilgili değil.
Aşağıdan anlamakla ilgili.
Ve her şey sizi acıdan korusa bile, acının başkaları için var olmaya devam ettiğini hatırlamak.
İşte bu liderliktir.
Kendini güçle ölçen türden değil,
ama kendini insanlıkla ölçen türden.
Dünden beri Yeşim Salkım 'a saldırıyorlar. Sırf şu klibin 3. Dakikasından sonrası bile söylediklerinizden utanmanız için kâfi. Bu kadar güzel şarkıyı bu kadar anlamlı bir kliple buluşturan herkese teşekkürler. Ayrıca Cenk Eren ve Yaşar da var . İkisini de çok seviyorum. 🙏 Bu ülkenin sanatçıları var .. Çok güzel sanatçıları var ❤️
#Ataturk
@yesimsalkim@cenkerenonline
#yasargunacgun #delimavi
Bakın bu tahribin telafisi yok. Madencilik faaliyetleri bir doğa yıkımına dönüştü. Bir avuç maden şirketi uğruna sayısız canın suyu, nefesi, yuvası, gıdası zehir oluyor.
ZEYTİNİME DOKUNMA🌿🌿🌿
Bir ton zeytinyağı 3220 Dolar,
Bir ton maden 550 dolar,
Bir ton kömür 220 Dolar,
Ayrıca maden biter,
Zeytin her yıl ürün verir.
Zeytin barıştır,
Tarihtir mitolojidir,
Bolluktur,
Berekettir...
#zeytinimedokunma!🌿🌿🌿
Dünyada en fazla verginin alındığı ülkelerden biri olan Türkiye’de, kalitesiz bir hayatı pahalıya yaşıyorsunuz.
• Marketten aldığınız ürünler,
• Pazardan aldığınız sebzeler,
• Kullandığınız internet,
• Soluğunuz hava dahi…
Uluslararası markaların çoğu, Avrupa’ya sattığı ürünleri aynı kalitede Türkiye’ye satmıyor.
Yediğiniz McDonald’s bile Türkiye’de sattığı burgerlerin et oranını düşük tutuyor.
Telekonimikasyon şirketleri dünyanın en pahalı fiyatlarını isteyip, en vasat interneti veriyor.
Yeterli protein almadan ve sağlıksız ürünlerle büyüyen nesiller yetişiyor. Kısacası bizi herkes enayi yerine koyuyor. Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
Anayasa Madde 169:
Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz.
Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Özetle:
Yanan orman alanları "orman dışı" bir kullanıma veya faaliyete açılamaz. Yanan alanın her metrekaresinde sadece orman yetiştirilir. Aksini yapmak afsız suçtur.
Bu maddeyi bilmeyen ve bildirmeyen yurttaş kalmasın.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.