— "Burası Atatürk'ün Türkiyesi. Ona göre yaşayacaksınız! Buradan defolup gideceksiniz!"
— "Senin çocukların benim çocuklarıma Allah var, cennet var, selamun aleyküm diyemez!"
İstanbul Başakşehir’de bir sitede yaşanan ırkçılık ve komşu zorbalığı pes dedirtti.
İkisi de devlet hastanesinde görev yapan doktor çift İlteriş Y. ve Duygu Y., kapı komşuları olan 22 yıllık Türk vatandaşı Cibutili aileye hayatı dar etti.
Çocuklar arasında geçen bir "domuz eti ve dini inanç" diyaloğunun ardından başlayan gerilim, doktor çiftin sistematik baskısına dönüştü.
Cibutili aileyi "Burası Atatürk'ün Türkiyesi, defolup gideceksiniz, çocuklarınızı elinizden aldıracağız" diyerek tehdit eden ve küçük çocukları fiziki olarak korkutan İlteriş Y.’nin o anları cep telefonu kamerasına yansıdı.
Alçaklar ordusu durmuyor!
ABD, İran'da deniz trafiğini düzenleyen sivil kuleyi vuruyor, kasabaları birbirine bağlayan köprüleri yıkıyor, hastaneleri bombalıyor...
Ama bu hiçbir haber kanalında yer almıyor.
Sivil altyapıyı bombalamak bir savaş suçudur...
Batı illerinde yaşayan bir Kürtçüden skandal ifadeler.
"Biz Mardinliyiz oğlum. Doğululara cennet, batılılara cehennem olmaya geldik"
Ortada bir devlet olsa şunu ters kelepçe alırdı! @EmniyetGM
Esta niña palestina se llamaba Tala Jomaa, de 9 años, hoy fue asesinada por francotiradores sionistas, que le dispararon mientras caminaba para conseguir agua en el centro de Gaza.
Es imposible ver esto en los medios, "Israel" asesina niños a diario y ni siquiera es noticia.
İsrail askerleri, Batı Şeria'da bir Filistinli genci annesinin yardım çığlıkları arasında bayılana kadar dövdü.🇵🇸💔
Bunu normalleştirmeyin ,
Bunu paylaşmaktan vazgeçmeyin.
Bordo Bereli Binbaşı, 14 yaşındayken rüyasında Peygamber Efendimizi görmüş ve Efendimiz Ona "Seni çok seviyorum." demişti.
87 başarı ödülü alan kahramanlar kahramanıydı. Vatana binlerce komando yetiştirdi, sayısız haini etkisizLEŞtirdi.
Herhangi bir görevde o var ise görevin en başarılı bir şekilde tamamlanacağının güvenini herkes hissetmekteydi. Mücadele sadece dağda olmaz, psikolojik harp de gerekir diyerek, operasyon bölgelerindeki köylerde binlerce gönlü fethetti.
Lice'de bir astsubay şehit edildi. Zafer Binbaşı çatışma bölgesine intikal etti. Hain teröristlerle temas sağlandı, mağaradaydılar. Son kurşunu sıktıktan sonra mağaradan 11 leş çıkardı. Devre arkadaşını aradı. "Gözün aydın Ahmet, astsubayının intikamını aldım." dedi.
İlk görev yeri de son görev yeri de Siirt'ti. Her sabah göreve gittiğinde, duvarda resimleri olan şehitlerimizin önünde durarak, selam verip, dua ederek göreve başlardı.
Bir gün operasyondayken, Paşanın emriyle boş olan diğer duvarlar şehitlerimizin resimleriyle süsleniyor. Zafer Binbaşı operasyondan dönüp kendi resmini de duvarda görünce, Özkan Paşaya "Komutanım, şehit olmadan beni abideleştirmişsiniz" demişti.
Gittiği bir operasyonda köy camisinin bakımsızlıktan kapalı olduğunu görünce, "Camilerimizden ezan ve namaz eksik olmamalı" diyerek, Caminin bütün bakımını cebinden yapar. Şehadetinden sonra bunu öğrenen babası, memleketinden kalkar o köydeki Camide namaz kılmaya gider.
Türk Ordusunun en keskin kış şartlarında mücadele yeteneğini dosta düşmana gösteren Güneş Operasyonu 21 Şubat 2008'de Irak'ın Kuzeyinde başladı. 2. Tugay'ın burada 5 şehit vermesi üzerine, 2. Tugay yerine Zafer Binbaşı’nın Tugayı Irak'ın Kuzeyine görevlendirildi.
Türk askerinin en son 1993'te bayrak diktiği ve o zamandan beri gitmediği 2000 rakımlı bir tepe varmış. Zafer Binbaşı o tepeye bayrağımızı dikmek için gece 12'de üs bölgesinden ayrılmış. O bölgede sabaha doğru teröristlerle karşılaşıyorlar. Saatler süren bir çatışmadan sonra yaralanan Zafer Binbaşı şehit oldu.
Kıyafetleri çıkarıldığında göğsünde bayrak bulundu. Bayrak için yaşadı, göğsünde bayrakla şehit oldu...
Şehit Binbaşı Zafer Kılıç
23 Şubat 2008 | Irak'ın Kuzeyi
Damar tıkanıklığı şüphesiyle anjiyo olmak üzere devlet hastanesine başvuran bir dostumun hastane izlenimleri:
“Hastane personelinin, tavır ve davranışları soğuk, itici ve kaba idi. Hasta bakıcılar, hastalara; kaba ve sert, adeta gardiyan gibi davranıyorlardı. Sanki onlara bir borcumuz varmışçasına bize karşı minnetsiz bir tutum sergiliyorlardı ve sürekli azar işitiyorduk.”
“Tespit edilen damar tıkanıklığı için balon yapılması ve stent takılması gerektiği söylendi. Fakat, karşılaştığım bu tutum nedeniyle, bu işlemler için özel hastaneye gitmeye karar verdim.”
“Özel hastanede sağlık personeli son derece güler yüzlü ve nazik insanlardı. Hele hemşireler gülücükler dağıtıyordu. Sonra öğrendim ki, uzun çalışma sürelerine rağmen; çok düşük, asgari ücret civarında maaş alıyorlarmış.”
“Kamuda ve özeldeki sağlık personelinin hastalara karşı bu birbirine zıt davranışlarını karşılaştırdığında; insan, devlet hastanesinde çalışanların sanki işlerini bedava ve angarya olarak yerine getirdikleri düşüncesine kapılıyor.”
Filistinli bir genç:
-Bu her gün çadırlarımıza atılan kurşunun boyutu.
-Bunlar küçük bir çocuğun bedenine isabet etse ne yapabilirsin?
Gazze'yi unutma unutturma ☝️✌️🇵🇸...
“Hocam, doktorların bir kısmı neden seni sevmiyor?”
Çünkü bu insanların önemli bir kısmı bir kafa konforunun içinde yaşıyor.
Sisteme biat etmişler. Her yıl önlerine konan rehberlerle hareket ederek hem kendilerini hem de hastalarını “güvenli alanda” tuttuklarını sanıyorlar.
Dünyada Hadziannis, Kulldorff veya benzeri isimler sistemin ezberlerine dair bir şey söylediğinde kısa süreli sarsılıyorlar. Ama hacıyatmaz gibiler; biraz sallanıp yeniden eski pozisyonlarına dönüyorlar.
Fakat aynı eleştiriyi bir Türk hekim yaparsa, hele de kendi içlerinden, aynı sıralardan geçmiş biri yaparsa, işte orada tahammül bitiyor.
Çünkü kendilerine nasip olmamış bir özgüvenin, bilgi birikiminin ve sorgulama cesaretinin bir Türk’ten çıkabileceğine inanamıyorlar. Çıksa bile bunun ancak “pespaye çıkarlar” için yapılacağını düşünüyorlar. Çünkü kendi dünyaları buna indirgenmiş durumda.
Beş puan fazla almak, döner sermayeden biraz daha fazla pay kapmak, idari makamlara yakın durmak, susarak yükselmek, konuşmayarak korunmak…
Koskoca hekimlik aklı, kamyon altında bedava yiyecek kapmaya çalışan avam refleksine mahkûm edilmiş; çoğu bunun farkında bile değil.
Soruyorum size:
Bu insanların kaçının mekanizma tartıştığını gördünüz?
Kaçının fizyoloji konuştuğunu gördünüz?
Kaçı gerçekten metodoloji, biyoloji, patogenez, hasta güvenliği üzerinden fikir yürütüyor?
Göremezsiniz.
Çünkü mesele bilim değil; konfor.
Mesele hakikat değil; düzen.
Mesele hasta değil; pozisyon.
Şimdi söyleyin bana:
Beni niye sevsinler?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uzun zamandır hazırlık yaptığı DOA yani depozitosu olan ambalajlar projesi kapsamında üzerinde DOA logosu bulunan plastik ve cam ambalajların iade süreci önceki günlerde resmi olarak başlamıştı. Buna göre çeşitli yerlerde konumlanan DOA iade makinelerine bu ambalajları iade eden tüketicilere ambalaj başına 1 lira iade verileceği duyurulmuştu. Hem çevresel hem de maddi yönüyle büyük rağbet gören uygulama günlerdir konuşuluyordu.
Fakat vatandaşın 1 lira iade aldığını duyan ve adeta cebine göz diken üç harfli market zincirleri boş durmadı ve 3 Temmuz itibariyle tamamının organize bir şekilde bu ürünlere zam yaptığı ortaya çıktı. İzmir’deki bir tüketici de bu skandala dikkat çekmek için üç farklı zincir markete giderek suların aynı oranda zamlandığını ortaya koydu. İlk olarak Yıldız Holding’e ait Şok marketlere giden tüketici, önceki gün 5,25₺’ye aldığı suyun iade sürecinin başlamasının ardından zamlanacak 7,25₺ olduğunu böyle duyurdu. Tüketici daha sonra sırasıyla Bim ve A101 marketlere giderek benzer şekilde buralarda da suların zamlandığını ve birbirleriyle anlaşmışlar gibi aynı fiyata yükseltildiğini açıkladı.
Şimdi Ticaret Bakanlığı yetkililerini göreve çağırıyoruz! Rekabet kurallarına aykırı şekilde organize zam yapıp vatandaşın cebindeki 1 liraya bile göz diken bu marketlere gereğini yapmalısınız!
@ticaret
🚫 Kocası Çin tarafından toplama kamplara gönderlen Uygur Türk"ü Kadın’ın evine kardeş aile adı altında 3 çinli erkek yerleştirildiği İçler acısı Görüntü 👇
📌 Doğu Türkistan tükeniyor, sesini duyun
#NATO#Fifa#Argentina#Egypt#futboll#VíasChile
Neler demediler?
%100 koruyan ,hiç riski olmayan aşılar
Kasıp kavuracak maymun çiçegi, kızamık,nipah virüs salgınları
Aşı olmayanların doğal seçilime uğrayıp yok olacağı.....
İşe yarayan favipravirler, ...virler
Harcanan milyarlar...
Bu adamlar ve kadınlar hâla hiçbir soruşturma geçirmediler.
Ben kurum için kurum dışı 16 soruşturma yaşadım bu dönemde.
Halâ derdest davalarım ve soruşturmalarım var.
Hepsinde haklıyım.
Bunu göreceksiniz.
Dün 7. Defa cezaya gerek yoktur sonucu aldım.
Bu kardeşinizi engelliyorlar. Bunu bilin. İşte bu yüzden hepinizden destek bekliyorum. Buradayım.
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.