- Okullarda öğretmen yok.
- Öğretmen ataması yapılmıyor.
- Ücretli öğretmenlik ile eksiklik kapatılmaya çalışılıp, üç kuruş maaşlarla insanlar ücretli öğretmenliğe yönlendiriliyor. Üstelik ücretli öğretmenliğin legalleşmesi sağlanmak isteniyor. Alan dışı ücretli öğretmenlik cabası.
- Sistemde bir anda mülakat sonuçları açıklanıp sonra tekrar kapanıyor.
- Açıklanan kadarı ile mülakatlarda yüksek düzeyde haksız puanlama var
Nerden tutarsanız tutun her şey elde kalıyor. Eleştiri yapıldığında siyaset sanılıyor.
Açlık oyunları denilen bir film vardı hepiniz bilirsiniz. Tıpkı orada olduğu gibi üst tabaka zenginliğin ve bolluğun içinde iken, alt tabaka kendi içinde yaşam mücadelesi veriyor. Memur öğretmen bizi alın MEB’e diyor, ücretli öğretmenler kadro bizim hakkımız diyor. Ataması yapılmayan 576 bin öğretmen üç oturum ve mülakat varken bu kadrolar dağıtılamaz diyor. Öğretmeni açlık oyunlarında olduğu gibi birbiri ile kadro savaşı içine soktular.
Zenginlik ve sefa içinde yaşayan, var olan bir kitle varken, biz kendi içimizde kutuplaştık. Çaresizlikten, yokluktan, umutsuzluktan….
Bitirdiniz öğretmenleri! Bitirdiniz eğitim sistemini! Bitirdiniz yarınları!
Siyasetten de bıktık. Bu ülkede insanca yaşamak tek gayemiz.
#MEBdeMülakatSkandalı
Ölmüş gibi görünürse de halk,
Döner gelir elbet bir gün nisan ayı, kavuşur baharına toprak,
Kızgın eller dağıtır atar ağır havayı. Ölümün içinden yeşerir yaşamak.
Pablo NERUDA
Halkım ben,
Hani şu sayılamayan,
Hani şu çok halk.
Soluğumun öyle bir gücü var ki
Sessizliği deler geçerim, dinlemem,
Filiz verir, boy atarım,
Zifiri karanlık demem.
Zulüm, acı, ölüm, şu bu
Bir anda gizlerse de tohumu,
Partilerin gürültü kirliliği dışında bir işe yaramayan arabalarına, seçimden sonra çöp olacak afişlerine para var. Huzur hakkı adı altında birçok yerde yönetici görünüp fazladan maaş alanlara para var. İsimleri belli ihalecilere ve trollük yaparak geçinen kişilere para var. Siyasilerin ve koltuk sahiplerinin makam aracı, konvoy vb. durumlarına para var.
Peki bu Ekonomi kime gelince kötü? Kime gelince para yok? Cevabı siz verin...
#Öğretmen31MartıBekliyor
Önce gelincikleri yolduk,
Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna,
Ardından andızları devirdik
Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna.
Sonra sıra ormanlara geldi,
Yüz binlerce dönüm ateş yaktık,
Sivas'a kadar gidip bulduk,
Dikili tek ağaç bırakmadık.
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
-Edip Cansever
ve Bu Dünyada,
Bu Zulüm senin sayende.
ve Açsak,
Yorgunsak,
Alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı Vermek İçin Üzüm Gibi eziliyorsak kabahat Senin,
— Demeğe De Dilim Varmıyor Ama —
kabahatin Çoğu Senin,
Canım Kardeşim!
Nazım Hikmet Ran
benim umudum sandıkla başlamadı ki sandıkla bitsin. daha akp kimdir nedir bilmezken okul sıralarıma orak çekiçler çizerek geçtim tedrisattan. bi tek ben kalsam yine yenemez, yine üzemezsiniz beni.
Basri Yıldırım.
Hükumetten yeterince destek alamayan çiftçiydi. Tarlalarını satmasına rağmen borçlarını kapatamadığı için bunalıma girmiş ve intihar etmişti. Ona verilmesi gereken hibe Hande Fırat'a verilmiş.
Bizim oralarda mahalleden biri vefat ettiğinde veya uzakta da olsa bir kayıp yaşandığında günlerce televizyon izlenmez, müzik dinlenmezdi. Çocuktuk ve böyle büyüdük. Herkesin acıyı yaşama biçimi başkadır ama yine de sosyal medyanın normalliği bana fazla anormal geliyor.