Sustainability isimli uyduruk dergi yılda 5000 tane makale basıyor. Başvuru ücreti 110bin TL. 3 ayda makale sayıya giriyor. Parasını da sonra kendi üniversitelerinden tahsil ediyorlar. Tübitak da iyi bir şeymiş gibi bu dergi için teşvik ödüyor.
Bedava SSCI prestiji. Komedi gibi.
🔴 Hatırlamaktan değil, tarihin romantize edilmesinden korkulur: M. Brett Wilson’a cevap
📌 Sayın Wilson, bizleri “çorak ve kutuplaşmış” bir tarihe mahkûm olmaktan kurtaracak olan şey; ansiklopedi sayfalarından derlenmiş, isimleri saklanmış, metodolojisi muğlak “hikâyeler” değildir. Bizi kurtaracak olan; ideolojik etiketlemelerden arınmış, arşiv belgelerine dayanan ve niceliksel kalabalığı niteliksel derinlik sanmayan gerçek bir tarihçilik disiplinidir
✍️ Dr. Cihan Güneş'in yazısı...
https://t.co/P7CWpYpjf2
Güzel çalışma olmuş.
Fakat devletin hatalı ekonomi politikalarının maliyetini göstermiş oldu.
Pirinci içerde üretmek yerine dışarıdan ithal edilebilseydi toplum sıtma maliyetine katlanmayacaktı.
Fakat sabit kur, sınırlı dış ticaret, döviz ihtiyacı ithal edilmesine engel oldu
2025’te Salt Araştırma Fonları’yla desteklenen araştırmacılardan Fatma Genç, 1936 tarihli Çeltik Ekimi Kanunu etrafındaki tartışmalardan yola çıkarak, pirinç üretiminin teşviki ile sıtma gibi halk sağlığı tehditleri arasındaki gerilimin kırsal modernleşme ve tarımsal kalkınma
@alp_bugdayci İkincinin bir kısmını Şevket Pamuk, DİE yayınları olarak yayınladı. Fakat şehir bazlı veri yok kaynakta. Ama yine de detaylı bakmak lazım ticaret-i hariciye istatistikleri raporlarının aslına.
1927 sonrası istersen daha detaylı raporlar var. Sanırım bulunabilir.
@alp_bugdayci 19. yüzyıl öncesinin gümrük defterlerinde miktar üzerinden kayıt var. Geriye İki alternatif kalıyor:
1) Vilayet salnameleri
2) 1880 sonrası için Ticaret-i hariciye istatistikleri raporları
(./..)
🔴 Hatırlamaktan değil, tarihin romantize edilmesinden korkulur: M. Brett Wilson’a cevap
📌 Sayın Wilson, bizleri “çorak ve kutuplaşmış” bir tarihe mahkûm olmaktan kurtaracak olan şey; ansiklopedi sayfalarından derlenmiş, isimleri saklanmış, metodolojisi muğlak “hikâyeler” değildir. Bizi kurtaracak olan; ideolojik etiketlemelerden arınmış, arşiv belgelerine dayanan ve niceliksel kalabalığı niteliksel derinlik sanmayan gerçek bir tarihçilik disiplinidir
✍️ Dr. Cihan Güneş'in yazısı...
https://t.co/P7CWpYpjf2
Sayın Wilson eleştirimize cevap yazısı yazmış. Tartışmayı devam ettirmenin tarihçilik metodolojisi açısından faydalı olacağı kanaatine vardım.
Cevaba cevap yazısını T24’te yayınladım.
🔴 Hatırlamaktan değil, tarihin romantize edilmesinden korkulur: M. Brett Wilson’a cevap
📌 Sayın Wilson, bizleri “çorak ve kutuplaşmış” bir tarihe mahkûm olmaktan kurtaracak olan şey; ansiklopedi sayfalarından derlenmiş, isimleri saklanmış, metodolojisi muğlak “hikâyeler” değildir. Bizi kurtaracak olan; ideolojik etiketlemelerden arınmış, arşiv belgelerine dayanan ve niceliksel kalabalığı niteliksel derinlik sanmayan gerçek bir tarihçilik disiplinidir
✍️ Dr. Cihan Güneş'in yazısı...
https://t.co/P7CWpYpjf2
🔴 Hatırlamaktan değil, tarihin romantize edilmesinden korkulur: M. Brett Wilson’a cevap
📌 Sayın Wilson, bizleri “çorak ve kutuplaşmış” bir tarihe mahkûm olmaktan kurtaracak olan şey; ansiklopedi sayfalarından derlenmiş, isimleri saklanmış, metodolojisi muğlak “hikâyeler” değildir. Bizi kurtaracak olan; ideolojik etiketlemelerden arınmış, arşiv belgelerine dayanan ve niceliksel kalabalığı niteliksel derinlik sanmayan gerçek bir tarihçilik disiplinidir
✍️ Dr. Cihan Güneş'in yazısı...
https://t.co/P7CWpYpjf2
Yazar eleştirilere cevap yazmış fakat benim hiçbir eleştirime cevap verememiş görünüyor.
Veritabanı nerede?
Coğrafi yanlılık iddiama cevabınız var mı?
Ve daha diğerleri👇
https://t.co/x0G2JVWgmU
🔴 Erken cumhuriyet dönemi şeyhlerini hatırlamaktan kim korkar?
📌 Sufi şeyhleri ve aileleri, 1920’ler, 30’lar ve 40’lar boyunca (ve sonrasında) Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasında önemli roller oynamıştır. Temeldeki iddiam en basit hâliyle şöyle özetlenebilir: Erken cumhuriyetin tartışmalı dönemini anlamak için bu hikâyelerin gün yüzüne çıkartılması gerekiyor. Aksi takdirde, çorak ve kutuplaşmış bir tarih anlayışına mahkûm kalmaya devam edeceğiz
✍️ M. Brett Wilson'un yazısı...
https://t.co/lSJnZRj3xb
Tesadüfen bir akademisyenin google scholar sayfasını gördüm. Aldığı atıfların %90’ını çeviri yaptığı kitaplardan almış.
Atıf yapanlar yazara mı çevirmene mi atıf yapıyor?
Yazarın haberi var mı bundan?
Çevirmenin atıfı sahiplenmesi doğru mu?
Burada bir uyanıklık var bence.
@ozcetinburak Yazarın maddi kaybı yok aslında. Başvuru ücreti olan 110bin lirayı çalıştığı üniversite geri veriyor.
Bu tarz dergilerdeki yazarlara bakın. Yazarların yarısı Türk, yarısı Çinli.
Hem üniversite hem de yazar şekil şartını sağlıyor. İkisinin de kalite umrunda değil.
Bir derginin SSCI Q1 olması artık bir anlam ifade etmiyor.
Sustainability ve Nature içindeki HSSC gibi dergiler başvuru ücreti alıp 12 ay boyunca her sayıda 300 tane makale basıyor. Tübitak da teşvik ödülü veriyor 😄
Asla başvurmam, buralarda yayınlanan makaleleri ciddiye almam.
Endeksli ve belirli Quartile (çeyreklerde) yer alan dergilerin bazıları APC adı verilen Article Processing Fee/Charge alır. Kimileri ise hiçbir ücret almaz, ama makalenizin açık erişim olmasını isterseniz, onun için ücret ödemeniz gerekir.
Bunu, ekseriyetle kurumunuz ya da koşullar sağlanırsa (mesela) TÜBİTAK öder.
Seçtiğiniz derginin açıklama kısmını dikkatlice okumanızı ve sizden doğrudan para isteyen dergilerden kaçınmanızı öneririm.
Mesela aşağıda daha önceden yayın yaptığım Eur. J. of Cultural Studies'in (Sage, SSCI Q1) politikasını iliştiriyorum.