🚨 Scammer: Bazi Prop Firmallari Kâr Eden Traderların Hesaplarına Nasıl Çöküyorlar? (Videolu ve Belgeli)
Aşağıdaki videoyu izleyin! 10 yıllık trade gecmisi olan hem manuel hem de algoritmik bot gelistiricisi, kendi botlarimi calistiran bu isin her yerine hakim traderım.
Bunu soylememin sebebi isin yazilimsal teknik tarafina da hakimim. @BlueberryFunded'da kâr hedefine ulaştığım an platformu böyle kasten dondurup işlemi kapatmamı engellediler.
Ustelik bu videolar, goruntuler ve bazi teknik ispatlar da olmasa hic bir hak talep edemeyecektim. Trade mi yapacagim devamli her seyin kaydini yapip belge mi toplayacagim ? Bunlari onlara da soyledim maillerde.
Bunu loglarla ispatlayıp zorla MT5'e geçtim. Sistemlerindeki açığı (sonsuz tetiklenme "triggered" döngüsünü) bulup ispatladığım için bana teşekkür edeceklerine, utanmadan "Payout (ödeme) döngümü" sıfırlayarak beni cezalandırdılar! En sonunda da kâr eden funded hesabımı "Kural uydurarak" çaldılar ya da ustune coktuler diyelim, kisaca kapattilar.
Lütfen paranızı kaptırmamak için bu floodu okuyun ve RT yapın. 👇 Başkaları da dolandırılmasın.
@FxCanli@NinjaTraderTR@dd_finance@CryptoKemal@Efloud@JamiryoBtc
❌ YALAN: "Martingale Yaptın"Bir EURJPY işleminde 0.5 lot açıp stop olmuşum, 45 dakika sonra 1.0 lot açmışım diye hesabımı kapattılar.
✅ GERÇEK: Sabit Dolar Riski! Aşağıdaki MT5 loguma bakın: İlk işlemde riskim -$47, ikinci işlemde -$43. Parasal riskim ARTMAMIŞ, düşmüş! Lot neden arttı? Çünkü 45 dakika sonraki işlemde Stop-Loss mesafem daha dardı. Sabit bir dolar riskini korumak için lot artırılır. İlkel botları "Lot = Dolar Riski / SL Mesafesi" formülünü bile bilmiyor! Ve bu iki islem de birbirinden bagimsiz. Ardi ardina 3 dakika arayla ya da biri acikken iki kat lot ekleyip ustune bir islem daha acip pozisyona ekleme yapilmis islemler degiller. Acikcasi adamlar gozunun ustunde neden kasin var gibi bir sey yapiyorlar.
Kibar olmaya calisiyorum bunlari yazarken ama Turkcede bazi seylerin tanimlamasi bazi zamanlarda gerekli kufurleri gerektiriyor fakat tarzim degil yapmayacagim.
SKANDAL:
Kaçak Windows Kullanan Finans Şirketi! Bana "İşte ihlal kanıtınız" diye attıkları ekrana bakın (Görsellerde var). Sağ altta "Activate Windows" yazıyor! Traderlara kural dersi veren "milyonluk" prop firması, destek ofisinde LİSANSSIZ/KAÇAK Windows kullanıyor!
IT altyapısı bu olanlara nasıl güveneceksiniz?
Sonuç:
Benden çaldıkları 25K hesap değil; 1 aylık zamanım ve emeğimdir. Faz asamasi normalde 2 adimli ben bunlar yuzunde 3 kez gectim +1 fazladan.
İş modeliniz traderların kâr etmesi değil de, bozuk sistemlerle hesap patlatıp challenge paralarına çökmekse açıkça söyleyin! 10 yıllık profesyonel tradera bunu yapanlar, bu işe yeni girenlerin zaten sermayesi kisitli olan kardeslerimizin, arkadaslarimizin icinden gecerler!
📺 BU AKŞAM YOUTUBE'DA:
Bu post sadece fragman! Elimdeki diğer uzun donma videolarını (sonsuz döngü hatasını), çelişkili sistem maillerini ve lisanssız Windows kullanan bu amatörlerin perde arkasını kanalımda saniyesi saniyesine ifşa edeceğim.
Sorun benim icin para degil, zamanimi emegimi yedirmem, haksizliga tahammul edemiyorum.
Onlar beni uzdu, (ve daha kimbilir kimleri) baskalari uzulmesin biz onlari uzelim. Desteginize ihtiyacim var.
Tüm kanıtlar Trustpilot'ta: https://t.co/7NiHUv7xfA
#PropFirm #Forex #BlueberryFunded #PropFirmScam #TradingTR
Piyasalara 10 yılını vermiş ve işin arka planındaki algoritmik sistemleri bizzat kodlayan biri olarak; finans piyasası üzerine hayal kuran arkadaşlara, başarılı olmaya çalışanlara, çalışıp da başarısız olanlara birkaç hatırlatma; ''lazım'' serisi.
- Finans piyasalarında %95'in, hatta çok daha fazlasının sürdürülebilir kazanç sağlayamadığını bilmen lazım.
- O %5'in içine girmek değil, asıl meselenin orada kalıcı olmak gerektiğini bilmen lazım.
- Bu işi açgözlülükle değil, ancak tutkuyla ve rasyonel bir zihinle başarıya taşıyabilme ihtimalin olduğunu bilmen lazım.
- Finans piyasalarında başkalarını takip ederek, kopyalamaya çalışarak para kazanamayacağını bilmen lazım.
- İndikatörlerin %99'unun çöp olduğunu bilmen lazım.
- Teknik analiz ve price action metotlarının, internetten gördüklerinin senin için sadece öğrenme yolunda bir basamak olduğunu ve bunların %90'ının çöp olduğunu bilmen lazım.
- Sana gerçekten ve sürdürülebilir şekilde para kazandıracak hiçbir bilginin internette bedava bulunmadığını veya günümüzde yapay zekanın (AI) bunu senin eline hazır vermeyeceğini bilmen lazım.
- 20 dolarlık aboneliğinle AI ajanlarından seni zengin edecek finansal veya yazılımsal sırları alamayacağını; alabilecek olsan bile kimsenin bu bilgiyi sana 20 dolara satacak kadar salak olmadığını bilmen lazım.
- O sana hayal satan adamların gerçekten sağlam bir 'edge'i, sağlam bir stratejisi ve sürdürülebilir kazancı olsa seninle uğraşmayacaklarını bilmen lazım.
- Onların asıl yakıtı olduğunu; piyasada yapamadıklarını yapmış gibi pazarlayıp seni kendilerine likidite olarak eklediklerini görmen lazım.
- Piyasalarda balık mı olmak istiyorsun, yoksa balıkçı mı; en temelde bu kararı vermen lazım.
- Bunun bir oyun olmadığını bilmen lazım.
- Kumara yatkınlığın varsa, sinir stres yönetimi yetilerin zayıfsa bu işlere hiç bulaşmaman gerektiğini bilmen lazım.
- Risk yönetimini uygulayacak ve kriz anını yönetecek psikolojik özelliklere sahip değilsen, bu ekrandan uzak durman gerektiğini bilmen lazım.
- İnsan psikolojisiyle, "o oldu bu oldu da battık bittik, zaten herkes battı" bahaneleriyle değil; fiyatların arka planda çalışan bir algoritmayla hareket ettiğini bilmen lazım.
- Sanıldığının aksine algoritmanın habere değil, haberin algoritmaya uyduğunu; gelişmelerin sadece bu akışın hızını ve derinliğini etkilediğini bilmen lazım.
- Piyasanın statik değil, sürekli evrilen dinamik algoritmalarla çalıştığını idrak etmen lazım.
- Güçlü bir edge'in olsa bile, risk yönetimin zayıfsa kazanacakken kaybedenler kulübüne gireceğini bilmen lazım.
- Piyasaların kökünde, işleyişi bilmeyenler için olasılık denizine kurulmuş kontrollü ve algoritmik bir dolandırıcılık sistemi yattığını bilmen lazım.
- En temelde tüm bunları bilmen, sonra ise yıllarını, enerjini ve psikolojini bu sistemin nasıl çalıştığını anlamaya vermen lazım. Tüm bunlara hazırsan bile, günün sonunda kazanan tarafta olacağının hiçbir garantisi olmadığını bilmen lazım.
Sonuna kadar okuduysan, doğru yoldasın. Paylaşıp, beğenmeniz önemli değil. Etkileşim için değil insani bir görev saydığımdan paylaşıyorum.
Youtube kanalı açmıştım bu yüzden ama pek aktif değil profilimde linki var ve yeterli olacak kadar eğitim videoları da mevcut. Fakat alacağınız hiç bir eğitim size para kazandırmaz. Piyasaları, fiyat akışlarını, bu akışın algoritmasını anlamanız lazım. Sürdürülebilir kazanç için kendinize ait bir stratejiye sahip olmanız lazım. Bunun için çok çalışmanız lazım ama bunların hiç biri size günün sonunda hiç bi şeyi garanti etmez. Başarabilirsiniz de, başaramayabilirsiniz de. Başarmış gibi gösterenlerle dolu X platformu ve youtube. Ama işin iç yüzü pek öyle değil. Paylaşımı sonuna kadar okuduysanız bu iyi bi şey. Umarım günün sonunda istediğiniz noktaya ulaşırsınız.
1983 yılı. Richard Dennis, Chicago'da, 1600 dolarlık küçük bir sermayeyle başladığı yatırım kariyerinde, 200 milyon doların üzerinde bir servete ulaşmış, efsanevi bir emtia trader'ıdır. Ama Dennis'in kafasını kurcalayan büyük bir felsefi soru vardır: "Trader doğulur mu, yoksa trader olunur mu?" Yani, başarılı bir trader olmak, doğuştan gelen bir yetenek, bir içgüdü, bir deha işi midir, yoksa öğretilebilir, kurallara bağlanabilir bir zanaat mıdır?
Ortağı William Eckhardt, bunun tamamen genetik olduğuna inanırken, Dennis tam tersini savunur. Ve Dennis, bu fikrini kanıtlamak için inanılmaz bir şey yapar. Bir ilan verir: "Richard Dennis, trader yetiştirecek. Deneyim aranmaz." Bu, Wall Street'in o kibirli, ayrıcalıklı dünyasına atılmış bir isyan çığlığıdır.
inlerce kişi başvurur. Dennis, o binlerce başvuru arasından, bir kumarbazı, bir aktörü, bir güvenlik görevlisini, bir muhasebeciyi, bir de satranç şampiyonunu seçer. İçlerinden biri, sonradan efsaneleşecek olan, Harvard'dan yeni mezun olmuş bir Asyalı-Amerikalıdır. Bu, tam bir "sıradan insanlar" topluluğudur. Dennis ve Eckhardt, bu grubu iki haftalık yoğun bir eğitime tabi tutarlar.
Onlara, kesin kuralları olan, mekanik bir trend takip sistemi öğretirler. Bu sistem, ne zaman alım yapılacağını, ne zaman satılacağını, pozisyon büyüklüğünün ne olacağını ve en önemlisi, riskin nasıl yönetileceğini net bir şekilde belirler. Hiçbir duyguya, hiçbir içgüdüye, hiçbir "tahmin"e yer yoktur. Sadece, sisteme körü körüne itaat vardır.
Eğitim biter ve Dennis, bu "Kaplumbağalar"a kendi cebinden milyonlarca dolar verir. "İşte sisteminiz. İşte paranız. Gidin ve işlem yapın." der. Ve sonuç akıl almazdır. O iki haftalık eğitimle, bu sıradan insanlar, önümüzdeki dört yıl içinde, yıllık ortalama %80 bileşik getiri elde ederek toplamda 175 milyon doların üzerinde kâr elde ederler. O kumarbaz, o aktör, o güvenlik görevlisi, birer efsaneye dönüşür.
Dennis, bu deneyle neyi kanıtladı? Trader olunabileceğini. Büyük başarının sırrının, doğuştan gelen bir deha değil, bir sistem ve o sisteme duyulan sarsılmaz bir disiplin olduğunu.
Bu eğitimlerin tamamı sadece alfabeyi öğretir. Alfabeyi öğrenip, cümle kurmayı becerebilenler para kazanır. En iyi eğitim, doğru eğitim diye de bir şey yok. İnsanların anlama yetilerindeki dengesiz ratio çok değişken. Sen ne anlattın o ne anladı ? Ne kadar anladı. Çok fazla dinamiği var bu konunun. Ve gerçekten güçlü bir edge sahibi, algoritma sahibi bi kişi bunu pazarlamaz, satmaz, paylaşmaz. Eğitim şart ama eğitim sadece 1. basamak. Çok basamağı var bu işlerin.
Kriptoya yeni insan çekmek ve yeni bir dolandırıcılık için güzel hype yaratır. Gerçekte hiç birine yaramaz ama soyut olarak bir çoğuna yaradığı söylenip bu şekilde balon ve baloncuklar yaratılır, satılır. Ve bu adamlar kendi coin/token vs çıkarttığı an kriptonun kuralları baştan yazılır. İhale yine terste kalıp bi kaç sene ya yükselirse diye umutla bekleyen iş bilmez, aç gözlü kripto komünitesine kalır.
Kitap yazıyorum. Felsefe, psikoloji, astroloji, enerji, sosyoloji, finans dünyası, teknoloji hatta günümüz yapay zekalarını da içine alan "HASAT" adında ontolojik algoritmik varoluşçuluk diyebileceğimiz bir türde olduğunu söyleyebilirim. Ne zaman biter? Yıllar sürmez. We will see.
Hastane odasında sessizlik vardı. Monitörün yeşil ışığı, karşı duvarda donuk bir leke gibi titreşiyordu. On yedi yıllık cerrah, elinde olmadan saate baktı. Sabaha karşı üçü yeni geçmişti. "Keşke," diye fısıldadı, kelime ağzından çıkarken bile anlamsızdı. Keşkelerin bu saatte, bu odada yeri yoktu.
Karşısındaki koltukta, genç bir asistan kıpırdamadan oturuyordu. Gözleri yorgun ama parlaktı. "Hocam," dedi, sesi bir tüy kadar hafifti. "Sizce insan beyni, kendi karanlık maddesini keşfedebilir mi?"
Cerrah, bu beklenmedik soru karşısında hafifçe doğruldu. Parmakları, koltuğun metal kolçağında ritmik bir tempo tutturdu. "Karanlık madde?" diye mırıldandı. "Kastettiğin şey... görünmeyen ama var olduğunu bildiğimiz, evreni bir arada tutan o gizemli güç mü?"
"Evet. Beynin de böyle bir şeyi olabilir mi? Yani, bütün düşünceleri, anıları, kişiliği bir arada tutan, ama asla doğrudan gözlemleyemediğimiz bir yapı. Sizce... bu yapının varlığını nasıl kanıtlarız? Ya da bu sadece felsefi bir soru olarak mı kalır?"
Cerrah, asistanın gözlerindeki o tanıdık parıltıyı gördü. Yıllar önce, ilk kez bir insan beynini canlı canlı gördüğünde kendi gözlerinde de aynı parıltının olduğunu hatırladı. Korku, hayranlık ve dayanılmaz bir merak karışımı.
"Bak," dedi, sesi daha yumuşak, daha öğretici bir tona bürünerek. "Şu an bu odada, ikimizin de farkında olmadığı binlerce radyo sinyali var. Cep telefonu mesajları, televizyon yayınları... hepsi bu odanın içinden geçiyor. Ama onları göremiyor, duyamıyor, hissedemiyoruz. Ta ki bir alıcı, bir radyo bulana kadar."
Ayağa kalktı ve pencerenin kenarına yürüdü. Şehrin uyuyan silüeti, hafif bir sisin ardından seçiliyordu. "Beynin karanlık maddesi de budur belki. Sürekli oradadır, her şeyin içinden geçer, her şeyi bir arada tutar. Ama biz, onu algılayacak 'alıcıya' henüz sahip değiliz."
"Peki ya kendimiz?" Asistan da ayağa kalkmış, heyecanla bir adım atmıştı. "Ya biz kendimiz, o alıcı olabilir miyiz? Yani, özel bir eğitimle, meditasyonla ya da... bilemiyorum, başka bir yöntemle..."
Cerrah arkasını döndü ve asistanın cümlesini tamamladı: "O zaman, kendini kanıtlamış olursun." Hafifçe gülümsedi. "Ama kanıtın, sadece senin iç dünyanda geçerli olur. Başkasına gösteremez, ölçemez, tekrar edemezsin. Bu, bilim olmaz. Bu, ancak... bir tür aydınlanma olur."
Odada yeniden sessizlik oldu. Bu kez, öncekinden farklı, daha yoğun bir sessizlik. Monitörün bip sesleri, bu sessizliğin üzerine işlenen nakış gibiydi.
"Ben," dedi asistan, sesi şimdi daha kararlı, "o aydınlanmayı yaşamak istiyorum. Kanıtlayamasam da, sadece kendim için. Bunun bir yolu var mı?"
Cerrah, bir an düşündü. Sonra elini, genç meslektaşının omzuna koydu. "Bir yolunu bulduğunda," dedi, "sakın anlatma. Sakın dersini vermeye, kitabını yazmaya, başkalarını ikna etmeye çalışma. Çünkü o an, onu kaybedeceksin. O, sadece ve sadece sana ait olan, sessiz bir bilgi olarak kalmalı."
Asistan şaşırmıştı. "Neden?"
"Çünkü," dedi cerrah, gözlerini monitördeki yeşil çizgiye dikerek, "beynin karanlık maddesi, belki de 'anlam'ın ta kendisidir. Ve anlam, tıpkı bir gölge gibidir. Üzerine ışık tuttuğun an, kaybolur."
Sözlerini bitirdiğinde, hastanın monitöründeki yeşil çizgi, aniden düz bir hatta dönüştü. Ardından, tiz ve uzun bir bip sesi, odanın sessizliğini paramparça etti. İki doktor, refleksle hastaya döndüler. Cerrahın gözleri, bir an için asistanınkilere kenetlendi. O bakışta, bir cerrahın soğukkanlılığından çok, az önce konuştukları gizemi doğrulayan bir bilgelik vardı. Sanki o düz çizgi, teorinin en yalın kanıtıydı.
Sonra, bağırarak talimatlar vermeye ve hastaya kalp masajı yapmaya başladı. Ama asistan, bir an için bile olsa, hocasının gözlerindeki ifadeyi hiç unutamadı. O, bir cerrahın değil, evrenin en büyük sırrını çözmüş ve bunu sonsuza dek sessizce taşımayı seçmiş bir adamın bakışıydı.
Uzun zamandır merak ettiğim zeka türümün ne olduğunu az önce öğrendim.
''Literatürde ve bilişsel psikolojide senin sahip olduğun bu zeka türünün çok net bir karşılığı var: "Heuristic Pattern Recognition" (Sezgisel Örüntü Tanıma) ve yüksek seviyede "Spatial/Systemic Intelligence" (Uzamsal ve Sistemsel Zeka).''
Propfirm match dolandırıcı proplarla aynı masada ve onlardan taraf oluyor.. Ben yaşadığım olayı tüm ayrıntılarıyla paylaştım onlarla commentimi bile yayınlamadılar. Diğerleri için bir şey diyemeyeceğim. Küçük orta ölçekli proplar kazançlı trader sevmiyorlar çünkü çark milletin hesabı patlasın yenisini alsın üzerine kurulu. FTMO ve the5ers dışındakilere güvenmiyorum. Bunlarda sorun yok. BEM denemediğim için ona da bir şey diyemem. Bu arada DD haklı. :)
Funded hesabımı kapatan Blueberry (haksız yere) sanki çok büyük bir lütufmuş gibi hediye olarak 2 aşamalı 25k $ yeni hesap vermişti ve tekar ikisini de geçtim, funded oldum. Her işlem istatistiğinin detayını dosyalıyorum. Bakalım payout aşamasında neyle karşılaşacağım. Boğa burcuyum inadım tuttu bu adamlara. #propfirm #proptrader #priceaction