Bir mezar taşına ne söylerseniz söyleyin; ister kâfir deyin, ister putperest, ister mecusi, isterse ne kadar güzel olduğunu anlatın. Söylenenlerin hiçbiri ona ulaşmaz, onda karşılık bulmaz.
Ölmeden evvel ölmek de böyledir. Olumsuz ya da olumlu hiçbir söz, onun üzerinde tutunamaz. Çünkü o, övgüye de yergiye de bağlanamaz.
Ölmeden evvel ölmüş bir insanın yüceltilmeye ihtiyacı yoktur. O hakikatten bir gömlek giymiştir.Libası odur.İsteseniz de onu değiştiremezsiniz.
Devenin üzerindeyken mendilini düşüren bir SAHABEye EFENDİMİZ; “deveden in, kendin al" demiştir. Bu koşul tahmin ediyorum ki 80 yaş üzerindekiler için geçerli değildir, farklı olmalı diye düşünüyorum.
"Allahumme ente rabbiy", demek, sizi de fiillerinizi de Allâh yarattı ve Allâh istemedikçe siz isteyezsiniz ayetlerince, varlığım senindir dilediğini yapansın fikrine iman demektir. Bu idrak yoksa kelime dua tekrarı bir sonuç getirmez!"
AHMED HULÛSİ
"Adı "ALLAH" olan âlemlerin (insanların dünyalarının) Rabbı, El Esma özellikleriyle adı "BEYİN" olandan "BEN"leri yaratarak, "BEN"lerle kendini kamufle etmiş; sonra da dönüp, yoktan var ettiği, gerçekte varolmayan "BEN"lere kendine erme çabasını yüklemiş; "BEN"lerinizi KURBAN EDİN (NAHR) diyerek, aslı "YOK" olana varlık hissini terketmesini istemiştir. Dilediği noktalardan da (halife) "BEN"lik perdesini kaldırıp, farklı esma özellikleriyle yarattığı çeşitli isimlerin yaşamlarını seyrederken; öte yandan, "BEN"lerin dünyalarında da "beşerî" oluşumları yaratmıştır. Seyreden, seyredilen, sadece, ismi "ALLAH" olan;
Ve lâ GAYRIHU!"
Enfal/8
AHMED HULÛSİ