@kilicdarogluk Dış müdahale sizsiniz, Kılıçdaroğlu. Halk desteği ve mazbata yoksa, zemin de yoktur. Zemin hazırlama telaşı, sizindir. Beyhudedir. Hazindir.
Gündem Kapsamı: Bu şekilde toplanan olağanüstü kurultayda, sadece toplantı isteğini oluşturan gündem maddeleri görüşülebilir; başka konular gündeme alınamaz.
CHP Üye Sayısı: 1.922.757
YANİ 500 BİN ÜYENİN SEÇİMLİ OLANÜSTÜ KURULTAY TALEBİ bizi kurultaya götüremez mi?
Ali Mahir Başarır:
"Biz CHP Genel Merkezi'ndeyiz, baba ocağımızı terk etmeyeceğiz. Bizde tank, toma, mafya, polis yok
Bizim il ve ilçe başkanlarımız, kadın ve gençlik kollarımız burada
Kılıçdaroğlu, yıllarca omuz omuza verdiği örgütünü dövdürecekse ALLAH ONUN BELASINI VERSİN"
bir ömrü perişan etmenin yolu nedir deseniz "saplanıp kalmaktır" derim. herhangi bir meseleye, bir insana, bitmiş bir aşka ya da vefasız bir dosta takılı kalmak, oradan bir adım öteye gidememek insanın kendi hukukuna girmesidir. şu geçip giden ve bir daha gelmeyecek olan günlerde hiçbir şey takılı kalmaya değmiyor.
18 Mart bu ülke için en hatırlanası tarihlerden biridir...
110 yıl sonra bir çentik daha atılacak tarihe...
110 yıl önce istiklal ve istikbal kazandı gene aynısı olacak.. Onlar #korkuyorlar, siz KORKMAYIN!
HERŞEY DAHA GÜZEL OLACAK..
Bugüne kadar yazdığım hiçbir yazıyı okumamış olsanız, bu yazdığımı okumanızı ve elden ele iletmenizi dilerim, rica ederim:
Türkiye'de ve dünyanın farklı yerlerinde hukuk uygulaması konusunda yaklaşık 30 yıllık tecrübesi olan bir hukukçu, bir uluslararası avukat ve 20 senedir hukuk hocalığı yapan bir profesör olarak, bu X hesabımdan yaklaşık 270.000 takipçiyle 10 seneyi aşkın zamandır sohbet ediyorum, düşüncelerimi paylaşıyorum.
Gayet ağır memleket meselelerini de, kompleks hukuki analizleri de, gayet hafif şakaları ve gündelik konuları da burada tartışıyoruz, paylaşıyoruz. Bazı günler diğerlerinden çok daha karanlık, üzücü ve alarm verici oluyor. Ama ben doğru bildiğimi daima laf��mı eğip bükmeden size getiriyorum, tartışıyoruz. Zira aksi halde ben ben değilim.
Bugün size üzerinde konuşmak istediğim bir fotoğrafı getirdim. TÜSİAD'ın iki lideri iki vatansever iyi insanın, iki arkadaşımın, 13 Şubat tarihindeki Genel Kurul'da memleket meseleleri üzerinde kamuya açıkladıkları kaygılar sebebiyle polis nezaretinde ifadeye götürülürkenki fotoğrafları.
Bu fotoğrafı size getirmeden evvel, bu fotoğrafın onlar açısından rencide edici bir yönü olup olmadığını iyi düşündüm. Arkadaşlarımın hakkına giriyor olmayayım diye. Bunu düşünürken ikna oldum ki, gelinen adaletsizlik, hukuksuzluk ve ifade özgürlüğünün özüne tecavüz noktasında, kolunda polisle ifadeye gidiyor olma fotoğrafı artık kimi hallerde bir onur nişanesine dönüşmüştür.
"Adam sen de demedim", "memleketimin konularını dert ettim ve sen memleketi bize bırak diyenlere pabuç bırakmadım" diyen herkesin, ülkemiz tam da bu insanların gayretleri ile daha aydınlık, şeffaf ve hukukun üstün olduğu günlere kavuşana kadar, böyle fotoğrafları ve daha kötüleri olacaktır.
O insanlar�� doğru anmayı ve onore etmeyi bilenler, nezdinde itibar aranmaya değer insanlardır. Bu fotoğrafa o insanların gözleri baktığında, beyinleri gönül gözüyle görür. Selam olsun, helal olsun, demeyi bilirler. Bu gayretteki insanlara aptal gözüyle bakanlar, Silivri soğuktur şakalarıyla tabanları yağlayanlar, güce yaranıp eklemlenmek ve hoş görünmek için o insanlara kabahat bulanlar, bu fotoğraftan utanç duymayı bilmeyenler, aksine bu fotoğraftan lezzet alanlar, zaten itibar kelimesinin anlamını bile bilemezler. Onları insan yerine koyma mücadelesiyle zaman kaybetmeye değmez.
15 senedir TÜSİAD (@TUSIAD) üyesiyim. 21 Ocak 2010 tarihinde, TÜSİAD Genel Kurulu'nda Ümit Boyner (@umitnazliboyner) Yönetim Kurulu Başkanı seçilince, onun davetiyle, TÜSİAD üyesi oldum.
15 yıldır devam eden üyeliğimde, TÜSİAD Yönetim Kurulu'nda yer aldım, Yolsuzlukla Mücadele Görev Gücü Başkanı olarak ve Rekabet Hukuku Çalışma Grubu Başkanı olarak senelerce emek verdim.
Bu TÜSİAD Genel Kurulu'nda söylenenlerle ilgili hukuki analiz yapmak dahi abes.
Türkiye'nin eskisi yenisi yok. Anlamlı olan ayırım o değil. Iyi insan ve kötü insan var. Hukuku üstün tutan insan ve hukuku kendi amacına uyduran insan var. Bir tek vatanımız ve onun bir tek yolculuğu var. O yolculukta git gide sindirilen bir toplum var. Ses çıkartan her kişi başına sayısı çarpanlı bir biçimde artarak büyüyen kaygılı sevenleri var.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan "siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız, ya da ağzınızdan çıkacak iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz" demiş. "Bu ülkede siyasetçiler içeri atılmıyor mu ki?" diye sormayanlar, "bir ülkenin gerçek sahipleri siyasetçiler mi toplum mu?" diye sormayanlar var. Politik ifade özgürlüğü çekirdeğinin dahi bugün Türkiye'de mevcut olmadığı fevkalade açıkken, hala "aslında sorun yok" rolü kesen korkaklar var.
Konuyu dolandırmanın alemi yok: Hukuksuzluk hüküm sürüyor. Hukuksuzluğa işaret edenler, ifade özgürlüğünü kullananlar, bizatihi kendisi hukuk garabeti olan mekanizmalarla gözaltına alınıyor. "Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak için gerçek dışı beyan verme" kavramının ta kendisi halk arasında endişe, korku ve panik yaratıyor. Bu fotoğraf da bunun enstrümanlarından biridir.
Narin ana davası dışında kalan ve farklı mahkemede yargılanacak 12 sanık hakkında hazırlanan iddianame bugün mahkemeye sunuldu. Bu davada Diyarbakır Barosu müdahil değil. Sanıklar mahkemede çapraz sorguya alınınca can alıcı sorular sorulmayacak. Yani hiçbir şey ilk davadaki gibi olmayacak. Narin soruşturmasını karartmaya çalışan sanıklar mahkemede çok rahat olacak.
Sonuç olarak bütün Türkiye şu gerçeği bir kez daha anladı. Narin davasında @Diyarbakirbaro'nun savunma avukatları ve @av_nahiteren olmasaydı Narin davası bugün çok farklı bir noktada olurdu.
İyi ki Diyarbakır Barosu Narin ana davasında müdahil oldu. Teşekkürler Diyarbakır Barosu, Teşekkürler Diyarbakır Barosunun savunma avukatları.
İyi ki Diyarbakır Barosu var...
Birileri tarafından sevilmediğimi hissetmek hoşuma gidiyor.
Özgürlüğümü, sevilmemeyi de göze alma cesaretime borçluyum. Sevgi dilenenin ben'liği gelişemez.
Beni herkes sevmedi. Beni herkes sevmiyor. Beni herkes sevmeyecek.
Beni herkes sevmemeli.
Sevilmek için yaşayan ödün verir..
“Birisi size adım atmıyorsa istemiyordur,özlemiyorsa sevmiyordur. Hayat taktikler yapacak kadar uzun değil zaten aşkta taktik olaylarını düşünebilecek bir duygu değil. Bu yüzden üzülmeyin artık sadece demek ki sizin yeşereceğiniz toprak o değil.”
“Her şeyle savaşamazsın. Her konuda en iyisini yapamazsın. Her zaman mantıklı davranmak mümkün değildir. Bazen akışına bırakmak gerekir. Bazen savaşmak yerine yenilmek gerekir, huzurlu olabilmek için.”
Bu hayatta şunu öğrendim:Ne olursa olsun oluruna bırakacaksın.Fazla düşünmek,Fazla sevmek,Fazla önemsemek her zaman seni yaralar ve yıpratır."Ne kadar az düşünüp, umursamaz davranırsan o kadar güçlüsün"Ve duygularını ne kadar az belli edersen o kadar değerlisin.