Başınız ne zaman sıkışsa, siyasette ne zaman duvara toslasanız hemen Mustafa Kemal Atatürk'ün gölgesine sığınmanızdan bu millet artık tiksindi.
Daha düne kadar "Kürt sorunu" söylemlerini dilinizden düşürmüyor, DEM Parti otobüslerinin üzerinde miting veriyor, Cumhuriyet'e "100 yıllık yıkım" diyen yapılarla yan yana saf tutuyordunuz. Ne oldu şimdi? Sıkışınca, paçalar tutuşunca birden aklınıza yine Anadolu'daki kurtuluş mücadelesi ve Atatürk mü geldi?
Sıkışınca Kemalist, alanlara çıkınca özerklik sevdalısı rolü kestiğiniz bu riyakar siyasetinizin miadı doldu. Atatürk, sizin başarısızlıklarınızı, ilkesiz ittifaklarınızı ve siyasi savrulmalarınızı örteceğiniz bir can simidi değildir. Dün kimlerin yanında durduğunuzu da, bugün kime sığındığınızı da bu millet çok iyi biliyor.
Siyasi tutarsızlığınızı Atatürk'ün adıyla maskelemekten vazgeçin; çünkü artık kimse bu ucuz tiyatroyu yemiyor.
@asiriuc Hükümetin iki yüzlülüğüne hiç itirazım yok. Ama dernek parası kırmızı çizgi olmalı. Ben senin gibi usulsüz ama etik kısmında değerlendiremiyorum abi. Yine de tartışılır. Bir de yazıdan anladığım borcun ciddiyetini yumurta kapıya dayanınca anlamış gibi, ondan önce rahat takılıyor+
Bir dönem bizim evde full muhalif kanallar dinleniyordu, sabahtan akşama. Ergenliğimin pik zamanlarındandım, ülke ve dünya üzerine öyle bir karamsarlığa düşmüştüm ki... Her şey bitti havasındaydım sürekli. Babam da öyleydi keza, açan oydu ztn. Dinden fln çıktı gibi oldu bir ara
İşte bu, tam anlamıyla karşı tarafın duygularını ve arzularını manipüle etme sanatıdır. Kendini bilinçli olarak kırılgan bir çiçek gibi konumlandırıyorsun ki, adam da kafasındaki o kurtarıcı, koruyucu, güçlü erkek rolünü rahat rahat oynayabilsin.
O erkek senin kapına geldiğinde, senin tatlılığına veya şirinliğine gelmiyor; senin de gönüllü olarak figüranlık yaptığın o ucuz tiyatro oyunundaki başrolünü geri almaya geliyor.
Bu resmen kafeinsiz kahve gibi bir şey, aşkın sadece simülasyonu.
Ortada gerçek bir yüzleşme yok, risk yok, iki insanın içini dökmesi yok. Sadece pasif-agresif bir taktik var. Erkek gibi kavga etmeyin diyor, niye?
Çünkü gerçek bir kavga, iki eşit insan arasında olur. Kavga ettiğinde risk alırsın, maskelerin düşer, canın yanabilir. Ama çiçek taklidi yapıp köşene çekildiğinde, bütün sorumluluğu ve suçluluk duygusunu karşı tarafın omuzlarına yıkmış olursun.
Bu tweet, günümüz ilişkilerinin ne kadar hesap kitap işine ve bir tür tiyatro performansına dönüştüğünün en net kanıtı.
Aşk artık iki insanın birbirinin açıklarıyla, eksikleriyle yüzleştiği o sarsıcı ve gerçek deneyim olmaktan çıkmış durumda. Onun yerine, tarafların birbirine toplumsal cinsiyet rollerini yani o meşhur dişil çiçek ve avcı erkek klişelerini birer silah gibi doğrulttuğu, buz gibi bir taktik savaşına dönüşmüş.
Kör müsünüz şu yoksa videoyu izlerken oturduğu mekanın camında asılı paçavrayı görmüyor musunuz merak ediyorum illa bir şeylerin farkına varılması için ne yaşanması gerekiyor merak ediyorum bikaç zaman sonra aa ama biz güvenmiştik o hiç öyle biri değildi naraları atılır gibi
Haluk Levent meselesinde konuşmamız gereken asıl odak devletin neoliberalizme doğru dolu dizgin yelken açıp sosyal alanlardan çekilmesiyle birlikte toplumun içinde "yardıma muhtaç" olarak nitelendirilen bir kesimin ortaya çıkması ve sistem açısından bu "sorun"un sadaka kültürüyle giderilmek istenmesidir. Elbette konu bundan ibaret değil çünkü neoliberalizmin her koyun kendi bacağından asılır ideolojisinin getirdiği şiddet olgusunun görünmez kılınması veya etkilerinin hafifletilmesi, kanayan yabancılaşmaya yara bandıyla pansuman yapılması için de sistem için vazgeçilmez bir tedbirdir sosyal alanın yardım vakıf ve derneklerine havale edilmesi. Neoliberal sivil toplumun biricik örgütlenme ve "bir şeyler yapıyorum" hissini yaratma yolu buralardan geçer. O yüzden konuyu köktenci bir şekilde ele almak gerek.
Çok aşırı fazla sigara içiliyor. Bu milleti bu batağa kim soktu, nasıl önü alınamadı bunun? Bu bizim toplumumuzda ne zaman ezik, pis, iğrenç bir şey olarak kabul edilecek? Öyle çünkü. Kötü kokuyorsunuz, rahatsız edicisiniz ve aptal gibi görünüyorsunuz. Hele o emzikler iyice.
Ronaldo’ya ben de üzüldüm. Evet eskisi gibi değil, takıma eksi yazıyor kabul ediyorum ama takımdaki karakterler de çekilecek gibi değil. Bruno falan tam şeytan.
orta sınıfın “iyi insan olmak”, “iş ahlakı”, “iyi niyet” gibi var oluşunu pışpışlayan apolitik erdem sinyallerine bir gölge düşer gibi olduğunda yaşadığı krizi, yan kesicilere janti hortumculardan daha öfkeli olduklarını gösteren paraguay’a bin selam
"ahlakçılık" asagı yukarı her ideolojinin temelinde olan bi şey. kaçınılması gereken bi şey de degil ama aynı kapıdan kant olarak da çıkabiliyorsunuz nihat hatipoglu olarak da ona dikkat etmek lazım