zihinim de senin gibi iflah olmaz bir deli. şimdi bu sözlerim sakın üzmesin seni; senin gözlerin hor görürken beni, şu tütünümün dumanı bile seyreder beni. şimdi bensiz rahatsın bilirim. henüz vicdanın çalmadı zilini, öyle bir çamura bulanmış ki ruhum
gözyaşlarında yıkansa geçmez kiri
süt ve bal kitabını bilir misin lülüm
orda şöyle diyor;
bu güne dek hissettiğim en güzel şeydin sen. ve hayatım boyunca öyle kalacağına inanmıştım. bunun ne kadar sınırlayıcı bir duygu olduğunu biliyor musun? bu genç yaşımda hayatım boyunca tanıdığım en neşe veren insanı yaşadığımı sanmak. hayatımın geri kalanını sadece bununla yetinerek nasıl geçireceğim? balın en ham halini tattığımı ve diğer her şeyin rafine ve yapay olduğunu düşünmek. bundan öteye yol olmadığını. önümde uzanan tüm yıllar toplansa da senin verdiğin tadı vermeyeceğini
insan, sevgiyle iyileşir, yaraları kapanır, yalnızlık azalır ve ruhu yeniden insanlara açılır. sevgi, kaybolmuş bir ışık gibi en karanlık anlarda bile yolu gösterir.
yaralarım kapanmadı,
yalnızlığım dinmedi,
ruhum iyileşmedi ,
yolum aydınlanmadı m
kar üstünde kanamaya benzerdi sevmek seni. öylesine gizlemek ne mümkündü, bendim kanayan. şüphem bile sona erdi, sende bulamam artık seni
yaşatmaz, öldürmez de bu yara, ömrümdü kanayan, gönlümdü ağlayan