Önde gelen nörobilimci ve primatologlardan biri olan Profesör Robert Sapolsky'nin Stanford Üniversitesi'nde verdiği "İnsan Davranış Biyolojisi" derslerinin kayıtları var Youtube'da. https://t.co/ikMUbehqLd
Yeni başladım ve anlatımını çok beğendim. İsterseniz otomatik Türkçe alt yazıyla da izleyebilirsiniz.
Birisini bizimle aynı hatayı yaparken görünce, o konudaki hatamızı anlamak ne kadar kolay oluyor. Kendi ısrarla savunduğumuz bir davranışı başkası yaptığı anda hata olduğunu fark edebiliyoruz.
O halde, hayatın başından itibaren sadece hataları izleyip onlardan kaçınmak ne kadar basit olurdu. Başkalarını izle, hatasını anla, kendin yapma. Şahane.
Sorun şu ki, bu böyle olmaz. Bir hatayı önce başkası yapınca, insan kibre kapılıyor. "Ben olsam asla yapmazdım." Hele kendisine yapılmışsa ömür boyu saklıyor. O konunun avantajından asla vazgeçmiyor.
Bir hatayı tesadüfen önce veya sonra yapmayı karakter edinip ömür boyu ona göre yaşıyoruz.
Vaka: “Klinik Depresyon mu, Sınıfsal Tükeniş mi?”
Danışan: 34 yaşında, taşeron temizlik işçisi, tek başına bir çocuğa bakıyor.
Klinik Teşhis: Majör Depresif Bozukluk.
Semptomlar: Enerji kaybı, öz bakımda azalma, dünyaya karşı ilgisizlik.
Klinik Yanılgı: Terapist, "kendine vakit ayırmasını" ve "küçük aktivitelerle serotonini artırmasını" önerir. Öz bakım (banyo yapmak, giyinmek) üzerinden ödevler verir.
Oysa gerçek şu ki: Öz Bakım mı, Zaman Yoksulluğu mu? Günde 12 saat ayakta çalışan ve yoldan geldiğinde çocuğuna yemek yetiştiren birinin banyoda uzun vakit geçirememesi "isteksizlik" değil fiziksel tükenmişliktir.
Depresyon mu, Çaresizlik mi? Ay sonu faturasını ödeyemeyeceğini bilen birinin dünyaya ilgisini kaybetmesi biyolojik bir arıza değil emeğinin karşılığını alamayan insanın dünyaya duyduğu haklı küskünlüktür.
İlaçla bu kadını "neşelendirmek", onu sadece sömürüldüğü işe gülümseyerek gitmesini sağlar.
Psikiyatri, yoksulluğun yarattığı felç halini 'hastalık' sanıyor. Oysa kadının ihtiyacı sadece antidepresan değil insanca bir maaş ve kreş hakkıdır. Sınıf analizi yoksa, tedavi sadece sömürüyü katlanılabilir kılar.
Psikoloji üzerine, 40 dersten oluşan şöyle bir kurs buldum YT'da.
Videoların her biri yaklaşık 10 dakika ve kendi içerisinde bölümlere ayrılmış halde.
Anlatımı beğendim, ilgisi olanların göz atmasını öneririm.
Link: https://t.co/0IOCcd4d82
arkadaşlar merhaba. iş yerim panik atağım sebebiyle çıkışımı vereceklerini söyledi bugün.
ben hem evime, hem anneme, hem kedi çocuklarıma bakıyorum. çalışmak mecburiyetindeyim.
ankara/yaşamkent civarı kasiyerlik başta olmak üzere uygun olan her işe talibim.
paylaşır mısınız? 🙏
Yale Üniversitesi Avrupa entelektüel tarihinin gelişimiyle ilgili bir giriş kursu yayınladı. Hegel, Marx, Freud, Heidegger, Frankfurt Okulu, Foucault ve Derrida gibi pek çok isim var. Ayrıca otomatik çevir seçeneği Türkçe'ye gayet güzel çeviriyor.
https://t.co/eqhvrJt1A7
Your body replaces 98% of its atoms every year. Within five years, every single one is swapped out. The you from 2021 is physically gone. Not "mostly gone." Gone. The atoms that used to be your face are now part of the air, the ocean, somebody else's lunch.
Oak Ridge National Laboratory proved this in 1953. Your skin right now is about a month old. Your liver, six weeks. Your stomach lining regrows every five days. Your skeleton is completely different from ten years ago. A few atoms do stick around for life, buried in some brain cells, in parts of your heart, and in your tooth enamel. Scientists at the Karolinska Institute in Sweden tracked them using leftover radiation from 1950s nuclear bomb tests. The oldest surviving piece of "you" lives in your brain, your heart, and your teeth.
Your brain is also erasing you. On purpose. A neuroscientist named Ron Davis at Scripps Research found that the brain has cells that release dopamine, the same chemical you feel after a good meal or a win, and use it to dissolve memories. When his team shut these cells off in test animals, they remembered twice as much. The chemical behind your best feelings is the same one shredding your past, and it never stops running.
Ebbinghaus proved this back in 1885. You lose about half of everything you learn within one hour. A 2020 study from Baycrest's Rotman Research Institute had people live through a real experience and then checked how much they kept. At best, about a quarter. 75% of the details of your own life are being actively wiped by the organ that is supposed to be keeping track of it all.
The universe is 13.8 billion years old. Squeeze all of it into one calendar year, with the Big Bang on January 1st, and humans show up at 11:52 PM on New Year's Eve. Your whole life, every birthday and breakup and boring Tuesday, lasts 0.17 seconds on that calendar. Not even long enough to blink.
Stars will keep burning for about a hundred trillion more years, then the fuel runs out and the lights go off everywhere. The last things left will be black holes, places where gravity is so strong not even light can escape. Even those slowly leak away over a number of years so large you would need a hundred zeros to write it. After the last one is gone, nothing is left. No light, no warmth, nothing bumping into anything else, ever again. The universe reaches total stillness and stays there. Forever.
Brian Cox once described the window where life can even exist as one-thousandth of a billion billion billionth, billion billion billionth, billion billion billionth of a percent of the universe's total run time. You are in that window right now. Built from borrowed atoms, running on a brain shredding its own records, here for a fifth of a second on a cosmic calendar that ends in permanent silence. Anyway, hope your Tuesday is going alright.
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
“Spinoza çok çok basit bir şey söylemek istemektedir:
Üzüntü insanı zeki kılmaz. Üzülünce hapı yutmuşsunuz demektir. İşte bu yüzdendir ki iktidarların yönetilenlerin üzüntülerine ihtiyaçları vardır. Endişe hiçbir zaman zekanın ya da dolu bir hayatın kültürel oyunu haline gelmemiştir.
Ne zaman ne sürece kederli bir duygunuz varsa, bunun nedeni sizin bedeniniz üzerinde bir bedenin, sizin ruhunuz üstünde bir ruhun, sizinkine uygun olmayan bir ilişkiler ve koşullar çerçevesinde sizi etkilemesidir.”
Gilles Deleuze, Spinoza Üstüne On Bir Ders, Çeviren: Ulus Baker.
Tükenmişlik bir hastalık değil sermayenin senin dinlenme hayal kurma ve sevilme zamanına el koymasıdır.Ruhsal enerjinin artı-değer olarak çekilip geriye yalnızca yorgunluğun bırakılmasıdır.
Çözüm tatil değil yaşamın piyasalaştırılmasına karşı çıkmaktır.
Sen tükenmedin sen yağmalandın.
@avmelihdemirer Kolay olan şeyleri zorlaştırmak aptallıktır bu beni değersiz yapacaksa yapsın strateji yapamam değer görmek için, düz insan olmak kötü bir şey değil ya duyguları yaşamak, göstermek zayıflık ya da değersizlik değil aksine özgüvenli olmaktır
Herkese aydın diyeceksek Aziz Nesin'e Uğur Mumcu'ya ne diyeceğiz?Türkan Saylan'ı nasıl anacağız?Konfor alanında yaşamak varken ülkesinin gömüldüğü karanlığı kabul etmeyen,ses çıkartan ve bedelini kimi zaman canıyla kimi zaman hapishaneyle ödeyen insanları nasıl tanımlayacağız?