@DrGunerSonmez Bizim çok değerli doktorlarımız var ama maalesef değeri bilinmiyor ama olsun biz sizinle ve ekibinizle gurur duyuyoruz Prof. Dr. Sezai Yılmaz 👏👏🙏
Bu sabah liseye giden oğlum okula gitmedi. Neden gitmiyorsun? dedim “sınavlar bitti, dersler boş geçiyor” dedi.
Dün akşam okul müdürü bir arkadaşım da “fiilen okullar bugün-yarın kapanır, yoklama alınmaz, çocuklar da gelmez” dedi.
Peki resmi olarak okullar ne zaman kapanıyor? 26 Haziran’da. Daha 2 haftadan çok var.
Peki o zaman neden 26 Haziranda kapanıyor? Madem öyle şimdiden kapansa, fiili durum ile hukuki durum örtüşse olmaz mı? Okul, gidilse de gidilmese de olacak bir yer midir?
Milli Eğitim Bakanının bu yaptığı sadece okula olan saygıyı azaltan bir durum değildir. Bu durum aynı zamanda çocukların/gençlerin hukuk kurallarına bakışını olumsuz etkileyen ve onları kurallara uymamanın normal bir şey olduğuna inandıran bir uygulamadır. Çok büyük bir hatadır. Okul süresi ile başlayan bu “kural tanımazlık” zamanla suç işemenin de, hak yemenin de normal olduğuna inanmanın tohumu olmaktadır.
Yani kısaca bu uygulama “adaletin köküne kibrit suyudur”! Lütfen bu saçmalık düzeltilsin.
@FenerTheory@gamzekarsli 1 - Öğrenci içinse Randevu için erken tarih alabiliyorsun 2- sen kendin söylemişsin mülakat ve onay aynı gün diye hala neyi tartışıyorsun aldım işte belge mi göndereyim sana . Ayrıca konuşurken uslubuna dikkat et “saçmalıyorsun” ne demek sokak ağzı
⚠️ Havalimanında vatandaşa ucuza su satmak kabahat oldu!
Gaziantep Havalimanı’nda bir işletme, vatandaşlara havalimanı şartlarında ‘makul’ sayılabilecek fiyatlarla yiyecek ve içecek satmaya başladı.
Suyun 50 TL, sandviç ve kahvelerin ise 200-250 TL bandında olduğu işletme, yolcular tarafından büyük talep gördü.
Ancak bu durum, havalimanındaki diğer işletmeleri rahatsız etti.
İşletme, havalimanı yönetimi tarafından yasaklandı.
İşletmeye, Türk kahvesinin yanında bedava verdikleri su için bile izin vermeyen yönetime, vatandaşlar tepki gösterdi:
• Resmen ucuz hizmet alamayalım diye uğraştılar.
• Ürünler bu fiyatlara satılabiliyorsa, diğer işletmeler de satabilirdi ama bilerek satmıyorlar. (Sözcü - Ali Can Polat)
Bugün ilginç bir gelişme oldu. Bir finans kuruluşu ABD'nin Türkiye'ye swap hattı sağlayabileceğini yazmış. Yani gerekli görüldüğünde döviz likiditesi elde edilebilecek bir imkandan bahsediyoruz. Normalde bu tip özel kuruluşların yoruma dayalı raporlarının haber değerinin sınırlı olması gerekir. Ancak Bloomberg bunu haber yapmaya değer görünce basına güzel bir malzeme çıkmış.
Böyle bir imkan sağlanırsa tamamen siyasi bir destek olur. Fed buna sıcak bakmayacağından ABD Hazine'sinin doğrudan devreye girdiği bir çözüm üretilebilir (Arjantin modeli). Kongre veya senatonun onayını da gerektirmediğinden doğrudan Trump yönetimi tarafından böyle bir karar alınabilir.
Kişisel görüşüm maceracı bir politikaya girilmedikçe Türkiye'nin böyle bir swap hattına ihtiyacı olmayacağı yönünde. Yine de mevcut koşullarda somut bir adım atılarak imkanın varlığı teyit edilirse, ekonomi yönetimine belli bir hareket alanı açılacaktır.
Birkaç kelam etmeden duramayacağım.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Ozan Güven’e bayılan, fanı olan biri değilim. Mesele de bu değil zaten. Mesele, insanların kendilerini mahkeme yerine koyup kamuoyu önünde hüküm dağıtmaya başlaması.
Arkadaş, sen hâkim misin, savcı mısın, yargıç mısın? Mahkeme mi kurdun? Adam hakkında yıllardır konuşulan, yargıya taşınmış bir olay var. Sen ise kendini kürsüde sanıp hüküm vermeye devam ediyorsun. Bu artık bir duruş sergilemek değil; düpedüz şov.
İşin en ironik tarafı ne biliyor musunuz? Yapılan şeyin sonucu, amaçlanan şeyin tam tersi oldu. Ozan Güven’i hiç sevmeyen insanlar bile ortaya çıkan görüntülere tepki gösteriyor. Adamın yıllardır toparlayamadığı imajı, birilerinin yaptığı aşırı ve ölçüsüz çıkışlar sayesinde mağduriyet algısıyla toparlanmaya başladı.
Bazen insanlar öyle büyük bir performans sergiliyor ki, karşı tarafın en iyi halkla ilişkiler danışmanının bile başaramayacağı işi tek başına başarıyorlar. Gerçekten etkileyici.
Çünkü burada görünen şey, “şiddet görmüş bir kadına destek olmak” değil. O destek başka bir şeydir. Bu ise daha çok insanların gözü önünde ahlaki üstünlük yarışına girmek, alkış toplamak ve kendi doğruluğunu sergilemek gibi duruyor. Aradaki farkı kaçırmamak lazım.
Bir çift söz de mekâna…
Bir işletmenin, müşterilerinden birinin bu şekilde hedef gösterilmesine, taciz edilmesine ya da fiilen kovalanmasına sessiz kalması da ayrı bir rezalet. İster sev, ister sevme; bir müşterinin güvenliğini ve huzurunu sağlamak o işletmenin sorumluluğudur.
Bu arada mekânın adı neydi? Söyleyin de not alalım. Çünkü müşterisine böyle davranılmasına göz yuman bir yere gidip para bırakmak için hiçbir sebep göremiyorum.
#ozangüven
Özgür Özel Atatürk Meydanına alınmayınca, Gündoğan meydanına yürürken sahil.
Otobüsten inip bir insan arkasına 100 bin insanı alıp saatlerce sürede dolan alanı 20 dakika mesafede yürürken dolduruluyorsa
Bu iyi okunmalı fakat gördüğüm Saray medyası ve ondan beslenenler bunu okutmamakta ısrarcı.
Fakat durum bu…!!!