Deriye temas ettiğinde ciddi reaksiyonlara yol açan Kokarca böcekleri rinit ve astım şikayetlerini tetikleyen önemli bir iç organ allerjenidir Su sıralar kış konuşlanması için iç ortamlara sızma faliyetleri arttı ve daha görünür hale geldiler Bugünlerde dikkatli olmalı böcek mücadelesine ağırlık vermeliyiz https://t.co/Jc2mENi2Yb
Optogenetik tıpta nasıl uygulanır?
👉Retinitis Pigmentosa isimli genetik körlükte tedavi olarak klinik çalışmalarda kullanılıyor. RP ile gözde ışık alıp beyne sinyal veren hücreler ölü. Yeşil algden alınan OPSİN geni virüs kullanarak gözdeki dokulara aktarılıyor ve ışığa duyarlı hale getirilerek körlük kısmen olsa da iyileştiriliyor.
👉Gelecekte ümit vadettiği çok konu olsa da özellikle kardiyolojide kalp pili kullanımında optogenetik sahası çok ilginç olacak: Günümüzdeki kablo ile elektrik veren kaba cihazlar yerine mikro seviyede kablosuz tamamen ışık ile çalışarak kalbin sadece bir kaç hücresine seçici bir şekilde ışık-elektrik sinyalini oluşturabilmek.
ME-HA-KE diye söyleyen sunucu, bilgisizdir.
ME-HE-KE denir.
1928’de harflerle ilgili çıkan yasada ünsüz harflerin hepsi "e" sesi ile okunarak yazılmıştır.
İSİSNALAR: TDK Yazım Kılavuzu'nda "k" harfinin "ke" olarak okunması gerektiğini belirtmiş ancak istisna olarak TCK, TSK, SSK, MGK ve bazı yasadışı örgütlerin kısaltmalarını bu kuralın dışında tutmuştur.
“SPK eski Başkanı …” yanlış, doğrusu “Eski SPK Başkanı …”
“Çay eski kaşığı”, “masa mavi örtüsü”, “duvar bozuk saati” ve “otobüs kalabalık durağı” gibi yapılar Türkçe için söz konusu değildir.
“Eski” ve “yüksek ” gibi sıfatlar, belirtisiz isim tamlamalarının başına gelmeli.
Sözlüklerimizde “felan” diye bir sözcük yok.
FALAN – FİLÂN var.
(Ar. fulān “herhangi bir kişi”den filān > falan)
Belirtilmesi gerekli görülmeyen isimlerin önüne getirilerek onları belirsiz şekilde niteler:
“Falan gün ve saatte.”
Kemal Sayar diyor ki "Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.Hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır."
Amazon’dan gelen bu görüntü gerçek, ancak yeni değil… o dönem yaptığımız haberlerden aktarayım..
Bu video 2016 yılının eylül ayında
Brezilya’nın kuzeyinde Venezuela sınırına yakın Yanomami bölgesinde çekildi.
Görüntüler, dış dünyayla sürekli temas kurmayı reddeden Moxihatetema Yanomamilerine ait köyü gösteriyor.
FUNAI (Brezilya Ulusal Yerli Halklar Örgütü) görevlisi Guilherme Gnipper Trevisan, kaçak altın madencilerini tespit etmek amacıyla yapılan gözetleme uçuşu sırasında bu görüntüyü kaydetti.📹
Ortadaki dairesel yapı, yaklaşık 100 kişinin yaşadığı “yano” adı verilen büyük ortak konut, her bölümü ayrı bir aileye ait.
Topluluk dört yıl önce başka bir yerleşimde görülmüş, ardından köy terk edilince akıbetlerinden endişe edilmişti.
2016’daki uçuş, hayatta ve sağlıklı olduklarını ortaya koydu, ancak o tarihte kaçak altın madencileri köyün yalnızca 29 kilometre yakınına kadar sokulmuştu.
Sonraki uydu incelemeleri, topluluğun yer değiştirdiğini ve 2020’de toplam 23 aile bölümünden oluşan iki yeni dairesel yapı kurduğunu gösterdi.
Yani karşımızdaki yeni keşfedilmiş bir “kayıp kabile” değil, varlığı bilinen, izlenen ve en temel hakkı yalnız bırakılmak olan çağdaş bir yerli topluluk var.
Umberto Eco, qui possédait 50 000 livres, disait ceci à propos des bibliothèques personnelles :
"Il est insensé de penser qu'il faut lire tous les livres qu'on achète, tout comme il est insensé de critiquer ceux qui achètent plus de livres qu'ils ne pourront jamais en lire. Ce serait comme dire qu'il faut utiliser tous les couverts ou les lunettes, les tournevis ou les forets que vous avez achetés avant d'en acheter de nouveaux.
Il y a des choses dans la vie pour lesquelles nous avons besoin de toujours avoir suffisamment de provisions, même si nous n'en utilisons qu'une petite partie.
Si, par exemple, nous considérons les livres comme des médicaments, nous comprenons qu'il est bon d'en avoir plusieurs à la maison plutôt que quelques-uns : quand on veut se sentir mieux, alors on va au « placard à pharmacie » et on choisit un livre. un livre aléatoire, mais le bon livre pour le moment. C'est pourquoi vous devriez toujours avoir un choix nutritionnel !
Ceux qui n'achètent qu'un seul livre, ne lisent que celui-là et s'en débarrassent ensuite. Ils appliquent simplement la mentalité de consommateur aux livres, c'est-à-dire qu'ils les considèrent comme un produit de consommation, un bien. Ceux qui aiment les livres savent qu'un livre est tout sauf une marchandise."
Az önce elimden bardak kaydı, tezgahta ses çıkardı. Salondan 2,5’u az geçmiş oğlum “Hop! Baba iyi misin” dedi. Baştaki “hop”a dikkatinizi çekerim:) Ve düşme sesi gelince “İyi misin”… Direkt bizim tepkilerimizden kapıyor hareketi, nidayı ve cümleyi. Çok sevdiğim laf bir kez daha kendini gösterdi: “Çocuk dünyaya dediklerinizi yapmaya değil yaptıklarınızı yapmaya gelir”. İyi olalım. İyi olsunlar
Dolmabahçe Sarayı’ndaki yağmur suyu drenaj borularını döşeyen arkadaş acaba köyündeki evine mi yaptığını sanıyordu?
Bu nedir arkadaşlar yahu!
#kaybolantarihinpeşinde