Ahmet Şanlı, sen denize döktüğümüz Yunan işgal ve katliam orduları komutanları Hacı Anestis ve Trikopis için yas tut, dua et.
Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz ruhuna dua edeceğiz. @zaferpartisi
Ultra büyük kaçak otellerinden, izbe seks turizmi mekanlarına kadar Marmaris'de devlet otoritesi tamamen kaybolmuş durumda...
Belediye zaten acizdi ama gördüğüm kadarıyla Emniyetin de gücü yetmiyor...
En küçüğünden en büyüğüne tüm otoriteyi ellerinde oynatıyorlar, meydan okuyorlar, hiçbir kurala uymuyorlar...
Marmaris sanki Türkiye kanunlarından ırak bir ada gibi...
Muğla Belediyesinin, Valisinin, Emniyet Müdürünün gücü yetmiyor!
VAY BE!
Trabzon’da ilginç görüntü.
Polis aracı, kırmızı ışıkta bekleyen motorluya geri geri çarptı. Araçtan inen polis memuru, “Neden arabanın dibine giriyorsun?” diye motorcuya tepki gösterdi.
Bakırköy Mazhar Osman Devlet Hastanesine hasbelkader işiniz düştüyse koşarak kaçın, ardınıza bile bakmadan kaçın.
Daha önce buraya yazmıştım, annem (kayınvalidem) inme nedeniyle geçen hafta pazartesi günü gecikmeli olarak İstanbul’a Bakırköy Mazhar Osman İnme Merkezi’ne sevk edilmişti. Orada yaşadığımız kabus, trombektomi işlemi için annemin elbiselerini keserlerken, onu acilden ilgili birime taşıyacak 112 personelinin sarf ettiği “OOo ELLEMELİ HASTA MI VAR” cümlesiyle başladı.
Eşimin içeride olduğunu fark etmeyen aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz şahıs, onu görünce sıvıştı ama biz hala 70 yaşında bilinçsiz şekilde yatan bir kadın hastadan bahsederken ELLERİNİ OVUŞTURARAK İÇERİ GİREN sağlık personelinin “ELLEMELİ HASTA” tabirini kullanmasına dair ne bir açıklama duyduk ne de bir özür. Bu kelimeyi normal bulan asistan kadın doktordan “nasıl normal olabildiğini” sorduğumuzda “bakın, annenize biz bakıyoruz” şeklinde bize dönen tehditvari imalara, üç maymunu oynayan hemşirelerden adeta “Beyaz Kod” vermek için sizi provoke etmeye çalışan hastane personeline burası gerçekten “Allah kurtarsın” denilecek bir yer.
Evet, Mazhar Osman bir zamanlar sadece Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi olarak bilinirdi. Bugün neredeyse tüm diğer branşlar var ama maalesef korku filmlerinden fırlamış otoritesiz bir tımarhane gibi.
Daha acıklısı, annem bir haftadır orada yoğun bakımda yatıyor ve daha hala doktorunun adını bilmiyoruz. Bugüne kadar, her gün saatlerce orada beklememize rağmen her gün farklı bir doktorla sadece 2-3 dakika konuşabildik.
İlki geçen hafta pazartesi günü trombektomi işlemini yapan ve odasına girdiğimde öğle saatinde masasında bir şişe şarapla bulduğum bir radyoloji doktoruydu, kalanlar da çocuğumuz yaşında Tanrı kompleksi yaşayan asistan ya da nöbetçi yoğun bakım doktorları.
Bize sürekli yoğun bakım hali ezbere söyleniyor ve hastanız hakkında bilgiyi size nöroloji doktoru verecek deniyor ama tam bir haftadır o doktor kim, adını veren yok.
Annemin telefon ya da e-devlet şifresini bilsek (evet, pıhtı atması öncesi kendi şifrelerini aklında tutabilecek kadar sağlıklı bir kadındı) sistemden bakabileceğiz ama maalesef bu konuda elimiz kolumuz bağlı.
Bir hastanın ve hasta yakınının en temel hakkı, onun tedavisinden sorumlu doktoru tanımaktır, değil mi?
Bugün annem yoğun bakımdan çıkıyor, ben bu paragrafı yazarken nihayet bilgi geldi. Bakalım nasıl bir tablo ile karşılacağız ve en önemlisi karşımızda bir doktor muhatabımız olacak mı?
Bir haftadır yaşadığımız kabusun tamamını anlatmaya dilim varmıyor, çok sevdiğim doktor arkadaşlarımı meslektaşlarının kusurlarını yazıp mahcup etmek istemiyorum ama Bakırköy Mazhar Osman Devlet Hastanesinde gördüğüm tablo karşısında bir hafta sonunda yorumum şu: Balık baştan kokar. Bu hastanenin yönetim kadrosu başhekiminden başlayarak sorumsuz ve sorunlu.
Hastalandınız ya da hastanız var, buraya işiniz düştü, kaçın; bakın samimiyetle söylüyorum kaçın. Herkese ulaşabilen bir gazeteci olarak ben ve ailem bu kadar mağdur olduysa ulaşamayanlar neler yaşıyordur, Allah bilir. İstanbul’un göbeğinde böyle bir kötülük yok, olamaz. Olamaz.
İnsanlar bir dönüm toprak, bir bardak su, bir lokma ekmek için savaşırken Türkiye'deki zenginliğe bak abi :))
Dana tavuk koyun değil hiçbir getirisi olmayan köpek çiftliği
Bugün Türk milletini ölümle tehdit eden biri için tüm doktorlar ve hastaneler seferber oldu.
Oysa yaralı askerimizi taşıyan helikopter hastaneye indiğinde ne ambulans vardı ne de sedye.
Biri yaşasın diye herkes koşturdu,
Bir diğeri göz göre göre şehit oldu.
Kimi zaman bir gecede 1, kimi zaman bir gecede 34 şehit verdiğimiz oldu, ameliyat masasında saatlerce hayata tutunmaya çalışan askerlerimiz vardı.
Ben hiçbir zaman bir valinin gidip kapıda sabaha kadar beklediğini, siyasi parti liderlerinin telefon yarışına girdiğini, MİT Başkanının hastaneye gittiğini, sanatçıların patır patır paylaşım yaptığını, hastaneden haber yapan gazetecinin göz yaşları içinde kaldığını görmedim, duymadım.
Meclisin çalışmaları durdurduğuna, tüm Türkiye’nin gündeminin bu olduğuna; devleti yönetenlerin, siyasilerin, sanatçıların vs vs kimsenin şehit ve gazi aileleriyle sabahı sabah ettiğine, onlarla dertlendiğine şahit olmadım.
Yine aynı cümleye geliyoruz ve bu cümlenin rezaletinden ne yapsak çıkamıyoruz;
“Türk’ün en garip olduğu yer, kendi vatanıdır.”
Sakarya'da çakar lambalarını açık bırakıp pastaneye giden gençler, geri döndüklerinde 276 bin TL ceza yedi.
Sürücünün ehliyetine 30 gün el konulurken araç da 30 gün trafikten men edildi.
Başıboş köpekler bir annenin kucağındaki çocuğu parçalamaya çalışıyor!
📌 Başkent Ankara!
🔴 İnsanlık tarihinde böyle rezil ve kepaze bir dönem yaşanmadı!
🇹🇷 Devlet çözmezse, ne kadar bekleyeceğiz?
#KöpekTerörü@Akparti@RTErdogan
Bu ülkede kendine aydın diyen kesimin sahteliği ve ikiyüzlülüğü şaka mı?
Afrika’da kudu ye, Amerika’da timsah ye… eminim Çin’e gitse köpek yer ama başıboş köpek olmasın dediğimiz için biz katil oluyoruz!
.
AK Partili Mesudiye Belediyesi Başkanı Cengiz Koçyiğit, süper zekasını kullanarak otoyol kenarında başıboş sokak köpekleri besliyor.
Bilgi: Son 5 yılda başıboş köpekler yüzünden 3 binden fazla trafik kazası meydana geldi, bu kazalarda 67 kişi hayatını kaybetti. (TRT)