Ahmet Telli’nin şiiri, yenilgiden sonra ne yapılacağını anlatan bir kılavuz değildi. Hazır cevaplar sunmadı. İnsanlara yeniden kazanacaklarının güvencesini vermedi. Daha zor bir şey yaptı: Kaybetmiş bir insanın neye dönüşmemesi gerektiğini gösterdi.
İnsan alaycılığa teslim olmamalıydı. Geçmişinden utanmamalı, kaybettiği arkadaşları bir yük gibi taşımamalıydı. Acısını başkalarına karşı bir duvara çevirmemeliydi. Dünyanın adaletsizliğini gördüğü için sevgiden vazgeçmemeliydi.
Ahmet Telli, zaferin yakında olduğuna inananların şairi olmaktan çok, zafer uzakta kaldığında birbirlerini kaybetmemeye çalışanların şairiydi. Bu nedenle şiiri politik yenilgiler yaşamış kuşaklara seslendi. Fakat yalnızca onlara ait kalmadı. Kendi hayatında bir şeyleri kaybetmiş herkes, onun dizelerinde tanıdık bir ses bulabildi.
Şimdi o ses, şairinden bağımsız biçimde yoluna devam edecek.
Barış Bıçakçı, Bir Kitabın Sayfaları:
"Baktım rüzgarsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında
yalınayak geziyorsun.
biz satranç oyuncusuyuz sevgilim
üzerimizde kara bir leke
biz satranç oyuncusuyuz
inanmıyoruz ceketlere düğmelere
inanmıyoruz takvimleri savurarak
gelen geleceğe
işte yitirdik bütün taşlarımızı
darmadağınık oyun tahtası
bir tek şahımız duruyor sevgilim,
o da evli, iki çocuk babası.
kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
uykumuzu bölüyor
buradan çocukluğumuza kadar
buradan çocukluğumuza kadar bir telaş
içi boş kuşları kovalıyoruz
ve bir sebep arıyoruz
herkese küsmek için
hemen o cumartesi buluyoruz,
hemen o pazar
yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim,
biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var.
yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman.
ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucumda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun."
Hasan Hüseyin Korkmazgil, Borçlu:
"Erik çiçek açmış da bahçenin kıyısında
Sen ona hiç bakmadan geçmişsen oracıktan
Leylek dansa durmuş da bacanın tepesinde
O baharlım laklakını durup dinlememişsen
Şakır şakır bir tren bir gece köprüsünden
Islıkla dalmamışsan gurbet türkülerine
Akasya mor akasya ak akasya sarı sarı sarkmış da bahar mavilerinden
Yaşamak ne güzel şey diye ağlamamışsan
Çocuklar birdirbir oynuyorlar da çöplük arsada
Dikilip yanıbaşlarına göğüs geçirmemişsen
Yanından geçip gitmiş de çilekçinin arabası
Kaçtan veriyorsun hemşerim diye yutkunmamışsan
İskelenin tepesinden türkü döken gurbetçi gence
Varolasın koçum benim diye el sallamamışsan
Bahar dalı gömleğiyle utangaç bir uçurtma
Bu ne şıklık delikanlım diye laf atmamışsan
Ve çapkınca bakmamışsan
Göğsü domur domur yeniyetmeye
Sesi bambam
Sesi ramazan topu
Kendini herkül sanan delikanlıyı
Yaştaşınmışcasına süzüp selamlamamışsan
Öpmemişsen gözlerine bakıp duran bir gözleri şenlikliyi
Yaşama itmemişsen iter gibi denize
Girmemişsen koluna bir yıkılmışın
Yalanla da olsa avutmamışsan umutsuzu
Su diyene bir avuç su
Bir yaralı parmağa işememişsen
Kolay gelsin dememişsen taş kıranlara
Günaydınsız bırakmışsan bahçe bezeyenleri
Eğilip koklamamışsan çitten gülen çiçeği
Bayram bayram donanmamışsan
Sevinciyle dostlarının
Acısını dostlarının
Yüreğinde duymamışsan
Kapı kapı dolaşmamışsan iş dilenerek
İşsizliğe düşmemişsen hakkım dedikçe
Ve bayraklı pankartlı yürüyüşlere
Halaylı horonlu grev şenliklerine
Katılmayı aşk gibi duymamışsan şuranda
Ağrın ağrım
Acın acım
Dememişsen insan kardeşlerine
Ve dilinin en görkemli
Ve dilinin bando-davul sövgülerini
Sıralayıp sallamamışsan deyyuslar saltanatına
Hangi yaşta olursan ol
Kardeşim
Kaptırıp gönlünü sevda fırtınasına
Evin yolunu şaşırmamışsan
Sende iş yok be kardeşim
Sen artık hapı yutmuşsun
Borçlusun sen ağaçlara kuşlara
Borçlusun sen trenlere otobüslere
Yağan kara esen yele borçlusun
Borçlusun sen herşeye
Gözdeki ışıltıya
Alındaki çizgiye
Eldeki şaşkınlığa
Borçlusun herşeye
Kardeşim
Yaşamın kendisine"
İyi ki doğdun Yaşar Kemal!
"Gel seninle bir cenup şehrinde buluşalım.
Ağaçlar çiçek açtığında,
Bahar güldüğünde,
Bir sel halinde yıldızlar
İçimize döküldüğünde.
Aşktan yana, iyilikten konuşalım."
103 yıl önce bugün | Yalnızca bir askerî zafer değil; aynı zamanda halkın özgürlük iradesinin ve bağımsızlık kararlılığının sembolü olan bu günde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve özlemle anıyoruz.
Halk ozanı, halkı hiç bir zaman eğlendirmez. Halk ozanı, halkı düşündürür, eğer düşünebiliyorsa bu halk... Ben burada size salt türkü söylemiyorum. Ben size mesaj veriyorum, mesajımı dinleyin.
Nesimi Çimen'in Sivas Katliamından bir gün önceki konser konuşmasından.