Bugün yapay zekanın en büyük riski işimizi elimizden alması değil, gerçeği elimizden alması. Sosyal medyadaki sahte içerikler iyice kontrolden çıkmadan regüle edilmeli.
Koçi Bey; Osmanlının gerileme sebeplerinden biri olarak "zengin ve başarılı insanların, gerizekalı evlatlarını sisteme entegre etmek için hukuk okuttuklarını ve çok fazla mezun olması sebebiyle hallerinin dilenciden beter olduğunu padişaha rapor olarak yazar."
Model ve müzisyen Jura, Kopenhag Moda Haftası sırasında podyumda Filistin bayrağı açmasının ardından sahneden indirildi.
🗣️Model Juda'nın sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım:
"Eğer şimdi İsrail’in tüm Filistin’i açlığa mahkûm etmesini kabul edersek, dünyanın en zenginlerinin sıradaki azınlığı soykırıma uğratmasını da kabul etmiş oluruz."
Yeni bir çekilişimiz var. Bu seferki kitap seçimim tamamen kasdî :)
Bu twiti rt yapan 1 kardeşimize bu iki kitabı birden hediye edeceğiz inşallah.
(Kitapları alabilecek maddi durumu olanların çekilişe katılmamaları rica olunur.)
Çekiliş inşallah birkaç güne açıklanacaktır.
FBI eski çevirmeni ve uzmanı Sibel Edmonds'un dün akşam yaptığı açıklamalar sonrasında YouTube hesabına yayın yasağı getirildi!
"Siz hâlâ seçim mi bekliyorsunuz?" sözleriyle dikkat çeken ve canlı yayında adeta çıldıran Edmonds'un değerlendirmelerini yorumsuz bırakıyorum 👇👇👇
Değerli dostlarım, bu bir kamu hizmetidir! Bu hizmetin daha fazla kişiyi ulaşması için RT yapabilirsiniz. 🌸
Türkiye Bilim Akademisinin (TÜBA) birçok yayınına aşağıda vereceğim linkten ücretsiz ulaşabilirsiniz.
Saygılarımla...
https://t.co/362d4tLasd
🔴 Manifest’in Netflix belgeselinin yapımını “Banijay” şirketine bağlı “Workerbee” üstlendi.
Banijay şirketi Siyonist Yahudi Jeff Zucker tarafından yönetiliyor.
Zucker, 7 Ekim sonrası İsrail’e desteğini açıklamıştı.
ÇEKİLİŞ!!!
İslâm Siyaset Düşüncesi Kitaplığımızı okurlarımızdan 3 kişiye hediye edeceğiz.
Katılım şartları:
-Hesabı takip etmek
-Gönderiyi retweet etmek
-Bir arkadaşını etiketlemek
Çekiliş sonuçları 16 Ağustos Pazar günü açıklanacaktır.
Allahi ve ayetlerini yok sayanlar
Fıtratın dışına çıkanlar
Erkeksiz Kadın
Kadınsız erkek Projesini uygulayanlar
Zalimlerdensiniz bilesiniz.👹
Ey insanlar!
Şüphesiz sizi bir ERKEK ile bir DIŞIDEN yarattık
Tanışasınız diye sizi KAVIM ve KABILELERE ayırdık
Hucuret 13
Boykot sürecinde kârlılığı azalan ve bundan dolayı önce influencerlarla yanıltıcı reklamlar yaptıran, ardından da “yerli” algısıyla uydurma markalar çıkarıp duran Unilever’in sahibi olduğu Algida’nın kaymaklı dondurma diye sattığı dondurmalarında malzemeden nasıl çaldığını şimdi bu görsel üzerinden sizlere aktaracağız.
Biri geçen yılın diğeri de bu yılın tüketim tarihine sahip aynı barkod numarasına sahip aynı ürün kapağını inceliyoruz. Ürünler aslında birebir aynı gibi görünüyor fakat detaylı bakıldığında Unilever’in reklam harcamalarını size dondurma diye sattığı bu üründeki kaymaktan çalarak karşılamaya çalıştığı anlaşılıyor. Geçen yıl satışa sunduğu üründe %9 oranında kaymak kullanan firmanın, bu yıl aynı gibi görünen ürününde kaymak oranını %6’ya düşürdüğü yani kaymağın 3’te birini paketten çıkarttığını görüyoruz. Bu haliyle son üründeki süt yağının da %5,5’ten, %4,5’e düşürüldüğü anlaşılıyor. Üründe ayrıca yine sessiz sedasız şeker oranı da arttırılıyor. Geçen yıl satılan üründe 100 gr’da 23 gr olan şeker miktarının bu yılki üründe 24 grama çıktığı görülüyor.
İşte reklamlarında premium ürün algısı yapanlar, reklam paralarını kaymak kaymak ürünlerinden böyle çıkarıyor!
Son model bir Mercedesin var, içine biniyorsun hayran kalıyorsun.
“Alman yapmış” diyorsun üstüne, takdir ve hayranlık uyandırıyor sende.
Ama bilimsel açıklaması var, yapan usta belli, fabrika belli, malzeme belli.
Bu seni hayranlığından etmezken doğadaki herhangi bir şeyin insani yeteneklerle yapılamayacağını bildiğin halde yaratıcısına “e bunun bilimsel açıklaması var” demek kadar angutça bir şey yok.
ÇOK SAYIN RTÜK VE @tcailesosyal YETKİLİLERİ...
Yakında Star TV'de yayınlanacak bu diziyi izleyecek olan genç kadınlara ve özellikle 18 yaş altı kızlara:
1-Yoksul genç kızlara "Çalışarak değil, zengin bir adam bularak kurtulursunuz" mesajı mı verecek?
2-"Şimdi onların hayatından payımı almaya geldim" sözüyle genç kızlara hangi yol gösterilecek?
3-Emek, eğitim ve alın teri yerine sınıf atlamanın başka yolları mı özendirilecek?
4-Yoksulluktan çıkışın yolu çalışmak değil de zengin erkeklerle aynı yatağa girmek olarak mı sunulacak?
5-Genç kızlar üzerinde "Lüks hayat istiyorsan bedenini ve kadınlığını kullan" algısı mı oluşturulacak?
6-Bu dizi genç kızların umutlarını eğitime mi, yoksa zengin erkeklere mi yönlendirecek?
Tarih boyunca, bir ülkenin %80'inin yok edildiği, nüfusun %100'ünün yerinden edildiği ve ölümlerin %50'sinin çocuklara ait olduğu bir savaş yaşanmamıştır.
Adını koyalım: BU BİR SOYKIRIM.
18 yaşında ki gençler 12 yıllık devlet eğitiminden sonra:
- ev inşa etmeyi bilmiyolar
- araba tamirinden anlamaz
- tarım hakkında hiçbir fikri yok
- ekonomik olarak cahil
- tarihsel olarak bilgisiz
- vücudumuzun nasıl çalıştığını bilmiyolar
- sağlıklı beslenme hakkında hiçbir fikirleri yok
- çoğu kronik depresyona girmiş
Yazar Ümit Gülbüz Ceylan:
◾Manifest'in ardından yeni bir grup peydah oldu. 7 erkekten oluşan Crush'la erkek çocukları üzerinden proje yapacaklar.
◾İlk konserinde arkada boykot ürünü olan Nestle vardı. Bu bir PR projesi.
◾Çocuklarınızı bunlardan koruyun.
Afganistán nunca fue el problema.
Irak nunca fue el problema.
Siria nunca fue el problema.
El Líbano nunca fue el problema.
Palestina nunca fue el problema.
Yemen nunca fue el problema.
Somalia nunca fue el problema.
Irán no es el problema.
El problema es un grupo de mercenarios que se considera la "raza elegida por Dios" con un "decreto divino sobre la tierra" que se extiende desde el Éufrates hasta el Nilo. Y están hundiendo a todo el mundo en la guerra, la deuda y la mentira con tal de conseguirlo.
El moderno estado de Israel es el problema.
Bu gördüğünüz Manifest'in menajeri Tolga Akış...
Sosyal medyada 15-20 bin arasında troll-bot ağıyla çok ciddi bir toplum mühendisliği faaliyeti yürütüyor.
Böyle geniş bir troll ağını en son FETÖ'de görmüştüm. Platformlar önlerini açıyordu ve sosyal medyada aşırı kalabalık görünüyorlardı.
Şimdi de Tolga Akış, büyük bir troll ağıyla sosyal medyayı domine ediyor.
Manifest'i piyasaya sürdüğü anda zaten kurulu olan bu ağ, ilk günden itibaren sahte övgü, sahte etkileşim, sahte gündem üretiyor.
Adları, sanları, başarıları yokken sürekli parlatılmaları ilk günler tepki çekti, "kim bunlar dakika başı haber oluyor diye" tepki yağdı.
Ama troll ağı öyle bir ısrarlı çalıştı ve haber sayfalarına öyle para aktı ki bu vasat tipleri 7/24 karşımızda görmeye başladık.
Günde 500 haber okuyorsam 250 tanesi Manifest ile ilgili ve artık mide bulandırıcı bir seviyeye geldi. Böyle bir dayatma ömrümde görmedim.
Manifest'i öven tüm tweetlere 15-20 bin bot beğeni basılıyor. Zeten övenler de yine sadece kendi açtıkları bot hesaplar.
B.k gibi bir danslarından 2 saniyelik kesit alıp "muazzam" yazıp 15-20k beğeni alıyorlar.
Hiçbiri güzel değilken "Zeynep şöyle güzel, Esin böyle şahane" yazıp yine 15-20k beğeni alıyorlar.
Sesleri kargadan halliceyken "sesine ölürüm" yazıp 15-20k beğeni alıyorlar.
X algortimasında da halkımızın etkileşim verme şekli açısından da bu imkansız. Kendileri çalıp kendileri oynarken bu şekilde ülkenin gündemine oturmaları korkunç. Bu, tehlikeli bir toplum mühendisliği.
Piyasaya çıkar çıkmaz Coca Cola'nın reklamında oynamaları da hedef kitlesi olarak çocukları belirleyip iç çamaşırlarıyla sahneye çıkmaları da tesadüf değil.
Oluşturulan sahte şöhret, hem haksız bir rekabete hem de dış destekli bir dizayna yol açıyor.
Benzer bir troll ağı, 5 gün önce piyasaya çıkan Manifest'in erkek versiyonu Crush için çalıştırılıyor. Onlarda da ne tip var, ne ses var, ne dans var. Hiçbir başarı, yetenek, görsellik olmadan onlar da aynı şekilde gündeme oturtuluyor.
5 gün önce kimsenin tanımadığı Crush grubuyla ilgili paylaşım ve yorumlara bakın kusabilirsiniz. Ölüyorumlar, bitiyorumlar, şahaneler yazıp binlerce beğeni alıyorlar. Resmen sosyal medya manipülasyonu ile halkın zevkleri ve tercihleri belirleniyor.
Bu her alanda kullanılabilir. Tolga Akış ve Manifest'in bu bot hesapları, Instagram ve X ile iletişime geçilerek acilen kapatılmalı.
Nereye hizmet ettikleri araştırılmalı ve yasaklanmalılar. Daha kötü niyetli çalışmalar ve provokasyonlar yapıldığında çok geç kalınabilir.
Devlet uyumamalı!
Öncelikle, Minos uygarlığı ne dil ne kültür olarak Yunan sayılıyor; bunu bir kenara koyalım.
Sonrasında Yunanların şu tarihi süreklilik iddiasını bir masaya yatıralım, hep başkaları mı Türklere yapacak? :)
- Şimdi efendim, modern Yunan kimliği, aslında birbiriyle taban tabana zıt olan Antik Helen mirası ile Bizans Ortodoksluğunun 19. yüzyıl ulus inşacılarının eliyle harmanlanmasıyla oluşturulmuş yeni bir kimlik.
- Antik dönemde Yunan olmak, genelde bir ırktan ziyade sanat, felsefe, hukuk, tiyatro ve agorayı temel alan bir yüksek kültürü ve yaşam biçimini ifade ediyordu. Fakat Ortodoks Hristiyanlığın ve Bizans'ın beraberce yükselişi, bu seküler, düşünen, soran, sorgulayan antik yaşam biçimini ve kültürü muazzam bir yıkıma (hem düşünsel hem fiziksel) uğrattı.
- Bizans imparatorları "pagan festivalidir" deyip olimpiyat oyunlarını yasakladı, felsefe okullarını kapattı, tapınakları yıktırdı (veya kiliseye çevirdi); hatta "Hellen" kelimesi yüzyıllar boyunca "pagan", "putperest", "imansız" gibi anlamlar kazandı, aşağılayıcı bir ifade olarak geçti. Bunun yerine Romaios (Romalı) kullanıldı. Yani Yunanlar kendine Yunan demeye (ya da tam terimiyle Hellenler kendine Hellen demeye) utanıyordu.
-Bizans, bir yandan Helenizmin kurumların yok ederken diğer yandan kendi teolojik ve felsefi altyapısını kurabilmek için Yunan dilini ve kavramsal mirasını korudu. Dil, kilise kurumunda korundu (sebeplerine girip konuyu dağıtmayalım). Tabii bu süreçte Yunanca, etnik bir grubun dili olmaktan çıktı; imparatorluğun resmi, idari ve dini ortak dili, lingua francası haline geldi. Antik Yunan ile hiçbir alakası olmayan Anadolu ve Balkan toplulukları önemli oranlarda Ortodoksluğa geçti ve Yunancayı benimsedi. Bizans ve Osmanlı egemenliği boyunca bu toplulukları bir arada tutan şey de öyle Antik Yunan genetiği, etnisitesi falan değil, Helenleştirilmiş bu Ortodoks kilisesi oldu. Zaten bu yüzden bugün çoğu Yunan için Ortodoksluk milli kimliğinin en önemli unsuru; ama diğer yandan işte bu Ortodoksluk hem antik mirasın içinden geçen hem de ortada pek de etnik bir süreklilik bırakmayan, nüfusu heterojen hale getiren etken.
- Ve 19. yüzyılda artık milliyetçilikler çağı başlarken ne oldu? Bizans'ın yarattığı "tahribatı" ve heterojen nüfusu perdelemeyi önceleyen bir ulus mühendisliğine girişildi. Yeni kurulan devlet, biraz da Batı Avrupa'nın Antik Yunan hayranlığını arkasına alabilmek için, aslında Bizans-Osmanlı dindarlığıyla yoğrulmuş ve farklı farklı kökenlerden gelen bu halka, antik filozofların torunları oldukları mitini aşıladı.
- Halkın dili, kültür ve dil mühendisliğiyle zorlama bir şekilde antik formlara yaklaştırıldı; köylerin, kasabaların, coğrafi bölgelerin isimleri antik adlarıyla (ne kadar uydurabildilerse) değiştirildi, hatta kamu binalarında neo-klasik mimari benimsendi. Neticede Bizans Ortodoksluğu ve Antik Yunan'ın zoraki senteziyle, çoğu Helenleşmiş bu farklı farklı topluluklar için yeni bir ulusal kimlik yaratıldı. Bunun dışında kalan veya bunu benimsemeyen/benimsemesi zor gruplara ya asimilasyon (Makedonlar, Arvanitler vs.) ya da katliam (Tripoliçe gibi hikâyelerle başlıyor zaten süreç) uygun görüldü.
Evet, bugün kendini Zeus'un torunu, Akhilleus'un bacanağı zanneden bu arkadaşların hikâyesi bundan ibaret.