Çok dardayım, Yâ Rabbi��
Senden başka iltica edeceğim bir kapım yok.
Senden başka beni kurtaracak yok.
Senden başka isteyeceğim bir kapı yok.
Vereceksen yine Sen vereceksin.
Kime gidebilirim ki?
Sana arz-ı hâlimdir, duamdır.
Sıkıntılarım Sana ayân, derdim Sana ayân.
Ben çok yoruldum.
Zelil oldum; Sen beni zelil etme.
Sen beni aziz kıl.
Yâ Rabbi…
Beni nefsimin eline bırakma.
Beni insanların insafına mahkûm etme.
Beni kapı kapı dolaştırma.
Kalbimi mahzun, yüzümü mahcup eyleme.
Yâ Fettâh…
Öyle bir kapı aç ki, açtığın kapıyı hiç kimse kapatamasın.
Öyle bir rahmet indir ki, onu hiç kimse engelleyemesin.
Öyle bir lütuf ihsan eyle ki, aklımın ve hayalimin erişemeyeceği yerden gelsin.
Sen, “Ona ummadığı yerden rızık verir.” buyuransın.
Ben de ummadığım yerden gelecek rahmetini bekliyorum.
Yâ Rezzâk…
Rızkımı genişlet.
Borçlarımı ödemeyi bana nasip eyle.
Hiç kimseye el açtırma.
Kimseye muhtaç etme.
��zzetimi koru.
Haysiyetimi muhafaza eyle.
Yâ Kerîm…
Boş çevirmeyeceğini bildiğim kapındayım.
Çünkü Sen, kulunu geri çevirince eksilmeyen, verince hazinesi tükenmeyensin.
Yâ Latîf…
İçimde kimseye anlatamadığım yangınları Sen biliyorsun.
Gece olunca döktüğüm gözyaşlarını Sen biliyorsun.
Sessizce ettiğim duaları Sen işitiyorsun.
Kalbimde taşıdığım yükleri Sen biliyorsun.
Ben anlatamasam da Sen biliyorsun.
Yâ Hafîz…
Üzerimdeki musibetleri kaldır.
Düğümlerimi çöz.
Darımı genişliğe çevir.
Korkumu emniyete, hüznümü sürûra, darlığımı ferahlığa tebdil eyle.
Yâ Kâdir…
Bir “Ol.” emrinle denizleri yaran Sensin.
Ateşi İbrahim’e serin ve selâmet kılan Sensin.
Yûnus’u balığın karnından çıkaran Sensin.
Eyyûb’a şifa veren Sensin.
Yûsuf’u kuyudan sultanlığa ulaştıran Sensin.
Benim de hâlimi bir anda değiştirmeye elbette kadirsin.
Yâ Rahmân…
Ümidimi Senden başkasına bağlamaktan Sana sığınırım.
Kalbimi yalnız Sana bağla.
Tevekkülümü yalnız Sana yönelt.
Rızamı Senin rızana bağla.
Yâ Ganiyy…
Beni kulların zenginliğiyle değil, Senin hazinenle zengin eyle.
Bana öyle ihsanlarda bulun ki, onları görünce “Bu ancak Allah’ın lütfudur.” demekten başka söz bulamayayım.
Yâ Mücîb…
Bu duayı reddedilenlerden eyleme.
Beni kapından eli boş döndürme.
Gözyaşlarımı rahmetine vesile kıl.
Aczimi rahmetine sebep kıl.
Fakrımı zenginliğine ulaştıran bir vesile kıl.
Bana öyle bir çıkış yolu ihsan eyle ki, sonunda yalnızca Sana hamd edeyim.
Ve o gün geldiğinde, yaşadığım bütün bu darlıklar için bile Sana şükredenlerden olayım.
Âmîn yâ Erhamerrahimîn…
Rabbim, darlığınızı ferahlığa, borcunuzu edaya, hüznünüzü sürûra, duanızı kabule vesile kılsın. Âmîn.
Ego: “Beni sevselerdi böyle davranmazlardı.”
Yüksek benlik: “İnsanlar öğrendikleri sevgi düzeyi kadar sevebilirler.”
Ego: “Değerimi görmediler.”
Yüksek benlik: “Değer, başkasının seni fark etmesiyle değil, senin neye izin verdiğinle belirlenir.”
Ego: “Bana bunu neden yaptılar?”
Yüksek benlik: “Birinin başkasına davranış biçimi, kendi iç dünyasının yansımasıdır.”
Ego: “En azından özür dileyebilirlerdi.”
Yüksek benlik: “Sorumluluk almak farkındalık ister ve herkes kendisiyle yüzleşebilecek seviyede değildir.”
Ego: “Hep ben daha çok verdim.”
Yüksek benlik: “Bu, beklentilerini ve sınırlarını gözden geçirmen gerektiğini gösterir, kalbini değil.”
Egon konuştuğunda savunmaya geçersin, yüksek benliğin konuştuğunda özgürleşirsin.
SÜREKLİ OLARAK DİK DUR !
* Gözlerin daima yukarıda olsun.
• Kendinle olan konuşmalarını kontrol et.
• Negatif konuşmaları hemen anında kes!
• Duygularını izle. Olumsuz duyguları vücudundan hemen at
• Her fırsatta derin nefes alıp ver. Burundan al uzun süre tut, ağızdan nefes ver.
• Hedeflerine odaklan. Hedefe ulaşıncaya kadar pes etme.
• Her zorluğun içindeki fırsatı gör. Daima umudunu koru. En zor durumlarda bile.
• Kararlı ol! En kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir!
• Kendine her durumda inan. Kimse sana inanmasa bile.
• Her zaman ŞİMDİ’ yi yaşa. Geçmişe takılıp kalma!
• Düşünme, sadece YAP!
• Cesur ol.
• Çözüme odaklan, sorunlara değil
• Doğru soruları sor.
• Geçmiş başarılarını hatırla. Ama onlara sığınma. Daha iyisini yap.
• Meraklı ol. Sürekli yenilikleri takip et.
• Kendini geliştirecek ve motive edecek kitaplar oku.
• Kendine inan. Kendine %100 inan.
• Sorunları birer meydan okuma olarak gör.
• İki işi yarım yapacağına, bir işi tam yap.
• Sabretmeyi bil.
• Her zaman farklı alternatiflerin olsun.
• Enerjik ol.
• Sorunu parçalara böl, öyle çöz.
• Çözüm dışındaki tüm alternatifleri sil.
• Sabah kalkarken o gün yapılacak işlere keyifle bak.
• İşleri oyuna çevir.
• Heyecanın diğer insanlara bulaşsın.
• Çalışırken şarkı söyle veya gülümse.
• Algılarını aç.
• Her sonunun bir çözümü vardır.
• Yaptığın işin en iyisini yap.
• Hakkını ara.
• İşleri teker teker yap.
• Daima dürüst ol.
• Sorunlarından kaçma – yüzleş.
Ve hep sevgide kal.. huzurla..📷
Allah'ı bıraktığında değil,
Allah'a bıraktığında iyileşirsin.
Ya Cabbar; ey kırıkları çokça onaran Rabbim,
Ucbur kesrâtina; bizim kırıklarımızı da onar🤲
DUYGUYU DİNLEMEK
'Duygular, yalnızca başımıza gelen hâller değildir; dünyaya karşı sorumluluk almanın yollarıdır.'
İnsan, duygularını çoğu zaman başına gelen şeyler sanır. Oysa duygular, kader gibi ansızın üzerimize çullanmaz, biz onlarla dünyaya doğru eğiliriz. Sevdiğimiz için yas tutarız, incindiğimiz için öfkeleniriz, kaybetmekten korktuğumuz için ürpeririz. Duygu, kalbin dünyaya verdiği cevaptır.
Duygular dünyaya karşı sorumluluk alış biçimlerimizdir. Ahlaki hayat duygular olmadan mümkün değildir. Merhamet söz gelimi, insanın dünyayla kurduğu bağın dilidir. Bu yüzden salt “soğuk akıl” ile iyi bir hayat kurulamaz; akıl, duygunun taşıdığı anlamdan mahrum kaldığında yönünü şaşırır.
İnsan duygularına bir pusula gibi bakmayı öğrenmelidir: Beni nereye çağırıyor, neyi işaret ediyor? Bu duygunun şimdi ve burada belirmesi neyin göstergesi? Hangi değerim sesini duyurmaya çalışıyor? Her duygu, insana doğru eğilen bir işarettir. “Buradayım,” der, “bakman gereken yer burası.”
Yas, keder, korku ve öfke çoğu zaman hastalık değil; hayatla temasın derinleştiği yerlerdir. Bu duyguları hızla ortadan kaldırmaya çalışmak, insanı acıdan değil, anlamdan yoksun bırakır. Çünkü duygusal derinlik olmadan ahlak kök salmaz; erdem onsuz filizlenmez. Duygu, insandan insana uzanan bir anlam köprüsü, bizi hem kendimize hem başkasına yaklaştıran sessiz bir çağrıdır.
O halde duyguyu dinle, izleri takip et. Duyguya sadakat, değerlerine ve kimliğine de sadakattir.
Neden o kızın yanına gidip selam veremiyorsun?
Neden sunum yaparken elin titriyor?
Neden "Millet ne der?" diye hayallerinden vazgeçiyorsun?
Çünkü sanıyorsun ki; bir odaya girdiğinde herkesin gözü senin üzerinde.
Cornell Üniversitesi'nde bir deney yapıldı. Bir öğrenciye üzerinde utanç verici bir resim olan (Barry Manilow) tişört giydirip kalabalık bir sınıfa soktular.
Öğrenciye sordular: "Sence sınıfın yüzde kaçı tişörtünü fark etti?" Öğrenci: "En az %50'si kesin gördü, rezil oldum" dedi.
Gerçek sonuç neydi biliyor musun? Sınıfın sadece %10'u fark etmişti. Kimsenin umurunda değildi. Herkes kendi derdindeydi.
Buna "Spotlight Effect" (Sahne Işığı Etkisi) denir.
Senin "Utangaçlık" veya "Sosyal Fobi" dediğin şeyin kökünde aslında muazzam bir KİBİR yatar.
Kendini o kadar önemsiyorsun ki, dünyanın senin etrafında döndüğünü, herkesin işi gücü bırakıp senin kılığını, konuşmanı, hatanı izlediğini sanıyorsun. Uyan.
Kimsenin umurunda değilsin.
Herkes kendi filminin başrolü, sen onların filminde sadece bir figüransın.
Rezil olmaktan korkma, çünkü kimse seni hatırlamayacak.
Bu acı bir gerçek değil, bu senin ÖZGÜRLÜK BİLETİN.
Kimse izlemiyorsa, istediğin gibi oyna.
He korkaksan zaten onun çaresi bende yok.
Keyfin bilir. Otur ve korkaklığınla yaşamaya devam et.
Veya cesur ol, yapman gerekenleri yap.
bugüne kadar ıskaladığım tek bir manifestim bile olmadı. bu şanstan ziyade sistemi doğru okumakla ilgili.
gelin “manifestlerim neden olmuyor?” konusunu bi inceleyelim.
1 ~ açlık enerjisiyle çekim yapılmaz: öncelikle ilk bilmemiz gereken şey bu. bir şeyi çok istemek bende bu yok diye bağırmaktır. muhtaç olduğun an o şeyi kendinden itersin.
2 ~ sinyal kirliliği: günde 10 dakika hayal kurup kalan 23 saat şikayet ediyorsan, kaygılıysan o 10 dakikanın hükmü koca bir SIFIR. zihnini en çok hangi duygunun üzerinde tutuyorsan hayatın o duyguya dönüşür.
3~ boşluk yaratmak: eskisini çöpe atmadan yenisi gelmez. dolabın ağzına kadar eski kıyafetle doluyken yeni bir şey alamazsın. seni tüketen insanları ve alışkanlıkları masanda tutarken “hayatım değişsin" demek sadece kendini kandırmaktır. boşluk yaratmayana yeni bir şey verilmez.
Bu yazı 115 milyon görüntüleme almış. Özetle diyor ki:
İnsanlar genelde hayatlarını değiştiremez çünkü sadece alışkanlıklarını değil, o alışkanlıkları üreten bakış açısını ve kimliği değiştirmeleri gerektiğini fark etmezler. Gerçek değişim; neyi istemediğini net görmek, neden aynı yerde kaldığını dürüstçe kabul edip hayatı küçük ama sürekli adımlarla yeniden düzenlemekle mümkün.
“Hayatta belirli bir sonucu istiyorsan, o sonucu üreten yaşam tarzına çok önceden sahip olman gerekir.”
Bir hedefe ulaşmak istiyorsanız, o hedefe ulaşanların alışkanlıklarını ve yaşam tarzını karakter haline getirmelisiniz.
Alın size altın değerinde bi taktik; neyi bekliyorsanız beklemeyi bırakın o şey hakkında hiç konuşmayın hatta düşünmeyin bile. Beklemeyi bıraktığınız her şey nasıl ayağınıza kadar hızla geliyor göreceksiniz. Deneyin.